YAĞIZ KEBAP Enes Akbal Optik

ANASAYFA l AKINCI’DAN YÖK’E TAVSİYELER

17.01.2018 Çarşamba - 18:08

Enes Akbal Optik

Eğitim Bir Sen Kocaeli 2 Nolu Şube Başkanı Doç Dr.Abdulvahap Akıncı basın açıklaması gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yardımcı Doçentlik kadrosunun kaldırılması ve doçentliğe yükselişin kolaylaştırılmasına yönelik yapmış olduğu açıklama ile ilgili konuşan Akıncı, “Doçentlikten Profesörlüğe geçişin önündeki 5 yıl bekleme şartının da kaldırılması gerekir” diye konuştu
Akıncı, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Yardımcı Doçentlik kadrosunun kaldırılması ve doçentliğe yükselişin kolaylaştırılmasına dönük yapmış olduğu açıklama sonrasında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) harekete geçti ve bir çalışma yaparak hükümete ulaştırdı. Bu yapılan çalışmalara dönük olarak ise 13 Ocak 2018’de ‘Yardımcı Doçentliğin Kaldırılması’ ve ‘Doçentlik Süreçleri ile İlgili Sorular’ başlıklı bir açıklama yayınlamıştır. Söz konusu açıklamalar, YÖK’ün söz konusu alanlar ile ilgili bir tasarı hazırlamış olduğunu göstermektedir” dedi.

‘YAP-BOZ SİSTEMİ İLE HAREKET EDİLMEMELİ’

“Yapılmış olan çalışmalarda ortak aklın dikkate alınması bir zorunluluktur” diyen Akıncı, “Türkiye’nin en önemli sorunu olan eğitime dönük bu kadar köklü bir değişiklik yapılırken, sivil toplumun ve diğer paydaşların görüş ve katkılarını almadan hareket edilmemelidir. Aksi durumda alınan kararların bir süre sonra arzu edilen sonucu vermediği görülmekte ve yeniden bir düzenleme yapılması yoluna gidilmektedir. Eğitim alanında yap-boz yöntemi ile hareket edilmemelidir” diye belirtti.

‘SÖZLÜ SINAVIN KALDIRILMASI GEREKİYOR’

“Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu’nun yetkili sendikası olarak, YÖK tarafından yapılan açıklamalardan yola çıkılarak şu ilk değerlendirme ve tekliflerde bulunuyoruz” diyen Akıncı, “Bizim eskiden beri üzerinde durduğumuz en temel nokta, akademik yükseltme sisteminin evrensel olarak kabul gören nesnel ve ölçülebilir kıstaslara bağlayan bir sistemin kurulmasının zorunluluğudur. Daha önceki dönemlerde yaptığımız açıklamalarda da belirttiğimiz gibi, öznel ve ideolojik yaklaşımların kapısını açan doçentlik sözlü sınavının kaldırılması gerekmektedir. Bu yöndeki talebimizin karşılık görmüş olduğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Doçentlik ile ilgili sürecin merkezi olarak yürütülmesi bir zorunluluktur. Fakat yapılacak düzenlemelerin hakkaniyetli bir şekilde işletilmesi için de iyi bir denetim sağlamalıdır” şeklinde konuştu.

‘HOCALAR KURBAN EDİLMEMELİ’

Konuşmasının devamında Akıncı, “Doçentlikte yapılan Eser İncelemesi belli sorunları içinde barındırmaktadır. İdeolojik ve öznel değerlendirmeler Eser İnceleme Aşamasında da kendini göstermektedir. Eser incelemede esas alınacak kriterlerin net olması ve hocaların ideolojik tavırlarına kurban edilmemesi gerekir. Eser İncelemesi içinde de iki aşamalı bir değerlendirme söz konusudur. Bunlardan ilki olan ‘Asgari Koşullara Uygunluk’, yazılan eserlerin sayısı ve toplanan puanlara yöneliktir. Uygulamada çok sıkıntılı olabiliyor. Makaleleri hakemler farklı puanlar ile değerlendirebiliyorlar. Hakemin biri 26 puan verirken diğeri 5 puanı uygun görebiliyor. Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) tarafından belirlenmiş olan kriterlere hocalar uymayabiliyorlar. Yeni sistemde bu konuda bir çözüm üretilmelidir. Hangi eserin kaç puan olacağı konusunda hocalara takdir yetkisi tanınmamalıdır” diye belirtti.

‘ÇALIŞMALAR YETERSİZ BULUNABİLİR’

“Eser İnceleme Sürecinde en sıkıntılı olan nokta ise ‘Bilimsel İnceleme’dir” diyen Akıncı, “Siz ne kadar yayın yaparsanız yapın, değerlendirmeyi yapan sayın jüri üyeleri hiçbir makul gerekçe göstermeden sizin çalışmalarınızı yetersiz bulabilir. Önerimiz şudur; somut ve nesnel bir şekilde belirtilen kriterlerin sağlanıp sağlanmadığına dönük bir incelemenin yapılması fakat içeriğe dönük olarak jürilere değerlendirme hakkının tanınmaması. İçerik değerlendirmesi yapıldığında işin içine ideolojik ve öznel yaklaşımlar girebilmektedir” diye konuştu.

‘OLUMLU AMA YETERSİZ’

Akıncı, “Doçentlik için zorunlu olan yabancı dilde 65 puan alma konusunda atılan adımı olumlu buluyoruz. Taslakta 55 puan olarak belirtilmiş olması birçok akademisyen açısından olumlu ama yetersiz bulunmaktadır. Türkiye bir müstemleke ülkesi olmadığına göre, yabancı dil şartı konması doğru değildir. Yabancı dil sınavlarında yüksek puan alan fakat yabancı dilde ders veremeyecek çok sayıda akademisyen olduğu gerçeği dikkate alınırsa, dil şartının sadece işkence işlevi gördüğünü söylemek mümkün olabilir. Yine taslakta mevcut yardımcı Doçentlerin ‘Doktor Öğretim Görevlisi’ kadrosuna aktarılacağına dönük açıklama, akademisyenlerde huzursuzluğa ve yapılan olumlu yöndeki düzenlemenin bir tenzil-i rütbe olarak algılanmasına neden olmaktadır. Bu konudaki teklifimiz ‘Doktor Öğretim Üyesi’ kadrosu olarak düzenlenmesidir” şeklinde konuştu.

‘BİR ADIMIN ATILMASI ZORUNLUDUR’

Sözlerinin devamında Akıncı, “ÜAK tarafından verilecek Doçentlik belgesi sonrasında atamanın üniversitenin takdirine bırakılması yönündeki teklifin üzerinde düşünülmelidir. Üniversitelerde Rektörler fazlasıyla güçlü konumdayken, atamalarda da yetkiyi onlara verdiğimizde, akademisyenlerin özerklikleri daha da kısıtlanmış olacaktır. Rektörlerin bireysel yaklaşımları çok sayıda akademisyeni mağdur edebilir. ÜAK tarafından Doçentlik belgesi verildikten sonra atamaların otomatik olarak yapılması hem hak kaybını ortadan kaldıracak, hem de daha özgür ve özerk akademisyenlerin varlığını garanti edecektir. Söz konusu düzenlemenin daha anlamlı olabilmesi için, öğretim üyelerinin mali yönden daha iyi şartlara sahip olmasına dönük bir adımın atılması zorunludur. Ar-Ge faaliyetlerinin daha fazla desteklenmesi gerekir. Bir çok akademisyen, yeşil pasaporta sahip olmadığı için yurtdışı bilimsel faaliyetlerde zorluk yaşamaktadır. Bu konuda da gerekli düzenlemenin yapılması elzemdir” dedi.

‘PROFESÖRLÜĞE GEÇİRİLMELİDİR’

Son olarak Akıncı, “Rektör, Rektör yardımcısı, Dekan ve diğer yönetim kadroları için Profesör olma şartını kaldırmak gerekir. Bu yöntem üniversitelerde gelişen Profesör hegemonyasının ortadan kaldırılmasına katkı sağlayacaktır. Yardımcı Doçentlerin Doçent olmasının kolaylaştırılması iyi bir adım olacaktır ama sorun sadece doçentliğe yükseliş yönteminde değildir. Doçentlikten Profesörlüğe geçişin önündeki 5 yıl bekleme şartının da kaldırılması gerekir. Bilimsel çalışmaları yeterli olan Doçentler, hızlı bir şekilde Profesörlüğe geçirilmelidir” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.






 https://www.yenikocaeli.com/
hikmet