CHP Kocaeli 37. Olağan Kurultay Delegesi Fahrettin Aktaş, yaptığı kapsamlı değerlendirme metninde Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel misyonuna, örgüt kültürüne ve demokratik işleyişine ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. Aktaş’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “CHP'nin Tarihsel Kimliği, Siyasi Sorumluluk ve Örgüt Kültürü
Cumhuriyet Halk Partisi, sıradan bir siyasi parti değildir. Kurtuluş Savaşı'nın zorlu koşullarında şekillenmiş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimlerini rehber edinmiş, Cumhuriyet'i kuran ve 103 yılı aşan köklü geçmişiyle Türkiye'nin en önemli siyasal kurumlarından biridir. Bu nedenle CHP'yi değerlendirmek, yalnızca güncel siyasi tartışmalar üzerinden değil, tarihsel misyonu ve kurumsal kimliği üzerinden yapılmalıdır.
PARTİYE ZARAR VERİR
Böylesine köklü bir partide görev alan herkes; söylem ve davranışlarında sosyal demokrat siyasetin gerektirdiği olgunluğu ve sorumluluğu taşımak zorundadır. Siyaset, öfkenin ve sokak jargonunun değil; aklın, nezaketin, hukukun ve çözüm üretme iradesinin alanıdır. CHP'yi temsil eden kadroların kullandıkları dil, yalnızca kendi kişiliklerini değil, partinin kurumsal kültürünü de yansıtır. Toplum, Cumhuriyet Halk Partisi'nden kavga dili değil; umut, güven ve çözüm beklemektedir. Bir sosyal demokrat partinin en büyük gücü, toplumu ayrıştıran söylemler değil; birleştirici, kapsayıcı ve demokratik bir anlayıştır. Bu nedenle kişisel hırslar uğruna yapılan polemikler, manipülasyonlar ve kamuoyunu yanıltan açıklamalar, partiye kazanç değil zarar verir.
YURTTAŞ OLMAK
Ne yazık ki zaman zaman okuduğunu doğru değerlendiremeyen, olayları bilinçli ya da bilinçsiz şekilde çarpıtan bazı yöneticiler, yerel temsilciler kişisel hesaplarını partinin çıkarlarının önüne koyabilmektedir. Oysa CHP'nin tarihi, kişisel çıkarların değil, ülke çıkarlarının tarihi olmuştur. Bu anlayıştan uzaklaşıldığında zarar gören yalnızca parti değil, aynı zamanda Türkiye'de demokrasiye umut bağlayan milyonlarca yurttaş olmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi, sokak jargonuyla yönetilemez. Bu parti, düşünceyi bilgiyle besleyen, eleştiriyi ilkelere dayandıran ve çözümü ortak akılda arayan bir siyasal gelenekten gelmektedir. Sosyal demokrasinin özü; hukukun üstünlüğünü savunmak, insan haklarını korumak, eşitliği ve sosyal adaleti güçlendirmek, demokratik değerlere her koşulda sahip çıkmaktır. Aynı zamanda antidemokratik girişimler karşısında geri adım atmayan, ilkesinden taviz vermeyen bir duruş sergilemektir.
İLKELERE BAĞLI SİYASET
Parti içerisinde zaman zaman çeşitli çıkar ilişkileriyle makam sahibi olan kişiler bulunabilir. Ancak tarih göstermiştir ki bu tür anlayışlar kalıcı değildir. Makamlar geçicidir; kalıcı olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal hafızası ve Cumhuriyet'e olan bağlılığıdır. Görev süresini kişisel hesaplaşmalarla geçirenler, geride kırgınlıklar, örgütsel dağınıklık ve güven kaybı bırakırlar. Böyle dönemler, partiye zaman kaybettirmekten başka bir sonuç doğurmaz. Bugün ihtiyaç duyulan şey; kişilere bağlı siyaset değil, ilkelere bağlı siyaset anlayışıdır. CHP'nin gerçek gücü, farklı görüşlerin ortak akıl etrafında buluşabilmesi, örgüt kültürünü koruyabilmesi ve Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefinden sapmadan yoluna devam edebilmesidir.
ORTAK SORUMLULUKTUR
Cumhuriyet Halk Partisi'nin geleceği; kutuplaştırıcı söylemlerde değil, örgüt içi dayanışmada, liyakatte, demokratik katılımda ve toplumun tüm kesimlerine güven veren siyaset anlayışındadır. Çünkü CHP, günü kurtarmak için kurulmuş bir hareket değil; Cumhuriyet'i kuran ve geleceğe taşıma sorumluluğunu üstlenen büyük bir çınardır. Bu çınarın gölgesini büyütmek de, onu yıpratmak da o çatının altında siyaset yapan herkesin ortak sorumluluğudur. Sonuç olarak; Cumhuriyet Halk Partisi, kuruluş kodları gereği hiçbir antidemokratik girişim karşısında teslim olmayan, demokrasiye, hukuka ve halk iradesine bağlı bir siyasal gelenektir. Partimizin ana gövdesini oluşturan üyelerimizin aktif katılımıyla, örgüt iradesini yansıtan demokratik bir Kurultayın en kısa zamanda gerçekleştirilmesi; CHP'nin tarihsel sorumluluğuna bağlılığın önemli bir göstergesidir.”