Genel seçimin kenara bırakılıp yerel seçim hesaplarının yapılmaya devam edildiği Kocaeli siyasetinde kartlar her gün yeniden dağıtılıyor.

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın da önümüzdeki dönemin siyasi denklemine bugünden müdahale etmeye çalışıyor.

İzmit’te yıllardır “Fatma Kaplan Hürriyet’i görmezden gelme” taktiğini uygulayan Büyükakın’ın radarına 2024 seçimlerinden sonra Ahmet Çalık ve Sertif Gökçe girdi.

İki başkanla da basında “özlenen görüntüler” diye servis edilen o nezaket dolu kareleri veren Büyükakın, Çalık’ta Büyükşehir potansiyelini bulamamış olacak ki rotayı doğrudan Gökçe’ye kırdı.

Önce nezaket gitti, yerine verip veriştirmeler geldi.

İlk olarak danışma kurulunda “Sertif Gökçe’yi de kervana dahil ettiler” diyen Büyükakın, Gebzeli meslektaşlarımızla yaptığı toplantıda da Gökçe’yi başarılı bulmadığını söylemişti.

Daha sonra yine vites yükselten Büyükakın “Büyükşehir’i rüyasında görür” çıkışıyla kentte sakinliğiyle bilinen ve bu nedenle polemiklerle gündeme gelmeyen Gökçe’yi iyiden iyiye oyunun içine çekmeye başladı.

Mesele Sertif Gökçe’nin şahsı mı?

Hiç sanmıyorum.

Daha önce defalarca Fatma Kaplan Hürriyet’i Ekrem İmamoğlu’na benzeterek İzmit’te aynı siyasi modeli uygulamaya çalıştığını, hatta zaman zaman CHP örgütünü bile ikinci plana ittiğini konuştuk.

Peki ya Büyükakın?

Kendisini de bu kentin Erdoğan’ı olarak nitelendirmek yanlış olmaz.

Çünkü AKP Kocaeli tamamen Büyükakın’ın eline bakıyor.

Büyükakın, yalnızca hizmet üreten değil, siyasi dengeleri belirleyen ve gündemi şekillendirmeye çalışan bir belediye başkanı.

Şimdi buna yeni bir özellik daha ekledi.

Erdoğan taktiği diyebileceğimiz bir hamle…

Rakibini kendisi belirliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllarca siyasetini biraz da kendi seçtiği rakipler üzerinden kurdu.

Bugün Büyükakın’ın da benzer bir arayış içinde olduğu görülüyor.

Bu yolda da karşısında görmek istediği isim Fatma Kaplan Hürriyet değil, Sertif Gökçe.

Bu yüzden de pres üstüne pres yapıyor.

Son hamle ise “Gönül isterdi ki aynı partide olalım” çıkışı oldu.

Peki ya üstüne bu kadar oyun oynanmasına rağmen Sertif Gökçe ne yapıyor?

Beğenelim ya da beğenmeyelim…

Fatma Kaplan Hürriyet yıllardır kavga ederek CHP’nin varlığını göstermeye çalıştı.

Yaptıklarını desteklediğim için söylemiyorum.

Yanlış ya da doğru bulduğum için de söylemiyorum.

Ama mevzu iktidarı rahatsız etmekse, bunu sonuna kadar başardı.

Haliyle Büyükakın’ın seçtiği rakip o olmadı.

Tam aksine, ılımlı siyaseti ve yumuşak yüzüyle Sertif Gökçe ön plana çıktı.

“Gönül isterdi ki aynı partide olalım. Aynı partide oluruz, Hizmet Partisi” sözlerinin sarf edildiği Derince Çınarlı İçmesuyu Arıtma Tesisi tanıtım programında Gökçe söz dahi almak istemedi.

Bunu bizzat programın sunucusunun mikrofondan canlı yayında duyurmasını geçtim…

Gökçe’den sonra konuşan Büyükakın’ın onu adeta kendi partilisiymiş gibi göstermeye çalışması da ayrı bir skandaldı.

Merak ediyorum…

Gökçe o gün Büyükakın’ın, cezaevinde bulunan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na gönderme yaparak “Biz temel atmama programı yapmıyoruz” sözünü nasıl dinledi?

Tahir Büyükakın’ın “Aynı partide oluruz” sözünü içine nasıl sindirdi?

E bir de kürsüde rozet taksaymış!

Sadece hizmet almak için bu kadar hor görülmeyi, bu kadar yok sayılmayı kabul etmek bir CHP’li belediye başkanına yakışıyor mu Sayın Gökçe?

Hizmet dediğiniz şey lütuf değildir.

Bir belediye başkanının başka bir belediye başkanına ihsan ettiği bir ayrıcalık hiç değildir.

O hizmeti varın alamayın…

Ya da söke söke alın.

Ama siyasi kimliğinizi ve size oy veren binlerce insanın iradesini, Büyükşehir’e şirin görünme politikalarına meze etmeyin.

Çünkü günün sonunda Tahir Büyükakın’ın da dediği gibi:

“Bu belediyeler kimsenin babasının malı değil.”

Ne Büyükakın’a mirastır…

Ne de sizin sessizce teslim edeceğiniz bir emanettir.

Kocaeli siyaseti öyle bir yer ki, figüran olmayı bir kere kabul ederseniz, bu kentte sizi başrole hiçbir zaman oturtmazlar.

Elinizi verir, kolunuzu kaptırırsınız.

Benden söylemesi…