Merhaba,

Siyasetin uzun zamandır çok dar bir alana, belirli kalıplara ve sığ tartışmalara sıkıştığını görüyoruz. Toplumun “gerçek” sorunlarına çözüm bulması gereken siyaset, yankı odasına, sadece kendi varlığını sürdürmeye çalışan hantal bir mekanizmaya dönüştü. Kelimeler tükendi, kavramların içi boşaldı ve en acısı, insanlarda “ne değişecek ki?” duygusu kökleşti. Siyasetin bu sıkışmışlığı, en çok da geleceğe dair bir söz söylemek isteyen bizim kuşağımızın omuzlarında bir yük.

***

Sıkça duyduğumuz bir serzeniş var; “Gençler, siyasetten uzaklaşıyor, apolitikleşiyor.” Ben bu tespite katılanlardan değilim. Gençler siyasetten değil, statükodan, dünün ezberlerinden ve kendilerine sadece birer “figüran” muamelesi yapan anlayıştan uzaklaşıyor. Akranlarımın yüzündeki o sessiz ve gerçek kaygıyı gören ve bizzat yaşayan biri olarak bu satırları kaleme alıyorum. Karşınıza sadece “merhaba” demek için değil, bu sütunda gündelik siyasi polemiklerin ötesinde güvencesizliği, gençlerin geleceksizliğini, dünya siyasetinin dönüşümünü, kent hakkını, emeğin, üretimin ve sokağın sesini konu etmek için çıkıyorum.

***

Siyasetin sadece yüksek kürsülerden ifade edilen bir retorik olmadığını birçok kez tecrübe ettik. Genç bir siyasetçi olarak benim derdim, o kürsülerin uzağında kalan, sesi o gürültüde bastırılan insanların hikâyesini konuşmak ve biliyorum ki, siyaseti sarmalayan bu düğümün çözümü, Kocaeli gibi üretimin, emeğin ve her şeye rağmen umudun diri olduğu kentlerin kılcal damarlarında gizli. Türkiye’nin önündeki tıkanıkları aşacak olan reçetenin de bu olduğuna inanıyorum. Kocaeli bu açıdan çok önemli. Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel tüm potansiyelini bünyesinde barındıran bu kenti okuyamayan, anlayamayan Türkiye’nin yarınını tasarlayamaz.

***

İşte bu yüzden, yola çıktığım yerin ve sırtımı yasladığım mirasın farkındayım. Bu toprakların en ümitsiz anında, gençliğe ve geleceğe inanarak yepyeni bir ufuk açan Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucu değerlerini, değişen dünyanın dinamikleriyle yeniden yorumlamak zorundayız. Bu köşede, o kurucu ruhun devrimci ve yenilikçi karakterini rehber edinerek, her hafta bu kentin ve ülkenin gerçeklerini konuşmaya devam edeceğim. Ne dünün ezberlerine teslim olacağız ne de yarının getirdiği zorluklar karşısında sessiz kalacağız.

Kelimelerin gücüne, ortak aklın ferasetine ve bu kentin insanına inanarak...

Yeni yazılarda buluşmak üzere, merhaba.