“A Milli Takım, genç ve yetenekli kadrosuyla turnuva öncesinde önemli beklentiler oluşturdu. Ancak saha içindeki yanlış tercihler, hücumdaki üretkenlik sorunu ve baskı altında yapılan hatalar bu potansiyelin sahaya yansımasını engelledi. Sonuç olarak beklentilerin aksine grup aşamasında alınan kötü sonuçlarla turnuvaya erken veda edildi ve büyük bir hayal kırıklığı yaşandı.”
Tam 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandık. Ancak maalesef oynadığımız ilk iki maçta aldığımız mağlubiyetlerle adeta bavulları erkenden topladık. Artık futbolcu arkadaşlar da büyük ihtimalle “Tatili nerede yapsak?” planlarına başlamışlardır.
Bu kadar ruhsuz ve isteksiz bir Milli Takım uzun zamandır görmemiştim. Neredeyse iyi oyuncumuz yok gibiydi. Hakan Çalhanoğlu ve Arda Güler büyük hayal kırıklığı yarattılar. Inter ve Real Madrid formalarıyla gösterdikleri performansın yanına bile yaklaşamadılar. Mücadele yok, pres yok, sorumluluk alma isteği yok.
Bir kulübün başkanlık seçimi sürerken Hakan ve Melih’in transfer görüşmeleri yaptığı konuşuluyor. Milli takım kampında buna nasıl izin veriliyor? Haiti gibi futbol dünyasında mütevazı bir ülke bile sahada sonuna kadar mücadele ederken, bizim futbolcularımız adeta döküldü.
Banka reklamı, jilet reklamı, gofret reklamı derken geldik bu noktaya. Yurt dışından berber getirmeler… Sanki Dünya Kupası’na değil de Paris Moda Haftası’na gitmiş bir takım izledik. Balık baştan kokar.
En büyük sorumlulardan biri de hiç şüphesiz Montella. Dünyada taktik disiplin denildiğinde akla ilk gelen ülkelerden biri İtalya’dır. Montella da bir İtalyan teknik adam. Peki bizim milli takımımızın sahadaki taktik planı neydi?
Kerem Aktürkoğlu ilk maçta etkisizdi. İkinci maçta yine ilk 11’de başlamasının mantığı neydi? Elinizde Barış Alper var, Can Uzun var, farklı alternatifler var. Buna rağmen aynı hatalarda ısrar edildi.
Ancak sadece teknik direktörü değiştirerek bu sorunlar çözülmez. Türkiye Futbol Federasyonu da bu başarısızlığın en büyük sorumlularından biridir. Futbolu, futbolu bilen insanlar yönetmeli.
Federasyon olarak UEFA ve FIFA’da neredeyse hiç temsil edilmiyoruz. Yabancı dil bilgisi yeterli mi, uluslararası ilişkilerimiz ne durumda, bunlar da ayrı soru işaretleri. Organizasyonel anlamda çok ciddi eksikler var.
Buraya neden psikologla gelmedik? Neden daha erken gelmedik? Neden Arizona kampını kabul ettik ve değiştiremedik? Böyle konularda neden söz sahibi olamıyoruz? Bütün bunlar sadece teknik direktör değiştirilerek çözülemez. Daha büyük ve daha ciddi bir yapılanmaya ihtiyaç var.
“Başkan gitsin, başkan gelsin” demiyorum. Federasyonun daha liyakatli, daha güçlü ve uluslararası alanda etkili bir organizasyona dönüşmesi gerekiyor. Diplomasi bilen, futbolun içinde olan insanlara ihtiyaç var.
El Salvadorlu bir hakemin bizim maçımızı yönetmemesi gerekirken geçmişte maçlarımıza Pierluigi Collina gibi dünyanın en elit hakemleri gelirdi. Bu da güçlü diplomasiyle olur. FIFA’da temsilcimiz yok, UEFA’da temsilcimiz yok. Bunun sonuçlarını sahada da yaşıyoruz.
Son olarak futbolcu arkadaşlara birkaç söz söylemek istiyorum. Maçtan bir gün önce çıkıp “Bir maç kaybettik, sosyal medyada saçımıza, bıyığımıza kadar eleştiri geldi.” diyorsunuz. Kusura bakmayın ama milyonlarca insanın gözünün önündesiniz. Hareketlerinize, açıklamalarınıza ve yaşam tarzınıza dikkat etmek zorundasınız.
Siz milyon eurolar kazanıyorsunuz. A’dan Z’ye her şeyiniz sponsorlarla çevrili. Bu ülkede ise asgari ücretle çalışanı, memuru, işçisi, öğrencisi ve emeklisi sizden sadece yüzünü güldürmenizi bekledi. Siz kazansaydınız kimsenin cebine para girmeyecekti ama insanlar mutlu olacaktı. Bazen bir galibiyetin verdiği moral bile yeterlidir.
Bu nedenle TFF başkanından teknik direktöre, futbolculardan teknik ekibe kadar herkesin bu ülkenin insanına bir özür borcu vardır.
Artık yeniden yapılanmanın zamanı geldi. Bu federasyon anlayışıyla, bu yönetimle ve bu teknik ekiple bu işin yürümeyeceği ortada. Görünen o ki futbolcular ne hocaları için ne Türkiye için ne de kendileri için oynadılar. Sanki “Bitse de tatile gitsek, bu Dünya Kupası da nereden çıktı?” der gibiydiler.
Biz destan beklerken, bize sadece hüsran kaldı.
Yorumlar
Serif - Liyakatsız kişiler futbolu yönetirse Sonuç bu olur maalesef ülkemizde Senin adamın Benim adamım olduğu müddetçe bir hiçbir konuda ilerlemeyiz görüldüğü gibi sıfır Çekerek yurdun insanlarını üzerek geri döneriz Lütfen artık liyakatli insanlar göreve gelsin