Efendim malumunuz dışarıdan oldukça durgun görünen AKP teşkilatları içeriden içeriden fena kaynıyor.
Herkes patlama noktasına gelmiş, parti adeta ikiye bölünmüş durumda.

Bir tarafta yıllarca “bizim çocuk” denilerek sırtı sıvazlanan fedakarlar, diğer tarafta ise hamuduyla götürüp kendini partinin gizli patronu ilan edenler...
Bir taraf hala “dur oğlum, yapma oğlum” diyerek sindirilirken, öteki tarafta el altından ihale dağıtanlar, tehditle, şantajla, sahte hesaplarla itibar suikastı yapanlar kesesini doldurmaya devam ediyor.
Peki, sormak lazım: Bir tarafa sürekli "dur" diyen irade, öteki tarafa neden alabildiğine yol verir?
Bugünlerde bana dert yanan, “Allah razı olsun senden, bunları nihayet biri yazdı” diyen taban, acaba AKP Kocaeli İl Başkanı Şahin Talus’a neler diyordur?
Sahi Başkan, siz bu dertli insanları koltuğunuzda hangi cümlelerle geçiştiriyorsunuz?

Yarın Sayın Talus meslektaşlarımla bir basın açıklaması düzenleyecek. Kendisi, bir il başkanına kıyasla toplantıları fazla kısa tutan ve soru alırken gözle görülür şekilde gerilen birisi.
Ancak ben “konuşulamayanların konuşulması” taraftarı olan o gazetecilik tutumumu sürdüreceğim.
Hem yarınki toplantı için meslektaşlarıma ufak birer tüyo vermiş olayım hem de Sayın Talus'a sorularımı önden, buradan sormuş olayım…

Cevap verir mi, orasını bilemem ama tarihe not düşmek adına biz soralım:


Bir-Partide hala büyük bir merak konusu olan “Hüsamettin Canik” ve “Cem Hakko” adlı sahte hesapların sahiplerini mademki öğrendiniz, neden hala açıklamıyorsunuz? Kendi partililerinize itibar suikastı yapan bu şahıslar mevcut yönetiminizde de yer alıyor mu? Bu sessizlik, o suikastçıları koruduğunuz anlamına mı geliyor?
İki- Meclis üyelerinizin anonim şirketlerle ihale alması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu durum siyasi etiğe sığıyor mu?
Üç-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “belediyeleri akraba çiftliğine döndürdüler” çıkışının hemen ardından, Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt’ün kızını Büyükşehir’e yerleştirmesi hakkında düşünceniz nelerdir? Genel Başkanınızın uyarısı Kocaeli'de boşa mı düşüyor?
Dört-Mevcut yönetiminiz içinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne bina kiralayan, bu yolla ticaretini sürdüren birileri var mı?
Beş-Gelecekte milletvekilliği hedefleyen bir il başkanı olarak, teşkilat üzerindeki otoritenizi şu an yeterli buluyor musunuz?
Altı-Partide ciddi rahatsızlık yaratan o malum sosyal medya şaklabanlarıyla ilgili nihayet gerekeni yapacak mısınız, yoksa olanı biteni uzaktan izlemeye devam mı edeceksiniz?
Yedi-Kentteki basın mensuplarının neredeyse tamamı kendisinden yaka silkerken, ısrarla Tanıtım ve Medyadan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı yaptığınız şahıs, sizin değil kendi reklamını yaparak video çekiyor. Rutin kurumsal ziyaretlerden öteye geçmeyen bu zayıf sosyal medya performansının, sizi siyaseten ileriye taşıyacağına gerçekten inanıyor musunuz?
Sekiz-Partinizin oyları ülke genelinde erirken, Kocaeli’de ise teşkilattaki adaletsizlikler yüzünden partiden uzaklaşanların sayısı her geçen gün artıyor. Tam olarak hangi başarınızla yarın milletvekili olmayı planlıyorsunuz?
Dokuz-Görevi bıraktığınız gün arkasından “efsane il başkanı” olarak anılacağınızı düşünüyor musunuz? Yoksa bu kentte o lakabı Mahmut Civelek’ten alabilecek başka bir babayiğit daha çıkmayacak mı?
On-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Yorulan varsa kenara gelsin, kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin” sözlerini üzerinize alıp, artık o koltuğun hakkını tam anlamıyla verecek misiniz?

Benim sorularım ŞİMDİLİK bu kadar sevgili başkan…
Son olarak, koltuğu devraldığınız Mehmet Ellibeş’e ve ondan önceki üç il başkanına da milletvekilliğinin nasip olmadığını size dostane bir tavsiye olarak hatırlatmak isterim.
Çünkü il başkanlığı sağa sola nezaket ziyaretine gidip protokol koltuklarında oturmaktan ibaret değildir. Gerektiğinde kelle alabilen, partisinde cerrahi bir arındırma yapabilen, teşkilatı yıpratanların yüzüne kapıyı kapatabilen ve tüm bunlara karşılık gelebilecek her türlü tepkiyi göğüslemeyi bilene il başkanı denir.
Siz sosyal medyada yazılanlara, yazılacaklara çok aldırmayın. Cumhurbaşkanı Erdoğan da geçtiğimiz günlerde etkileşim uğruna şaklabanlık yapanlara gereken ayarı net bir şekilde vermişti.
Şimdi sıra sizde; kendi teşkilatınızda ipleri elinize alın, ayarı verin gitsin!