NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) 1949’da kuruldu. Türkiye 1952’de Yunanistan’la birlikte üye oldu. Dönemin Cumhurbaşkanı Celâl Bayar Başbakanı Adnan Menderes’ti. Bugün NATO’ya bağlı 32 ülke var. Doğal olarak en güçlü ülke pozisyonunda olan A.B.D’nin dünya üzerinde çeşitli bileşkelerle 850 civarında askeri üssü olduğu biliniyor. Türkiye’de gizli tutulanlar hariç 28 NATO üssü var ve bu NATO üslerinin 11 tanesinde sadece Amerikan ve Türk askerleri olduğu biliniyor. A.B.D’nin Türkiye’ye ilgisi NATO’nun en güçlü 2. Ordusuna sahip olmasından da kaynaklanıyor. Ayrıca A.B.D savaş aracı üreten büyük firmalara da sahip, sektörün en güçlü ülkesi konumunda.
NATO ya karşı Sovyetler’in liderliğinde 1955’te Varşova Paktının kurulduğunu ve 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılması sonucu lağvedildiğini de belirtelim.
Bugün 7 Temmuz 2026. Bugün ve yarın 36. NATO toplantısı Ankara’da yapılacak. Açık gündemler Savunma Sanayileri ve üretilen araçlar, uygun görüldüğü ölçüde bir fuar ortamında pazarlanacak silahlar.
Kapalı gündemler Türkiye’ye özel jeopolitik önemi dolayısıyla Ortadoğu politikasında biçilecek yeni görevleri ve ‘Terörsüz Türkiye’ programına yönelik alınacak öneriler olacağını anlamak zor değil.
Unutmayalım ki; Ukrayna-Rusya, İran-İsrail savaşları bir şekliyle devam ederken petrol çağı bitmeye yakın artık dikkat ederseniz otomobillerin bile çoğu elektrikli. Rusya-Çin-Hindistan gibi güçlü ülkelerle ilgili haberler televizyonlarda çok nadir yayınlanıyor. Dikkatinizi çekiyor mu?
*Bu kritik dönemeçte Türkiye’de muhalefetin sesinin ve fikrinin çeşitli yol ve yöntemlerle olabildiğince kesildiğini süreç dışı bırakıldığını da not düşmek gerekli. Bu durum antidemokratik.
A.B.D başkanı Trump’ın uçağını televizyonlar adım adım takip ediyor. Saat:14:00’te Türkiye’ye iniş yapmış olacak diyorlar.
Bu andan itibaren matrak diyaloglarla popüler kültür alanını dolduracak görüntüleri izlerken arka planda artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyor olmalıyız.
Amerikan başkanlık seçimlerinde seçilen Başkanlar ilk olarak gözünü Orta Doğu veya Uzak Doğu’ya çevirir. Eğer seçilen başkan cumhuriyetçi ise ‘deniz piyadelerini’ demokratsa ‘barış kuvvetlerini’ bu bölgelere gönderir. Dünyanın öbür ucundan gelip -barış getirdiğini söyleyerek- diğer ucundaki yönetimleri halkın ızdırap, gözyaşı ve çığlıkları arasında mutlaka ölüm getirerek belirlemeye çalışırlar Ve öncesinde olduğu gibi sonrasında da kendi çıkarlarını dayatır genelde yaptırır bunu da A.B.D’nin çıkarları değil de insanlığın yararına yaptıklarını söylerler.
Halbuki insanlığın yararını düşündüğünü söyleyen bu zihniyet uzaya mekik gönderir ve edinilen bilgilerin çekilen görüntülerin sadece bir kısmını bilim dünyası ve kamuoyu ile paylaşır. Bilimi insanlık yararına değil kendi çıkarına kurgular ve saklar. -bu konuyu ayrıca araştırmanızı naçizane öneririm-
Türkiye’de 68 kuşağının halkçı öğrenci liderlerinden Harun Karadeniz şöyle diyordu:
‘Amerikanın sınırları Kars’tan başlar diyen A.B.D başkanının askerlerine alkış mı tutmalıydık’
Tutmadılar. 6. Filo geldiğinde Amerikan askerlerini denize döktüler. O gün Amerikalı askerlere çanak tutanlar bugün de unutulmuş değiller.
Yine Harun Karadeniz 1967‑1968 İTÜ Arı Yıllığınada şöyle yazmıştı:
"Öğrenciliği bitirip meslek hayatına atılacak olan biz mühendisler için iki yol vardır. Bu yollardan biri, kim için ve ne için üretim yaptığını düşünmeksizin egemen sınıfların yararına üretim yapmaktır. Kısaca, neden ve niçinini düşünmeksizin, bir miktar karşılığında üretim yapmak, yani robotlaşmak.İkinci yol ise, kim için ve ne için çalıştığını bilerek, emekçi halkın yararına üretim yapma olanaklarını aramaktır. Bir başka deyişle, ikinci yol küçük bir azınlığın yararına robotlaşmak değil, büyük çoğunluğun, yani toplumun yararına çalışarak insanlaşmak yoludur."
Halkı için üretenler barışı emperyalizm için üretenler savaşı temsil eder ve payende olur.
Başta Taylan Özgür’ü hatırlamakla birlikte Harun Karadeniz ve ‘Tam Bağımsız Türkiye’ idealini savunan tüm vatanperver insanları saygı ve minnetle anıyorum.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.
Hoşça kalın dostça kalın.