Belgesel seven televizyon izleyicileri şahit olmuşlardır; avını bekleyen puma hayvanı genellikle harekete geçtikten birkaç adım sonra duruyor.Bu davranışı defaten yapıyor. Bu hareketlenmelerde avından elde edeceği enerji ile onu yakalayana kadar harcayacağı enerjinin muhasebesini yapıyor. Yakaladığında 2 birim enerji kazanacağı avı için 3-5 birim enerji harcamıyor.-Çok akıllı- Elde edeceği enerjinin fazlalığına kanaat getirdiğinde var gücüyle koşup avını yakalıyor. Bazıları da hesabı yapamayıp 3-5-10 birim enerji harcayıp 2 birimlik enerji edineceği avı kovalıyor. İşte bu pumalara ‘aptal puma, bozuk motivasyona da aptal puma sendromu’ deniyor.
Genel bir anlatım olarak da;
‘Aptal Puma Sendromu; elde edilecek sonucun harcanan emeğe, zamana ve paraya değmeyeceği durumlarda, kişinin ısrarla çabalamaya devam etmesi halini tanımlayan mecazi bir psikolojik kavramdır. Adını avlanırken harcadığı enerjiyi ve potansiyel kazancı hesaplayan pumaların zekice hareketlerinden alır.’ haliyle tanımlanıyor.
Gerçektende bizim ülkemizde bir ideale genç yaşta tutulan bireylerin; İdealine ulaşıncaya kadar çalışmak dışında birçok farklı unsurla da mücadele etmek zorunda kaldığı bir gerçek. Malumunuz ‘mülakatın olduğu yerde sübjektif değerlendirmeler’ kaçınılmaz. Torpil, iltimas, adamcılık.
Tüm bunlarla mücadele ederken ve/veya oyunu kuralına göre oynarken neredeyse tüm enerjisini tüketerek idealine ulaşan birey; geldiği noktada esas görevini ifa edecek enerjiyi bulamıyor. Diğer tarafında ise hedefine ulaşamayan bireylerinde kontrolsüz harcadıkları tüm zaman, enerji ve çaba boşa giderken hayatın başka alanlarına savruluyorlar. Her iki grupta da hedefe varsın ya da varamasın enerji zafiyeti çok yüksek oluyor. Sonrası motivasyon kayıpları ile gün yüzüne çıkıyor, fark ediliyor. Maalesef ‘aptal puma sendromu’ kaçınılmaz yaşanıyor.
Siyasetçilerin genelinde gözlemlenir; görünür olmak zorunluluğu ile düğün,cenaze, spor müsabakaları ve cemiyetleri kaçırmamaya çalışarak duyarlı olduklarını göstermeye çalışırlar. Oysa ki bu davranışlar normal insanların topluma karşı normal sorumluluklarıdır. Örneğin; bir tanıdığın düğününe gitmek nezaketli bir komşuluk görevidir. Bunu her yurttaş yapabilir.
Siyasetçilerin görevi kendilerini hiç tanımayan insanların yaralarına merhem olacak çalışmaları ortaya koymak ve onların yaşamını kolaylaştıracak çalışmaları planlamak ve hayata geçmelerine vesile olmaktır. Örneğin; Ekonomik zorluk yaşayan gençlerin evlenmelerine kolaylaştırıcı formüller oluşturmak siyasilerin görevidir. Bunu her yurttaş yapamaz.
İşte tüm bunlar toplumsal altyapı ve kişinin yetişirken hayalleri ile toplumsal rolüne uygunluğu, gündelik rollerin siyasal rollerle karıştırılmasıyla ilgili.
Oysa ki bireylerin kabiliyet ve donanımlarına göre sağlıklı gelişme ortamına sahip olmaları harcadıkları enerjiye denk bir kazanım elde edebilmeleri ideal toplum yapısı için bir gereklilik. Lakin; Bireyler için düzgün, tutarlı ve faydalı bir düzenek inşaası olmadığından sürekli enerjinin boşa aktığı, yerine ulaşan enerjininde bozulduğu bir yapı üzerine düşünmek zorundayız.
Özcümle; mesele hedefe ulaşırken harcanan enerji ve maliyeti hesap etmekte dolayısıyla kendini akıllı puma zannedenlerin sayıları çoktur da; gerçekten akıllı puma olanların sayısı yok denecek kadar azdır.
Tabi kastımız kişiler değil yamuklaşmış sistemler:
Bir dostum; ülkemizdeki sistem sorununa dair şöyle diyor; ‘sorunları küçükken çözemediğimiz için büyüdüğünde kucaklayamıyoruz’ Çok haklı.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.
Hoşça kalın dostça kalın.