Devletin içine sinsice yerleşen FETÖ, “ayrışan toplum, en yönetilen toplumdur” diyerek yıllarca topluma işlediği zihniyetiyle bize büyük bir enkaz bıraktı.
15 Temmuz darbe girişiminden bu yana operasyon yapa yapa kökü bir türlü kazılamayan bu baş belası örgütün, zihniyetini de hala bitiremedik.
Yıllarca yaptığı propagandalarla öyle büyük bir ayrıştırma tohumu ekti ki bugün hala insanları kimlikler, yaşam tarzları ve inançlar üzerinden ayrıştıran bir toplum var önümüzde.
FETÖ, İzmir’deki ışık evlerinde sessizce örgütlenirken, toplumun en hassas fay hatlarını da aynı sessizlikle tetiklediler.
Bu ülkede zaten yeterince zor olan Alevilik adeta bir suçmuş gibi gösterildi.
Sadece Maraş’taki Alevi Katliamı değil, 1993’teki Madımak Katliamı, 1995’teki Gazi Mahallesi olaylarındaki “gizli el” idi.
Camii-Cemevi” projeleriyle Alevisiz cemevleri oluşturma girişimleri ve bu süreçte cemevlerine yönelik saldırılarla sürekli bu ayrıştırmayı sürdürdü.
Yine kadın bedeni üzerinden yapılan siyaseti de en çok körükleyen yapılardan biri FETÖ oldu.
Dün bu ülkenin dindar kadını başındaki örtü yüzünden üniversite kapılarından döndürüldü, kamusal alandan dışlandı ve en temel eğitim hakkından mahrum bırakıldı.
Bu, asla unutulmaması ve bir daha yaşanmaması gereken ağır bir mağduriyetti.
Ancak bir tarafın mağduriyeti giderilirken bu kez başörtüsü takmayı tercih etmeyen kadınlar yaşam tarzları üzerinden hedef alınmaya başlandı.
Başı açık kadın ötekileştirilip, “Kötü kadın” muamelesi göstermek adet haline geldi.
İşte bu yüzden başı açık bir kadınla başörtülü bir kadını yan yana görünce, “Bizim ülkemiz aslında böyle bir yer” diyen tatlı su sosyologlarının şaşkınlıktan ağzı ayrılıyor.
Evet, bizim ülkemiz her yaşam tarzını kaldırabilen, kendi geleneğiyle yoğrulmuş bir ülke.
Ancak FETÖ’nün pompaladığı zihniyetten siz neyin ne olduğunu unuttunuz.
Hayatımıza bıraktığı miras sadece bu da değildi.
FETÖ’nün örgütü denetlemek için kullandığı katalog evlilik anlayışı, zamanla yerini “stratejik evliliklere” bıraktı.
Nedir bu stratejik evlilik?
Ben bir siyasetçiysem ve hedeflerim varsa evliliğim de ona göre olmalıdır.
Örneğin Karadenizliysem sadece Karadenizli olmam yetmez.
Bir Gürcü lobisinin desteğini de arkamda görmek isterim.
Eksik gördüğüm halkayı ise partimde görev yapan bir büyüğümün Gürcü akrabasıyla evlenerek tamamlarım.
İşte bunun adı stratejik evliliktir.
Ha sonra ortaya çok iyi bir toplum mu çıkıyor? Hayır.
Aldatılan eşler, millete verilen kozlar, şantaja açık ilişkiler, bu matematikle evlenen onlarca siyasetçi arasında sıyrılma yarışı ve mutsuz hayatlar…
İnsanlara dümdüz hedef koymayı bile çok gören bir zihniyetin enkazı kaldı geriye.
Öte yandan siyaseten bakacaksak da solcu gerçekten solcu mu değil mi diye düşünüp duruyor insanlar.
Kimin ardından ne maske çıkacak, hangi maşa bunları yönlendiriyor diye bekler oldum.
Daha önce gözaltına alınan ya da tutuklanan meslektaşlarımız Timur Soykan, İsmail Arı, İsmail Saymaz ve Murat Ağırel yurt dışına kaçmazken, yurt dışına kaçan gazetecilerin bir pisliğin içinde olduğuna ve hedefin sadece Erdoğan olmadığına artık herkes emin olmuştur.
Dümdüz muhaliflik bile lüks oldu.
Sadece gazeteciler değil, yurt dışından yayın yapan tüm kuruluşlara karşı dikkatli olmak gerek.
Ülkeye pompaladıkları zihniyetin ne olduğuna iki kez bakılmalıdır.
Kendi ülkesine mülteci almayan Almanya’nın, Türkiye’ye mülteci güzellemesi yaptığı günlerin de bu yayınların Afrika’da zenci öğrencilere şarkı söyleten zihniyetin projesi olduğunu da çok iyi biliyoruz.
On yıldır FETÖ operasyonları yapılıp yapılıp duruyor.
Kökü kazınmak için her şey yapılsa da arkada bıraktığı zihniyeti dağıtmanın çok daha zor olduğunu yaşayarak görüyoruz.
Sadece ağzında gümüş kaşıkla doğanların değil, Sivas’ın köyünden çıkan bir çocuğun da bu ülkede bir yere devletin gücüyle gelebileceğini göstermek için…
Alevi ile Sünni’nin dost olarak yan yana yaşayabileceğini göstermek için…
Kadının başı açık ya da kapalı fark etmeksizin birbirine yurt olabileceğini göstermek için…
Al bayrağın altında her milli bayramda da, her yasta da kenetlenebilmek için…
FETÖ’nün bu ülkeye miras bıraktığı zihniyeti de silmek gerekiyor.
Allah bu millete bir daha o kanlı geceyi yaşatmasın.
Türk milletinin ne bir cemaate ne bir topluluğa ihtiyacı yoktur.
Türk milletinin “Muhtaç olduğu kudret damalarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Yorumlar
Cemil Köksal - Çok da doğru ve yerinde bir yorum kaleminize yüreğinize gönlünüze sağlık kutluyorum
Cemil Köksal - Çok doğru söylüyorsun ka deşim tesbitiniz çok yerinde çok beğendim kaleminize yüreğinize gönlünüze emeğinize sağlık