Madem ki siyaset topluma fayda sağlamanın en erdemli yollarından biridir o halde başı dik anlı ak bir haklılıkla ve o haklılığı savunarak topluma ‘umut vererek’ yapılmak zorundadır.
Madden ve manen varlığınızla fikrinizi savunurken boynunuz bükük kalırsa onun ismi siyaset olmaz. En basit sıfatlamalarıyla payendelik, eklenmecilik olur.
İşte bugün bizim ülkemizde ‘hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukuku’ hakim kılınabildeyse bunu sağlayan en önemli unsur boynu bükük yapılan ve yapılmaya devam edilen siyaset anlayışı ve bu tip siyasetçilerin çokça varlığıdır.
İyi bir siyasetçi; Siyasal olayları sonuçları itibari ile değerlendirebilme kabiliyetine sahip olan ve bu kabiliyeti her daim dinamik tutabilecek motivasyon da olabilmelidir.
Yani ne demek istiyorum başka bir deyişle;
İyi bir siyasetçi; bu yolun sonu nereye gider başından bilebilmelidir. Yolunu demokratik yöntemlerle mi yürüyeceksin kararını baştan vererek tutarlı bir şekilde yürüyebilmelidir.
Güncel meselemize gelecek olursak;
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal yapısı üzerinde siyasal yargı eliyle mutlak butlan marifetiyle kurulan tahakküm tüm taraflarıyla sonuçları itibari ile değerlendirilememiş oluşan kaos ortamı yönetilememiş ve partinin bölünmesi ile sonuçlanmıştır.
Bu dönemde unutmayalım ki; 2024 Yerel Seçimlerinde seçilen -her gün sayıları değişiyor bugün bildiğim kadarıyla- 36 CHP’li Belediye Başkanı siyasallaşmış yargı eli ile tutuklanmış, 17 CHP’li Belediye Başkanı da AKP’ye geçmiş durumdadır.
Topluca bu gelişmelerin mevcut iktidarın devamını sağlamak dışında da kimseye olası bir faydası olmayacağını öngörmekte zor değil.
CHP Genel Merkezi’ne mutlak butlan marifetiyle gelen yönetim, mutlak butlanı en az hasarla bertaraf etmek yerine partiyi yönetmeye meyil etmişlerdir.
Oysa ki onların 2023 kurultayından sonra parti yönetmek gibi bir hakları yoktur.
Yanlış yapmışlardır.
Dolayısıyla bugün CHP Genel Merkezi’nin üretebileceği bir siyaset yoktur boynu bükük kalmıştır. Bundan sonra yapabilecekleri mantıklı tek şey bir an önce seçilmiş bir genel başkanı edinmek olacaktır ki bunun için de umarım ki fazlaca geç kalmamışlardır.
Partiden ayrılıp yeni parti kurmayı tercih edenlerde CHP‘deki unsurları oraya taşıyarak aslında CHP’nin kültüründen farklı bir öneri bu an için ortaya koymamışlardır.
Bir yandan halk bizim arkamızda halk bizi iktidara götürüyor sloganları atılırken, bir yandan da olan şey ‘bizim partimize siyasal yargı eliyle çöküldü, yönetme hakkımız elimizden alındı,biz de ifade alanı bulamadık partimizi onların elinden kurtaramadık, kendimize yeni parti kurduktan’ öte bir şey değildir.
Bir partide kurucu olmak ömür boyunca o partinin varlık onurunu taşımak demektir.
Aynı zamanda kurucular kurulu o partinin misyonu ile birlikte vizyonunu da ortaya koyar. İşçiler, emekliler, sanatçılar, akademisyenler, öğrenciler velhasıl toplumun her kesiminden insanların kurucu olduğu bir partinin geleceğe dair sunumu halkçı ve toplumsal bütünleştirici tanımlanabilir.
Lakin kurucular kurulunun mevcut milletvekillerinden oluşturulduğu bir parti iyimser olmak gerekirse; gelecek vizyonunu ufakta olsa önümüzdeki dönemde göstereceği vaadi taşımaya gayret etmektedir.
Yani partinin kurucu varlık onuru ömürlük milletvekillerine teslim edilmiştir. Bu artık değiştirilemez.
Unutmayalım ki bir anlamıyla siyaset;
‘Un çuvalının tozunu çıkartmadan yerine koyabilmektir’
Bir hatırlatma ile şimdilik bu faslı kapatmak isterim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk hiçbir zaman asker yemeğini yemeden sofraya oturmamıştır.
Tüm bu gelişmelerin ve sonuçlanmaların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisinin süreçteki üyelerinin hiç bir kabahatleri olmadığı gibi çözüm yollarını düşünürlerken mahalle baskısına maruz bırakılmaları son derece yanlış olmuştur.
Çünkü bugünden geriye doğru bir parti bütünlüğünün parçalarıdırlar. Her türlü kişisel tasarrufu da yapma hakkına sahiptirler. Siyasette kimse kimsenin yerine düşünmemeli.
Kimileri partide kalıp mutlak butlan yönetimi ile görev yapabilirler, kimileri parti üyeliğini devam ettirip görev kabul etmeyebilirler, kimileri parti üyeliğini sonlandırıp yeni kurulan partiye geçmeyi tercih etmeyebilirler kimileri de parti üyeliğini sonlandırıp yeni partiye üye olabilirler. Ve en kötüsü ‘beceremediniz bu işleri beni artık saymayın’ da diyebilirler.
Bu değerlendirmeler her yurttaşın demokratik hakkıdır sorgulanacak hakarete maruz kalacak kararlar olmadığı gibi bu kararları sorgulamakta kimsenin haddine değildir.
Ciddiyetimi anlamanız açısından belirteyim; illerinde blok liste ile seçilip Ankara’da çarşaf liste yapmıyorlar deme demokratlığı çoktan afişe oldu. O rolleri denemek gereksiz.
Velhasıl kelam;
Tüm bu sorunsalları çözecek olan her zaman olduğu gibi her yerde kurulacak sandıklardır. Bugüne kadar siyasetçilerin ve partilerin demokrasi kalitesini nasıl sandık ortaya çıkardıysa bu dönemde ve bundan sonra da öyle olacaktır.
Bakalım tüm bu anlatmaya çalıştıklarımın içerisinden kayıtsız şartsız ÖN SEÇİM SANDIĞINI üyelerinin önüne koyabilecek bir parti ve/veya bir lider görebilecek miyiz?
Ne deniyordu eskiden:
‘sandıktan kaçan siyaset yapmasın’
Konu demokrasi olunca siyasetçinin veya partinin boynunu büken de boynunu dik tutan da sandık marifetidir.
Siyasi sonuçta şudur:
‘Boynu bükük siyaset olmaz.’
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.
Hoşça kalın dostça kalın.
Yorumlar
Keramettin Gençtürk - Turgay Seyis yeğenim ;eleştiri yap tabii ki ama açık arama .”mutlak butlan”diye bir kararı /yargıyı siyasi partiler için mahkemeler veremez..Böyle bir uygulama dünyanın hiçbir yerinde yok.Bunu kabul eden anlayış “mutlak butlandır”.Bu bir hukuksuz siyasi yanlışlık ve darbedir.Darbeye darbeyle karşılık vermeyeceğimize göre ne yapılmalı ?yeni bir siyasi oluşum oluşturmalı YENİ PARTİ ;sen YENi PARTİ ye katkını vermeyi geliştir.
Sandık Maarifeti - Kaleminize yüreğinize sağlık tebrikler.
. - Bu gazetede bugüne dek gördüğüm en kaliteli , en objektif yazı bu .. Tebrik ediyorum. Gerçi editörlerimiz işlerine gelmeyen yorumları yayınlamadıklarından bu tebriğin size ulaşacağını sanmıyorum