Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan Cumhuriyet Halk Partisi, bu milletin Atadan dededen gelen ilk partisidir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında çok partili hayata geçiş süreci, ne yazık ki Atatürk’ün arzu ettiği şekilde onun sağlığında tam anlamıyla gerçekleşememiştir. Atatürk’ün demokratik hayatın gelişmesi amacıyla kurulmasına öncülük ettiği, kız kardeşi Makbule Atadan’ın dahi üyesi olduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası’na dönemin cumhuriyet karşıtı çevreleri kısa sürede sızmış; yaşanan gelişmeler, genç Cumhuriyetin karşı karşıya olduğu tehlikeyi açık biçimde göstermiştir.

CHP’ye yönelik “tek parti dönemi” eleştirileri o günlerden beri dile getirilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki o dönemde vatan satılmamış, vatan kurtarılmıştır. Kurtarıcı kadrolar, savaşın yıkıntıları arasından yeni bir devlet inşa etmiş; ülkenin dört bir yanını fabrikalarla, demiryollarıyla, sanayi tesisleriyle ve kalkınma hamleleriyle donatmıştır. Buna karşılık, AK Parti’nin tek başına iktidar olduğu dönemlerde bu kurumların önemli bir bölümünün özelleştirme adı altında elden çıkarıldığı da hafızalardan silinmeyecek bir gerçektir.

Bugün CHP bir sarsıntı daha yaşamaktadır. 21.05.2026 tarihli mutlak butlan kararı kamuoyunda yeterince anlaşılmamış; bazı yandaş ve tarafgir medya organları tarafından bilinçli şekilde farklı yorumlanmıştır. “CHP birinci parti olduğu için AK Parti mutlak butlan kararı çıkardı” gibi söylemlerle toplum yanlış yönlendirilmektedir.

Oysa mutlak butlan, hukukta “yok hükmünde sayılma” anlamına gelir. Peki neden böyle bir değerlendirme yapılmıştır? Dünyanın neresine giderseniz gidin, bir siyasi partiyi delege iradesini satın alarak ele geçirmeye çalışmak ve bunun belge ile delillerle ispatlanması hâlinde, buna hukuken “irade sakatlığı” denir. İrade sakatlığı bulunan işlemler de hukuk düzeninde yok hükmünde kabul edilir.

Bugün Sayın Özgür Özel’e yönelik halk desteğinin önemli sebeplerinden biri, kamuoyunda mağdur edildiğine dair oluşan kanaattir. Bunun yanında, “Kemal Kılıçdaroğlu’nu AK Parti getirdi” algısı da sistemli biçimde yayılmaktadır. Dikkat çekici olan ise bu söylemi en çok geçmişte FETÖ ile ilişkilendirilen çevrelerin dillendirmesidir. Ancak gerçeklerin üzeri algı operasyonlarıyla sonsuza kadar örtülemez.

Türk milleti kadim bir millettir. İlk anda bazı gerçekleri göremese de zamanı geldiğinde hakikati mutlaka ayırt eder. Dün FETÖ’nün algılarına ve başka siyasi manipülasyonlara inananlar sonradan gerçeği görüp pişman olmuşlardır. Bugün yaşananları sağduyu ile değerlendirecek ve hakikati görecek olan yine milletimizin kendisidir.

Cumhuriyet Halk Partisi sarsılabilir, zor günlerden geçebilir; ancak yıkılmaz. Çünkü CHP devşirme bir parti değildir. Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür; gerçek sahibi ise Türk milletidir. Bu nedenle CHP, dün olduğu gibi bugün de Cumhuriyetin temel harcıdır; sarsılsa da yıkılmayan sağlam bir iradenin adıdır.

Hasan Aktepe
hasan.akteepe@gmail.com