İzmit Belediyesi’ne yönelik başlatılan operasyon, dalga dalga büyümeye devam ediyor.

Görünen o ki savcılar “Hissettim” ifadesinin altını tamamen doldurana kadar bu dosyayı kazımayı sürdürecek.

Hatırlarsanız, daha önce İzmit Belediyesi Ruhsat Müdürlüğü görevinden alınan Figan Çetin’in etkin pişmanlık yasasından yararlandığını, itirafçı olması sebebiyle de adli kontrolle serbest bırakıldığını duyurmuştuk.

İşte o itirafların ardından, geçtiğimiz günlerde bölge esnafı da birer birer, ifadeye alındı.

İfade verenler arasında öyle bir isim vardı ki, onun savcılığa sunduğu video kayıtları adeta İzmit gündemine bomba gibi düştü. Bahsettiğim isim, hem partili hem de genç esnaf E.Ö.

Şunu açıkça ve altını çizerek belirtmek isterim: O videolarda "rüşvet" adı altında dönen paraların, aslında hangi baskılarla ve ne amaçla verildiğini çok iyi biliyorum.

Çünkü benim bu videolardan yaklaşık 2.5 aydır haberim vardı. Çekilen bu görüntülerin, esnafın tamamen kendisini korumak ve maruz kaldığı şantajı belgelemek adına kaydedildiğinden emin olabilirsiniz.

O dükkana gidip gelen, etrafında gezinen belediye çalışanlarını da çok iyi biliyorum.

Siyaseten Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ile aynı ekipte yer almamanın bedelini, ekmek teknesinin mühürlenmesi tehdidiyle ödemek üzere olan genç bir esnaf, o parayı masaya bırakmak mecburiyetinde kılınmıştır. Ortada bir rüşvetten ziyade, baskıyla ve zorla alınmış bir para vardır

Peki, burada asıl can alıcı, asıl mide bulandırıcı olan ne biliyor musunuz?
O gizli videoların nasıl deşifre olduğu ve Fatma Hanım’ın kulağına nasıl ulaştığı…
Bu siyasi ihaneti adım adım anlatayım.

Genç esnaf arkadaşımız E.Ö., başındaki bu belayı ve elindeki video kayıtlarını, bir "ağabey" gibi gördüğü, Başiskele Belediyesi Meclis Üyesi Hüseyin Bayram’a bahsediyor.

Fakat bu şahıs, “Biz aynı ekipteyiz” demiyor. “Bu çocuk benim kardeşim yaşında” demiyor.

Yemiyor, içmiyor, soluğu İzmit Belediyesinde alıyor.

Videoları Fen İşleri Müdürü Burak Güreşen’in kardeşi Bahadır Güreşen aracılığıyla bir bir Hürriyet’e ispiyonluyor.

Videolardan haberdar olan Hürriyet, önce Figan Çetin’i ve Sibel Solakoğlu’nu görevden alıyor ardından da E.Ö.’ye yönelik tehdit telefonlarına başlıyor.

E.Ö.’yü defalarca arayan, ayağına çağıran Hürriyet söz konusu videoların kendilerine teslim edilmesini istiyor.

Amaç da savcılığa gidip Çetin ve Solakoğlu’ndan şikayetçi olmak ve “Bunlardan şimdi haberim oldu” demek.

Ancak E.Ö, bu baskılara boyun eğmeyerek Hürriyet’in ayağına gitmeyi reddediyor ve ertesi gün belediyeye operasyon yapılıyor zaten.

Olay patlak verince Hüseyin Bayram’a soruyorlar: “Neden böyle bir şey yaptın? Kardeşin yaşındaki çocuğu neden sattın?” diye.
 “Benim akrabalarım İzmit Belediyesi’nde çalışıyor!" diyor.

Şu olayın rezaletine, basitliğine, lümpenliğine bakar mısınız?

Belediyedekiler E.Ö’nün işletmesini mühürletmek için tekrar hamle yapınca ne olacak?

Bu insanların ekmek parasını cebinden mi verecek?

Hayır.

Koltuk hayalleri için insanları satmak ne kadar kolay bazıları için. 

***

Aslında şaşırmamak gerek.

Çünkü bu, Hüseyin Bayram’ın ilk ikili oynayışı değil.

Hafızanızı biraz tazelemek adına sizi zamanda yolculuğa çıkartayım.

Levent Soycan bir fiske dahi vurmadığı bir olayda adam öldürmeye tam teşebbüsten yargılanırken bu Hüseyin Bayram, Uğur Falay’ın kayınçosunu kavgada ensesinden yapıştığı halde  Hürriyet sayesinde hakkında şikayette bile bulunulmadı.

Başiskele İlçe Kongresi biter bitmez gidilen yemekte, daha Bismillah demeden, “Gelecek dönem ben ilçe başkanıyım ya da belediye başkan adayıyım, hepinizin haberi olsun” diyerek taze yenilmiş ekibine mesajını önden verdi.

Aynı ilçe kongresinde kendi ailesini Anıl Acurman’ın listesine yazdırıp, il kongresine gidildiğinde ise Burak Güreşen’in kardeşi Bahadır Güreşen ile birlikte Erdem Arcan için koşturuyordu.

Yani anlayacağınız, Bayram için “ekip hikâyesi” hiçbir zaman var olmadı.

Bugüne kadar hep “Fatmacı” ekibe çalıştı, kendisine güvenen genç bir kardeşini gözünü kırpmadan ateşe attı.

Bu yaşananlardan, siyasetçilerin çıkaracağı çok büyük dersler var.

Bu olay sıradan bir ispiyonculuk hikayesi değil görüldüğü üzere.

Şartlar ne olursa olsun sizinle aynı ahlaki çizgide duramayacak, ortak hareket edemeyecek insanları ekibinize katarsanız, önünü açarsanız gün gelir en zayıf anınızda kapıyı içeriden işte böyle açıp evinize kadar girerler. 

İbret olsun herkese!