10 Ağustos 1920…
Türk milletini parçalamaya, Anadolu'yu bölmeye ve Türk milletini kendi vatanında esir etmeye heveslenenlerin tarih sahnesine çıktığı gün.
Sevr Antlaşması'nı Türk milletine dayatmak istediler.
Fakat karşılarında teslim olacak bir millet değil, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde ayağa kalkmış bir Türk milleti vardı.
Sevr'i yırtan irade, Lozan'ı imzalayan irade; emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesini veren, milli egemenliği esas alan iradeydi.
Dün, 10 Ağustos 2026'da…
Tam 106 yıl sonra tarih bir kez daha aynı cevabı verdi:
Sevr heveslileri yine tarihin çöp tenekesine atılmıştır!
Büyük Türk devleti, Türk milletinin düşmanlarına ve Sevr heveslilerine bir kez daha gerçeği hatırlatmıştır.
Bu topraklarda yaşayan Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkesiyle ve sahip olduğumuz bütün tarihsel ve kültürel zenginliklerle hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız.
Ve bu milletin ortak sözü nettir:
SEVR PAÇAVRADIR!
BU MİLLET PARÇALANMAZ!
Vaktiyle hata yapanlar, emperyalistlere uşaklık ederek yanlış yollara sürüklenenler bugün Türk milletinin affına sığınmış; milletimiz de büyüklüğünü göstermiş ve affetmiştir.
Artık namluların yönü Türk milletine çevrilmeyecektir.
Türkü Kürt'ten, Kürdü Türk'ten ayırarak Türkiye'yi zayıflatmak isteyenlere karşı çevrilecektir.
Bu milletin evlatları birbirine düşman edilmeyecektir.
Çünkü bizi birbirimize düşürmek isteyenlerin amacı bellidir:
Türkiye'yi zayıflatmak, bölmek ve bu coğrafyada emperyalist projelere alan açmak.
Biz buna izin vermeyeceğiz.
ÇERÇEVE YASAYA OY VERENLERİN SORUMLULUĞU
Çerçeve yasaya onay veren bütün milletvekillerinin bu tarihsel bilinçle oy verdiğine inanıyorum.
Eğer amaç Türkiye'nin birliğini güçlendirmek, silahı siyasetin dışına çıkarmak, meseleyi Meclis, hukuk ve demokrasi zemininde çözmek ve emperyalist hesapları boşa çıkarmaksa, bunun millete açıkça anlatılması gerekir.
Peki neden korkuyoruz?
Millete gerçeği açıklamaktan korkulur mu?
Devletin projesi emperyalistlerin projesini çökertirken, "Bunu millete anlatamayız" demek ne demektir?
Millete gerçeği anlatamayan bir milletvekili, yarın millete neyi anlatacaktır?
Siyasetçinin görevi milletin karşısına çıkıp korkularını büyütmek değil, gerçeği anlatmaktır.
Eğer attığınız oyun arkasında Türkiye'nin birliğine, Cumhuriyet'in geleceğine ve milletin kardeşliğine ilişkin bir irade varsa, çıkın anlatın!
Millete güvenin.
Türk milletinin aklına güvenin.
Bu millet neyin Türkiye'nin çıkarına, neyin emperyalistlerin çıkarına olduğunu anlayacak ferasete sahiptir.
AMERİKANCI PSİKOLOJİK HARBİNE TESLİM OLMAYIN!
Bugün bazı çevreler, Türkiye'nin kendi devlet aklıyla attığı her adımı Amerika'nın ve Amerikancı çevrelerin psikolojik harbi üzerinden okumaya çalışıyor.
Her çözüm arayışını bölünme olarak gösteriyor.
Her demokratik adımı Sevr'e benzetiyor.
Her farklı yaklaşımı ihanet olarak sunuyor.
Bu büyük bir yanılgıdır.
Bunu yapanlar, farkında olarak veya olmayarak emperyalist psikolojik savaşın söylemine hizmet etmektedir.
Sevr'i yırtıp atanlarla Sevr'i dayatanları birbirine karıştırmayın!
Türkiye'nin bugün attığı adımları değerlendirirken ölçümüz Washington'un ne dediği değil, Türkiye'nin ve Türk milletinin çıkarlarının ne olduğudur.
SEVR HEVESLİLERİNE SON SÖZ
10 Ağustos 1920'de Sevr'i dayatanlar tarihe gömüldü.
10 Ağustos 2026'da Sevr heveslileri bir kez daha tarihin çöp tenekesine gönderildi.
Bu millet 1920'de teslim olmadı.
Bugün de olmayacak.
Anadolu'yu cetvelle bölmeye çalışanların haritaları tarihin çöplüğündedir.
Türk milletini birbirine düşürerek Türkiye'yi parçalamak isteyenlerin hesapları da aynı akıbete uğrayacaktır.
Çünkü bu ülkenin sahibi emperyalistler değildir.
Bu ülkenin sahibi Türk milletidir.
Ve bu milletin iradesi nettir:
Sevr paçavradır.
Türkiye parçalanamaz.
Türk milleti kardeştir.
Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.
Bugün mesele koltuk değildir.
Mesele makam değildir.
Mesele şahıs değildir.
Mesele vatandır.
Ve vatan söz konusu olduğunda, Türk milletini oluşturan bütün unsurların ortak sözü bellidir:
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Hasan AKTEPE
hasan.akteepe@gmail.com