EZOP M.Ö 6. Yüzyılda yaşamış Yunanlı bir masal anlatıcısı yazar.
Hepimizin mutlaka duyduğu Ağustos Böceği ve Karınca fablının yazarıda kendisi.
Fabl; hayvanlara insan karakteri yükleyerek ahlaki dersler vermeye çalışan son derece akıcı ve neşeli yazım türü.
Genellikle çocukların eğitiminde önemli.
Söz konusu fablda Ağustos böceği adını aldığı Ağustos ayında tüm bir ay boyunca keman çalar, şarkı söyler ve eğlenir.
Karıncanın uyarılarına aldırış etmez.
Karınca ise sürekli çalışır, buğday toplar ve soğuk kış günlerini rahat geçirmek için deposunu doldurur. Günler çabuk geçer ve maalesef yaz biter ve kış gelir.
Malumunuz karınca sıcak evinde rahatken Ağustos böceği yardıma muhtaç soğukta kalır. Hayatı karıncanın insafına kalır.
Neyse ki karınca ona hem dersini verir hem de onu kurtarır. Fabl böylece biter.
Buraya kadar normal ders niteliği yüksek iki hayvana insan karakteri yükleyerek doğru davranış öğretisi veren güzel bir eser.
Başka bir bakış açısı ile tekrar bakalım mı fabla?
Ağustos böcekleri 13 ila 17 yıl arasında yaşıyor. Bu yaşamın iki ila altı hafta arası yaşamlarının son bölümü olarak yer üstünde kalanı yer altında sürüyor.
En çok 17 yıllık yaşamının en çok son 6 haftasını yer üstünde geçirebilen ağustos böceğinden bu sürede çalışmasını beklemek insafsızlık değil mi?
Hem yazın yiyecekte bol.
Yani bir gerçekte şu ki; Ağustos böceği kış geldiğinde çoktan yaşamını yitirmiş oluyor.
Karınca açısından bakıldığında da ne tür bir karınca olduğu önemli. İşçi karınca ise başka, kraliçe karınca ise başka, erkek karınca ise bambaşka. Hepsinin yaşam süreleri farklı. Kimi 1-2 gün kimisi ise 15-20 yıl yaşayabiliyor türüne göre.
Fabldaki diğer unsurlar keman, şarkılar ve o şarkıların sözlerini bir başka zamana bırakıyorum.
Yani özcümle;
Tabiatta yaşayan canlılar haklı haksız ARANMAKSIZIN bir kaos içerisinde yaşam mücadelesi verirler.
Toplumsal yaşantıda da insanlar bu kez haklı haksız ARANARAK bir kaos halinde yaşam mücadelesi verirler.
Toplumun tamamında da küçük grup organizasyonlarında da olsa; Elzem olan;
‘Bütünün parçalarından birini tanımladığınız da diğer bütün parçaları gündeme getirirsiniz ve tanımlamak zorundasınız. Tastamam hepsi tanımlanıp yerlerine yerleşmeden bütünün niteliğine ve/keza niceliğine ulaşamazsınız.
Başarı sonra çalışma ile olacak.’
Her olgu ve olayda müspet veyahut namüspet bir anlam çıkar.
Değerlendirmeyi kolaylaştıran en önemli gücünüz ise BAKIŞ AÇINIZ’dır.
Bir duvar yazısı şöyle yazılmış;
“Leyla’nın sokağındaki köpeğin gözlerinden öper Mecnun.
Psikologlara göre bu bir davranış bozukluğudur.
Edebiyatçılar ise, bu davranışın önünde saygıyla eğilirler.”
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.
Hoşça kalın dostça kalın.