Dostu da düşmanı da bu tartışmanın içine girsin!
Çünkü bugün İzmit’te ve Kocaeli siyasetinde yaşananlar, yalnızca iki siyasetçinin karşı karşıya gelmesinden ibaret değildir. Asıl sorun;
Siyasetin hangi anlayışla yapılacağı, kimin hangi bedeli göze aldığı ve kimin geçmişteki siyasal hesabının bugün nasıl karşımıza çıktığıdır.
İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in bugün cezaevinde bulunması, siyasal tartışmaların dışında tutulabileceği anlamına gelmiyor.
Tam tersine, yaşanan süreç onun siyasal ağırlığını daha da görünür hale getirmiş durumda.
Hürriyet, siyasal bedel ödemeyi göze alarak geri adım atmayan bir görüntü ortaya koydu.
İşbirlikçiliği kabul etmeyip kendi siyasal çizgisinde ısrar etmesi nedeniyle cezaevinde bulunması, seveniyle sevmeyeniyle Kocaeli kamuoyunun tartıştığı önemli bir siyasi gerçeklik haline geldi.
Daha da önemlisi şu:
Fatma Kaplan Hürriyet cezaevinde olmasına rağmen Kocaeli gündemini belirlemeye devam ediyor.
İşte asıl sorun da burada başlıyor.
Çünkü siyasette bazen insanın makamı değil, karşılaştığı baskı karşısındaki tavrı konuşulur.
Bazen de insanın geçmişte sahip olduğu makamlar değil, bugün ne söylediği ve hangi pozisyonda durduğu önem kazanır.
Peki ya geçmişin ağır topları?
Bugün miadı dolmuş siyasi anlayışların temsilcileri, yılların makamlarını ve geçmişteki siyasal kimliklerini adeta bugünün siyasal kredisiymiş gibi kullanmaya devam ediyor.
Abiler, ablalar, amcalar...
Yıllarca siyasetin içerisinde bulunmuş, önemli görevler üstlenmiş isimler yine piyasa yapma peşinde.
Ancak siyasette geçmişte bulunmuş olmak, bugün söylenen her sözün otomatik olarak doğru kabul edilmesini sağlamaz.
Tam tersine, geçmişte görev yapmış olanların bugün söyledikleri sözlerin hesabı daha fazla sorulmalıdır.
Makam büyüdükçe sorumluluk da büyür.
Tüpçü Sefa Sirmen’in açıklaması yeni sorular doğurdu!
Sefa Sirmen’in “Tahir ile Fatma karşı karşıya gelse, benim oyum Tahir’e gider” şeklindeki sözleri kamuoyunda ciddi tartışma yarattı.
Ardından gelen açıklamasında Sirmen, kendisine yöneltilen soruya neden böyle yanıt verdiğini anlatmaya çalıştı.
“Yalan söyleyecek değildim” anlayışı üzerinden yaptığı savunmada;
Geçmişte yaşanan mitingleri, Cedit Projesi konusunda yaptığı uyarıları, projeleri nedeniyle gördüğünü ifade ettiği baskıları ve yalnız bırakıldığını düşündüğü dönemleri ne diyorsun anımsattı.
Burada elbette herkesin kendi yaşadıklarını anlatma hakkı vardır.
Ancak siyasetin de bir hafızası vardır.
Ve kamuoyu yalnızca “Ben ne yaşadım?” sorusunu değil, “Ben ne yaptım, hangi dönemde neyin sorumluluğunu taşıdım ve bugün geldiğim noktada geçmişimle nasıl hesaplaşıyorum?” sorusunu da sorar.
Sefa Sirmen yıllarca Kocaeli siyasetinin en önemli aktörlerinden biri oldu.
Bu nedenle bugün söylediği her söz, sıradan bir yurttaşın sözü gibi değerlendirilemez.
Asıl sorulması gereken soru bu değil mi?
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin geçmiş dönemlerini, İzmit’in siyasi dönüşümünü ve AKP’nin kentte uzun yıllar boyunca kurduğu siyasal üstünlüğü konuşacaksak, geçmişte bu kenti yöneten Gürcü lobisi dahil herkesin sorumluluğunu da konuşmak zorundayız.
AKP’nin Kocaeli’deki uzun iktidarının ortaya çıkmasında hangi siyasal hataların rol oynadığını tartışmadan, bugün yalnızca Fatma Kaplan Hürriyet’i hedef almak kolaycılıktır.
Bugün Fatma Kaplan Hürriyet’i eleştirenlerin bir bölümü, geçmişte bu kentin hangi siyasal tercihler nedeniyle bugünkü noktaya geldiğini de anlatmak zorundadır.
Kocaeli bir günde AKP’nin yönetimine geçmedi.
Bu kentte yıllar boyunca yapılan siyasal tercihler, hatalar, yanlış hesaplar, halktan kopuşlar ve örgütsel zaaflar birikerek bugünkü tabloyu oluşturdu.
Dolayısıyla bugün “Fatma mı, Tahir mi?” sorusuna verilen yanıt kadar, “Bu kent nasıl bu noktaya geldi?” sorusunun yanıtı da önemlidir.
Hafıza sadece işimize gelen kısmıyla kullanılmaz!
Bir siyasetçi geçmişte yaşadığı kırgınlıkları anlatabilir.
Bir belediye başkanı kendi döneminde yaşadığı sorunları açıklayabilir.
Bir eski yönetici kendisine yapılan haksızlıkları gündeme getirebilir.
Bunların tamamı demokratik siyasetin parçasıdır.
Ne var ki siyasetçinin hafızası yalnızca kendisine yapılanları değil, kendisinin yaptığı tercihleri de hatırlamalıdır.
Bugün Fatma Kaplan Hürriyet’e yönelik eleştirilerin dozunu artıranların, geçmişte Kocaeli siyasetinde hangi sorumlulukları üstlendiklerini de kamuoyuna anlatmaları gerekir.
Çünkü halkın hafızası sanıldığı kadar kısa değildir.
İnsanlar kimin hangi dönemde nerede durduğunu, kimin kiminle yan yana geldiğini, hangi siyasal tercihin hangi sonucu doğurduğunu zaman içerisinde öğreniyor.
Ticari ilişkiler iddiası varsa, bunun yolu da bellidir!
Kamuoyunda geçmiş dönem siyasetçileri ile çeşitli çevreler arasındaki ilişkiler konusunda zaman zaman çeşitli savlar ve tartışmalar gündeme geliyor.
Ancak burada yapılması gereken dedikodu üretmek değil;
Varsa somut bilgi, belge ve kayıtları kamuoyunun önüne koymaktır.
Kim, hangi dönemde kimlerle görüştü?
Hangi siyasal kararın arkasında kim vardı?
Kamu kaynakları hangi anlayışla kullanıldı?
Hangi projeler neden yapıldı veya neden yapılamadı?
Kent yönetiminde hangi siyasal tercihler Kocaeli’yi bugünlere taşıdı?
Bunların tamamı açıkça tartışılmalıdır.
Çünkü hesaplaşma kişisel kin üzerinden değil, siyasi hafıza ve kamu yararı üzerinden yapılmalıdır.
Fatma Kaplan Hürriyet sorunu artık başka bir noktadadır!
Bugün Fatma Kaplan Hürriyet’i sadece bir belediye başkanı olarak değerlendirmek eksik kalır.
Onu destekleyen de eleştiren de şu soruyu sormalıdır:
Bir siyasetçi, siyasal bedel ödemeyi göze aldığında mı büyür;
Yoksa güçlü olanın yanında durduğunda mı?
Bu sorunun yanıtını herkes kendi vicdanında verebilir.
Hürriyet’in siyasal çizgisini eleştirebilirsiniz.
Kararlarını yanlış bulabilirsiniz.
Belediyeciliğini yetersiz görebilirsiniz.
Bunların hepsi demokratik siyasetin meşru alanıdır.
Fakat bugün cezaevinde bulunan bir belediye başkanının yine de Kocaeli siyasetinin gündemini belirleyebilmesi, üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir siyasal gerçekliktir.
Kimi zaman makamdan uzaklaştırılan kişi değil, onu susturmaya çalışan siyasal anlayış tartışmanın merkezine oturur.
Artık eski defterleri açmanın zamanı geldi!
Sefa Sirmen’in “Yalan söyleyecek değildim” sözü belki kendi açısından bir açıklamadır.
Fakat bu söz aynı zamanda başka bir kapıyı da açmıştır:
Öyleyse herkes konuşsun.
Sadece Sirmen değil...
Geçmişte Kocaeli’yi yönetenler konuşsun.
Bugün konuşanlar konuşsun.
Dün susanlar neden sustuklarını anlatsın.
Hangi siyasal kararların hangi sonuçları doğurduğu ortaya konsun.
Kim hangi dönemde nerede durduğunu açıklasın.
Ve en önemlisi, Kocaeli halkı bütün bu siyasal geçmişi birlikte değerlendirsin.
Artık sorun yalnızca “Fatma mı, Tahir mi?” meselesi değildir.
Sorun, Kocaeli siyasetinin eski alışkanlıklarla mı devam edeceği, yoksa yeni bir siyasal hesaplaşma ve demokratik yenilenme sürecine mi gireceğidir.
Belki de en önemli gerçek şudur:
Bazıları geçmişteki makamlarının gölgesinde yine siyaset yaptığını sanırken, bazıları bedel ödeyerek geleceğin siyasetini kurmaya çalışıyor.
Kocaeli halkı da kimin geçmişte kaldığını, kimin geleceğe yürüdüğünü elbette zaman içerisinde görecektir.
Unutmayınız siyaset yalnızca sandıkta değil, hafızada da kazanılır veya kaybedilir...
Yorumlar
Şerefli Olmak - Bir insanın yaşayıp yaşamadığını anlamak istersen, nabzına değil, onuruna bak duruyorsa yaşıyordur,
Fatma hanım 7 yıldır belediye başkanı kimlerle iyiydi ve neden hepsiyle kötü oldu. Bu yüzden Fatma hanım da kaybedenlerden biridir, bugün sosyal medya da yazanların hemen hemen hepsi belediyeden faydalanan insanlardır. Bu şakşakcılar yüzünden kafına hata üstüne hata yaptırdılar ve sonuçları ortada. Sefa başkan bugün caddelerde yürür ve herkes elini öpmek ister, Fatma hanım belediye başkanı hemen hemen seçimlerden sonra hiçbir mahallede geçmedi sokağa çıkmadı. Bakın fethiye caddesinde 2 kafe var caddenin yarısına kadar sandalyeleri çıkarıyor, meclis üyesine soruyoruz, neden bunlara ayrıcalık var, cevap Fatma hanım ve müdüre sorun. Ben seni niye seçtim cevap yok
Gözlemci - Çok güzel yazı yamisınız uzunda olmuş yanlız şoven söylediniz sizin taraf olduğunuz nokta farklı burda alt kimliğinizle öne çıkmış taraf olmaniz