‘Kerameti kendinden menkul’ sözü kazanılan başarıları sahip olunanları kendine mal ederken abartan, başka etkenleri hesaba katmayan kendi kendine büyüklenen kişileri tanımlar.
Halbuki; siz ne kadar güzel buharlaşmış dolgun bir su tanesi olsanız da sağlam bir soğuk hava kütlesiyle temas etmezseniz yağmur olup yağamazsınız!
Kıymetli okuyucularım;
Bugün sizlere 46 yıllık bir zaman aralığının bir siyasetçi varlığında ve siyaset denkleminde nasıl geliştiğini anlatacağım.
46 yıla göre bu yazı çok kısa olacak.
1980 darbesi gerçekleşmiş parti liderlerine siyasi yasaklar gelmişti.
Ancak 1983’te seçimler yapılabilmiş ve Turgut ÖZAL’ın ANAP’ı %45 ile iktidar olmuştu.
Dört yıl boyunca bu hükümet görev yaptı.
6 Eylül 1987’de siyasi yasakların kaldırılmasına yönelik referanduma gidildi ve çok az bir farkla Süleyman DEMİREL’in Bülent ECEVİT’in de içinde bulunduğu bir çok siyasinin siyasi yasakları halk oylaması ile kaldırıldı.
29 Kasım 1987’de genel seçimler yapıldı. ANAP’ın oyları %36’ya gerilerken Süleyman DEMİREL’in DYP’si ve Erdal İNÖNÜ’nün SHP’si meclise girdi.
*önemli not: 1983’te %45 ile 211 milletvekili çıkartan ANAP, 1987’de %36 ile 292 milletvekili çıkarttı. Garip değil mi? Araştırınız.
28 Aralık 1987’de T.B.M.M’de bütçe görüşmeleri yapılırken Süleyman DEMİREL 2 saat 6 dakika süren konuşmasında elinde turuncu bütçe kitapçığı, yanında Cumhuriyet tarihinin sektörel konularını yollardan, elektrik, su hatlarına kadar birçok çalışma alanını içeren dosyalarla birlikte ÖZAL’ın dört yıllık hükumetinde yaptığını iddia ettiği devasa hizmetlerin aslında toplam yapılanın küçük bir kısmı olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.
*Siyasetle ilgilenen herkese bu konuşmayı internet ortamında bulup dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim.
Çünkü o gün ileride gerçekleşecek Türkiye Siyaseti aritmetiğinin temelinin atıldığı kanaatindeyim.
Tüm bu gelişmeler 4 ay içerisinde oldu.
Sağda iki lider DEMİREL ve ÖZAL mücadelesi de başlamış oldu. Önce ÖZAL sonra da DEMİREL cumhurbaşkanı oldu.
Sıra gelen seçimde;
1989 yerel seçimlerinde Erdal İNÖNÜ’nün SHP’si doğal olarak üstün bir başarı elde etti. Ardından 91 Genel seçimleri.
Sonrasında 17 Nisan 1993’te hatırlayacaksınız Fenerbahçe-Kocaelispor maçının olduğu gün maç tehir oldu.
Sebep?
Sekizinci cumhurbaşkanı Özal vefat etti.
Ve 1987 yılında siyasi yasagi kalkan DEMİREL bundan altı yıl sonra cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya çıktı.
Ertesi yıl 1994 yerel seçimlerinde İzmit’te SHP’nin adayı Sefa SİRMEN, DYP’nin adayı Meral AKŞENER’di.
İşte o dönemde bugün de çokça dillendirilen memleketçilik diasporaları devreye girdi ve DYP’nin içindeki Sefa SİRMEN’in hemşerilerinin bazıları Meral AKŞENER’i değil Sefa SİRMEN‘i desteklediler. Tabii kazananın sadece bir sebebi budur demek kolaycılık olur demekle birlikte Sefa SİRMEN kazandı.
Atlamamak gerekir ki bu süreçlerde solda da birden çok parti varlığını oluşturmuştu.
Bir sonraki 1999 seçimlerine gelindiğinde bu kez solda partiler birleşmiş CHP’nin adayı olarak tekrar seçime Sefa SİRMEN girmiş fakat bu kez rakiplerinden biri ANAP’ın adayı hemşerisi Halil İbrahim ARTVİNLİ olmuştu.
Yine hemşericilik diasporaları devreye girmiş bu kez de ‘eldeki kuş daldaki kuştan kıymetlidir’ diyerek yine kazananın sadece tek sebebi budur demek yine kolaycılık olur demekle birlikte yine Sefa SİRMEN seçimi kazanmıştı.
Üç dönem ikisi SHP biri CHP kimliği altında İzmit’te yapılan belediyecilik çalışmalarında bir yandan sosyal demokrat belediyecilik anlayışı evet lakin kuvvetli bir yandan da Süleyman DEMİREL vizyonu ve desteği hakim kılındı.
Kocaeli Üniversitesi, Yuvacık barajı, İzgaz, buz pateni pisti Carrefour, Real gibi Outlet gibi yatırımlar tamamı DEMİREL’in vizyonu ve Kocaeli DYP milletvekillerinin de başka partiden olsa da belediye başkanlarına Ankara’nın yollarını açan destekleriyle gerçekleştirildi. Hakkını yemeyelim başta DYP 19. Dönem milletvekili Halil İbrahim ARTVİNLİ.
Bugün dahi denk gelirseniz İzmit Belediyesinin o dönemki Genel Sekreterlerinin DEMİREL’in vizyonuyla ilgili methiyeler düzdüklerine şahit olursunuz. Ben oldum.
-Oysa ki ben Deniz’lerin asılmasına ön ayak olduğu için kendisine hiçbir sempati beslemiyordum. Benim için ‘öteki’ idi.
Sonraki yıllarda Süleyman DEMİREL’in Cumhurbaşkanlığı süresi çoktan dolmuş Ahmet Nejdet SEZER Cumhurbaşkanı olmuş ondan sonra Abdullah GÜL Cumhurbaşkanı ve sonrasında Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın Cumhurbaşkanlığına giden süreçte hızlı bir şekilde işlemişti.
2002 yılında AKP tek başına iktidara gelince sağdaki en az iki liderlik denklemi bozuldu. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın AKP’si hakim olurken ANAP’ın Erkan MUMCU’sunu, DYP’nin Mehmet AĞAR’ını, Genç Parti’nin Cem UZAN’ını -liste uzatılabilir- aynı sağcı kitleye hitap edebilecek, muhadil olabilecek her partiyi ve lideri kademeli olarak çeşitli yöntemlerle siyasetin dışına iterek ya da yanına katarak iktidarını kuvvetlendirdi.
Kocaeli’de AKP İktidarları dönemlerinde yapılan yerel seçimlerde CHP;
2004’te Kandıra
2009’da 13/0
2014’de 13/0 (ki 2014 İzmit adayı Sefa Sirmen’dir)
2019’de İzmit
2024 te İzmit - Derince- Karamürsel ilçe belediyelerini kazanabilmiştir.
Beş yerel seçim döneminde Kocaeli’de ilçe bazında kazanılan belediye sayısı sadece beştir.
Şimdi özellikle tekrar hatırlatıyorum 1987 Aralık ayındaki bütçe görüşmelerinde DEMİREL’in yaptığı konuşma ile başlayan ve 2002 yılında Recep Tayyip ERDOĞAN’ın tek başına iktidara gelmesi ile tamamlanan süreç ile;
2004 - 2024 yılları arasındaki geçen süreç arasındaki farklılıkları doğru tahlil etmek gerekir.
Bu tahlilde zamanında yapılan eksiklikler ve zayıf kalan çabalar bugünün ‘tek adam’ sistemininde kurulmasına imkan tanımıştır.
Efsane olduğu düşünülen ve öyle adlandırılan Kocaeli’de ‘kerameti kendinden menkul’ siyasi karakterlere 2002 yılından bugüne kadar Kocaeli siyasetine özelde İzmit siyasetine ne kattıklarını sormak lazım.
Kazanılırken kendini efsane kodlayanlar ve kodlatanların sonra her yer kaybedilirken kendini o mağlubiyetlerin neresine koyuyorlar?
Önce örgüt ve parti sonra ben!
Demekle ile dememek arasındaki farkın sonucu bu ve bugüne yansıması ortada.
Bu karakterlerin 2019’dan sonra ilçe belediyeleri kazanılmaya başlandığındaki tavırları da son günlerdeki açıklamaları ile kamuoyunda netleşmiştir.
Bu dönemleri ince ayrıntılarına kadar yaşamış tahlil etmiş bir kişi olarak bugün bu ve benzeri karakterlerin söylem ve davranışlarına, kendi belediye başkanlarına karşı en zor günlerinde onların rakiplerini tutmalarına ayrıca ısrarcılıklarına şaşırmadığımı belirtmek isterim.
Sizler de şaşırmayın.
Bana öyle geliyor ki; hepimize ait değil kendilerine ve kendilerine benzeyenlere ait siyasi karakterler.
Öyle ki; demeçlerinin altından başka kişisel sebepler de çıkacaktır.
Adı üstünde ‘kerameti kendinden menkul’.
Oysa ki benim ülkeme ve kentime;
‘Halk insanları, Halk siyasetçileri lazım’
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.
Hoşça kalın dostça kalın.