Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa ederek siyasal yoluna bağımsız devam edeceğini açıklaması, yalnızca bugünün siyasal gelişmesi olarak okunmamalı.
Bu karar, Yavaş’ın bundan sonraki siyasal geleceğine ilişkin önemli bir işaret olarak da değerlendirilmelidir.
Mansur Yavaş uzun süredir kamuoyunda Cumhurbaşkanlığı adaylığı açısından adı en fazla konuşulan siyasetçilerden biriydi. Ancak bugün gelinen noktada ortaya çıkan tablo, Yavaş’ın önümüzdeki süreçte Cumhurbaşkanlığı adaylığına yönelmekten çok elinde ki görevini tamamlamaya ve sonrasında siyasette farklı bir yol (Hapiste yatmayı göze alamadığı için: Emeklilik) izlemeye hazırlandığı yönünde okunabilir.
Benim sıradan bir basın emekçisi olarak değerlendirmem şu:
Mansur Yavaş bundan sonra ne Cumhurbaşkanlığına aday olacaktır ne de bir sonraki yerel seçimde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına yeniden aday olacaktır.
Bugün için bu bir kesinleşmiş karar değil, yaşanan gelişmeler üzerinden yapılan bir siyasal öngörüdür. Ancak siyasette bazen alınan kararların kendisi kadar, kararların hangi koşullarda ve hangi zamanlamayla alındığı da önemlidir.
Saray ziyareti sonrasında;
Yavaş’ın 23 Eylül 2026’da CHP üyeliğinden ayrılarak siyasal yoluna bağımsız devam edeceğini açıklaması, bu açıdan dikkat çekici bir dönüm noktasıdır.
Yavaş, kararını 19 Mart’tan başlayan ve “Mutlak butlan” tartışmalarıyla devam eden siyasal ve hukuksal süreçte CHP içerisinde yaşanan gelişmelerle ilişkilendirdi.
Aynı açıklamasında bundan sonra belediye başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini belirtti.
Siyasetin merkezinden uzaklaşan bir tercih!
Yavaş’ın 9 Eylül’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Beştepe’de yaptığı görüşme de bu süreç açısından ayrıca değerlendirilmelidir. Görüşmenin basına kapalı gerçekleştiği, Yavaş’ın ise sonrasında Ankara’nın metro yatırımları ve diğer projeleri hakkında Cumhurbaşkanı’na bilgi verdiğini açıkladığı biliniyor.
Bu görüşmenin kendisi tek başına herhangi bir siyasal niyetin kanıtı değildir. Ancak siyasette görüntülerin, zamanlamaların ve verilen mesajların kamuoyu tarafından nasıl okunduğu da önemlidir.
Bugün CHP’den ayrılarak bağımsız kalması, YENİ Parti dahil başka bir siyasal partiye katılmaması ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda ortaya çıkan belirsizlikler birlikte düşünüldüğünde, Yavaş’ın kendisine yeni bir siyasal kariyer alanı açmaktan çok mevcut görevini tamamlamaya yöneldiği şeklinde bir tablo ortaya çıkıyor.
Ankara’dan sonra siyaset sahnesi mi kapanacak?
Asıl soru da burada başlıyor.
Mansur Yavaş Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdürüyor. Ancak ikinci bir dönem için yeniden aday olup olmayacağı konusunda bugün itibarıyla kesinleşmiş bir açıklama bulunmuyor.
Benim öngörüm ise bugüne kadarki yaşamında devlet aklıyla hareket eden bir Mansur Yavaş bugün aldığı kararı da bağımsız bir karar gibi gözükmediğine göre devlet usu ile hareket etmektedir.
Düşüncemiz;
Yavaş’ın bir sonraki yerel seçimde de aday olmayacağı yönünde.
Cumhurbaşkanlığı adaylığı savından uzaklaşan, CHP’den ayrılan ve bağımsız bir siyasal çizgide kalmayı tercih eden bir Mansur Yavaş profilinin, bundan sonraki süreçte yeniden seçim kampanyasının merkezine yerleşmek yerine Ankara’daki görevini tamamlayarak aktif seçim siyasetinden çekilmesi olasılığı üzerinde durulması gerekiyor.
Bu nedenle sorun yalnızca “Mansur Yavaş Cumhurbaşkanı adayı olacak mı?” sorusu değildir.
Daha büyük soru şudur:
İBB başkanı Ekrem imamoğlu'ndan çok daha fazla soruşturma dosyaları olan ve hapse girmeyi göze alamayan Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminin ardından siyasal kariyerine devam edecek mi?
Benim yanıtım bugün için kesinlikle hayırdır.
Mansur Yavaş’ın bundan sonra Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına da yeniden aday olmayacağını düşünüyorum.
“Siyaseti bırakmak” başka, siyasal dönemi kapatmak başka!
Elbette bu, Yavaş’ın bugün siyaseti bıraktığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, kendisi açıkça siyasal yoluna bağımsız devam edeceğini söyledi. Dolayısıyla bugünden “Siyaseti bıraktı” demek doğru olmaz.
Ne var ki aktif seçim siyaseti açısından baktığımızda farklı bir tablo görülebilir.
Bir siyasetçinin önünde Cumhurbaşkanlığı adaylığı, yeniden belediye başkanlığı veya başka bir partiyle yeni bir siyasi yol seçeneği bulunabilir. Yavaş’ın bugün yaptığı tercih ise bu seçeneklerden farklı olarak bağımsız kalmak oldu.
İşte bu nedenle ben bu gelişmeyi Mansur Yavaş açısından bir siyasal kariyerin son dönemine giriş işareti olarak okuyorum.
Zaman elbette bunun doğru olup olmadığını gösterecek.
Ama için yıllara dayanan basın emekçisi olarak benim bugünden gördüğüm tablo şudur:
Mansur Yavaş Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini tamamlayacak;
Ancak ardından ne Cumhurbaşkanlığı adaylığına ne de yeniden belediye başkanlığı adaylığına yönelecek.
Siyasette bazen en önemli karar, aday olmak değil;
Hangi noktada aday olmamayı tercih ettiğindir.
Mansur Yavaş açısından da önümüzdeki dönemin asıl öyküsünün burada başlayacağını düşünüyorum.
Hala seçim sistemini değiştirme projesi akılında var.
Son süreçte Ekrem İmamoğlu'nun tamamen siyaset dışında bırakıldığı, en azından bu dönemde böyle görüldüğünü göre Mansur Yavaş'ın havlu attığını da söyledikten sonra geriye cumhurbaşkanlığı adaylığı için yeni bir adayın belirlenmesi gerektiği bunun için de YENİ Partinin kurullarının artık oturması gerektiği, bu haliyle iyi bir seçimin çıkarılmasının güçlüklerinin tabanda günden güne yayıldığı bilinmektedir
Stratejisi olmayan bir muhalefet süreci yönetmekte zorlanmaktadır!
İktidarın ana muhalefetin özellikle de psikolojisini ciddi anlamda etkileme, bölme, muhalefeti demoralize etme,
muhalefetin gazını alma,
uzun süre bir umut olarak orada durma gibi görevlerini de onun üzerinden yürüteceklerdir.
İktidar hele Kürtlerin bir mahallesini ve butlancı Kılıçdaroğlu CHP'sinide yedekledikten sonra ki bu politikalara aşinalar.
Bunu biliyorlar bu bildikleri bir yöntem, bildikleri bir taktiktir,
Cumhur ittifakının bildiği bir taktiktir, bunu da uzunca süredir uyguluyorlar.
Benim umutlandığım adıl önemli bir şey var ki;
Uzun yıllara dayanan yolsuzluk sürecinden sonra bütün ayak oyunlarına rağmen, yoksulluk ve zulüm düzenin böyle devam etmeyeceğini bilmekteyim...