Özel Cihan Hastanesi
Zafer Mobilya
Bilnet Okulları Kompozit Kimya

» Mustafa ÇALIŞKAN - TÜM YAZILARI

22.10.2017 Pazar - 15:32

‎ Evinde olmaktansa, yolda olmak daha çok huzur veriyor insana; şartları zorlamak, hiç tanımadığı, dilini bile konuşamadığı insanlarla gönül muhabbeti besleyerek karşılıklı iki bardak çay içmek, kendi sınırlarını keşfetmek, o sınırları biraz daha yukarıya çekmek. Düzgün bir yoldan yürümektense bir patikadan gitmekten daha çok zevk alıyor insanoğlu. Bu tarz hisleri yaşayabilmek, yoldaki özgürlüğü hissedebilmek, yeni hikâyeler dinlemek için ağır bir sırt çantası, yeteri kadar konserve ve bir fotoğraf makinesi ile düştük yollara.

 “Osmanlı bir Balkan devletiydi” sözünün sırrını idrak etmek, ve ecdattan geriye kalan tarihi eserleri yerinde görmek niyetiyle başladı yolculuğumuz. Osmanlı İmparatorluğu 14. yüzyıl ortalarında girdiği Balkanlarda 550 yıl hüküm sürdü. Hüküm sürdüğü dönemde Osmanlı hakimiyeti kültürel mirasını da Balkanlar’a taşıyarak siyaset, iktisat, kültür ve din alanında derin izler bıraktı. Bugün, Osmanlı döneminde yapılan ve yüzyıllardır ayakta kalan cami , han, medrese, saat kulesi, hamam ve köprüler Osmanlı hakimiyeti ve kültürünün tanıklığını halen yapıyor. Osmanlı’nın sadece Balkanlar’da 15787 adet mimari yapı inşa ettiği bilinmektedir.  Gençlik ve Spor Bakanlığı Kocaeli Uluslararası Gençlik Merkezinin 12-21 Ekim tarihleri arasında düzenlediği ”Balkanlarda Osmanlı İzleri ‘’  projesiyle ‎ 20 üniversite öğrencisiyle beraber Yunanistan’ın Kavala; Makedonya’nın Üsküp ve Ohrid; Kosova’nın Prizren; Bosna Hersek’in Mostar, Jablanıca, Saraybosna ve Srebrenica; Karadağ’ın Kotor; Arnavutluk’un Elbasan, Tiran şehirlerinde bulunan başlıca tarihi ve kültürel mekânları yerinde görme ve ziyaret etme fırsatı elde ettik. Projeyle, Osmanlı Devletinin Balkanlarda bırakmış olduğu tarihi, kültürel, sanatsal, politik ve sosyal izlerin günümüz gençliği tarafından tanınmasını ve benimsenmesi, balkanlarda yaşayan akraba toplulukların yaşantılarının yerinde gözlemlenmesi, Osmanlı yönetimindeki Balkanlar ile şuan ki Balkan Devletlerinin tarihi ve siyasi gelişiminin incelenmesi, Türkiye ile Balkanlar arasında asırlar boyu süre gelen bağların canlı tutulmasının sağlanması amacıyla uzun ve yorucu ama bir o kadar da eğlenceli bir yola koyulduk.   Cihan ‎devletinin yıkılışından fazla bir zaman geçmediğinden de, yeni bir cihan devletinin doğmak üzere ‎olduğundan da haberdardık‎.

Bir şehrin kimliğini yansıtan en önemli simge hiç şüphesiz minaredir. Saraybosna’da, Prizren’de ‎Üsküp’te ve daha birçok yerde bir şehre tepeden bakarken kaç ‎tane minare var diye farkında olmadan ‎saymaya başlıyor insan. Geçtiğimiz yollar üzerinde birçok ‎Hıristiyan köyü de olduğu için uzaktan minareyi ‎görebiliyorsak heyecanlanıyor, namaz kılabileceğimiz, ‎bir şeyler yiyebileceğimiz, bir kahvede oturup ‎birileriyle sohbet edebileceğimiz bir yer bulduğumuz ‎için seviniyorduk.  En önemlisi de muhabbet ettikçe buralarda da ‎bizden birilerinin olduğunu “fark etmeye” başlıyorsunuz. Oradaki soydaşlarımızın, kardeşlerimizin gerçekten ‎Türkiye’ye nasıl hasret duyduklarını gözlerinde görüyorsunuz. Bir Türk’ün oraya gitmesi, oradaki insanlarla muhabbet etmesi, onlara ‎Türkiye’den haber veya hediye götürmesi onlar için paha biçilemez… Tabi, oralarda yaşayan ‎kardeşlerimizin duygularını anlayabilmemiz kesinlikle mümkün değil. Ancak bir nebze de olsa onları ‎anlamaya çalışmamız, bir an için kendimizi onların yerine koymamız, bizi çok daha farklı kılacaktır. Bu ‎hasret duygularıyla yaşayan kardeşlerimizin hallerini, sözlerini okudukça insanın içinden adeta bir parça ‎kopuyor, bir duygu seline kapılıp gidiyorsunuz.‎

Yolculuk esnasında geçtiğimiz küçük küçük köylerden görünen minareler selama durmuş gibi bu yoldan geçenlere ‎bakıyordu adeta. Şar Dağı, bütün heybetiyle tam karşımızda, saçlarına ak düşmüş yaşlı bir komutan ‎gibi başı dumanlıydı. Şar dağlarını aştıktan sonra daha iyi fark ediyorum ki Sınırlar ayırsa da bazı ülkeler, şehirler hep kardeş kalır. İnsanları birbirine benzer, şehirlerin kokusu yüzlerine, ‎ruhlarına siner. ‎

Balkanların siyasi ve dini durumunu, Osmanlı’dan kalan eserleri, TİKA , Maarif Vakfı ve Yunus Emre Enstitüsünün yaptığı çalışmaları yerinde görme fırsatı buldum.  Özellikle TİKA’nın Balkan ülkelerinde ki ecdadımızın anıtsal eserlerinin bakım onarım ve günümüzde ‎kullanılabilir hale getirilebilmesi hususunda ki çalışmaları her yerde dikkatleri çekiyor. 10 gün süren uzun yolculuk boyunca bol bol notlar aldım. Nasip olursa ülke ülke, şehir şehir hepsini sizinle paylaşacağım.

‎Balkanlarla muhabbetinizi, sevginizi arttırmanız duasıyla…‎

 

 

 

Etiketler:
Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.









kurtkoy escort maltepe escort antalya konyaalti escort maltepe escort Kurtkoy escort
Enes Akbal Optik Karadizayn
kurtkoy escort

porno indir , adana escort , adana escort , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort ,