YAĞIZ KEBAP Enes Akbal Optik

» Emre YILMAZ - TÜM YAZILARI

17.12.2017 Pazar - 16:46

Enes Akbal Optik

Geçen haftaki yazıda tarihsel süreçte İsrail’in resmi olarak devletleşmesine kadar olan bölümü ele almıştım. Bu yazıda ise devletleşme eşiğinin ardından yaşananlara ve bu bağlamda yapılan hak ihlallerine değinmeye çalışacağım.

İsrail’in devletleşmesinin ardından çatışmalar daha da arttı, İsrail, Filistinlilerin elinde bulunan topraklara yönelik işgal politikaları yürüterek birçok katliam gerçekleştirdi. Buna karşı olarak Mısır, Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan gibi devletler Filistin’e askeri destek vermişlerdir. Fakat desteğe rağmen elde tutulabilen toprak İngiliz Mandasındaki toprakların ancak %25’ine denk gelebiliyordu. 1948-1953 arası bu süreçte İsrail 6 büyük katliam gerçekleştirdi. Bu katliamlarda çok sayıda Filistinli hayatını kaybetti. Bölgesel yapılan katliamlar toplu halde gerçekleştirilmiş ve neredeyse o bölgelerde yaşayan tüm Filistinliler şehit edilmiştir. Burada yapılan insan hakkı ihlalinden söz etmeye dahi gerek yoktur. Burada incelenebilecek olan şey soykırım ve çeşitli savaş suçlarıdır. Sivillere yönelik olan bu saldırıların birinde insanlara camiye sığınmaları anonsu yapılıp daha sonra camiye sığınan herkesin üzerine canlı bırakmamak üzere ateş açılmıştır (Dahmas Katliamı).

1948 yılında başlayan savaş ve çatışma ortamı 1967’ye kadar sürecekti. Bu süreçte bölge devletleri uzlaştırma çabalarında bulunurken Filistinliler bu sorunu kendileri çözmek adına girişimde bulundular ve 1964’te Filistin Kurtuluş Örgütü(FKÖ) kuruldu.

İsrail uluslararası hukukta yeri olmayan toprak ilhakı ile yayılmacı politikasını devam ettirirken Mısır, Suriye ve Lübnan, Filistin’e destek olmaya devam ediyordu. Tam da bu dönemde  6 Gün Savaşları(1967) yaşandı. 6 gün içerisinde İsrail; Mısır’dan Gazze ve Sina yarımadasını, Suriye’den Golan Tepeleri’ni aldı. Ayrıca Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te bulunan Lübnan güçlerini bu bölgelerden çıkarttı. İşte bu İsrail’in coğrafyada geniş toprak sahipliği sonucunu doğurdu. Yapılan en büyük ihlallerden biri ise burada ortaya çıkıyor. Çünkü burada yapılan işgaller uluslararası hukukta yeri olmayan toprak ilhakından başka bir şey değildir. Bu savaşların bir diğer sonucu ise 500 binden fazla Filistinlinin mülteci haline gelmesidir. 6 Gün Savaşları İsrail’in Filistin dışında Suriye ve Mısır’dan da toprak ilhak ettiği bir savaştır, bu durum gösteriyor ki İsrail’in Siyonist yayılmacı politikası sadece Filistin toprakları üzerinde değil, Orta Doğu coğrafyası üzerindedir.

Bu süreçten sonra kaybettikleri topraklar sebebiyle Mısır ve Suriye, İsrail’e karşı 1973 yılında taarruza geçti. Bu Yom Kippur Savaşı olarak anılmaktadır. İki tarafın da ağır kayıplar verdiği bu süreç sonunda ABD, SSCB ve BM arabuluculuğuyla ateşkes ilan edildi ve ABD destekli İsrail karlı çıkan taraf oldu. Bu gelişmelerin arkasından Suudi Arabistan Kralı Faysal İsrail’i destekleyen ülkelere petrol ambargosu uygulama kararı aldı. 1973-74 yıllarında yaşanan gelişmelere bir dipnot düşmek istiyorum. Suudi Kralı Faysal 1975 yılında suikasta uğrayarak hayatını kaybetti.

İsrail’in yayılmacı, işgalci politikalarını göz önünde bulundururken, Yahudilerin bir kesimini dışarıda bırakmamız gerektiğini gözardı edemeyiz. Yahudilerin kendi içerisinde de Filistin’e yönelik yürütülen politikalara karşı duran kesimler bulunmaktadır. Bugün varolan zulmün en büyük mimarlarından olan zamanında Herut şimdiki adıyla Likud Partisidir. Halihazırdaki İsrail Başbakanının da içinde bulunduğu parti olan Likud, İsrail Devletinin kuruluşundan önceki katliamcı örgütlerin devamı niteliğindedir. Yayılmacı bir politika hedefinde olan partinin nihai amacı Orta Doğu’da büyük bir İsrail Devleti kurmaktır.

İsrailli eski milletvekili Uri Avnery bir röportajında “İsrail hükümeti dış politik baskı altında olduğunu fark etmiyor mu?” sorusunu şöyle cevaplıyor. “Hayır, İsrail hükümeti dışarıdan sürekli olarak sert eleştiri almaya alıştı. Ama eleştiriler lâfta kaldığı ve eyleme dönüşmediği için hükümet üzerinde baskı hissetmiyor. Avrupa Birliği’nin İsrail’e baskı yaptığını kim iddia edebilir? Siyasi mesajları siyasi eylemler izlemelidir. ABD ve Avrupa sert eleştirilerini havada bıraktıkları için, İsrail sağı sürekli güç kazanabilmiştir.”

İsrail Yahudi Yerleşimlerini yaparken buraya konutlar inşa edip insanları buraya yerleştirmekle kalmamıştır. Batı Şeria’dan örnek verecek olursak; Batı Şeria içindeki Yahudi yerleşkelerini birbirine bağlayan yollar ve yol üzerindeki kontrol noktalarıyla bölgenin %42’sini kendi kontrolü altına almıştır. Bu da Filistinlilerin kendi yaşam alanlarında İsrailli polis ve askerlerin güdümü altıda yaşaması anlamına gelir. Ayrıca yine yerleşimleri birbirine bağlayan bu yollarla Filistin mahalleleri birbirinden ayrılmakta bütünlük ortadan kalkmaktadır. Bağlantıların bir diğer sonucu Filistinlilerin tarım alanlarının ellerinden alınmasıdır. Yine yapılan yerleşimler sonrası su kaynaklarının kontrolünü elinde bulunduran İsrail, bu bölgelerde yeni su kuyularının açılmasını da kendi iznine tabi tutmuştur. Sonuç olarak bakıldığında yapılan yerleşimlerle İsrail yerleşim alanı, tarımsal alan ve su kaynakları elde etmiş, aynı zamanda Filistin halkının bölgesel bütünlüğünü ortadan kaldırıp, bölge halkını kendine bağlı hale getirmiştir. İsrail’in yürüttüğü bu politika kendisinin de imzalamış olduğu BM kapsamındaki 4. Cenevre Sözleşmesi’ne aykırıdır. Ayıca BM Güvenlik Konseyi kararını da ihlal etmektedir. İsrail her zaman olduğu gibi yaptığı ihlalleri ve verilen tepkileri umursamadan yapmak istediği şeyleri yapmaya devam etmektedir. Çünkü yukarıda Uni Avnery’nin de belirttiği gibi siyasi mesajları siyasi eylemler izlemelidir fakat bu hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.

İsrail Filistin topraklarının Lübnan sınırında yaptığı işgalleri koruyabilmek adına Lübnan’ın güneyine asker soktu ve daha sonra Lübnan’da bulunan FKÖ’yü etkisiz hale getirmek için bu hamlesini Beyrut’a kadar ilerletti. Girişiminde başarılı olan İsrail, FKÖ’yü buradan çıkarttıktan sonra korumasız kalan Filistin mülteci kamplarından Sabra ve Şatilla’da katliamlar gerçekleştirdi. Çoğunluğu kadın ve çocuk sivillerden oluşan bu kamplarda yaklaşık 3000 kişiyi katledilirken operasyonların arkasında olduğu söylenen isim yine Ariel Şaron’du. İsrail’in burada gerçekleştirdikleri de birçok BM sözleşmesi, Uluslararası Ceza Hukuku-Savaş Suçları vb. uluslararası hukuk mevzuatlarına aykırı fiillerdir.

1987-93 Yılları arasında başlayan 1. İntifada Gazze Şeridi’nde başladı oradan Batı Şeria’ya sıçradı. İntifadaya tüm Filistin Halkı destek verdi. Çok sayıda Filistinlinin hayatını kaybettiği gösteriler bastırılamıyordu. Bu İsrail’i Filistin ile uzlaşmaya itiyordu. İntifada süreci 1903 Oslo Görüşmeleriyle sonuçlandı. FKÖ lideri Yaser Arafat ile dönemin İsrail Başbakan İzak Rabin tüm dünyanın gözleri önünde el sıkışarak iki devletli bir çözüm üzerinde uzlaşma sinyalleri vererek barış sürecini başlattılar.
Bu süreçten sonra Filistin Yönetimi oluşturuldu ve Yaser Arafat yönetimindeki FKÖ 1996 yılındaki seçimle bu yönetimin başına geldi. Bu dönemde iki yönetim arasında Gazze, Doğu Kudüs, Batı Şeria gibi bölgelere ilişkin pazarlıklar sürüyordu fakat Yahudi Yerleşkeleri, 3.5 Milyona yakın Filistinli Mülteci gibi çözümü zor problemler masadaydı. 2. Oslo görüşmeleri Batı Şeria’yı üçe bölen bir plan içeriyordu.
1 – A Bölgesi: Batı Şeria’nın yüzde 7’sini oluşturan bu bölge, Doğu Kudüs ve El Halil haricindeki belli başlı yerleşim merkezlerini tam olarak Filistin idaresine bırakıyor.
2 – B Bölgesi: İsrail ve Filistinlilerin ortak kontrolüne bırakılan bu bölge Batı Şeria’nın yüzde 21’ini oluşturuyor.
3 – C Bölgesi: İsrail bu bölgeyi kontrol altında tutacak, ama aynı zamanda Filistinli tutukluları serbest bırakacaktı.

Bu görüşmeden memnun olmayan aşırı sağcı İsrailli gruplar tarafından İzak Rabin’e suikast düzenlendi. Rabin’in yerine gelen Şimon Peres önündeki seçimi kaybetti ve bu seçim sonucu Filistinliler için iyiye işaret değildi. Seçimi kazanan Likud Partisi yeni başbakan ise Binyamin Netenyahu idi. Ve Netenyahu Oslo görüşmelerine karşı bir politika izliyordu.

Not: Yazı planladığımdan daha uzun sürdüğünden bu meselenin günümüze en yakın kısmı olan ve hak ihlallerinin daha da arttığı son aşamasını bir sonraki haftaya bırakıyorum.

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.








 https://www.yenikocaeli.com/
hikmet