YAĞIZ KEBAP Enes Akbal Optik

» Mesut ŞAHİN - TÜM YAZILARI

08.09.2018 Cumartesi - 14:31

Enes Akbal Optik

Ülkemizde her bireyin desteklediği bir siyasal oluşum aşağı yukarı vardır diyebiliriz. Bireyin uzun süre bir siyasal partiyi desteklemesine dava fedakârlığı denilmesinin yanında yeri geldiğinde eleştirilerini sunması da dava fedakârlığı kadar kıymetli görünmeli diye düşünüyorum. Normalde de böyle düşünülmesi gerekirken toplumsal bakışın veya mahalle kültürünün ‘ne istedin de olmadı’ anlamında yapılan eleştirilere ucuz bir söylemle yaklaşılması günümüz toplumunda belki de en kıymetli olan eleştirel kültürün yaşatılması önündeki en büyük engel gibi duruyor.

İktidarın her yararlı icraatını alkışlamanın yalakalık veya yandaşlık olarak algılanması kadar yapılan her eleştirinin de taraf değiştirdi gözüyle bakılmasından dolayı çoğu kimsenin eleştiriden kaçması aslında gönül verdiği siyasi oluşuma karşı yaptığı en zararlı tutumdur diyebiliriz.Tabi yapılan eleştirinin içeriği ve şekli burada da ayrı bir önem arz ediyor.Yıkıcı veya aşağılayıcı bir şekilde yapılan eleştiriden ziyade yol gösterici veya hatanın tespit edilmesine yönelik yapılan her eleştiri siyasal oluşumların gelişimi açısından daha kıymetli olsa gerek.Günümüzde ülkemiz açısından bakacak olursak iktidara gönül verenlerin bile yapılan yanlışlıklar karşısında eleştirilerini gizlemeye çalışmalarının en önemli sebebi bence bir şeyleri kaybetme veya dışlanma korkusundan kaynaklanmıyor.Yapılan olumlu eleştirilerin bile pusu da yatan FETÖ, PKK ve DHKP/C terör örgütleri ile bu örgütlerin dış bağlantılarının işine yaracak olması ve bu örgütler tarafından kullanılacağı endişesi eleştirilerin yapılamama sebebi olarak karşımıza çıkıyor diyebiliriz.

Bunun yanında uluslararası konjonktürde Türkiye’ye yapılan politik ve ekonomik baskılardan dolayı eleştirme hakkının yeri ve zamanının olmadığı düşüncesi de insanlarımızda ağır basıyor olabilir. Günümüzde eleştiriyi yapabilmenin gerçek zorluğu bu sebeplerde yatarken muhalefet ve şer odaklarının yaptığı eleştirilerin yıkıcı olmasının görülmesi de insanların geliştirmeye yönelik eleştirileri yapma isteğini de köreltiyor diyebiliriz.Son olarak, siyasal patilerin kendisine karşı eleştiri yapan her insanı kayıp hanesine yazması siyaset sanatının ruhu ile bağdaşmayan bir tutum olduğunu anlaması gerektiği gibi eleştirilerini sıralayan her insanın da bir beklenti içinde olduğu düşünmemesi gerekiyor. Belki işte o zaman ülkemizde siyaset hak ettiği kaliteye ulaşacaktır diyebiliriz.

Evet, konumuza gelecek olursak ;

Devlet Ankara’da farklı konuşuyor!  ama iller de ilçeler de yansıması farklı oluyor. Bakanlar açıklamalarıyla çelişiyor. Bağlı oldukları müdürlükler, bu açıklamaları hiç takmıyor.Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar toplumun her kesiminden her insanı etkilemeye devam ediyor. Dolarla iş yapan yapmayan her kesim bu savaşın mağduru konumunda. Okullar açılıyor ve beraberinde sırasıyla okula yeni başlayacak öğrencilerin kayıt telaşı, taşımalı sistem, kıyafet derken ardı ardına diziliyor dertler.Ekonomik yaptırımlar kararlar önlemler devlet tarafından kontrollü bir şekilde alınmaya devam ederken, vatandaşı elbette olumsuz yönde etkileyen faktörlerde su yüzüne çıkıyor.Okul kayıt parası isteyen Okul müdürlerini şikayet edilebilmesi için şikayet hatları kurulmasına rağmen! hiçbir okul müdürü endişeye kapılmadan velilerden bağış adı altında paraları toplamaya devam ediyor.Açıklanan servis ücretlerine gelen zam oranlarının ne enflasyonla ne ekonomiyle alakası yok!Orantısız ve acımasız bir şekilde bir sene öncesi fiyatlar ile arasında dağlar kadar fark olacak açıklamalar yapılıyor.Eğitim için zaten okul bulmakta zorlanan veliler, bir de servis sıkıntısı içinde boğuşup duruyorlar. İki üç çocuk sahibi velileri zaten düşünmek istemiyorum bu fiyatlar ile taşımalı sistemle evlatlarını okula yollamaları mümkün değil!

Yaşamak zorlaşıyor diyenlerin yanı sıra okumak, eğitim almakta zorlaşıyor diyenler eklenmeye başlandı.Kontrolsüz bir şekilde serbest piyasa korsanları vatandaşın boğazına yapışmış durumda.Marketlere alışverişe gidiyorsunuz maaş zamanlarını kollayan marketler o günlerde alışveriş yapacak işçinin geleceğini bilerek fiyatları geçici bir süreliğine yukarı çekiyor, maaş zamanı geçtikten sonra fiyatlar normale dönüyor. Reyonlarda gördüğümüz fiyatlarla kasada ödediğimiz fiyatlar birbiriyle örtüşmüyor.Pahalanan hayatın yanında eriyen işçi maaşları işi içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Her şeye zam geliyor işçi maaşları olduğu gibi yerinde sayıyor.İşte tamda burada laf karın doyurmuyor diye mırıldanmalar başlıyor..Ticaret ahlakını kaybetmiş bir toplum olduğumuz için para kazanmak uğruna her yolu mubah görüyoruz.

Evet, vatandaş olarak her daim devletimizin zor gününde yanındayız..

Lakin!

Vatandaş olarak bizlerde devletimizi tam manasıyla bu zor günlerde yanımızda görmek isteriz.Denetimlerin yanı sıra bu dar günlerde malına mal katan ticaret ahlakını kaybetmiş vatandaşı değil, kendi çıkarlarını düşünerek acımasız ve orantısız bir şekilde doğru yaptığını savunarak zam üstüne zam yapan su kurnazlarına ağır yaptırımlar ile haddini bildirmesi gerekiyor.Artmayan maaşlar ile pahalılaşan hayat karşısında bireysel her vatandaş kendi enflasyon canavarına teslim olarak can veriyor..

AK Parti ve Erdoğan’a her zaman en büyük desteği veren alt gelirli vatandaş, Liderinin en zor zamanlarında elif gibi dim dik arkasında durarak her zaman sahip çıkmıştır!

Yeri geldiğinde bu bedeli canıyla,kanıyla ödemiştir!

Erdoğan’ın her çağrısına ilk koşan onlar olmuştur!

Yastık altında, kenarda, köşede, elinde ne varsa hepsini bozdurarak karınca misali devletinin yanında yine onlar vardı!

 

Ama bir gerçek var ki! içinde bulunduğumuz bu sıkıntılı günlerde yine en çok çileyi onlar çekiyor..

Şimdi ise sadece karşılığını görmek istiyorlar..

 

Selam ve dua ile

 

 

 

 

Etiketler:
Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.








 https://www.yenikocaeli.com/
hikmet