David People
Eriş Elektronik
Kafe Kumpir
Rami Pazarı
Konak Hastanesi
BİST 100
90182
O/N REPO
USD
3,665
EURO
ALTIN

» admin - TÜM YAZILARI

28.11.2016 Pazartesi - 8:00

VAVSE Medya & İnternet Hizmetleri

Son dönemlerde özellikle ülkemizde çok yoğun gündemler var.

 

 

Bu gündemlerden en önemlisi AB’nin Türkiye ile olan müzakereleri durdurması olmuştu.

 

 

İktidarı,ana muhalefeti ve muhalefeti derken herkes bir şeyler söyledi.

 

 

Her düşüncenin kendi fikirlerini ifade etmesi ve savunmasından daha doğal hiçbir şey olamaz.

 

 

Buraya kadar her şey olması gerektiği gibi…

 

 

Taki ana muhalefetin konu ile olarak yaptığı açıklama ajanslara düşene kadar..

 

Ana muhalefet lideri ‘’Bu karar Türkiye’ye yapılmış büyük bir ambargodur’’ dedi.

 

Bu açıklama duyulduğunda normal şartlarda verilmesi gereken tepki ‘’bu kadar da olmaz’’ şeklinde olması gerekir.

 

Ancak bu açıklamayı yapan ana muhalefet lideri ollunca yüksek bir tonlamadan tepki vermek yerine tebessüm edebiliyoruz ancak…

 

Maalesef verebileceğiz en sakin tepki bu !

Gelin bu söylemin bizde tebessüm ettirdiğini söyleyelim.

Daha düne kadar ‘’AB bizi oyalıyor,iktidarı kapısında bekletiyor ama iktidar bunu farkında değil’’ diye iktidarı eleştiren ana muhalefet partisi tabanı müzakereler durdurulunca nasıl oldu ise AB’nin kıymetini anladı.

Bu düpedüz ÇARKÇILIKTIR !

Herhangi bir konuda muhalefet olacaksan ayakların yere basarak muhalefet olacaksın.

Söylenenlerin arkasında duracaksın.

Durmazsan işler tersine döner.

Mesela MHP dün ne diyorsa bugün onu devam ettiriyor.

İktidarın yaptığı icraatlarda doğru gördüğü konuda iktidarın destekçisi oluyor yanlış bulduğunu eleştiriyor.

Olması gereken de budur.

Son olarak AB’nin ülkemize yönelik yaklaşımını eleştirip ‘’Biz bize yeteriz kimseye muhtaç değiliz’’ dedi.

Ne kadar doğru bir söz..

Hep demiyor muyuz Türklerin Türklerden başka dostu yoktur diye..

Buyurun size en somut örnek..

Birkaç gün öncesine kadar ‘’Türkiye bizim önemli bir müttefikimiz’’ diyen Avrupa,istediklerini dinlemediğimizi görünce tabiri caizse Türkiye’ye ’’ayar’’ veriyor.

Peki,gelinen noktada bizim neler yapmamız gerekiyor?

Bu soruya verilecek geçerli hamleler bizimde yaşananlardaki rolümüzü belirleyecek.

Sadece söylemler ile AB’ye artık güçlü bir ülke olduğumuzun mesajını veremeyiz.

AB bize nasıl rest çekti ise bizimde AB’ye rest çekmemiz gerekir.

Şuanda bu bağlamda yapılabilecek en etkili yöntem sınır kapılarını açmak olur.

Nitekim Erdoğan,bu düşünceyi birkaç kez dile getirdi.

Ama önemli olan bu söylemi hayata geçirmek..

Artık bu söylemin hayata geçmesi adına daha önemli bir gerekçemiz var.

Tüm bu yaşananların üstüne AB, Türkiye’nin iç işlerine müdahale edebilme çabalarına devam ediyor.

AB’nin halkın vatan haini FETÖ mensuplarına yönelik idam isteklerine,Erdoğan’ın ‘’benim önüme gelirse imzalarım’’ demesi rahatsız etmiş.

Kendilerini parçalayarak ‘’yapamazsınız’’ diyorlar.

Yaparız öyle bir yaparız ki!

Bu ülkede kararları MİLLET veriyor.

Sizce bu yaşadıklarımız bizim için bir avantaj mıdır yoksa dezavantaj mı?

Eğer kullanabilirsek bir avantajdır,hem de büyük bir avantaj..

Yani hem Türkiye’ye sözüm ona  siyasi mesaj vererek müzakereleri dondurup hem de içişlerimize karışma hadsizliğini yapan AB’ye en güzel cevap sınırları birkaç günlüğüne açmak olacaktır.

Bakın görün şimdi dikkate almadıkları Türkiye ile nasıl anlaşmaya çalışacaklar.

İşte bu strateji Türkiye’nin Dünya devletlerinden biri olduğunun mesajını vermek adına önemli bir dönemeç olacaktır.

Bakalım biz hangisini seçeceğiz her ülkeye ılıman yaklaşıp etkin ama küçük kalmayı mı yoksa AB’nin restine karşın elimizdeki kozu kullanıp Dünya devi bir ülke olmayı mı?

Bekleyip göreceğiz.

Paylaş







Polis Marketim
İkizler OSGB
Ross International