Özel Cihan Hastanesi
Zafer Mobilya
Bilnet Okulları Kompozit Kimya Efe tur Körfez Belediyesi

» Ayşe Tuğba YAPICI - TÜM YAZILARI

09.01.2018 Salı - 10:21

Son yıllarda askeri gücün ön plana çıktığı uluslararası ilişkiler yaşıyoruz. Dağılan Sovyetlerin yerine yeniden global dengede yerini alan Rusya,  yumuşak güç olmaktan sert güce geçiş yapan Çin ve bunları kibarca ‘’rakiplerimiz’’ diye tanımlayan A.B.D arasında kıyasıya mücadele kendini hissettiriyor. Uluslar arası dengede fay hatlarında ciddi hareketlenmeler var. Bunun öncü sarsıntıları sıklaştı ve sertleşmeye başladı. Bu günleri daha iyi anlamak için II. Dünya Savaşı sonrası  ‘’Soğuk Savaş’’ dönemi mantığını hatırlayalım. II. Dünya Savaşının sonunda Avrupa kıtasının başat devleti Almanya güç dengesinden çıkarıldı. Doğuda Japonya dize getirildi, galip devletlerden İngiltere dünya liderliğini A.B.D ye kaptırdı. Fransa ciddi güç kaybetti, Dünya liderliğini A.B.D ele geçirdi. Yeni nizam Birleşmiş Milletler eliyle askeri ve siyasi olarak dizayn edilirken, ekonomik olarak IMT ve Dünya Bankası eliyle kontrol edildi. II. Dünya Savaşında Alman yayılmacılığını engellemedi ki başarısı ile S.S.C.B yeni düzenin doğu bloğunun lideri oldu. Dünya iki kutuplu hale gelmişti. Batıda; A.B.D öncülüğündeki ülkeler (İngiltere, Fransa, Japonya, Batı Almanya v.s), NATO, Avrupa Konseyi, Avrupa Ekonomik  topluluğu, IMF gibi kurumlar. Mashall Planı, Eisenhower  Doktrini gibi yaklaşımlar. Doğuda; Sovyetler Birliği, Varşova Paktı, Molotof Planı gibi oluşumlar. Dünya ikiye bölünmüş, bilek güreşi yapılıyor. Büyük bir savaştan çıkan bloklar, yeni bir savaşı göze alamadılar. Ayrıca savaşın yıkımı çok ağır olmuş yaklaşık 60 milyon insan ölmüş, silahlar çok yakıcı ki atom bombasının yıkıcılığını göze alarak savaşa girmek kolay değilidir. Ayırca yeni bir savaşı halklara kabul ettirmek de zordur. Böyle bir ortamda yeni güç dengeleri için yeni politikalar üretilmiştir. Soğuk savaş dediğimiz bu döneme damgasını vuran anlayış Amerikalı Spykman tarfından ortaya atılmıştır. Spykman a göre; dünya egemenliği için ‘’İç Hilal’’ bölgesinin (Türkiye, Irak, İran, Pakistan,Hindistan,Çin, Kore, Doğu Sibirya kuşağı) kontrol edilmesi lazımdı. Sovyet yayılmacığını Avrupada NATO ile engelleyen ve bu çerçevede  Almanya  yı belli bir güç olarak yeniden destekleyen A.B.D, Türkiye den Kore ye kadar uzanan ve hilale benzeyen hat üzerinde Sovyetleri çevreleme politikası izlemiştir. Amerikalılara göre; ‘’İç Hilal’’ Avrasya yı, Avrasya hakimiyeti ise dünyanın kontrolünü sağlardı.

Sovyetler de kısa sürede kendilerini çevreleyen bu kuşağı kırmak için bütün güçleri ile mücadeleye başladılar. I. ve II. Dünya savaşlarının yıkıcılığını yaşayan global güçler bu kuşakta müthiş bir mücadeleye başladılar. Artık bölgesel savaşlar yapılıyor, belli ülke ve gruplar kullanılıyor yani vekalet savaşları dönemi açılmış olmuştur. Birkaç istisna olay haricinde A.B.D ve Sovyetler doğrudan karşı karşıya gelmemiştir (Küba krizi gibi). Benzetme yaparsak Karagöz- Hacivat oyunu oynamaya başlamışlardır. Türkiye de 1950-1980 arası olaylar, İranda 1950 lerin Musaddık olayı, İran-Irak Savaşı , Rusların 1979 da Afganistanı işgali, Pakitan-Hindistan rekabeti, 1949 Çin in kominizm ile tanışması ve BM. den dışlanması, 1950 Kore Savaşı,  A.B.D nin Vietnam Savaşı, SEATO nun kuruluşu gibi gelişmeler  İç Hilal üzerinde Avrasya hakimiyeti savaşı yani dünya hakimiyetinin yansımalarıydı. S.S.C.B. nin dağılması ile bu hatta yaşanan gerilim azalmış gibi olsa da Rusya nın  Putin öncülüğünde yeniden mücadeleye dönmesi ile alevlendi. Tabiki bazı bölgesel aktörlerin değişmesi; bir kısmının güç kaybı, bazılarının güçlenmesi gibi.. Son yıllarda bu bölgeye , İç Hilal hattına baktığımızda ciddi stres biriktiğini görüyoruz.

Türkiyede son yıllarda yaşanan olaylar, son günlerde İranda yaşanan kargaşa, Afganistan ın A.B.D tarafından işgali, Pakistandaki istikrarsızlaşma ve sertleşen A.B.D ile ilişkiler, Kuzey Kore ve Güney Kore rekabeti, A.B.D nin bölge politikaları bu kavganın dışa vurumu.. Ortadoğudaki güç dengelerindeki değişimler. Irak ın işgali, Suriye Savaşı, bölgede yeniden karılan kartlar ve oluşturulmaya çalışılan yeni bölgesel işbirlikleri. Tabi bu hatta yaşanan depremler komşu bölgelerde de hareketlenmelere sebep oluyor. Yemen deki iç savaş, Körfezdeki kıyasıya rekabet, son günlerde  Afrika boynuzunda (Somali) yaşanan güç çatışması, Mısır da darbe, Libya da meydana gelen olaylar, egemenlik kavgasının bölgesel yansımaları ,yıkımlarıdır. Kavga alanına baktığımızda ağırlıklı olarak Müslüman ülkeler.

Yaşananlara baktığımız zaman bu kavga daha da sertleşecek, kural tanımayacak. Rakiplerin alt edilmesi için her türlü argümanlar kullanılacak. Bu rekabet alanın kritik bölgelerinden ve ülkelerinden biri olan Türkiye yi daha zor günler bekliyor. Artık bölgenin oyun kurucu ülkelerinden olan Türkiye nin rakipleri küresel güçlerdir. Son zamanda A.B. D ve Avrupa  Birliği ile yaşanan olaylar bunun göstergesidir. Türkiye pes etmemeli, yıkılmamalıdır. 21. yy bizim aynı zamanda oluk oluk kanı akıtılan, coğrafyası işgal edilen, yer altı zenginlikleri ,servetleri çalınan İslam Aleminin ayağa kalkma, direnme, başarma yüzyılı olmalıdır. Kudüs konusundaki birliktelik daha da sıklaşmalı, ortak alanlar daha da çoğaltılmalı, ayrılıklar tamir edilmeli ve şiddetli bir direnişe hazırlanılmalıdır. Aksi takdirde 1683 Viyana bozgunu sonrası başlayan çöküşü tersine çevirmek gelecek asırlara kalabilir. Biz direndikçe saldırılar daha da sıklaşacak, daha da sertleşecek bu böyle bilinmelidir. Gelinen nokta alttan alma, durumu idare, dengelere göre fırsatçılık yapma noktası değildir. Akılcı politikalar ile riskler alma zamanıdır.Her türlü mezhepçi, ırkçı söylemlerden ve politikalardan uzak durma zamanıdır. Kardeş kavgası tarih boyunca Türk Milletinin ve son asırlarda İslam Dünyasının yumuşak karnı olmuştur, buna dikkat etmek gerekir. Tuzakları boşa çıkaracağımız,  21. yy ı heba etmeyeceğimiz temennisi ile.. Selam ve dua ile görüşmek üzere..

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.









kurtkoy escort maltepe escort antalya konyaalti escort maltepe escort Kurtkoy escort
Enes Akbal Optik
Karadizayn