Özel Cihan Hastanesi
ugur reklam
Bilnet Okulları Kompozit Kimya Efe tur

» Ayşe Tuğba YAPICI - TÜM YAZILARI

18.10.2017 Çarşamba - 11:02

Ülkemiz son yıllarda yaş ortalamasının arttığı bir ülke olarak anılmaya başlandı. Zaman zaman yöneticilerimiz de Avrupa nın yıllar önce yaşadığı bu sürece ve bunun olumsuz sonuçlarına vurgu yapıyorlar. Bu konuda doğabilecek olumsuzlukları en aza indirmek için bazı tedbirler alınmaya başlandı bile. Bu meseleye baktığımızda konuyu üç aşamada değerlendirmek istiyorum. Birincisi; sağlıklı yaşlanmayı sağlamak, ikincisi; yaşlı nüfusunun hertürlü sorununu kuşatacak tedbirleri almak, üçüncüsü ise; bu nüfusu hayatın içinde tutacak tedbirleri alabilmek, bu kesime sosyal hayatta daha aktif olacakları alanı açmak.

Bazen ‘’ yaş yetmiş iş bitmiş’’ , ‘’biz unumuzu eledik eleğimizi astık’’, ‘’bu işler bizden geçti’’ gibi sözleri duyarız. Bu sözlerde hayattan belli ölçüde  kopma, hatta pasif ötenazi dediğimiz yaklaşımın  gölgesi vardır. Halbuki yaşlı dediğimiz bu kesimi yaşına uygun aktiviteler ile hayatın içinde tutmanın birçok faydası vardır. Bu insanların yılların birçok olayı sonucu oluşan engin sosyal hayat tecrübeleri eşsiz değere sahip… Hangi üniversitede, hangi bölümde bunu yeni nesillere kazandırabiliriz? Binlerce yıllık devlet ve millet mazimizde birçok yangını söndürdük, tehlikeyi atlattık ise bunu sağlam toplum yapımıza borçluyuz. Yerleşik hayata geçtikten sonra atalarımız, üç kuşak (dede/nine- evlat- torun) bir arada yaşamış ve bu tecrübe aksakallı dedelerimiz, tonton ninelerimiz tarafından yeni nesilleri aktarılmış.

Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişin, kentleşmenin sonucu olarak tekrar çekirdek aileye döndük ve bu iletişim büyük oranda koptu. Körü körüne batılılaşma hastalığının sonucu yaşlılarımız ile derin kuşak çatışmasını yaşadık. Gelinen noktada yaşlısına bakmayan, tecrübesini önemsemeyen ve batılı bir kurum olan huzurevleri gerçeği ile yüz yüze kaldık. Bunun diğer tarafında sosyal hızlı koşuşturmacası içinde çocuklarına yeterince zaman ayıramayan çalışan nüfus ve belli ölçüde ortada kalan yeni nesil.. Sonuç kenara itilmiş yaşlılarımız, çok meşgul orta kuşak, sevgi ve ilgi açlığı çeken yeni nesil. Bunun sonucu olarak bu alanı doldurmaya çalışan kreşler ve diğer kurumlar.. Bu kurumlar belli saat aralıklarında çocuğa bakabilir, oyun öğretebilir,birçok aktivite sunabilir.. Kişilik kodlarının oluştuğu bu yaşların sevgi ihtiyacını ne kadar karşılayabilir..? Gün geçmiyor ki, serviste unutulduğu için kaybettiğimiz çocuklar, şiddet gösteren bakıcı haberleri duymayalım.

Yaşlanan nüfusumuzu  yaşına uygun hayatın içine çekecek, onların birikiminden faydalanacak, onlara ikinci baharı gerçek anlamda yaşatacak mekanizmaları kurmak zorundayız. Bu kuşağı yeniden harekete geçirirken, onlara yaşam enerjisini aktarırken onların çok önemsediğim  tecrübelerini, sevgilerini yeniden paylaşır hale getirmeliyiz. Yayla yolunda elinde şişleri ile çorap ören ninelerimizi, sırtında ot taşıyan seksenlik babannelerimizin hayat mücadelesi anlayışını, birer tecrübeli bilge olan dedelerimizin  atasözlerini ne kadar özlemişiz..    O zamanlar maddi olarak sıkıntılı olsa bile sosyal hayatın diyalogları açısından sanki çok daha mı iyiydi..?  Görüşmek üzere, selam ve dua ile..

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

Anonim

Kaybettiğimiz yaşlılarımız ve kaybetmeye başladığımız yeni nesil..Öyle derin bir noktaya değinmişsin ki… Umarım hedef kitleye gerekli mesaj ulaşmıştır. Vakit, hem geçmişimize hem de geleceğimize sahip çıkma vaktidir! Yüreğine sağlık..

18.10.2017, 21:29








kurtkoy escort maltepe escort antalya konyaalti escort maltepe escort Kurtkoy escort
Enes Akbal Optik
hikmet