KELAYNAKLAR ve PEN-FRIENDLER | Yeni Kocaeli Gazetesi
YAĞIZ KEBAP
YAĞIZ KEBAP
YAĞIZ KEBAP

» Seda UÇAN ORUÇ - TÜM YAZILARI

08.05.2018 Salı - 8:55

Kelaynak kuşlarını bilirsiniz. Hani şu kırmızı yüzlü, uzun gagalı, tüysüz kafalı; gördüğünüzde ilk anda sempatik gelmeyen ama hikâyesini öğrenince duygusallaştığınız nadir tür. Tek eşli oldukları için üremeleri yavaş olan bu sadık hayvanlar üstelik eşlerini kaybetmenin acısına da dayanamayıp intihar edermiş.  Ülkemizde daha çok Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde yaşayan bu türün maalesef ki nesli tükenmekte.  Böylesi vefalı kuşların giderek azalması ve yok olma tehlikesi altında olmasında muhakkak ki doğanın dengesini bozan insanoğlunun payı büyük.

Neden kelaynak kuşları ile giriş yaptığımı merak etmiş olabilirsiniz. Nesli tükenme tehlikesi altında olan bu kuşlar bana yok olmaya yüz tutan bazı alışkanlıklarımızı hatırlattı. Hepsine bu sayfada değinmem mümkün değil elbette. Burada yazı ile olan muhabbetimizden ötürü özlem duyduğum mektuplara yer vermek istiyorum. Bizim ortaokul çağlarımızda henüz e-postalar dünyamızı sarmamış,  yazdığımız iki satır iki saniye sürmeden deniz aşırı uçup muhatabının adresine konmamışken pen-friendlerimiz yani Türkçe karşılığı mektup arkadaşlarımız vardı. İngilizcelerimizin gelişmesi adına teşvik edilen bu uygulama ile dünyanın çeşitli ülkelerinden yaşıtlarımızla yazışırdık. Mektup arkadaşlığı sadece yabancı dili geliştirmek adına değil bir kültürün devamı için de muazzam bir uygulamaydı. Zamanla hayatımızı kolaylaştıran, bizi süper hızlı kahramanlara dönüştüren ışık hızındaki gelişmeler yazdıklarımızı sıkıştırılmış metinler haline getirdi. Elektronik postalar daha çok resmi haberleşmelerde kullanılırken özel yazışmalar için farklı farklı programlar türedi. Kısaltmalar marifetiyle yeni bir yazı dili gelişirken; emojiler denilen şekillerle de duygular tasvir edilir oldu. Hâletiruhiyemizi gülen, ağlayan, dudak büzen sarı kafalara yükleyip kalpli öpücükler kondurarak sevgimizi gösterdik. Bütün bunlar değişen dönüşen dünyanın gidişatı ise ayak uydurmak boynumuzun borcu. Biz bunlardan uzak kalırsak yarın çocuklarımız ile korkarım ayni dili konuşamayacağız.

Ancak durum yine de umutsuz değil. Yeni bir şeylerin türemesi eskilerinin silinmesi anlamına gelmiyor. Bazı güzel alışkanlıklarımızı yaşatalım. Dil, bir kültürün en kıymetli hazinelerinden biridir.  Aristo “Bir kimsenin ne söylemesi gerektiğini bilmesi yeterli değildir; nasıl söyleneceğini de bilmesi gerekir” demiş. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl onuncusu düzenlenen kitap fuarının harika kokusunu içimize çeke çeke gezerken okumak kadar yazmanın da güzelliklerini hatırlayalım. Ama günlük ama mektup kalemin kâğıtla dansının o eşsiz ahengini yaşamaktan kendimizi alıkoymayalım. Geçen gün okuduğum şu notu burada paylaşmadan edemeyeceğim. Günümüz âşıklarına ders olsun: Kafka Milena’ya hiç SMS göndermedi. Postacıların sadece faturaları getirdiği -hatta onların bile birçoğu elektronik olarak gelmekte- bu devirde alacağınız renkli bir zarftan samimiyetle çıkan sözcüklerin paha biçilmez değerini birilerine yaşatmanız dileğiyle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler:
Paylaş

YORUMLAR

Toplam 2 yorum bulunmaktadır.

Nesrin aydın

Seda hanım size bir mektup yollamak isterdim ki, çocuğuma sıkça kart yazıp atmasını teşvik etmem de tam bu yüzden. Kaleminize sağlık. Sevgimle

08.05.2018, 20:32
Emine Okanalp

Çok beğendim.Sevgiyle yazılmış. Diğer yazılarında buluşmak dileğiyle.

08.05.2018, 17:14







 https://www.yenikocaeli.com/
hikmet
Enes Akbal Optik