YAĞIZ KEBAP
YAĞIZ KEBAP
Bilnet Okulları

» Yusuf KAÇAR - TÜM YAZILARI

02.01.2018 Salı - 0:23

Ve daha dünyaya gözlerini açmadan anne karnında zulümle tanışan bebek, son nefesine kadar yakasını bırakmayacak zalim bir dünya düzeninin içine doğuyor…

Siyonizm her konuda olduğu gibi önce tabiatın tabiiliğini ve insanın fıtratını bozuyor. Bu bozukluklardan doğan sorunlara karşı tabiata sunduğu çözüm ile tabiatı, insanlara sunduğu tedavi ile insanları ifsat ediyor.

Önce boz, sonra muhtaç et, sahte çözüm sun ve ifsat et. Kuşatma bu şekilde devam ediyor.

Peki, kim nasıl kuşatılıyor?

Bebeklere vurulan aşılardan, verilen ilaçlara bebeklerin geleceği kuşatma altında.

Ailelerin huzurunu bozan bebek aşıları konusu tam bir ciddiyetsizlik göstergesi, bu duruma gözlerini kapamış olan devlet yetkililerinden gönülleri ferahlatacak çalışmalar bekleniyor. Minicik bedenlere zerk edilen ilaçların içeriği ve yan tesirleriyle ilgili yeterli açıklama yapılamıyor. Zerk edilen bu ilaçların, ilerleyen yaşlarda bebeklerin hangi sıkıntıları yaşamasına sebebiyet vereceği bilinmemesine rağmen birileri tarafından zorla ailelere dayatılıyor. Evliliği, kadını, anneliği, anne sütü gibi şifa membaı ve mana deposunu hiçe sayan ırkçı kapitalist zihniyet Avrupa Birliğini kullanarak, bugün süt bankalarını da bebek aşıları gibi ülkemize dayatmak suretiyle aklınca bozduğu sisteme çözüm üretiyor. Gözbebeklerimiz için bu kuşatmalara duyarsız kalmayalım.

Çocuklarımızın izlediği çizgi filmlerden, oynadığı oyunlara çocukların zihinleri kuşatma altında.

Bilinçaltı olumsuz mesajlara maruz kalan çocuklar erkenden yetişkin tavırlarına ve isteklerine sahip oluyor. Sürekli istemeyi ve bencilliği öğütleyen, değişik canlılara olağanüstü güçler atfederek mutlak kuvvet ve kudret sahibi Cenabı Allah’a ait olan gücü ve kuvveti hayali kahramanlara yükleyen çizgi filmler ile çocuklarımızın bilinçaltları kirletiliyor. Oyunlar çocuklarda şiddet, kontrolsüz hırs ve bağımlılık oluşturuyor. Çocukların bilinçsizce yaptığı birçok hatalı davranışın sebebi bilinçaltlarının kirletilmesinden kaynaklanıyor. Bebekken altı pişik yapmasın diye en kaliteli bezi kullanan anneler maalesef çocuklarının bilinçaltı için aynı hassasiyeti gösteremiyor. Pişkin nesiller bu kontrolsüzlüğün eseri olarak ortaya çıkıyor.

Gençlerin giyiminden kuşamına, saç tıraşından konuşmasına gençler kuşatma altında.

Genellikle moda batılı eşcinsel bir tasarımcının zevkine göre oluşuyor ve sorgulanmadan takip ediliyor. Giyilen kıyafetler sayesinde farkında olmadan erkekler bayan tavırlarına, bayanlar erkek duygularına sahip oluyor. Erkek – Kadın davranışları ve tavırları arasındaki net çizgi silinerek ifsat kapısı aralanmış oluyor.  Saç tıraşıyla kimi örnek aldığımız belli bile değil. Dedeler sünnet sakalı bıraktı, torunlar moda sakalı, yarınlar ne sakalı bırakacak bilemiyoruz. Gayri ahlaki ve küfürlü konuşmalar hiç utanmadan yapılır hale geldi. Kadınlar dahi çok rahat sıkılmadan kötü kelimeler kullanabiliyor. Tüm bunlar kendiliğinden değil planlı ve programlı bir şekilde maddi destek sağlanarak gençlerimize bir şekilde sunuluyor. Bu kuşatmalarla birlikte kimliksiz ve kişiliksiz bir gençlik hedefleniyor.

Orta yaş kuşatma altında.

Orta yaşlar, daha fazla dünyalık isteme zamanları. Hedeflerinden ideallerine orta yaş kuşağının gözüne dünya daha tatlı geliyor. Bunu iyi bilen sömürü sistemi orta yaş kuşağının ayaklarının altına kaygan zemini döşüyor. Zeminin kayganlaştırılması sonucu kimi kayıp düşüyor, kimi de yalpalaya yalpalaya bir hayat sürüyor. Biraz durumu olanlar için arabanın modelini yükseltme, geniş bir ev alma, daha fazla tatil gibi isteklerin dayatıldığı yaşlar. Durumu olmayanlar için ise aile sorumluluklarının arttığı, geçim sıkıntılarının yaşandığı zamanlar. Daha fazla isteme ya da daha fazla sorumluluk neticesinde daha fazla zorluk, hata ve yanılgıyla kuşatılıyor orta yaş kuşağı.

Yaşlılar kuşatma altında.

Ömürlerinin sonlarına yaklaşmış aksakallı, güngörmüş, örnek teşkil edecek, en zor meseleleri istişare edebileceğimiz ulu kişilerimiz azaldı artık. Yaşlılar torun sayma, toprak çoğaltma derdinde. Kimi hastalıktan, huysuz ve geçimsiz insanlar halini almış.  “Son nefesime kadar cihat ve ilim bana farz kılındı” deyip malıyla canıyla gayret eden ilim tahsiline devam ederek gençlere örnek olan yaşlılar azalıyor. Kuşatılmış bir ömrün neticesi olarak toplum bugünün yaşlılarını ortaya çıkarıyor.

Velhasıl-ı Kelam, ömür boyu kuşatılıyoruz.

Kuşatmaya karşı duyarsız kalmanın neticesinde şuursuzca insanımız değişiyor toplumumuz dönüşüyor. Farkında olmadan ağır bedeller ödüyoruz. Böyle giderse gelecek nesiller bu kuşatılmışlığın bedelini daha ağır ödemek zorunda kalacaklar.

Son söz olarak, bu dünya düzeni acilen değişmeli ve bir an önce Yeni Bir Dünya Düzeni kurulmalı.

Biz yeni bir dünyayı kurabiliriz. Yeter ki inanalım.

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.








 https://www.yenikocaeli.com/
hikmet
Enes Akbal Optik