Özel Cihan Hastanesi
Kesmar Marketler Zinciri
Konak Hastanesi

ANASAYFA l Kocaeli Baro Başkanı Sertif Gökçe; Yargıya olan güveni tekrar tesis etmeliyiz

12.10.2016 Çarşamba - 12:26

 

Geçtiğimiz günlerde baro seçimlerinde başkanlığa adaylığını açıklayan ve şuanda tek aday olarak seçime giren Kocaeli Baro Başkanı Sertif Gökçe ile kendi makamında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Yargıya olan güvenin yüzde 10’lara kadar düştüğünü belirten Gökçe “Yargıya olan güveni tekrar tesis etmeliyiz” dedi.

 

İşte röportajımızın tamamı;

 

*Yönetim kuruluna aday olan arkadaşlar bilerek ya da bilmeyerek başkanlığa adaymış gibi gösteriliyor. Kocaeli Barosu’nun seçim sistemiyle ilgili bizi biraz bilgilendirir misiniz?

-Bu soruyla başlamanız gayet isabetli oldu. Baromuzun seçim yasası diğer meslek odaları ve diğer sivil toplum örgütleri ya da siyasi partilerde olduğundan çok farklı bir yasa. Türkiye’de belki de en demokratik yasa bizim avukatlık yasamızdır. Mevcut yasamıza göre başkan ayrı sandıkta oylanıyor, denetim, yönetim, disiplin ve diğer üst kurullar ayrı ayrı sandıkta oylanıyor. Bizde yasa gereği çarşaf liste olmak zorundadır. Dolayısıyla şartları tutan her meslektaşımız, yönetim kuruluna aday olma hakkına sahiptir. Kaldı ki bugün itibari ile 12 meslektaşımız yönetim kuruluna adaydır. Ancak biz yönetimde çalışmak istediğimiz arkadaşlarımızı genel kurula liste halinde önerebiliriz. Ama bu şu değildir ki diğer meslektaşlarımızı da dışarıda bırakıyoruz. Onlar da seçildikleri takdirde yönetimimizde yer alabilmektedirler. Bahsettiğiniz meslektaşımız da zaten açıklamasında yönetim kuruluna aday olduğunu belirtmesine rağmen bazı basın organlarında başkanlığa adaymış gibi lanse edilmiş. Tahmin ediyorum ki bir yanlış anlaşılma sonucu böyle yazılmıştır. Yoksa arkadaşımız başkanlığa değil yönetim kuruluna aday olduğunu belirtmiştir.

 

*Şuandaki mevcut yönetiminizde sizin önerdiğiniz kişilerin dışında görev alan kişiler var mı?

-Bir önceki yani 2014 seçimlerinde iki adaylı seçim olmuştu. O dönemde de listemde önerdiğim arkadaşların 7’si yönetime girmişti. Bir meslektaşımız karşı listeden 2 meslektaşımız ise bağımsız olarak yönetimimize girmişlerdi. 10 kişilik yönetim listemizde bu şekilde oluşmuştu. Gayet demokratik yapıyla bu yönetimimiz oluşmuştu ve oldukça uyumlu ve başarılı olduğumuza inanıyorum.

 

*Başkana ulaşmak zor mu?

-Başkana ulaşmak çok kolay. Ben yaşamım boyunca en çok önem verdiğim şeylerden bir tanesi de ulaşılabilirliktir. Telefonuna cevap vermediğim yada veremediğim hiç kimse olmamıştır hayatımda. Bu konuda çok iddialıyım. En kötü ihtimalle arayan kişinin telefonunu açamadıysam daha sonra hemen geri dönüş yaparım. Kim olursa olsun, telefonunun kayıtlı olup olmaması hiç önemli değil. Kaldı ki seçildiğimiz günden itibaren hiçbir zaman odamızın kapısı kapanmadı. Her zaman kapımız ve gönlümüz herkese açıktır. Zaten ilk seçildiğimiz günden itibaren kentin her kesiminden her kurumundan ziyaretçilerimiz oldu. Bunu sizler de zaten yakından takip ediyorsunuz.

 

*Daha önceki dönemlerde farklı sesler ve fikir ayrılıkları vardı, sizin döneminizde birlik oluş durumda, bunu nasıl sağladınız?

-Biz seçildiğimiz günden itibaren hatta seçilmeden önceki vaatlerimizde meslektaş odaklı bir yönetim sergileyeceğimizi belirtmiştik. Nihayetinde burası bir meslek odası, her fikirde her düşüncede meslektaşımız baroya kayıtlı. Dolayısıyla biz de seçildiğimiz günden itibaren bütün meslektaşlarımıza eşit mesafede davranacağımızı, siyasi fikirlerimizi icraatlarımızla hiç bir şekilde karıştırmayacağımızı siyaset üstü davranacağımızı söylemiştik ve öyle de yaptık. Bize oy vermiş yada vermemiş, hiç kimseyi ayırmadan bütün meslektaşlarımızın sorunlarını kendi sorunlarımız olarak gördük. Dolayısıyla bu doğrultuda hizmet ürettik. İlk günden itibaren bu söylediklerimizi hayata geçirdik. Ve üyelerimize, herkes barodaki aidiyet duygusunu geliştirecek herkes barosuyla onur duyacak dedik. Gerçektende bugün Kocaeli Barosu’nun üyeleriyle konuştuğunuz zaman Kocaeli Barosu üyesi olmaktan büyük bir onur ve gurur duyduklarını size söyleyeceklerdir. Benimde en büyük arzum buydu bunu da gerçekleştirdiğimize inanıyorum ve bu açıdan ben de oldukça mutluyum.

 

2

 

*Kocaeli barosuna kaydolduğunuz günden bu güne kadar çeşitli görevlerde bulundunuz bu görevlerden bize biraz bahsedebilir misiniz?

-Ben 1997 hukuk mezunuyum. 1998 yılında Kocaeli Barosu’nda stajımı tamamladım. Rahmetli Ömer Türkçakal yanında stajımı tamamladım. Stajdan sonra Kocaeli Barosu’na kayıt yaptırdığımdan itibaren baronun bütün etkinliklerini hiç kaçırmadan katılmışımdır. Bir çok komisyonda da farklı görevlerde bulundum. Bir dönem yönetim kurulu üyeliği, bir dönem başkan vekilliği görevinde bulundum. Baronun hemen hemen bütün merkezlerinde ve komisyonlarında görev aldım. Bunu bir meslek kuralı olarak kendime iş edindim. Büromda mesleğimi yürütürken aynı zamanda barodaki görevlerimi de bir sorumluluk olarak gördüm ve yapmam gerektiğine inandığım için ilk günden itibaren mesleğimle beraber barodaki görevlerimi de aynı paralelde yürütmeye çalıştım.

 

*Kocaeli Baro Başkanlığı’na ilk aday olduğunuz zaman hangi duygularla aday oldunuz, başkanlıkta ki hedefiniz neydi?

-Ben her zaman şunu söylerim bir insan her şeyden önce mesleğini sevecek, sevmediği bir mesleği yapan kişi hem mutsuz olur hem de başarılı olamaz. Hem de o mesleğin zirvesine ulaşma şansı yoktur. Avukatlık benim çocukluk aşkım gibi bir şey. İlkokuldan itibaren istediğim bir meslekti. Hukuk fakültesinden sonra hiçbir şekilde hakimlik savcılık sınavlarına girmedim. Direk avukatlığı tercih ettim. Bunun en önemli sebebi avukatlığın sosyal bir meslek olması. Siyasetle yakın bir ilişkisinin olması, topluma yakın bir meslek olmasıdır. Baronun bütün etkinliklerinde rol almamın da etkisiyle insanlar başkanlığa aday olarak beni önerdiler. Buda bizi başkanlığa kadar götürdü. Yani siz belli bir çalışma yaptıktan sonra, belli bir birikim yaptıktan sonra etrafınızdaki insanlar, üyeler zaten bunu size layık görmeye başlarlar ve aday olmanız yönünde de size baskı yaparlar. Kendiliğinden oluşan bir durumdur.

 

*Baronun sosyal tesis projesi vardı, bu proje hayata geçmedi, bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

-Biz ilk aday olduğumuzda projelerimizi anlatan bir kitapçığımız vardı. Bu vaat ettiğimiz projelerin büyük bir kısmını gerçekleştirdik. Ama en büyük projelerimizden bir tanesi de sosyal tesisti. Tabi bu sosyal tesisi Kocaeli Barosu’nun imkanlarıyla yapma şansımız yoktu. O zaman da söyledik, her zaman söylüyoruz. Bu barolar birliğinin ekonomik desteğiyle yapılabilecek bir proje olacaktı. Ama mali imkanlar bu dönem el vermedi. Hak ettiğimiz bu sosyal tesislere en kısa sürede kavuşacağımıza inanıyorum. Tekrar seçildiğimiz zaman yapacağımız en önemli iş bu tesis olacaktır. Baromuza kalıcı bir eser bırakmak niyetindeyiz. Bunu bu dönem yapabileceğimize inanıyorum.

 

*Başkanlığınız döneminde yapmış olduğunuz projelerden bahsedebilir misiniz?

-En büyük projemiz birlik ve beraberliği sağlamak oldu. Barodaki aidiyet duygusunu geliştirmek oldu. Bunun dışında baromuz çok genç bir baro, çok dinamik bir baro. Biliyorsunuz kanunlar sürekli değişiyor, hemen hemen her gün yeni yasalar çıkmakta dolayısıyla bunları takip etmekte zorlaşıyor. Biz bu dönem bir çok meslek içi eğitimler yaptık. Hemen hemen her konuda genç meslektaşlarımızın kendini geliştirebilmesi anlamında birçok seminer ve konferanslar düzenledik. Hukuk son zamanlarda bir çok dallara ayrılmaya başladı. Örneğin bilişim hukuku, sağlık hukuku ve basın hukuku gibi bir çok yeni alanlar açıldı, biz de meslektaşlarımızı kendilerini bu alanlarda geliştirmeleri ve bu anlamda uzmanlaşmaları için programlar düzenledik. Meslektaşlarımızın adliyelere rahat ulaşması için İstanbul Kartal Adliyesi’ne kadar servisler koyduk. Kocaeli baromuzun bünyesinde çok kaliteli bir aktüel dergisi çıkarmayı başardık. Yine mobil uygulamamızla meslektaşlarımızın birbirlerine ulaşımını ve iletişimini güçlendirdik. Bunun yanında sivil toplum örgütü sıfatıyla da iki yıldır yaptığımız ve geleneksel hale getirmeye çalıştığımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda satranç turnuvası düzenledik. Yine çevreyle ilgili bir çok konuda dava açtık davaları takip ettik. Meslektaşlarımızın bireysel olarak yaşadığı sorunları birebir çözmeye çalıştık. Kadın hakları merkezimiz, çocuk hakları merkezimiz, basına yansımayan bir çok davaya müdahil oldu. Yine bizim engelli haklarıyla ilgili komisyonuz engelli haklarıyla ilgili çok ciddi çalışmalar yaptı. Adliyelerin engelli vatandaşlarımızın kullanımına uygun hale getirilmesi ile ilgili kitapçıklar hazırladık. Yani sosyal anlamda ve komisyonlarımız vasıtasıyla da çok ciddi çalışmalar yaptık. 250-300 sayfaya yakın bir çalışma raporu hazırladık. Bunu da önümüzdeki kongrede meslektaşlarımızın bilgisine sunacağız.

 

1

 

*Her yıl çok sayıda hukuk mezunu verilmekte, baroya kayıtlı mevcut avukat sayısı kaç oldu?

-Bugün itibari ile baroya kayıtlı avukat sayımız 1345’tir. Kocaeli Baro Başkanlığı’na seçildiğim tarihte yani 2014 Ekim ayında mevcudumuz 1120 kişiydi. O günden bu yana aramıza 225 yeni meslektaşımız katıldı. Hemen hemen her ilde aynı sıkıntı yaşanmaktadır. Türkiye’nin şuanda avukatlık ihtiyacının çok ötesinde hukuk fakültesi var. Bunun önleminin alınması gerekiyor. Biz barolar ve barolar birliği olarak bunu sürekli her platformda dile getiriyoruz ancak bir çözüm noktasında değiliz. En büyük arzumuz, dileğimiz, isteğimiz hukuk fakültelerinin sayılarının azaltılması, yeni hukuk fakültelerinin açılmaması, mevcutların kapatılması kapatılmıyorsa kapasitelerinin azaltılması ve avukatlık sınavının getirilmesi. Bunlar yapılmadığı sürece avukat sayısında ihtiyacın çok ötesinde artış olacak. Bu da tabi ki mesleki anlamda mağduriyetlere yol açacaktır. Bu sebeple derhal avukatlık sınavlarının getirilmesini istiyoruz ve tekrar seçildiğimiz takdirde bununla ilgili hükümet nezdinde olsun meclis nezdinde olsun girişimlerde bulunmuştuk daha önce olduğu gibi tekrar girişimlerde bulunacağız. Bu bizim en acil sorunumuzdur.

 

*Türkiyedeki yargının bağımsızlığı konusunda ne düşünüyorsunuz?

-Şunu kabul etmek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yargı hiçbir zaman tam olarak bağımsız, tarafsız ve şeffaf olmadı. En azından toplumun tamamı tarafında böyle bir kanı oluşmadı hiçbir zaman. Ancak son yıllarda yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı daha da zedelendi. Günümüzde zaten kamuoyu araştırmaları da bu durumu ortaya koymaktadır. Yargıya olan güvenin yüzde 10’a kadar düştüğünü görüyoruz. Ülkenin böyle bir güvensizlikle yaşaması mümkün değil. Çünkü yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı hepimiz için herkes için olmazsa olmaz bir unsurdur. Siyaseti denetleyecek, idareyi denetleyecek, dengeleyecek tek mekanizma yargıdır. Yargı bir ülkenin temel taşıdır, dolayısıyla yargının bağımsız ve tarafsız olması hayati derecede önemlidir. Bunun onarılması ve önümüzdeki yıllarda yargıya olan güvenin tekrar tesis edilmesi başta hükümet olmak üzere hepimizin olmazsa olmaz görevi olduğunu düşünüyorum.

 

Röportaj: Bigman Çakman

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.







Karadizayn
Enes Akbal Optik