YAĞIZ KEBAP Enes Akbal Optik

» Mesut ŞAHİN - TÜM YAZILARI

13.10.2018 Cumartesi - 16:51

Enes Akbal Optik

Hani hep deriz ya biz nasıl bu hale geldik?

İnandığımız doğruları savunmaktan bu denli nasıl vaz geçtik?

Dertler değişti, o eski şarkılar artık söylenirken bile anlamını yitirdi. 

Bizlik yerini sadece ve sadece BEN davasına dönüştürerek, İnsan kazanma sanatını yaşamak için öldürme hastalığına dönüştürdük.

Göz ardı ettiğimiz sessiz milyonların dertlerine kulak tıkadık, görmezden geldik.

Büyüdükçe güçlendik güçlendikçe manevi olarak fakirleştirdik.

Bizim olanlara sahip çıkmak yerine bizim olanların sesini kıstık.

Ne oldu, ne oldu biliyor musunuz?

Ortada inanacak dava bırakmadığınız için davasını savunacak insan da kalmadı.

Vebal sizin boynunuza dır..

Belki siz hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz ama ülkesi için inanarak güvenerek yıllardır liderinin arkasında dim dik duran sessiz milyonların inancını güvenini kaybetmesine vesile olacaksınız.

Eskiden ağabeylerimiz vardı Masa, kasa, nisa konusunda çok titizdiler ve bu üçü konusunda imtihan edilmekten ve bu imtihanı kaybetmekten Allah’a sığınırlardı.

Bu sebeple de hiçbir makama talip olmazlar,  bir görevi ve yetkiyi kendilerine vermek istediklerinde “Şu arkadaş, benden daha ehil.” deyip başkasını kendilerine rahatça tercih edebilirlerdi. Makam ve mevki peşinde koşmayı ar bilirler, bir yerlere gelebilmek için torpil peşinde koşmak akıllarının ucundan bile geçmezdi.

 Kısa yoldan zengin olmak gibi bir kaygısı yoktu. Boş durmazlardı, çalışıp çabalarlardı ama kazandıklarının da bir hesabı olacağını bilip kazançlarına haram karışmaması için azami gayret gösterirlerdi.

Peki, şimdi ne oldu?  Halimiz, ahvalimiz nicedir?

Makam ve mevki sahibi olmak, elde edilmesi gereken kutsal bir görev artık. Hatta makam ve mevki elde etmek için kırk takla atmak, emmi dayıdan torpil ayarlamak, rakiplerin ayaklarını kaydırmak, her türlü ayak oyunlarına başvurmak caiz.

Şimdi istisnalar dışında hepimizin en büyük gayesi; kısa yoldan köşeyi dönmek, daha fazla kazanmak, en fazla kazanmak… Kasalarımızı doldurmak için çalışıyoruz, sahip olduklarımız yetmiyor, sahip olduklarımıza şükretmek gibi bir hassasiyetimiz yok, aklımız sahip olamadıklarımızda.

Mücahitler, cihadı bırakıp müteahhit olduğu günden beri Allah’a taahhüt ettiğimiz Müslümanlar olmaktan çıktık hepimiz. Şimdi de müteahhit olanlarımız inşaat işerini bırakıp irşat işlerine dönebilse her şey farklı olur ama…

Bu kadar dünyevileştikten sonra mümkün mü bilemiyorum?

 

YEREL SEÇİMLER İÇİN SEVİNÇLERİMİZ VAR KAYGILARIMIZ VAR!

 

Yerel seçimler yaklaştıkça seçim analizleri aday isimleri derken merakla ön plana çıkacak isimleri bekliyoruz.

Sevinçlerimiz var kaygılarımız var. Daha iyi olması için edilen dualarımız var.

Yaşadığımız kent için daha da güzel şartlarda hizmetler alınabilmesi için umutlarımız var.

Ve gerçekten halkın ideolojine ve arkasında olan lidere bakmadan sadece ve sadece aday olacak ismin kalitesine güvenine oy vereceği seçime girmeye hazırlanıyoruz.

Halkın teveccühü ile anketlerden 1. sıra çıkan aday adaylarının değil de genel merkezlerin çeşitli kriterler (vefa duygusu vs.) sonrası anketlerden 4. sıra çıkan aday adaylarının halkın önüne getirildiği çokça konuşulan durumların başında gelmektedir. Halk bir şekilde partisine ve liderine olan sevgisi hasebiyle bu durumu görmezden gelse de değişen şartlar ve yaşanılan basiretsizlikler (benlik, kibir vs.) yeni dönemde halkın düşüncesini bir hayli etkilemiş vaziyette.

Halkta bir karşılığı olmayan adayın makamı liyakat kurallarından bağışık ele geçirmesinde/gaspında da eleştiriye tahammülsüzlük ve yağdanlık takımıyla iş tutma vakayı adiyedendir. Liyakat problemi aslına bakılırsa Köprülü Mehmet Paşa’dan beri süregelen ve bir türlü çözülemeyen sorunlarımızdandır. Herkes liyakat meselesini istisnasız söylüyor lakin sorun yapısal. Bu sorunu gidermenin en temel yollarından biri gözlemdir. Anlarsınız zaten birileri telaş içindedir (reklamlar, toplantılar vs.) birileri sakindirler (işlerinin gereğini yaparlar). Gücünü makamdan değil de halktan alanlar sonucunu bildikleri maçı banttan izler gibi sakinlerken; gücü halktan değil de makamdan devşirenlerse belki hakem temdit penaltısı verir de maçı kurtarır mıyızın telaşında.

Parti genel merkezlerince yaptırılan anketlerin manipüle edilmemesi adına anketler sadece teşkilat/örgüt bağlamında değil de ismine yakışır bir biçimde yerelin tümünü kapsayacak vaziyette olmalı. Tüm görüşleri içinde barındırmalı. Aksi durum hüsran ile sonuçlanabilir ki bu durumu hiç birimiz istemeyiz.

 

PAPAZ BRUNSON HAKKINDA

 

Biz kendimizden ve güçlerimizden haberdar değilken, düşmanlarımız bizi bizden iyi bilmekte ve bugüne kadar hassas noktaları kaşıyarak, bünyede huzursuzluk meydana getirmektedir.

Elin papazı gündem olduğu günden buyana ülkemizde fitne hiç eksik olmadı.Sürekli bu yönde yaramız kaşınmakta.

ABD’nin vermek istediği mesaj farklı ! Devletimizin vermek istediği mesaj farklı!

Papazın tutuklanmasının şokunu, etkisini yaşayan ABD’de, aylardır papazla yattı papazla kalktı.Din adamı olarak tanımladıkları ajan Türkiye tarafından gözaltına alınmış karizma yerle bir olmuş.

Bunun acısını çıkarmak ve karşılığını vermek için elinden geleni de yapmadı değil hani.Sinirler gerildi sabırlar zorlandı postalar koyuldu atarlar yapıldı.İki develet karşılıklı derin savaşını gerçekleştirdi.

Ve sonunda papaz serbest kaldı ülkesine döndü.Papaz gitti gitmesine ama giderken de etkisi ile fitne tohumlarını sağa sola saçtı .

Devlet işleri duygusallık kaldırmaz! 
Mayınlı arazide düz yürünmez.Devlet iki ileri iki geri sağ sol yaparak hamleler yapar.

Devlet ölmez! Ölmemeli!

Başkan Erdoğan , Küresel sermayenin kızıştığı dönemde sesi gürlüyor, mesajlarını veriyor aynı zamanda derin siyaset yapıyor.

Parti içi siyaset bile yapamayanlar elbette bunu anlayamaz.

Yenidünya düzeninin yeni savaşları, masa başında yürütülüyor.

Perde arkasında müthiş oyunlar oynanıyor, dengeler hızla değişiyor.

Perde önünde Hacivat – Karagöz oyunu oynanıyor olabilir.

Asıl iş perde gerisindedir.

Sonuç olarak; Türkiye yenidünyada yeni savaşlara (derin savaşlara ) hazır olmalıdır. Kartlar karıldı, oyun oynanıyor.

Erdoğan’ın bu zamana kadar yaptığı en yanlış siyaset diye okuduğumuz, bir bakarsınız ülke ve milletin bekası için yapılan en hayırlı iş çıkar.

Önümüzde ki günler de neler kazanacağımız belli değilken, sosyal medyanın derinliklerine kendi devletini tefe koyan bir millet profili oluşturmayalım.

Bu lanet sosyal medya paylaştıklarımızı gün geliyor önünüze koyuyor.Bir yıl önce bunu paylaştın diye.İşte o zaman pişman olmayalım.

İlle bir duruş,bir eleştiri yapacaksanız!

En azından duruşunuz Devlet Bahçeli’nin vakur duruşu, eleştiriniz ise seviyeli olsun.

Selam ve dua ile..

 

 

 

Etiketler:
Paylaş

YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

Emrah ÜLGER

Mesut şahin dostum dediğin gibi
hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz ama ülkesi için inanarak güvenerek yıllardır liderinin arkasında dim dik duran sessiz milyonların inancını güvenini kaybetmesine vesile olacaksınız değil bile bile oluyorlar çünkü makam hırsı gözlerini kör ediyor biz de makam istenmez verilir hesabı tersi olmuş makamda durmak için hertürlü oyunları oynar olduk biz ELHAMDULİLLAH inandığımız davadan bizi kimse vazgeçiremez

13.10.2018, 18:47







 https://www.yenikocaeli.com/
hikmet