Özel Cihan Hastanesi
Zafer Mobilya
Kesmar Marketler Zinciri
Bilnet Okulları Kompozit Kimya
kurtkoy escort maltepe escort antalya konyaaltı bayan maltepe escort

» Yusuf KAÇAR - TÜM YAZILARI

15.07.2017 Cumartesi - 20:29

1999 Marmara Depremi – 2016 FETÖ Kalkışması

‘Kişinin çok şeyi bilmesi değil, en önemli şeyleri bilip, yaşamasıdır marifet.’

17 Ağustos 1999Saat 03:02

Hayaller yıkıldı, hayatlar son buldu.Acılar, zamansızayrılıklar ve kaybettiklerimizin ardından yaşadığımız dayanılmazhasret…

Derin fay hatları, derin yaralar açtı hayatımızda.

Kent olarak, millet olarak kısa sürede kenetlendik, yaralarımızı sardık.

Yeniden tutunduk, yeniden başladık hayata. Ama soru işaretleri kaldıaklımızın bir köşesinde.

“O gece gerçekten ne oldu ?”

Bu nasıl bir depremdi?

Doğal mı, yapay mı?

Kendiliğinden mi oldu?Tetiklendi mi?

Kimimiz, ‘Doğal afet’ dedik. Cenabı-ı Allah’ın takdiriyle vakti saati belirlenmiş, kimse tarafından da müdahale edilmemiş bir doğa olayı.

Kimimiz ise ‘Yapay deprem’ dedik. Doğal seyriyle olması muhtemel olan bir olayın, insan müdahalesi sonucu tetiklenmesiyle gerçekleşen doğa olayı.Tabiri caizse ‘Kontrollü deprem!’

Bir sürü şüphe ve bir sürü iddia olsa da üzerinden yıllar geçmesine rağmen sorular cevabını bulmadı.

Millet olarak ise ‘Depremin arkasında İsrail ve Amerika mı var?’  şüphesi hiç bitmedi. Fakat konunun izi sürülmedi, peşi bırakıldı.

Kader’ deyip geçmek varken neden iz sürelim ki!

Ve depremden sonra millet olarak yeniden aynı telaşların peşine düşecektik. Ev, araba gibi saniyelerle kaybedilen malları, yine yıllarca emek harcayarak kazanmaya çalışacaktık.

Ama yıllarca emek vererek kazandıklarımızı, saniyelerle nasıl kaybettiğimizin peşine düşmeyecektik.

Yanıldık.

Yine malın mülkün peşine düştük hem de daha büyük bir iştahla!

Oysa gelecek nesillere depremden sonra ev, araba değil, saniyelerle alt üst olan şehirler değil ya da iddia edildiği gibi suni deprem deneyleri yapılan bir ülke değil, yaşanabilir bir ülke bırakmak olmalıydı gayemiz.

“Yaşanabilir bir Türkiye”

Depremin oluş şekliyle ilgili farklı düşünceler de olsa. Herkesin hem fikir olduğu bir konu var.

‘İhmaller’

Deprem doğalsa ev yapıcıların yani müteahhitlerin ihmali, ki gelişmiş ülkelerde bu şiddette bir depremde bu kadar can kaybı ve hasar meydana gelmiyor.

Doğal ya da yapay her iki durumda da siyasilerin, yöneticilerin, kanun koyucuların ihmalleri.

Peki ya biz seçicilerin tercih edicilerin vatandaş olarak bizim ihmallerimiz yok mu ?

Çatısının altında yaşayacağımız evi yapan müteahhitleri de yine çatısı altında yaşayacağımız ülkenin siyasetçilerini ve yöneticilerini de biz seçmedik mi?

Gerçekten biz mi seçtik? Yoksa,“Bunu seçin!” diyenlerin oyununa mı geldik yıllarca.

Yoksa bir yerlerden aklımız, inancımız, irademiz kontrol mü edildi?

Yoksa biz de doğal değil, ‘Kontrollü insan’ mı olduk?

15 Temmuz 2016

Saat 22:00 Suları

Tanklar sürüldü, uçaklar havalandı, askerler yürüdü, haberleşme kanalları, hava alanları basıldı.

Kime karşı? Kendi halkına, kendi milletine karşı.

Birileri devleti, millete rağmen ele geçirmeye çalıştı.

Kimi insanımız tankların, kimi mermilerin hedefi oldu.

Toprağa kan değdi yine, onlarca can düştü.

Giden yine bizdendi, ta içimizden, canımızdan, ciğerimizden.

Kimine göre hain bir kalkışma, kimine göre tiyatro, kimine göre ise ‘Kontrollü darbe!’

Bir sürü şüphe ve bir sürü iddia olsa da aynı depremden sonra sorulduğu gibi“kalkışmanın arkasında İsrail ve Amerika mı var? ”  soruları sorulmaya başladı, hatta“kalkışmanın arkasında İsrail ve Amerika” var inanışı güçlü bir şekilde oluştu.

Ülkeyi biz yöneteceğiz, bizim dediklerimiz olacak diyenlerin, yıllardır bunun için bekleyenlerin yıkıcı enerjisi yıllardır bu damarlara bazen sinsice, bazen gözümüzün içine baka baka enjekte edildi.

Sonunda fay hatlarında olduğu gibi devletin kılcal damarlarında biriken yıkıcı enerji açığa çıktı.

Sarsıldık!

Zaten nice yuvalar bu hain yapı yüzünden yıkılmıştı, nice ocaklar sönmüştü, nice zihinler kirletilmişti, nice mazlumlar zulüm görmüştü, nice mukaddes değerlerimiz ayaklar altına alınmıştı.

Ama bu sefer topyekun bir sarsıntı yaşadık.

Bu ülkenin evlatları nasıl oldu da kendi ülkeleri için yıkıcı enerji (hain) haline getirildi?

Bu ülke hangi ara bu kadar hain yetiştirdi?

Bu hainler ülkemizin en mahrem yerlerine nasıl enjekte edildi?

Bu hainlerin dolaştığı devletin en mahrem alanlarında bu ülkeyi kim sarsıp yıkmaya çalıştı?

Bütün bunları bize kim yaşatıyor?

Kim düğmeye basıyor? Kim bizi kontrol etmeye çalışıyor?

Bunların cevabını bulamadıkça ve gereğini yapmadıkça, millet olarak ihmalkarlığımız devam ettikçe bu karanlık geceleri yaşamaya devam ederiz…

15 Temmuz da aynı 17 Ağustos gibi garip bir geceydi.

Sanki yıllar öncesinden gelişini haber vermesine rağmen her iki durumu da umursamadan yaşamamız gibi garip.

Gerçekten felaket olan bu geceler mi? Yoksa bizim halimiz mi?

Kulaklarımız tıkalı, gayretlerimiz zayıf, ihmallerimiz çok, şahsi menfaatlerimiz tatlı?

Bu yüzden olayları bilemiyoruz, oyunları göremiyoruz, kendimizi kendimiz yönetemiyoruz?

Biraz kafamızı kaldıracak vaktimiz olsun. Dünya telaşı, yaşama gayemizi ve düşmanlarımızı unutturmasın?

Biz ev için, araba için, mal için, makam için yaşayan bir millet değildik.

Biz muhabbet için, sevgi ve saygı için, ‘İnancımız ve ideallerimiz’ için yaşayan bir millettik.

Evimiz barkımız olsun ama bunları elde etmeye çalışırken dikkat edelim sevgimizi, saygımızı, ailemizi, milletimizi,vatanımızı, ihmal etmeyelim.

En önemlisi düşmanlarımız tarafından kontrol edilmeyelim , ‘Kontrollü insan’ olmayalım.

İsrail’e ve Amerika’ya dikkat edelim. Aklımızla, inancımızla, irademizle bu ülkenin evladı olalım.

Konuların devamıyla ilgili yazacağımız bir sonra ki yazımızda görüşmek üzere…

Selametle…

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.









Karadizayn
Enes Akbal Optik