<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">
<channel>
 
  <title>Yeni Kocaeli Gazetesi - Kocaeli Son Dakika Haberleri - Yeni Kocaeli Gazetesi</title>
  <link>https://www.yenikocaeli.com/rss/yazar/turgay-seyis</link>
  <description>Kocaeli&#039;nin yeni ve güncel yüzü Yeni Kocaeli Gazetesi ile en son dakika haberler, kent gündemi, siyaset ve ekonomi gelişmelerini anında takip edin.</description>
  <atom:link href="https://www.yenikocaeli.com/rss/yazar/turgay-seyis" rel="self" type="application/rss+xml"/>
  <language>tr-TR</language>
  <copyright>Copyright 2026, yenikocaeli.com</copyright>
  <category>News</category>
  <lastBuildDate>Wed, 26 Aug 2026 10:47:00 +0300</lastBuildDate>
  <ttl>1</ttl>
  
    <item>
    <title>SİYASETÇİNİN DOĞUMU ve ÖLÜMÜ</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28585708/turgay-seyis/siyasetcinin-dogumu-ve-olumu</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28585708/turgay-seyis/siyasetcinin-dogumu-ve-olumu</guid>
    <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Benim ülkemde siyasetçilerin doğması da sancılı ve zor. Ölmesi de sancılı ve zor.
Tabi bunu fiziki olarak demiyorum siyasi varoluş anlamında diyorum.
Benim şehrimden önümüzdeki dönemde Türkiye’yi yönetecek kadronun içerisinde yer alacak bir siyasetçi sancılı bir şekilde doğuyor. Bir siyasetçi de siyasal yaşamına kendi eliyle son veriyor.
Doğan siyasetçi Fatma Kaplan Hürriyet.Sona eren siyasetçi Mehmet Sefa Sirmen.
Fatma Kaplan Hürriyet milletvekili olduğu dönemde mahpus olan Mehmet Sefa Sirmen’i meclis kürsüsünden savunuyor. Çok kâr ederek sattığınız iştirakten adamı zarar ettirdi diye içeri attınız diyor.Adalet arıyor.
Mehmet Sefa Sirmen bugün mahpus olan Fatma Kaplan Hürriyet’e karşı onun rakibini methediyor. Benim ismimi protokolde anons ettirmedi diyor. Telefonumu açmadı diyor.İtibar arıyor.
Siyasetçi de yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgi işte bu şekilde kopuyor. Birinin siyasi yaşamı daha yeni başlıyor diğerinin ki bitiyor.
Başka sebepleri de mutlaka var.Ancak sadece sırf bu yüzden bile.
Bırakın rakipleriyle kıyaslamayı; Tarafları içinde eğer kaldıysa;
Benim İzmitli bir yurttaş olarak sekiz tane oyum olsa on sekizini, yüz sekizini, bin sekizini Mehmet Sefa Sirmen‘e karşı Fatma Kaplan Hürriyet‘e veririm. -Ayrıca ben oyumu kişilere değil fikirlere ve duruşa veriyorum onu da belirteyim.-
Vatanseverlik ve partlilik zor günlerde belli olur. İyi günde, hangi günse o? İstanbul’da boğazda ‘balığı’, Ankara’nın yüksek tepelerinde ‘sinirsiz eti’ ağzı olan herkes yer.
Özcümle;Fatma Kaplan Hürriyet diyor ki;‘Ekşi yemedim ki karnım ağrısın’‘AKP’ye geçeceğime paşa paşa yatarım’
Bundan sonra da;“Benimle mi geldin dünyaya Hayrola Çilem’der, direnir mücadele eder, bugünler geçer.
İşte bu irade kendisini benim ülkemde;BAKAN DA YAPAR BAŞBAKAN DA.
*Önemli Not: Başbakanlık mı kaldı demeyin, zaman neler getirir neler götürür. Kim bilebilir?
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/08/26/large/siyasetcinin.jpg" length="139427" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>FATMA KAPLAN HÜRRİYET ‘SİYASİ TUTSAK’</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28581088/turgay-seyis/fatma-kaplan-hurriyet-siyasi-tutsak</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28581088/turgay-seyis/fatma-kaplan-hurriyet-siyasi-tutsak</guid>
    <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ 25.26.ve 27. Dönem CHP Kocaeli Milletvekili2019 ve 2024 yerel seçimleri sonucu İzmit Belediye Başkanı.
Yaklaşık 11 yıldır Türkiye kamuoyu ve İzmit halkının gözleri önünde şeffaf yaşayan bir siyasetçi. Kadın siyasetçi olmanın extra zorluklarını kendi partisi içerisinde ve genel siyaset ortamında şiddetli bir şekilde yaşamış ‘Başarılı Bir Kadın Siyasetçi’.
Milletvekilliği döneminde çalışkan, aktif yapısıyla partisinin T.B.M.M katip üyeliğini yaptı. Devletin yurt dışı komisyonlarında da görevler aldı. Bir gün Senegal’de ülkemizi temsil ederken ertesi gün parlamentoda gün değişmeden İzmit’te bir taziyede Çayırova’da bir cemiyette görebilirdiniz.
Meclis’te kavga çıktığında ayıran değil kavga eden taraftaydı hep. Mizacı böyle.
Belediye başkanlığı döneminde sloganı ‘Gülümse İzmit’Yaklaşık 7 yıl 100 gün.Umuyorum ki devam edecektir.
Başta belediyenin envanterine ciddi tasarruf sağlayacak iş ve hizmet araçlarını kazandırmayı başardı.
Alzheimer Yaşam Merkezi, Kent Lokantaları, Gıda bankaları, Halk marketleri, Gülümse Cafeler, Otizm ve Yaşam merkezi, Akademiler, Kadın Girişim Merkezleri, Çocuk Evleri, Kütüphaneler, Tarım bahçeleri, Engelsiz Yaşam Parkları, Anne Taksi v.b daha çok bir çok hizmeti İzmitli yurttaşlarımıza sunmayı başardı.Bu hizmetler bugünde devam ediyor.
Ona kızanlar çok oldu. Parti örgütünü yok sayıyor, çocuğumu işe almadı, bize iş vermedi, selam vermedi, telefonumu açmadı, programa çağırmadı, protokolde adımı anons ettirmedi vb. Ve benzeri. Bunların bir kısmını da yapmıştır. Kendisi de kabul edebilir, kendince makul sebepleri de belki vardır. Malumunuz siyasette herkes genelde merdivenleri çıkarken maruz kaldıklarını ve gördüklerini uygular. Alıngan olmamak lazım.
LÂKİN HİÇ DUYMADIK Kİ;
‘RÜŞVET ALIYOR, RÜŞVET ALDIRIYOR. BUNDAN DOLAYI ONA ÇOK KIZIYORUM’ DİYENİ.HİÇ DUYMADIK.
Kamusal hizmetlerinden dolayı ona kızanı görmedik.Çok çalışıyor diye ona kızanı hiç duymadık.
1. Dönem meclis çoğunluğu yoktu mücadele etti, 2. Dönem meclis çoğunluğuyla kazandı. Kamu hizmetlerini kamu çıkarlarını koruyarak artırdı.
Zaten siyasi hayatının 11 yıllık bölümü kamuoyunun önünde. Kişisel yaşamında bir değişiklik bir mal varlığı artışı, bir mal edinme; zenginleşme, lüks bir davranış biçimi görmedik. Öyle ki; kadın okuyucularım ve bizatihi kendisi beni bağışlasın olumlu anlamda diyeceğim bu sözü:‘10-15 entari, bir kaç takım almış kendine bu yıllar boyunca onlarda Trendyol’dan çok belli, muhtemelen kredi kartına taksitle’
İzmitlilerin gördüğü de bu.
Şimdi son iki aydır yaşadığımız da şu;Önce İzmit’ te dedikodular yayılmaya başlandı. Alınacak şu gün bugün, sonrasına yönelik hesaplar kitaplar. 10 Temmuz’da Yazı yazdım dedim ki; ‘Fatma KAPLAN HÜRRİYET Mafya Lider mi Alınsınn!Ayıp!’ Sonra gözaltı süreci oldu. 20 Temmuz’da Yazı yazdım dedim ki; ‘Yağma Yok! Burası İzmit!’ Sonrasında tutuklamalar gerçekleşti.
Bugün 25 Ağustos 2026.
Kendisi ile ilgili;Gündeme taşınan tartışılan konular büyük oranda asparagas. Demiş, Olabilir, Sandım. Hep olasılıklar üzerine ‘kötülük senaryoları’.
Kamuoyunu bu atfedilen şeylerin gerçekleştiğine dair tatmin edici hiçbir şey yok.
Bir yönüyle de kamuda her çalışanın sorumluluk ve yetki alanı var. Velev ki; bir yerlerde bilinçli bilinçsiz bir sıkıntı oluşmuş ise hukukta muhatabı o çalışanın kendisidir.
Kıymetli okuyucularım;Mutlaka her yurttaşımızda olması gerektiği gibi bizlerde, bende devlete ve devletin sağlamakla mükellef olduğu ‘eşitlik ve adalete’ güveniyorum. Devlet babadır, toprak ana. Şüphe yok.Ben ikisini de gönülden severim.Devlet derse tamam, toprak derse tabiyim.
Fakat hükümetlerin müdahale ettiği yargı eliyle bu işleyiş yönlendirildiğinde durum yamuklaşıyor. O halde ‘eşitlik bozuluyor, adalet terazisi yanlış tartıyor’.Ülkemizde durumun bu safhaya geldiğine yönelik yurttaşlarımızda yüksek oranda kanaat oluşmuş vaziyettedir.
Konumuzu tamamlayıcı bir unsur olarak;
Türkiye’de hapishanelerin doluluk oranı %142 ise. Toplam 305 bin kapasitesi olan hapishanelerde 434 bin kişi var ise; hele ki bunların 368 bini hükümlü, 66 bini tutuklu ise; özellikle bu tutuklu tutulanların neden hapishanede tutulduklarının topluma izah edilmesi gerekir.Belli ki ülkemizde temel bazı konular da büyük yanlışlar yapılıyor.
Özcümle;Benim kanaatimce; İzmit Belediye Başkanı Fatma KAPLAN HÜRRİYET’in yargılanacağı bir konu var mıdır devlet bakar, inceler.
Lakin tutuklu yargılanacağı bir konu olmadığını ben de görüyorum, kamuoyuda görüyor.
Buna rağmen tutuklu ise;
Gerçek şudur:
İzmit Belediye Başkanı,Fatma KAPLAN HÜRRİYET;‘SİYASİ TUTSAK’ olarak hapishanede tutuluyor.Kamu vicdanı ve ‘masumiyet karinesi’uyarınca,İVEDİLİKLE SERBEST KALMASI GEREKİR.
Ayrıca;İzmit’te derin bir sessizlik var.Biraz İzmitçe bilenler ne dediğimi anlıyor.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/08/25/large/fatmakaplanhurriyet.jpg" length="136811" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>SEFA SİRMEN ‘Kerameti Kendinden Menkul’</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28566146/turgay-seyis/sefa-sirmen-kerameti-kendinden-menkul</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28566146/turgay-seyis/sefa-sirmen-kerameti-kendinden-menkul</guid>
    <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ ‘Kerameti kendinden menkul’ sözü kazanılan başarıları sahip olunanları kendine mal ederken abartan, başka etkenleri hesaba katmayan kendi kendine büyüklenen kişileri tanımlar.Halbuki; siz ne kadar güzel buharlaşmış dolgun bir su tanesi olsanız da sağlam bir soğuk hava kütlesiyle temas etmezseniz yağmur olup yağamazsınız!
Kıymetli okuyucularım; Bugün sizlere 46 yıllık bir zaman aralığının bir siyasetçi varlığında ve siyaset denkleminde nasıl geliştiğini anlatacağım. 46 yıla göre bu yazı çok kısa olacak.
1980 darbesi gerçekleşmiş parti liderlerine siyasi yasaklar gelmişti.Ancak 1983’te seçimler yapılabilmiş ve Turgut ÖZAL’ın ANAP’ı %45 ile iktidar olmuştu.Dört yıl boyunca bu hükümet görev yaptı.
6 Eylül 1987’de siyasi yasakların kaldırılmasına yönelik referanduma gidildi ve çok az bir farkla Süleyman DEMİREL’in Bülent ECEVİT’in de içinde bulunduğu bir çok siyasinin siyasi yasakları halk oylaması ile kaldırıldı.
29 Kasım 1987’de genel seçimler yapıldı. ANAP’ın oyları %36’ya gerilerken Süleyman DEMİREL’in DYP’si ve Erdal İNÖNÜ’nün SHP’si meclise girdi.
*önemli not: 1983’te %45 ile 211 milletvekili çıkartan ANAP, 1987’de %36 ile 292 milletvekili çıkarttı. Garip değil mi? Araştırınız.
28 Aralık 1987’de T.B.M.M’de bütçe görüşmeleri yapılırken Süleyman DEMİREL 2 saat 6 dakika süren konuşmasında elinde turuncu bütçe kitapçığı, yanında Cumhuriyet tarihinin sektörel konularını yollardan, elektrik, su hatlarına kadar birçok çalışma alanını içeren dosyalarla birlikte ÖZAL’ın dört yıllık hükumetinde yaptığını iddia ettiği devasa hizmetlerin aslında toplam yapılanın küçük bir kısmı olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.
*Siyasetle ilgilenen herkese bu konuşmayı internet ortamında bulup dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim.Çünkü o gün ileride gerçekleşecek Türkiye Siyaseti aritmetiğinin temelinin atıldığı kanaatindeyim.
Tüm bu gelişmeler 4 ay içerisinde oldu.
Sağda iki lider DEMİREL ve ÖZAL mücadelesi de başlamış oldu. Önce ÖZAL sonra da DEMİREL cumhurbaşkanı oldu.
Sıra gelen seçimde;1989 yerel seçimlerinde Erdal İNÖNÜ’nün SHP’si doğal olarak üstün bir başarı elde etti. Ardından 91 Genel seçimleri.
Sonrasında 17 Nisan 1993’te hatırlayacaksınız Fenerbahçe-Kocaelispor maçının olduğu gün maç tehir oldu.Sebep? Sekizinci cumhurbaşkanı Özal vefat etti.
Ve 1987 yılında siyasi yasagi kalkan DEMİREL bundan altı yıl sonra cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya çıktı.
Ertesi yıl 1994 yerel seçimlerinde İzmit’te SHP’nin adayı Sefa SİRMEN, DYP’nin adayı Meral AKŞENER’di.
İşte o dönemde bugün de çokça dillendirilen memleketçilik diasporaları devreye girdi ve DYP’nin içindeki Sefa SİRMEN’in hemşerilerinin bazıları Meral AKŞENER’i değil Sefa SİRMEN‘i desteklediler. Tabii kazananın sadece bir sebebi budur demek kolaycılık olur demekle birlikte Sefa SİRMEN kazandı.
Atlamamak gerekir ki bu süreçlerde solda da birden çok parti varlığını oluşturmuştu.
Bir sonraki 1999 seçimlerine gelindiğinde bu kez solda partiler birleşmiş CHP’nin adayı olarak tekrar seçime Sefa SİRMEN girmiş fakat bu kez rakiplerinden biri ANAP’ın adayı hemşerisi Halil İbrahim ARTVİNLİ olmuştu. Yine hemşericilik diasporaları devreye girmiş bu kez de ‘eldeki kuş daldaki kuştan kıymetlidir’ diyerek yine kazananın sadece tek sebebi budur demek yine kolaycılık olur demekle birlikte yine Sefa SİRMEN seçimi kazanmıştı.
Üç dönem ikisi SHP biri CHP kimliği altında İzmit’te yapılan belediyecilik çalışmalarında bir yandan sosyal demokrat belediyecilik anlayışı evet lakin kuvvetli bir yandan da Süleyman DEMİREL vizyonu ve desteği hakim kılındı.
Kocaeli Üniversitesi, Yuvacık barajı, İzgaz, buz pateni pisti Carrefour, Real gibi Outlet gibi yatırımlar tamamı DEMİREL’in vizyonu ve Kocaeli DYP milletvekillerinin de başka partiden olsa da belediye başkanlarına Ankara’nın yollarını açan destekleriyle gerçekleştirildi. Hakkını yemeyelim başta DYP 19. Dönem milletvekili Halil İbrahim ARTVİNLİ.
Bugün dahi denk gelirseniz İzmit Belediyesinin o dönemki Genel Sekreterlerinin DEMİREL’in vizyonuyla ilgili methiyeler düzdüklerine şahit olursunuz. Ben oldum.-Oysa ki ben Deniz’lerin asılmasına ön ayak olduğu için kendisine hiçbir sempati beslemiyordum. Benim için ‘öteki’ idi.
Sonraki yıllarda Süleyman DEMİREL’in Cumhurbaşkanlığı süresi çoktan dolmuş Ahmet Nejdet SEZER Cumhurbaşkanı olmuş ondan sonra Abdullah GÜL Cumhurbaşkanı ve sonrasında Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın Cumhurbaşkanlığına giden süreçte hızlı bir şekilde işlemişti.
2002 yılında AKP tek başına iktidara gelince sağdaki en az iki liderlik denklemi bozuldu. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın AKP’si hakim olurken ANAP’ın Erkan MUMCU’sunu, DYP’nin Mehmet AĞAR’ını, Genç Parti’nin Cem UZAN’ını -liste uzatılabilir- aynı sağcı kitleye hitap edebilecek, muhadil olabilecek her partiyi ve lideri kademeli olarak çeşitli yöntemlerle siyasetin dışına iterek ya da yanına katarak iktidarını kuvvetlendirdi.
Kocaeli’de AKP İktidarları dönemlerinde yapılan yerel seçimlerde CHP;
2004’te Kandıra 2009’da 13/0 2014’de 13/0 (ki 2014 İzmit adayı Sefa Sirmen’dir) 2019’de İzmit 2024 te İzmit - Derince- Karamürsel ilçe belediyelerini kazanabilmiştir.
Beş yerel seçim döneminde Kocaeli’de ilçe bazında kazanılan belediye sayısı sadece beştir.
Şimdi özellikle tekrar hatırlatıyorum 1987 Aralık ayındaki bütçe görüşmelerinde DEMİREL’in yaptığı konuşma ile başlayan ve 2002 yılında Recep Tayyip ERDOĞAN’ın tek başına iktidara gelmesi ile tamamlanan süreç ile;
2004 - 2024 yılları arasındaki geçen süreç arasındaki farklılıkları doğru tahlil etmek gerekir.
Bu tahlilde zamanında yapılan eksiklikler ve zayıf kalan çabalar bugünün ‘tek adam’ sistemininde kurulmasına imkan tanımıştır.
Efsane olduğu düşünülen ve öyle adlandırılan Kocaeli’de ‘kerameti kendinden menkul’ siyasi karakterlere 2002 yılından bugüne kadar Kocaeli siyasetine özelde İzmit siyasetine ne kattıklarını sormak lazım.
Kazanılırken kendini efsane kodlayanlar ve kodlatanların sonra her yer kaybedilirken kendini o mağlubiyetlerin neresine koyuyorlar?
Önce örgüt ve parti sonra ben!Demekle ile dememek arasındaki farkın sonucu bu ve bugüne yansıması ortada.
Bu karakterlerin 2019’dan sonra ilçe belediyeleri kazanılmaya başlandığındaki tavırları da son günlerdeki açıklamaları ile kamuoyunda netleşmiştir.
Bu dönemleri ince ayrıntılarına kadar yaşamış tahlil etmiş bir kişi olarak bugün bu ve benzeri karakterlerin söylem ve davranışlarına, kendi belediye başkanlarına karşı en zor günlerinde onların rakiplerini tutmalarına ayrıca ısrarcılıklarına şaşırmadığımı belirtmek isterim.
Sizler de şaşırmayın. Bana öyle geliyor ki; hepimize ait değil kendilerine ve kendilerine benzeyenlere ait siyasi karakterler.Öyle ki; demeçlerinin altından başka kişisel sebepler de çıkacaktır.Adı üstünde ‘kerameti kendinden menkul’.
Oysa ki benim ülkeme ve kentime;‘Halk insanları, Halk siyasetçileri lazım’
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/08/22/large/encokdortmo.jpg" length="121885" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>EN ÇOK DÖRT! FAZLASI HAYAL!</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28555803/turgay-seyis/en-cok-dort-fazlasi-hayal</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28555803/turgay-seyis/en-cok-dort-fazlasi-hayal</guid>
    <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Önemli bir strateji oyunu;
‘İnsanın en zayıf anı kendini en güçlü hissettiği andır’ diye tanımlanır.Erki elinde tutanların taze rakiplerini havaya sokup avlamak için uyguladıkları bir yöntem.
Siyasi partiler içinde çok geçerlidir.Hele ki belli bir kesimin belirli ihtiyaçlarından ya da zorunluluklarından yeni kurulmuş partiler için daha da çok dikkat edilmesi gereken bir husustur.İktidar bu strateji oyununu defalarca uygulamış ve sonucunu lehine elde etmiştir.
2018 genel seçimleri öncesinde İYİ Partinin kuruluşu ve %18-20 oy bandında ölçülürken seçimde %9.96 oy oranında kalması bu duruma örnektir. Toplumun yaşadığı sıkıntılardan dışa verdiği enerjinin kendileri lehine skora kesinlikle yansıyacağını düşünmüşlerdi. Öyle olmamıştı.Bugün aynı yanılgıyı Yeni Parti’ lilerin söylemlerinde de gözlemliyorum.
Bu çerçeve de bir seçim öncesi ve gelecek seçim darlaştırılmış zaman aralığında Kocaeli siyasetine yönelik öngörülerimi betimlemek isterim.
2023 Genel Seçimlerinde milletvekilliği tablosu şöyle oluşmuştu.
AKP 6 milletvekili (557.744 oy)CHP 3 milletvekili (336.732 oy)SAADET PARTİSİ 1 milletvekili (Millet İttifakına Dahil)İYİ PARTİ 1 milletvekili (133.468 oy)MHP 1 milletvekili (118.434 oy)YEŞİL SOL PARTİ 1 milletvekili (81.740 oy)YENİDEN REFAH PARTİSİ 1 milletvekili (80.614 oy)
*ZAFER PARTİSİ (43.717 oy) dikkat çekici idi.
*Millet İttifakı listesinden seçilip sonra partisine dönen Merhum Hasan BİTMEZ’in vefatından sonra bugün 6 partinin parlemontada Kocaeli’yi temsil ettiğini görüyoruz.
***Bu vesile ile benimde CHP’de görevli olduğum dönemler içerisinde az bir süre seçim sathında birlikte çalışma fırsatı bulduğumuz dürüst, disiplinli, ilkeli ve ülkesine sonsuz sadakatli bir kişilik olarak tanıdığımız Hasan BİTMEZ’i rahmetle anmayı kendime borç biliyorum. Mekanı cennet olsun inşallah.
2023 genel seçimi sonrası ülkemizde birçok gelişmeler oldu. 2024 yerel seçimlerinde muhalefetin iktidardan çok belediyeler kazanması ve ardından;
*Muhalefet partili belediyelere operasyonlar*Üniversitelere, sanatçılara vb. baskılar*Nato zirvesi öncesi ve sonrası*Anayasa komisyonu çalışmaları*Ana muhalefet partisinin bölünmesiVb. Ana başlıklarda gündem belirlendi.
Enflasyon, yoksulluk, yoksunluk gibi kronik sorunlar engellenemediği gibi artarak devam etti.
Geldik bugüne.
Özellikle ‘Terörsüz Türkiye Programı’ ve bağlı anayasa değişikliğine varacak çalışmalar, meclisteki oylamalar ve parti tavırları 2028 genel seçimleri için öncül fikirler verebilir.Ayrıca seçim kanununun da değiştirilmesine yönelik düğmeye basıldı. Açıklamalar yapılmaya başlandı.
Önceki ana muhalefet partisi parçalandı.Hızlı bir şekilde seçilmişlerini oluşturmak,Şimdiki ana muhalefet partisi de hızlı bir şekilde kuruluşunu tamamlamak zorunda.Tabi bu durumlar onların kendi sorunları.Toplam seçmenin çok ilgisini çeken bir durumlar bütünü değil.Ayrıca aynı bütün bölünürken hacminin artması pek te kendilerine bağlı bir mümkünlükte değil.
Temel soru şu olmalı; Tüm bu gelişmeler içerisinde ne oldu da Kocaeli seçmeni oy tercihini muhalefet partileri içerisinde değiştirsin?
En makul cevap şöyle;Tüm tek milletvekili çıkartan partilerin vekil sayılarını koruyacakları ve İYİ Parti ve Yeniden Refah Partisinin doğru ittifaklarla vekil sayılarını artırabilecekleri öngörülebilir.Son meclis oylamasındaki tutumları Türkiye gerçeği içerisinde geçerli bir skor artışına sebep olacaktır.Bu durumda iktidar partisinin vekil sayısının azalacağı ana muhalefetin vekil sayısının çokça artmayacağı kendi kitlesi içerisindeki gelişmelere göre paylaşılacağı da aşikar.
Kanaatimce 2028 genel seçimlerinde iktidar partisi de dahil olmak üzere Kocaeli’de tek başına 4’ten fazla Milletvekili çıkartabilecek bir parti görülmemekte. Burada temel dayanaklarımdan biri de mutlaka artık oldukça dillendirilen ‘milliyetçi cephe’ adaylaşmaları tabiiki.Çok ta sürpriz olmayacak bir çatı cumhurbaşkanı adayı oluşturmaya başladılar bile. Bu durum 3 adaylı bir Cumhurbaşkanlığı seçimine doğru gidildiğini de gösteriyor.
İki grup ittifak (ki 7+7 sayısal bölüşme) ve daha muhtemel üç grup ittifakla (ki 6+5+3 sayısal bölüşme) girilecek seçimlerde bir partiye 5 milletvekili düşmesi çok ihtimal dahilinde değil gibi. Çünkü bu yazımda adı geçmeyen partilerinde oylarına mutlaka ihtiyaç duyulacak ki onlarda ittifaklar içinde daha küçük hacimli ittifaklar yapacak ve talepleri karşılanmak zorunda olacaktır.*Zafer partisinin 2023 yılında Kocaeli’de aldığı oyu milletvekili çıkartmamış olsa da bundan dolayı belirttim.
Özcümle;Artık Türkiye siyasetinde;‘ekmek aslanın ağzında’. Doğru stratejilerle çok çalışmak elzem.Kendini çok güçlü hisseden partilerin veya siyasetçilerin yazımın başındaki uyarıma kulak kesilmemelilerini öneriyorum ki;‘Sonra dağlar fareleri doğurmasın.’
Benim tahlillerime göre gerçekler bunlar.Ben kahin miyim? Tabii ki değilim.Bilimsel bilgiye inanırım.
Size nerede olursa olsun 5-6 milletvekili çıkartırız diyen görüşlere çok itibar etmeyiniz. Muhtemeldir ki onlar kendi yerlerini sağlam gösterip gerçekten sağlama alabilmek için arka yakın sıraları doldurmaya çalışıyorlardır‘Hababam Sınıfında.’
Sonuçta önemli olan önce ülkemiz, sonra partiler ve en son siyasetçilerin bireysel geleceği.
Bir ufak uyarı da şöyle;Türkiye siyasetinin yadsınmaz gerçeği;
Sona yaklaşınca:
Size lazım olan telefonlar çalar açılmaz,Sizi arayanlar da size lazım olanlar değildir.
Bu yazıyı neden yazdım;‘Demirci tavında dövmek için’
Daha vakit var.Belki meclise önce çokça ‘fezlekeler’,Belki de askeri ‘tezkere oylaması’ gelir.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/08/21/large/img-5186.jpeg" length="149830" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>HAKAN ÇAKAR ‘VURMAYIN ABALIYA’</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28536463/turgay-seyis/hakan-cakar-vurmayin-abaliya</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28536463/turgay-seyis/hakan-cakar-vurmayin-abaliya</guid>
    <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Vurun abalıya!Bütün suçun bir garibana yüklemesi anlamında kullanılan bir deyim!Bazılarının kendi tembelliğini,iş bilmezliğini, eksikliğini, başarısızlığını bir gariban üzerinden temize çekmesi.Lakin!Hakan ÇAKAR o abalı değil!
O 2004’te CHP’de sadece Kandıra belediyesi kalmış sonra o da kaybedilmişken 2019’da Kocaeli’de surda delik açılan ilk belediye İzmit kazanılırken görevde olan ilçe başkanı!‘Parti içinde iktidar olma motivasyonunun zirvede genelde iktidar olma motivasyonunun zeminde’ olduğu dönemin ilçe başkanı.Velhasıl!Sırtındaki aba Cumhuriyet abası!O abalı bu abalı değil!Gariban değil, yalnız değil, haksız değil!
Bir sosyal medya paylaşımında ÇAKAR abinin küçük kardeşi Hakan şöyle diyor;Üç paragrafta;
&quot;Kimi&quot; CHP nin sırtında yıllarca gezip ekonomik özgürlüğünü sağlıyor, oğlunu, kızını,kardeşini CHP li Belediyelerde işe sokuyor,ihaleler alıyor sonra CHP den istifa ettiğini herkes duysun diyerek sosyal medyada paylaşıp CHP&#039;den gidiyor.
&quot;Kimi&quot;karşımızda yıllarca sövüyor,CHP nin adayına oy vermem vermedim diyor ,sonra CHP&#039;ye geliyor, makam mevki sahibi oluyor, milletvekili oluyor, damadına, eşine dostuna CHP sayesinde iş buluyor,sonra CHP den istifa ettiğini marifetmiş gibi sosyal medyada paylaşıyor.
Hazır gidenler giderken kalp kırmaması gerekiyor, yarın ne olacağı belli değil, bugün CHP de kalanları AKP ile bir tutanlar şunu unutmasınlar. AKP ile Müzakere edenlerden olmayacağız, Mücadele edenlerden olacağız!!. Her şey çok güzel olacak. Az Kaldı.”
Neresi yanlış!Neresi rahatsızlık veriyor ki; linç ettiklerini sanıyorlar!Hayırdır?
Türkiye’de muhalefet zorda! Her alanda baskı altında!Herkes sizinle aynı çözüm yollarını tercih etmek zorunda mı?Hepiniz demokrasi neferisiniz de ÇAKAR abinin küçük kardeşi faşist mi?Şunu unutmayalım;ÇAKAR abinin solculuğunun zekatı çoklarını en azından demokrat yapar!
Birinci paragrafta;Bahsettiği kişileri siz bilmiyor musunuz? Standlarda partinin kadınları,gençleri, yöneticileri Ekrem İMAMOĞLU’na özgürlük, cumhurbaşkanlığı adaylığı için imza toplarken kimlerin kimlerle birlikte bir gün bile aslında yönetimde olduklarını önemsemeyerek o standlara gelmeyip başta İstanbul Büyükşehir Belediyesinde ‘ki başkanı siyasi tutsakken’ ve başka belediyelerde ihale peşinde olduğunu, kimlerin çocuklarının İstanbul’a bağlı belediyelerde işe girdiğini bilmiyor musunuz?-Bu arada gençlerin işe girmesine her koşulda tarafım. Ancak partiden ayrılırken şov yapılması bu kişilere yakışmıyor-
İkinci paragrafta;Partiye sonradan gelip ayrılırken şov yapanlara diyor ki; haksız mı?Mutlak butlanın geldiği sabah Genel Merkezin kapısına Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının kefil olmayı reddettiği, 2023 yılında Millet İttifakının adayına oy vermediğini açıkça söyleyen kişinin seçim otobüsünü çeken Hakan Çakar mı?27 PM üyesini görevlerinden istifa ettiren o mu?91 milletvekili ile yeni bir yol çizen Çakar mı?Tüm mevzileri terk eden o mu?
‘Mutlak butlanla gelip CHP Genel Merkezine çöken Hakan ÇAKAR mı?
Zaten 2022 yılında görevinden ayrıldıktan sonra Kurultay delegesi mi olmuş, il delegesi mi olmuş? Karar alma noktasında ‘rey’ hakkı mı varmış onun?Tüm olumsuzluklara ne katkısı olmuş?
O gün bugün sade bir üye. 103 yıllık partisinden ayrılmak istemiyor. Kalıp olumsuzlukları bertaraf etmek istiyor. Buna hakkı yok mu?Neden hırslanıyor onu da hırslandırıyorsunuz?
Üçüncü paragrafta;Partimde kalacağım muktedir iktidara karşı mücadele edeceğim diyor! Kötü mü?
Başka ne diyor?Hiçbir şey!
İlla da partide kalınca iktidarın kayığına mı binilmiş oluyor!
Yakın zamanda CHP’nin seçilmiş ilçe, il ve genel başkanı oluştuğunda ‘mutlak butlan garabeti’ bitmeyecek mi?
Bugün rahatsızlığını duyduğunuz her şey ebed müddet kalacak değil!
Her iki partide sandık marifeti ile seçilmişlerini eninde sonunda ortaya çıkartacak. Bundan kimse kaçamaz!
Yurttaşların yorgun, partililerin hayal kırıklığı yaşadığı bu dönemde. Ne var bunda?
Uygulanacak yol yöntemleri herkes görecek!Sabır kadimdir.Tüzükler, parti programları aynı.
Elbet farklı yollardan da olsa bir çıkış yolu bulunacak. Bir şekilde ‘demokrasi’ vuku bulacak. Kafa karışıklıkları makul seviyede çözülecek.
Türkiye’nin demokrasiden başka çaresi mi var?
EKREM İMAMOĞLU mutlaka 2028 genel seçiminde Cumhurbaşkanı Adayı olarak yarışmalı. Bunda 20 milyona yakın yurttaşın imzalı onayı var. Aksi halde Türkiye demokrasisinin iflası demek olur!-Nasıl olacak? Aksini engel olanlar düşünsün? Sorumluluk onlarda. Partilerin üyelerinin ve yurttaşların bir kabahati yok.-
ÇAKAR’a sosyal medyada;
Kimisi haddine mi diyor.Kimisi sus diyor.Kimisi özür dile diyor.Kimi uzaydan mı geldin diyor.Kimisi de sen kimsin diyor.
Niye haddine değil? Niye susacak konuşan Türkiye istemiyor muyuz? Neden özür dileyecek? Uzaydan gelmedi Yahya Kaptan’da yaşıyor. İzmit kazanılırken ilçe başkanı o değil mi?
Her şeyin farkında değil miyiz!
Mahalle baskısına yenilince demokrat solcu, yenilmeyince faşist mi olunuyor!CHP’de kalınca neden butlancı olunsun!
Kimse mısır püskülü değil, ayakkabı çekeceği değil, gazoz kapağı hiç değil.
Söylemeden edemeyeceğim;Emekli milletvekili maaşı 201 bin tl.18.04.1999’da vekilliği sona ermiş önceki dönem vekillerinin bugüne dek aldıkları maaş bugünün parası ile yaklaşık toplam 66.000.000 TL. (66 milyon TL.)Yeni kurulan partiye mevcut görevdeki vekiller birer maaşını bağışlıyor. Demokrasi neferi sosyal medyada silahşörlük yapan önceki dönem vekiller bunca yıl CHP’ye yapmamışlar da bari Yeni kurulan partiye birer maaşını bağışlasınlar.Onu da yapan yok!Bunu samimiyet testi olarak bekliyorum.En kolayı sosyal medya da silahşörlük!Olmuyor! Yakışmıyor!
Özcümle;Atatürkçü, demokrat, cumhuriyetçi, solcu!Olan herkes ne yapması gerektiğini bilmeli!
Saygının olmadığı yerde sevgi yeşermez!
Gidecek olan yolunu kalacak olan yerini belirlemiştir zaten!
Germeye, kırmaya gerek yok!
Sonuçta istikamet ‘memleketi kurtarmak’ değil mi?
Tanımlamayı doğru yapabilmek lazım.
Meclis konformistleri ile sosyal medya şovenistliği ile bir yere varılmaz!Hain kim? Hainleri en iyi vatanperverler tanır.
Kocaeli Büyükşehir! Lakin;Bizim için halen küçük bir köy!Biz birbirimizi biliriz!
ÇAKAR ve onun gibi düşünenlerle uğraşmayın;Madem ki bazılarınız için yeni bir yol çizilmiş geçmişin iktidar olmaya engel, kötü alışkanlıklarını ki; en başında sosyal medyada yakıp yıkmayı yeni partinize taşımayın. ‘Umut’ olun.En demokratik seçilimleri onaylayın.Statükoya yenilmeyin.
Gerçek şu ki;Siyaset mühendisliği ile,‘Yurttaşların umudu yok ediliyor’
İzin vermeyelim.Türkiye’de demokrasi ve siyaset kurumu görmez değil, siyasetçilerin görmezliği ile karıştırmayalım.
Bana gelince SAKIN!Ben;‘Sadece CUMHURİYETİN nasıl kurulduğunu bilen, ne yapması gerektiğinden emin ve onu korumak için gerekeni her şart ve koşulda yapacak olan sade bir yurttaşım!’
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/08/17/large/hakancakar.jpg" length="124652" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>AĞUSTOS BÖCEĞİ VE KARINCA</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28519521/turgay-seyis/agustos-bocegi-ve-karinca</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28519521/turgay-seyis/agustos-bocegi-ve-karinca</guid>
    <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ EZOP M.Ö 6. Yüzyılda yaşamış Yunanlı bir masal anlatıcısı yazar.
Hepimizin mutlaka duyduğu Ağustos Böceği ve Karınca fablının yazarıda kendisi.
Fabl; hayvanlara insan karakteri yükleyerek ahlaki dersler vermeye çalışan son derece akıcı ve neşeli yazım türü.
Genellikle çocukların eğitiminde önemli.
Söz konusu fablda Ağustos böceği adını aldığı Ağustos ayında tüm bir ay boyunca keman çalar, şarkı söyler ve eğlenir. Karıncanın uyarılarına aldırış etmez.Karınca ise sürekli çalışır, buğday toplar ve soğuk kış günlerini rahat geçirmek için deposunu doldurur. Günler çabuk geçer ve maalesef yaz biter ve kış gelir. Malumunuz karınca sıcak evinde rahatken Ağustos böceği yardıma muhtaç soğukta kalır. Hayatı karıncanın insafına kalır.Neyse ki karınca ona hem dersini verir hem de onu kurtarır. Fabl böylece biter.
Buraya kadar normal ders niteliği yüksek iki hayvana insan karakteri yükleyerek doğru davranış öğretisi veren güzel bir eser.
Başka bir bakış açısı ile tekrar bakalım mı fabla?
Ağustos böcekleri 13 ila 17 yıl arasında yaşıyor. Bu yaşamın iki ila altı hafta arası yaşamlarının son bölümü olarak yer üstünde kalanı yer altında sürüyor.
En çok 17 yıllık yaşamının en çok son 6 haftasını yer üstünde geçirebilen ağustos böceğinden bu sürede çalışmasını beklemek insafsızlık değil mi? Hem yazın yiyecekte bol.Yani bir gerçekte şu ki; Ağustos böceği kış geldiğinde çoktan yaşamını yitirmiş oluyor.
Karınca açısından bakıldığında da ne tür bir karınca olduğu önemli. İşçi karınca ise başka, kraliçe karınca ise başka, erkek karınca ise bambaşka. Hepsinin yaşam süreleri farklı. Kimi 1-2 gün kimisi ise 15-20 yıl yaşayabiliyor türüne göre.
Fabldaki diğer unsurlar keman, şarkılar ve o şarkıların sözlerini bir başka zamana bırakıyorum.
Yani özcümle;
Tabiatta yaşayan canlılar haklı haksız ARANMAKSIZIN bir kaos içerisinde yaşam mücadelesi verirler.Toplumsal yaşantıda da insanlar bu kez haklı haksız ARANARAK bir kaos halinde yaşam mücadelesi verirler.Toplumun tamamında da küçük grup organizasyonlarında da olsa; Elzem olan;
‘Bütünün parçalarından birini tanımladığınız da diğer bütün parçaları gündeme getirirsiniz ve tanımlamak zorundasınız. Tastamam hepsi tanımlanıp yerlerine yerleşmeden bütünün niteliğine ve/keza niceliğine ulaşamazsınız.Başarı sonra çalışma ile olacak.’
Her olgu ve olayda müspet veyahut namüspet bir anlam çıkar.
Değerlendirmeyi kolaylaştıran en önemli gücünüz ise BAKIŞ AÇINIZ’dır.
Bir duvar yazısı şöyle yazılmış;
“Leyla’nın sokağındaki köpeğin gözlerinden öper Mecnun.Psikologlara göre bu bir davranış bozukluğudur.Edebiyatçılar ise, bu davranışın önünde saygıyla eğilirler.”
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/08/14/large/img-4590.jpeg" length="149127" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>DÜDÜKLÜ TENCERE</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28511113/turgay-seyis/duduklu-tencere</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28511113/turgay-seyis/duduklu-tencere</guid>
    <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Benim ülkemde;
Siyaset yolculuklarına;‘Memleketi Kurtarmak’ sözü ile başlıyorlar.
Lakin;Bir türlü kimlerle, kimden, nasıl kurtaracaklarını tanımlayamıyorlar!Sonra bir bakmışsınız emperyalist ülkelerle işbirliği yapanlarla aynı yola girmişler!
“İşte bu halleri halka ‘umut’ vermek değil, halkı anlamak değil, halkın derdini çözmek değil,halka olanları ‘unut’ demek! Halkın umudunu çalmak demek!”
Tabi böyle olunca, en son düşüyorlar konumlarını korumanın telaşına.
Devrimcilikle başlıyorlar konformistlikle bitiyorlar. Artık ne kadar sürdürebilirlerse.
İstisnaları yok mu? Pek tabi ki var. Donanımlı halk insanı politikacılar var. Lakin onlarda henüz genel kaideyi bozamıyorlar.
İktidar ‘düdüklü tencere’ ye benziyor. Buharını muhalefet eliyle attırabildiği sürece tencere patlamıyor. Öyle olunca da iktidar değişmiyor. Pişen yemeği de vatandaşın büyük çoğunluğu beğenmese de hepsi yemek zorunda kalıyor.
Onlarca yanlış politika izleniyor, başarısız olunuyor. Sonra bakmışsınız normalleştirilmiş.Enflasyonun sistematik artışına dahi yurttaşları alıştırdırlar mesela.Spor müsabakalarında hileye dahi alıştırdılar doğru değil mi?Öyle olunca da iktidar değişmiyor.Onların son durumu böyle.
Benim ülkemde;-23 milyona yakın yurttaş dolaylı ya da direk sosyal yardım alıyor.-12 milyon yurttaş asgari ücret ya da altında ücretle geçinmeye çalışıyor.-17 milyon emeklinin 3 milyonu hayatta kalmak için halen çalışıyor. 2019 yılından beri ortalama emekli aylıkları asgari ücretin altında.-17 milyon işçinin 14 milyonu sendikasız. 3 milyonu sendikalı. Sendikaların durumu da ortada.-1 milyona yakın atanmayan öğretmen var.-TÜİK verilerine göre işsiz yurttaş sayısı 3 milyona yaklaştı. Genç işsizlik %15 civarında bu bir felaketin ön habercisi. Bir de bunun çok daha fazla kayıtsız olanları var.
Bunlar gibi onlarca veri söyleyebilirim.
Ancak söyleyince bazı okuyucularım ve/keza arkadaşlarım ‘içimizi karartma’ diyorlar. Dediğiniz gibi olsun. Nasıl olsa merhum bir büyüğümüzün yaptığı gibi ‘enseyi karartmayın’ diyen biri çıkar. Bir ‘umut’ olur. Ne de olsa ‘umut fakirin ekmeği’.
Hayırlısı artık diyelim. Konumuza dönelim.
İktidarda da olunsa muhalefette de olunsa konu ne olursa olsun ‘şimdi eleştiri zamanı değil birlik beraberlik zamanı’ mavraları ile insanlar baskılanıyor. Ne o eleştiri zamanı geliyor ne de birlik beraberlik gerçekleşiyor.
Bu bir denklem midir? Üzerinde çalışıyorum.Birlik beraberlik olmaması için eleştiri yapılmamalı galiba. Garip ve/fakat bunu çözeceğim. Bana güvenin.
Erki bir şekilde eline alan dilediğini yapıyor. ‘Atı alan Üsküdar’ı geçiyor. ‘Alacağını alan’ şimdilik müsait bir köşede oturuyor.
Peki adalet ve demokrasi?Lütfen şimdi eleştiri zamanı değil. Birlik beraberlik zamanı! ADALET VE DEMOKRASİ ZORDA!Muhalefet partisinin 21 belediye başkanı iktidar partisine geçmiş! Neden?38 belediye başkanı tutuklu. Neden?Tam bir akıl tutulması.
Gerçek şu ki; bulan bulduğu yere çöküyor.Kimi koltuğa, kimi partilere, kimi ülkeye.
Sonra ne oluyor; ülke için en kritik kararların alınacağı parlemento oylamalarında çoğunluğu pragmatik kısa vadeli olduğu belli dış güçle desteklenen ‘EVET’ diyor. İki grup net ‘EVET’ bir grup net ‘HAYIR’ diyor. Bir tanesi vekillerine ‘HAYIR’ diyecekler katılmasın diyor. Öbürü ben ‘EVET’ diyorum grup serbest deyince çoğu ‘HAYIR’ diyor. Bir diğer kısım ‘ÇEKİMSER’. Başka bir kesim ‘BIKKIN’. Liderler, lidercikler, lider seviciler seramonisi.
Sonuç: Tüm toplumun geçmişi ile tartılan geleceğini belirleyecek bir karar alınıyor. Lakin toplumun içine sinip sinmediği zamana kalıyor.Bizim demokrasimiz bu kadar. Oysa ki bu tip konularda REFERANDUM tam demokrasilerin uzatmasız net çözümü. Tercih edilmiyor.Neden?Milletten çekiniliyor. Oysa millet hepimiziz.Bizden korkan bizim gibi olsun!
İşte bu ‘düdüklü tencere’ ye yemeği koyanlarda, bilinçli veya bilinçsiz buharını attıranlarda halkın umudunu bizatihi halkın zihninden koparıyorlar. Halkın umudunu kırıyorlar.
Biraz siyaset tarihi bilenler katılacaklardır ki;Bunun sonu ‘dip dalgası’.
Eninde sonunda bugün için uğultusu duyulan ‘dip dalgası’ canlanacak, düdüklü tencereyi buharıyla birlikte patlatacaktır, seçim sandığında hepsi payına düşen hayal kırıklığını alırken;Kadim milletimiz onlara soracaktır:
Siz kimsiniz?Biz sizin tebânız, kulunuz değiliz.Yoksa siz narsist misiniz?
Yurttaşlarımız kendi geleceğini kendi kararlılığı ile kendisi tayin edecektir. Buna şüphe yok.Umudu; başkasının kötülüğünü, başarısızlığını konuşurken kendi konformistliğini gizlemeye çalışan kişiler ve onların partilerinde değil, ‘MİLLETİN FERASETİNDE’ aramak lazım.Zaten ‘CUMHURİYET’te bu demek.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/08/13/large/duduklutencere.jpg" length="110163" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>ÇERÇEVE YASA TENCERE TAVA</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28489348/turgay-seyis/cerceve-yasa-tencere-tava</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28489348/turgay-seyis/cerceve-yasa-tencere-tava</guid>
    <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 19:51:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Ağustos ayındayız. 2026 yılında Türkiye’de muktedir iktidarın iki gündemi vardı.
Temmuz ayındaki NATO zirvesi ve Anayasa değişikliği.
Diğer oluşan bütün gündemler ana muhalefet partisine yapılan ve mukavemet gösteremediği müdahalede dahil olmak üzere kamuoyunu gerçek iki gündemden uzaklaştırmak üzerine kurgulanmıştı.
Siyaset mühendisliği ile başarılı da olundu.
Nato zirvesi bir silah mezatı niteliğinde gerçekleştirildi. 2600 civarında silah firması silahlarını devletler eliyle pazarladı, sattı, silahlar hediye edildi, silahlar edinildi.Esasen niyet ortaya açıkça kondu.Anlayanlar için.Çoğunluk halen anlamış değil.
Ezilen dünya halkları lehine hiçbir şey olmadı. Bizim ülkemizde dahil insanların yoksulluğu, yoksunluğu ve çaresizliği hiçbirinin umrunda değildi.
Muktedir iktidar ve destekçileri tarafından oluşturulan ‘Terörsüz Türkiye Programı’ adı altında anayasa komisyonuna; parlementoda bulunan partiler %90 üzerinde temsilci verdiler ve sonucunda kendileri ve kamuoyu hiçbir şekilde şeffaf bilgilendirilmeye sahip olamadan ‘Çerçeve Yasa’ adı altında oluşturulan teklif yarın parlementoda oylanacak ve artık anlamak zor değil kabul edilecek. Yeter sayıya ulaşacak ‘rey’ artık oluşmuş vaziyettedir.
Ancak maalesef bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da ‘Yurttaşlar’ hiçbir şekliyle yeterli bilgiye sahip değiller. Çünkü bilgilendirilmediler.Komisyondaki parti temsilcileri bişey öğrenemedi ki partililerine ve yurttaşlara anlatabilsinler. Çok vahim bir durum.
Mesela daha önce ‘Kanal İstanbul’ projesi İstanbul’a yeni bir boğaz yapmayı öngörüyordu. İktidarın kendi yetkisi ile alabileceği bir karar değildi. Yapılıyor.Aynı şekilde bu konuda iktidarın ve paydaşlarının kendi yetkileri ile oluşturup ‘Barışa Karşısınız’ sloganı ile diğer partiler üzerinde mahalle baskısı kurarak alabilecekleri bir karar değildi.İmzalattılar.
Ve dahi yurttaşlar çok yüksek ve engellenmeyen bir enflasyon altında ezilirken ve ilerleyen zamanda göreceğiz ‘Türkiye Siyaseti’ büyük bir kaosun eşiğindeyken oldu bitti.Türkiye’de bunlar gerçekleşti.
Tıpkı daha önce tarım alanları, meralar, limanlar ve madenler gibi 86 milyonun anayasal hakla, eşit ortak varlıklarının yabancılara bir şekilde verilip sektörlerin krize sokulduğu gibi.
Peki nasıl gerçekleşebiliyor?
Çünkü Türkiye demokrasisi hibrit.Kalitesi çok düşük.
Tam demokrasiye sahip İzlanda gibi İskandinav ülkelerinde bu tip kararlar referandumla halka soruluyor. Halk kendisini ilgilendiren temel konularla ilgili kendi kararını en demokratik şekilde veriyor. İzlanda başbakanı çok sempatik değil mi?!
Aramızdaki fark bu.
Toplumsal sözleşme olan, o ülkede yaşayan tüm insanların eşitliğinin güvencesi olan anayasalar özünde bunun için var.
O ya da bu sebepten anayasaların bir kez ihlal edildiği bizim gibi ülkelerde çeşitli sorunlara çözüm üretirken de en son bu iki örnekte görüldüğü gibi yine sorunlu yol ve yöntemlerle yeni sorunları oluşturmaktan başka bir neticeye varılamıyor. Tekrar tekrar anayasa ihlalleri gerçekleşiyor.
Yani öz cümle;‘bardağa düşen ilk damla ile bardağı taşıran son damlanın özgül ağırlığının aynı olduğunu anladığınız zaman daha makul bakabileceksiniz’
Reddetmeden ilerlemek mümkün olmaz.
Her şeyden önce ülkemizde demokrasinin kalitesinin bu kadar düşük olmasını reddetmemiz gerekir.
Bugün zor kaynayan tencereler yarın tavalarla birlikte bomboş kalacak. Bunları görmek için de alim olmaya gerek yok.
İnsanın biraz etrafına bakıp her ne iş yapıyorsa yaptığı işi en doğru şekilde yapmaya gayret etmesi de önemli bir başlangıç olabilir. Özellikle siyasal parti liderlerinin ve milletin vekillerinin.
Çerçeve tamam da tencere de sorun var.Yasa tamam da tava boş.
Bardağı taşıran son damla; sadece bir damlacık su.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/08/09/large/img-4261.jpeg" length="112941" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>YILDIRIM’dan ARCAN’a Siyasetin Garip Serüveni</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28476330/turgay-seyis/yildirimdan-arcana-siyasetin-garip-seruveni</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28476330/turgay-seyis/yildirimdan-arcana-siyasetin-garip-seruveni</guid>
    <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Hayat garip bir serüven siyaset ondan da çok garip. Başka sebepten başka yerde söylenmiştir Lakin siyasette 24 saat bile çok önemlidir. Yaşayarak deneyimliyoruz.
Bundan bir yıl önce Selman YILDIRIM’a CHP Kocaeli il başkanı olacaksın deselerdi belki kendisi de inanmaz belki de inansa da başkalarını inandıramazdı. Aynı şekilde Erdem ARCAN’a seçimle CHP il başkanı olacaksın sonra partide kaos olacak yeni bir parti kurulacak ismi de Yeni Parti konulacak onun da kurucu il başkanı sen olacaksın deselerdi belki inanmazdı belki de inansa da o da başkalarını inandıramazdı.
Ama gerçek şu ki; her ikisi de partilerinin il başkanı olarak atandılar. Öncelikle her ikisine de başarılı çalışmalar dilerim. Hayırlı olsun.Siyasetle ilgilenmek ilgilenmemekten müspettir ancak önce saygıyı gerektirir.
Kocaeli’de yaşayan bir yurttaş olarak her ikisi ile de bir şekilde bir süre partidaşlık mesaisi olan ve siyasetle ilgilenen bir kişi olarak da bende tabi fikirlerimi söyleme gereği duyuyorum.
Mesela; onlarca örneğinden bir tanesi;bir önceki dönem il başkanı Bülent SARI ve yönetimine Kartepe’de yapılan İlçe Kongresinde Divandan hakkı olmamasına rağmen gösterilen nezaketle söz hakkı alan önceki dönem İzmit İlçe başkanı Selman YILDIRIM mevcut CHP Kocaeli yönetiminden memnuniyetsizliğini belirterek üyelerden Bülent SARI ve yönetimine kırmızı kart göstermelerini istemişti.
-Sonra o kart kaybolmuştu ben buldum bende birazdan iade edeceğim-
Halbuki o gün orada eylem döneminde barikatların önünde demokrasi mücadelesi veren Bülent SARI ve yönetiminin hoşgörülü bir iradesi kongreye yansımamış olsaydı İzmit üyesi olan, İzmit’in önceki dönem ilçe başkanı olan Selman YILDIRIM’ın Kartepe ilçe kongresinde söz hakkı bile yoktu, oysa kendisi verilen söz hakkını böyle değerlendirmişti. Cevabını da almıştı.-Son 7 yılına bizzat şahit olduğum ve birçoklarının da aynı yöntemi uygulamayı tercih ettikleri gibi.-Hemen akabinde gelen İl Kongresinde de aday olmamıştı. Ondan önceki, bir önceki ve daha önceki il kongrelerinde de hep eleştirilerini söyleyip aday olmadığı gibi.Ve onun gibi birçoklarının varlığı gibi.
Şimdi mutlak butlan iradesinin il başkanı olarak CHP Kocaeli‘ye atandığında kendisine -muhataplarından biri olduğumdan dolayı- sadece bu atamayı kabul ettiği için dahi Kartepe‘de üyelere önerdiği KIRMIZI KARTI İADE ediyor ve temenni ediyorum ki kendi kartını yanılıpta kendine de göstermeye çalışmasın. Bakalım ‘lafla peynir gemisi yürüyor mu?’ Hep birlikte göreceğiz.
Bugün itibari ile kendisi CHP’nin Kocaeli il başkanıdır. Üyesini güncellemesini, şeffaf bir şekilde mahallelerden başlayarak ilçe ve il kongrelerini yapmasını ve CHP Kocaeli Örgütü’nün başına seçilmiş kişileri getirecek kongre takvimini sağlıklı ve en hızlı şekilde yürütmesini, mutlak butlan garabetinden başta kendisi olmak üzere Kocaeli’yi çıkartmasını öneririm.
Kendisinin tıpkı CHP Genel Merkez yöneticileri gibi yönetmek için değil partiyi tekrar seçilmişlere teslim etmek için görevlendirildiğinin bilincinde olduğunu umuyorum.
Bunun dışında bir davranış biçimi bu mutlak butlan yaftası kendi üzerinde ömür billah kalacaktır ki bunu tabii ben arzu etmem kendisi de arzu etmemeli.
Erdem ARCAN’a gelince bir kongre kazanımı ile il başkanı olmuştu sonrasında malum sebeplerden çıkan kaoslarla istifa etmişti yeni partinin de kurucu il başkanı oldu.Kolaylıklar diliyorum fakat yine ona da önerimlerim olacak.
Yeni partisine yoğun bir katılım olacaktır.Dolayısıyla siyaset konjonktürü içerisinde uzun yıllardır olan; liyakatsızlık ve eşitsizliği tetikleyen;1- memleketçilik diasporaları2- mezhepçilik diasporaları 3- tüccar diasporalarınınsiyasete yoğun etkisi onun partisine de akmış olacak.
Şimdi kendisi bir il örgütü kuracak ve kurarken ilk yapacağı şey il yönetimini oluşturup genel merkezlerine onaylatmak.
Bunu yaparken yukarıda saydığım üç grubun varlığına ve taleplerine karşı dikkatli olmasını yeni kurulan partinin sosyal demokrat, halkçı ve eşitlikçi bir parti olarak genel başkanı tarafından tanımı ile sunumu yapılırken bu düşüncenin altını kadroları ile doldurmasını öneririm.
Adama göre iş yerine işe göre adam tercih etmek ilerici başarının ön koşuludur.
Ayrıca;Üst kademelere çıkan milletvekili veya belediye başkanlarının memleket meselelerine harcayacakları enerjiyi örgüt seçimlerine müdahale etme arzusu aktarmaları da maalesef bir alışkanlık. Neden buna ihtiyaç duydukları da ayrı konu. Niyetlere dikkat edilmeli.
Özenli yapılanmaya gitmesini kendisine öneririm.
Onun dışında diğer il başkanını olduğu gibi Erdem ARCAN ve yönetimini önümüzdeki il kongresinde zorluklar bekleyecektir.
Benim de edindiğim tecrübe hem bunları söylememi hem de bu konulardaki uyarılarda bulunmamı bir borç olarak üzerime yükledi. Yazdım.
Her iki partide de önümüzdeki İl Başkanlığı seçimlerinin EN AZ İKİŞER ADAYLI olacağını öngörmek yanlış olmayacaktır.
Az vukuu bulsa da ülkemiz ikliminde; Demokrasinin temel özelliği de güzelliği de bu fasıldan tartılır.
Tabirimi bağışlayın;‘Aynı derenin balıklarından son kez bir arada bahsettim, bundan sonra değerlendirmeler malumunuz ayrı ayrı yapılacak. Ankara’nın yüksek tepeleri ayrılığı uygun görmüş.’
Bir dostumun dediği;Geleceğe bakalım.‘kaybedelim en azından insan kalırız’Güzel söz.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/08/07/large/yildirimdan.jpg" length="124648" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>MARGO!</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28451463/turgay-seyis/margo</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28451463/turgay-seyis/margo</guid>
    <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Kıymetli okuyucularım;
Vakti zamanında Margo diye bir çocuk varmış. Bu çocuk arkadaşlarının yaptığı hiçbir şeyi başaramıyormuş. Onlarla birlikte olmak için yapmaya çalışırken hep komik duruma düşüyormuş.
Bu duruma çok üzülen Margo bir gün babasına gitmiş:
-Babacığım demiş ben arkadaşlarımın yaptıkları şeyleri ve oynadıkları oyunları oynamayı başaramıyorum, yapmaya çalıştığımda da komik duruma düşüyorum bana çok gülüyorlar, bu duruma çok üzülüyorum diye dert yanmış.
Babası da cevaben gülümseyerek:-Margo oğlum! demiş senin keyif alarak yaptığın bir şeyler var mı?Margo:-Var ama onlarda arkadaşlarımın ilgisini çekmiyor! O zamanda yalnız kalıyorum! diyerek dert yanmayı sürdürmüş.
-O halde demiş babası. Severek yaptığın şeyleri geliştirmeye çalış, üzülme mutlu olduğun şeyleri yap oğlum. demiş ve eklemiş:-Şunu da hiçbir zaman unutma.
‘İnsanlar koyunları sevmezler Margo! İnsanlar koyunları yerler oğlum!’
Gerçekten de etrafımızdaki çocuklara gençlere ve/keza yetişkinlere baktığımızda çokça aslında ilgi alanlarında olmayan ya ailelerinin talepleri doğrultusunda ya arkadaş gruplarında yer edinmek için ya da zorunluluktan ilgi duymadıkları şeyleri yapmaya çalıştıklarını, zorlandıklarını, sonunda çok başarılı olamadıkları gibi üstüne bir de mutsuz bir yaşantının içerisinde olduklarını görüyoruz.
Zaten biz toplum olarak; mutluluk endekslerinde çok gerilerde kalan zengin de olsa yoksul da olsa insanların tatmin edici başarı ve mutluluğu genellikle yakalayamadıkları bir ülkede yaşıyoruz.
Oysa ki; çocuklarımızı mutlu birer birey olarak hayata hazırlamaya gayret etmek ise bizim birinci görevimiz.
Mutlu büyümeyen çocuklar mutlaka erişkin yaşlarında zorluklar karşısında karar alıp tercihler yaparken sıkıntı yaşıyorlar.
Bu yüzden ebeveynlere önerim çocuklarının ilgi duydukları konularda gelişmelerine imkanları ölçüsünde destek olmaları olacak. Kendilerinin onlar için yaptıkları maddi manevi fedakarlıkların karşılığı olabildiğini görebilmek adına çocuklarını baskı altına almaları; çocuklarının tüm yaşamlarına tesir eden bir sistem yanılgısına sebep oluyor.Mühendis olmak istemeyen bir çocuğu sayısal derslere, spora ilgi duymayan bir çocuğu sporun o branşından bu branşına zorlamak gibi. Sonunda bu sistem arıza veriyor.
Bundandır ki; daha önce 12 Temmuz 2026 tarihli ‘Aptal Puma Sendromu’ başlıklı yazımda göstermeye çalıştığım gibi boşa harcanan enerji zafiyetinin olabildiğince uzağında çocuklarımızı tutmayı başarabilmeliyiz. Onların enerjilerini boşa tüketmelerine sebep olmamalıyız.
Her çocuğun mutlaka başarabildiği ilgi alanında geliştirilebilir bir özelliği ve bu ilgi alanında ilerlemeye yaşamsal hakkı vardır.
Bu alanları erken tespit edip teşvik ederek destek olmak çok önemli. Sayısal, sözel, sanat, müzik, spor vb. her ne ise mutlaka bir ilgi ve beceri tespit edilebilir.
Kendi istek alanlarında sağlıklı gelişen çocuklar mutlaka topluma faydalı olacak bir işi layıkıyla başarabilen mutlu bireyler olabilme olanağına sahip olacaklardır.Geleceklerini uygun bir tercihle kurabileceklerdir. En büyük kıvançta bence ebeveynler için bu özgürlük alanını onlara tanımaktır.
Vakti zamanında yaşayan yazımıza konu olan Margo muhtemelen başarılı bir fotoğraf sanatçısı olmuştur. Belki de toplumun fotoğrafını çekiyordur. Kimbilebilir.
Yalnızda değildir.Aynılar aynıları mutlaka bulur.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/08/03/large/margo.jpg" length="134914" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>BİR BUÇUKTAN İKİ. GEÇER Mİ!</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28439366/turgay-seyis/bir-bucuktan-iki-gecer-mi</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28439366/turgay-seyis/bir-bucuktan-iki-gecer-mi</guid>
    <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Eskiden ilkokul karnelerinde değerlendirmeler pekiyi-iyi-orta-geçer ve başarısız olarak yazılıyordu.Mesela dört buçuktan beş pekiyi, iki buçuktan üç orta, bir buçuktan iki geçer not olarak tamamlanıyordu. Günüzümde bu değerlendirme sistemi çok iyi- iyi- yeterli ve geliştirilmeli şeklinde güncellendi.
Yani bugün pekiyi yerini çok iyi,Başarısız yerini de geliştirilmeli aldı.
Fakat ne pek ne de çok iyi olan bir şey kalmadığını da yaşıyoruz.Yazımın esas konusu olan ‘Başarısız’ yerini alan ‘Geliştirilmeli’ değerlendirmesini de yazımın sonuna bırakıyorum.
Kıymetli okuyucularım;
Kocaeli; 12 ilçe 472 mahalleden oluşan yarı metropol bir Büyükşehir.
2.161.000 nüfusu, 1.533.000 seçmeni ve bunların yaklaşık yarısının kadın yurttaşlardan oluştuğu bir Büyükşehir.
Genel seçimlerde parlementoya 14 milletvekili gönderen yerel seçimlerde Büyükşehir ile birlikte 13 belediye başkanı seçen bir şehir.
Bu ön bilgileri verdikten sonra esas konumuza gelelim.
Toplumsal yapılar ve toplum sağlığını öne alan tüm çalışma grupları özellikle ‘cinsiyet eşitsizliği’ ile bu duruma sebep olan unsurlar üzerine düşünüyor çalışıyor ve bunu akılcı bir çözüm düzlemine kavuşturmaya gayret ediyorlar. Her toplumsal alt yapı içerisinde ‘eşitlikçi’ anlayışı doğru buluyor ve hakim kılınmasını öneriyorlar.Bu bağlamda;
Kocaeli’nin;14 milletvekilinden sadece BİR tanesi kadın.Oysaki Kocaeli’de farklı düşünce sistemlerine sahip 6 farklı siyasi parti parlamentoya milletvekili göndermeyi başarabiliyor.
Büyükşehir ile birlikte 13 belediye başkanından sadece BİR tanesi kadın idi. O da kanaatimce görevden uzaklaştırmaya gerek olmayan bir soruşturma neticesinde görevinden uzaklaştırıldı.Umuyor ve inanmak istiyorum ki kısa sürede görevinin başına dönsün.
Kocaeli valimiz erkek kendisinin dokuz yardımcısı hepsi erkek,12 ilçe kaymakamımızın tamamı erkek.
Yani nereye vardık;Kamuda üst düzey 40 temsil makamının bugün itibari ile sadece BİR BUÇUK’u kadın. Belediye başkanımız görevine dönebilirse 40’ta 2.
472 mahalle muhtarımızın 42’si kadın. Mahalle muhtarının kadın olduğu yerlerde yaşayan kadın ve çocuk yurttaşlarımızın bu anlamda şanslı olduklarını düşünüyorum. Yaklaşık Kocaeli’deki 1600 eğitim kurumunun müdürlerinin kadın olma oranı %5’in altında. Onlarda ağırlıklı anaokullarında.
Yani ne demek istiyorum;‘Kadınlar toplumun her alanında çalıştırılmaya gelince kabul görüyorlar, iş baş yönetici olmaya gelince öteleniyorlar. Ataerkil ve klikleşmiş yapıların içerisinde ifade ve temsil alanları yüksek oranda kapalıyken, bu alanı açma çabalarında da etkisizleştirilerek mücadele alanlarının olabildiğince daraltıldığı gözlemleniyor.’
Sene 2026.Kocaeli’nin durumu bu.
Tüm kamu ve siyasal parti başaktör yönetici belirleyicilerine soruyorum, sizlere ve özellikle kadın okuyucularıma da bu soruyu onlara sormanızı tavsiye ediyorum.
BİR BUÇUKTAN İKİ geçer mi?Şimdi ki deyişiyle GELİŞTİRİLMELİ mi?
Yoksa;Kocaeli sınıfta kaldı da haberi mi yok?
İlkokul düzeyinde örneklemle değerlendirmeye çalıştım. Daha bu konunun dünyada ‘kamusallığın yapısal dönüşümü’ çerçevesinde ortaokulu, lisesi ve üniversitesi var. Bildiğim şudur ki; bir buçuktan bir kesin kalır.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/31/large/yagmayok.jpg" length="113359" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>CHP BELEDİYE MECLİS ÜYELERİNE MEKTUP</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28418836/turgay-seyis/chp-belediye-meclis-uyelerine-mektup</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28418836/turgay-seyis/chp-belediye-meclis-uyelerine-mektup</guid>
    <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ CHP İzmit Belediyesi meclis üyelerine açık Mektubumdur.
Benim İzmit’te yaşayan bir yurttaş olarak sizin üzerinizde çok büyük bir hakkım var.2024 yerel seçimlerinde belediye başkanımızla birlikte sizlere de BİR TANE OY verdim.
Seçimi benim oy verdiğim taraf kazandı hepiniz göreve geldiniz. Tüm İzmitli yurttaşlara kimseyi ayırmadan güzel ve de halkçı hizmetler sundunuz.Bu durumdan çok mutlu ve memnun oldum.Sizleri de ayrımsız başarılı bulduğumu belirtmeyi borç bilirim. Sağolun.
Şimdi olağanüstü durumlar oluştu.
Belediye başkanımızın büyük bir haksızlığa uğradığını düşündüğümüz bir süreci hep birlikte yaşıyoruz.Kısa süreliğine onun makamına birinin vekâlet etmesi çalışmaların devam etmesi gerekiyor.
Şimdi usûl neyse ona göre nasıl görevinin başındayken belediye başkanımız bir göreve gittiğinde vekaleti içinizden birine bırakıyorsa bugün de o hakkı sabittir.
Kendisinin söylediği meclis üyemizi oybirliği ile seçiniz. Vekâlet görevini kendisine veriniz.Söylemedi ise kendisine tekrar sorunuz.Doğru ve yakışıklı olan budur.
Aksi bir durum olur da İzmit Belediyesi CHP dışında başka bir partinin yönetimine geçer ise tamamınız birden bu yanlışlığın sorumlusu olursunuz ve benimle birlikte tüm İzmitli yurttaşların hakkına girmiş olursunuz.
Unutmayınız ki;Benim İzmit te yaşayan bir yurttaş olarak sizin üzerinizde çok büyük bir hakkım var.2024 yerel seçimlerinde belediye başkanımızla birlikte sizlere de BİR TANE OY verdim.
Sizde bunun hakkını her zaman verdiniz.HAZIR SİZİNDE BENİM ÜZERİMDE HAKKINIZ VARKEN BUNU HEBA ETMEYİNİZ.
Hepinize candan kolaylıklar diliyorum.
Bu arada önemli ayıktırma;
Asansör düğmesi çalışıyor. Biraz temassızlık var.İyice dokunmak gerekiyor.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/28/large/img-3622.jpeg" length="136528" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>BOYNU BÜKÜK SİYASET OLMAZ</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28410743/turgay-seyis/boynu-bukuk-siyaset-olmaz</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28410743/turgay-seyis/boynu-bukuk-siyaset-olmaz</guid>
    <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Madem ki siyaset topluma fayda sağlamanın en erdemli yollarından biridir o halde başı dik anlı ak bir haklılıkla ve o haklılığı savunarak topluma ‘umut vererek’ yapılmak zorundadır.
Madden ve manen varlığınızla fikrinizi savunurken boynunuz bükük kalırsa onun ismi siyaset olmaz. En basit sıfatlamalarıyla payendelik, eklenmecilik olur.
İşte bugün bizim ülkemizde ‘hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukuku’ hakim kılınabildeyse bunu sağlayan en önemli unsur boynu bükük yapılan ve yapılmaya devam edilen siyaset anlayışı ve bu tip siyasetçilerin çokça varlığıdır.
İyi bir siyasetçi; Siyasal olayları sonuçları itibari ile değerlendirebilme kabiliyetine sahip olan ve bu kabiliyeti her daim dinamik tutabilecek motivasyon da olabilmelidir.Yani ne demek istiyorum başka bir deyişle;İyi bir siyasetçi; bu yolun sonu nereye gider başından bilebilmelidir. Yolunu demokratik yöntemlerle mi yürüyeceksin kararını baştan vererek tutarlı bir şekilde yürüyebilmelidir.
Güncel meselemize gelecek olursak;
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal yapısı üzerinde siyasal yargı eliyle mutlak butlan marifetiyle kurulan tahakküm tüm taraflarıyla sonuçları itibari ile değerlendirilememiş oluşan kaos ortamı yönetilememiş ve partinin bölünmesi ile sonuçlanmıştır.
Bu dönemde unutmayalım ki; 2024 Yerel Seçimlerinde seçilen -her gün sayıları değişiyor bugün bildiğim kadarıyla- 36 CHP’li Belediye Başkanı siyasallaşmış yargı eli ile tutuklanmış, 17 CHP’li Belediye Başkanı da AKP’ye geçmiş durumdadır.
Topluca bu gelişmelerin mevcut iktidarın devamını sağlamak dışında da kimseye olası bir faydası olmayacağını öngörmekte zor değil.
CHP Genel Merkezi’ne mutlak butlan marifetiyle gelen yönetim, mutlak butlanı en az hasarla bertaraf etmek yerine partiyi yönetmeye meyil etmişlerdir. Oysa ki onların 2023 kurultayından sonra parti yönetmek gibi bir hakları yoktur. Yanlış yapmışlardır. Dolayısıyla bugün CHP Genel Merkezi’nin üretebileceği bir siyaset yoktur boynu bükük kalmıştır. Bundan sonra yapabilecekleri mantıklı tek şey bir an önce seçilmiş bir genel başkanı edinmek olacaktır ki bunun için de umarım ki fazlaca geç kalmamışlardır.
Partiden ayrılıp yeni parti kurmayı tercih edenlerde CHP‘deki unsurları oraya taşıyarak aslında CHP’nin kültüründen farklı bir öneri bu an için ortaya koymamışlardır. Bir yandan halk bizim arkamızda halk bizi iktidara götürüyor sloganları atılırken, bir yandan da olan şey ‘bizim partimize siyasal yargı eliyle çöküldü, yönetme hakkımız elimizden alındı,biz de ifade alanı bulamadık partimizi onların elinden kurtaramadık, kendimize yeni parti kurduktan’ öte bir şey değildir.
Bir partide kurucu olmak ömür boyunca o partinin varlık onurunu taşımak demektir.
Aynı zamanda kurucular kurulu o partinin misyonu ile birlikte vizyonunu da ortaya koyar. İşçiler, emekliler, sanatçılar, akademisyenler, öğrenciler velhasıl toplumun her kesiminden insanların kurucu olduğu bir partinin geleceğe dair sunumu halkçı ve toplumsal bütünleştirici tanımlanabilir.Lakin kurucular kurulunun mevcut milletvekillerinden oluşturulduğu bir parti iyimser olmak gerekirse; gelecek vizyonunu ufakta olsa önümüzdeki dönemde göstereceği vaadi taşımaya gayret etmektedir.
Yani partinin kurucu varlık onuru ömürlük milletvekillerine teslim edilmiştir. Bu artık değiştirilemez. Unutmayalım ki bir anlamıyla siyaset;‘Un çuvalının tozunu çıkartmadan yerine koyabilmektir’
Bir hatırlatma ile şimdilik bu faslı kapatmak isterim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk hiçbir zaman asker yemeğini yemeden sofraya oturmamıştır.
Tüm bu gelişmelerin ve sonuçlanmaların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisinin süreçteki üyelerinin hiç bir kabahatleri olmadığı gibi çözüm yollarını düşünürlerken mahalle baskısına maruz bırakılmaları son derece yanlış olmuştur.
Çünkü bugünden geriye doğru bir parti bütünlüğünün parçalarıdırlar. Her türlü kişisel tasarrufu da yapma hakkına sahiptirler. Siyasette kimse kimsenin yerine düşünmemeli.
Kimileri partide kalıp mutlak butlan yönetimi ile görev yapabilirler, kimileri parti üyeliğini devam ettirip görev kabul etmeyebilirler, kimileri parti üyeliğini sonlandırıp yeni kurulan partiye geçmeyi tercih etmeyebilirler kimileri de parti üyeliğini sonlandırıp yeni partiye üye olabilirler. Ve en kötüsü ‘beceremediniz bu işleri beni artık saymayın’ da diyebilirler.
Bu değerlendirmeler her yurttaşın demokratik hakkıdır sorgulanacak hakarete maruz kalacak kararlar olmadığı gibi bu kararları sorgulamakta kimsenin haddine değildir.
Ciddiyetimi anlamanız açısından belirteyim; illerinde blok liste ile seçilip Ankara’da çarşaf liste yapmıyorlar deme demokratlığı çoktan afişe oldu. O rolleri denemek gereksiz.
Velhasıl kelam; Tüm bu sorunsalları çözecek olan her zaman olduğu gibi her yerde kurulacak sandıklardır. Bugüne kadar siyasetçilerin ve partilerin demokrasi kalitesini nasıl sandık ortaya çıkardıysa bu dönemde ve bundan sonra da öyle olacaktır.
Bakalım tüm bu anlatmaya çalıştıklarımın içerisinden kayıtsız şartsız ÖN SEÇİM SANDIĞINI üyelerinin önüne koyabilecek bir parti ve/veya bir lider görebilecek miyiz?Ne deniyordu eskiden: ‘sandıktan kaçan siyaset yapmasın’
Konu demokrasi olunca siyasetçinin veya partinin boynunu büken de boynunu dik tutan da sandık marifetidir. Siyasi sonuçta şudur:
‘Boynu bükük siyaset olmaz.’
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/26/large/img-3501.jpeg" length="137910" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>YAVAN DEMOKRASİ</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28396006/turgay-seyis/yavan-demokrasi</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28396006/turgay-seyis/yavan-demokrasi</guid>
    <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Dünya demokrasi endekslerinde genel-geçer kabul edilerek demokrasiler dört sınıflandırma ile değerlendiriliyor.-Tam demokrasi-Kusurlu demokrasi-Hibrit demokrasi-Otoriter rejim(Ayrıntılarını daha sonra geniş bir şekilde konuşuruz)
Maalesef öncesinde 1876’dan başlayıp 1920’de birinci meclisin açılmasıyla bugünkü şeklinin temelleri atılan Türkiye demokrasisinin bugün gelebildiği nokta hibrit demokrasi. Yarım adım aşağısı otoriter rejim.
Türkiye’nin bu dönemde uluslararası oluşumlarda birlikte hareket ettiği ülke ABD’nin demokrasisi kusurlu demokrasi.
Yani kusurlu demokrasiye sahip bir ülke hibrit demokrasiye sahip olan ülkelerle çeşitli yol ve yöntemleri kullanarak dünyayı dizayn etmeye çalışıyorlar.
NATO Zirvesi için iki hafta önce Türkiye’ye gelen İzlanda başbakanı Kristrûn Frostadóttir’in ülkesinin demokrasisi ise tam demokrasi.Araçtan inip külliyeyi gördüğünde etrafına şaşkınlıkla bakan İzlanda başbakanını Türkiye’deki popüler kültür alanında hayranlık duyduğu yönünde genellikle yansıttılar. Aynı şeyi İtalyan başbakanı Giorgia Meloni’nin vücut dilini betimleyerekte yaptılar.
Oysa gerçek şu ki tam demokrasinin hakim olduğu bir ülkenin başbakanı bu şâşaalı binayı neden yapmışlar? diye şaşırmış, doğu kültüründe bildikleri masal kahramanlarının da çıkıp gelebileceğini düşünmüştür, anlamadılar.
İtibar sağlayıcı sanılan binanın belirleyici olarak değerlendirilmediğini bilemediler.
Giorgia Meloni’nin savaşa karşı olduğunu da çok göstermediler. Sosyalist Enternasyonel dönem başkanı İspanyol başbakan Sanchez’in varlığı yok denecek kadar az yansıtıldı. Çünkü düşünceleri aleyhte idi.
Doğal olarak bir silah mezatı gibi, korkarım ki bir savaş hazırlığının ön çalışmalarının yapıldığı NATO zirvesine bizim ülkemizin, Amerika’nın ve İzlanda’nın ve/keza İtalya ve İspanya’nın bakış açıları çok farklı.
Milletçe bunun farkına varmalıyız.
Maalesef ülke demokrasimizin kalitesinin düşüklüğünden çağdaş muassır medeniyetlerde öncü olma felsefemizin çok uzağında kaldığımız aşikar. Savaşa hazırlık aparatı gibiyiz.
Bugün Türkiye’de iktidara eline geçirenler iktidarı kaybetme riskleri ortaya çıkmasın diye akademisyenlerden, sporcular ve sanatçılardan, risk ortaya çıktıktan sonra da başta dokunulmazlığı olmayan belediye başkanlarından başlayarak sonrasında malumumuz olacağı üzere dokunulmazlığı olan milletvekillerinin fezlekelerle dokunulmazlıklarını kaldırarak onların toplumu yönlendirici özelliklerini yok etme çabası ile onları belirleyici siyaset arenasının dışında tutma yönünde hareketli.
Siyasal parti operasyonları da son noktası.
Peki bu yolun sonu nereye gider?
Bu soruyu vatanperver her yurttaşın kendisine sorması gerekir.
Kanaatimce bu yolun sonu demokrasi sınıflandırmalarının en altı olan otoriter rejime gider.
Bilmiyorum belki farkındasınızdır. Dünyanın en mutlu insanları İzlanda gibi tam demokrasi olan ülkelerde en mutsuz insanları da Afganistan gibi otoriter rejimlerin olduğu ülkelerde yaşıyorlar.
Bizim ülkemizde MUTLUYUM diyen yurttaş kaldı mı? Sanmıyorum. Bu tam olarak yoksullukla ilgili de değil.
Her gelişme birbiri ile tam örüntülü.
Açıkcası ne Ekrem İMAMOĞLU davasında ne Fatma KAPLAN HÜRRİYET davasında ne de aynı minvaldeki birçok davada başkanların tutuklanmasını gerektirecek bir unsura bir yurttaş olarak rastlamadığımı söylemek isterim.
Gerçek şu ki;
Siyaset mühendisliği ile her nerede iktidar olmuş ya da iktidara namzet olan kim varsa ve dahil olmak üzere ana muhalefet partisi bile parçalara bölünebiliyor.
Özcümle;Bizim demokrasimiz ÇOK YAVAN!
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın.
*Yavan, Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüklerine göre temel olarak &quot;yağı az&quot;, &quot;katıksız&quot; veya &quot;tatsız, lezzetsiz&quot;anlamına gelen bir sıfattır. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/23/large/turgayyy.gif" length="177370" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>YAĞMA YOK! BURASI İZMİT!</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28374931/turgay-seyis/yagma-yok-burasi-izmit</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28374931/turgay-seyis/yagma-yok-burasi-izmit</guid>
    <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Kıymetli okuyucularım;
Devlet milletindir.Hükümet başka bir şey.-Yasalara uygun eşitlikçi yöneten hükümet var diyen varsa diyecek bir şey yok.-
Devlet çağırır gidilir.Devlet çağırdığında millet çağırdı sayılır.Göreve çağırır, bayrama çağırır, askere çağırır, ifadeye çağırır.Telefonla çağırır, yazı ile çağırır, marşla çağırır, kapıya görevli yollar çağırır.Gidilir.Devlet sorar bilinen cevabı verilir.Gelinir.
20 Temmuz 2026 Pazartesi sabahı devlet üç dönem CHP Kocaeli Milletvekilliği iki dönemdir de İzmit Belediye Başkanlığı görevini toplum nezdinde başarı ile yürüten Avukat Fatma KAPLAN HÜRRİYET ve eşi ile birlikte İzmit belediyesinde görev yapmış veya yapmakta olan birçok kişiyi, ayrıca CHP İzmit ilçe başkanı Gökhan ERCAN’ı da devlet kapılarına görevli göndererek çağırdı.Birçok firma yetkilisi de bu kapsamda.
Belli ki şu an şeffaflaşmamış soruşturmalar çerçevesinde bilgilerine başvurulacak.-Temennim ve doğru olması gereken düşünce budur ve kamuoyu şeffaf bir şekilde bilgilendirilmelidir-‘Masumiyet Karinesi’ne göre ‘Her yurttaş suçu ispat edilene kadar masumdur.’
Belediye işleyişleri, usulleri bellidir.Her personelin sorumluluk alanları bellidir.Her personelin yetki düzeyi de bellidir.Bilerek bilmeyerek hatalar olur ya da olmaz.Evraklarla sabittir. İncelenir bakılır.
Tüm belediyeler gibi İzmit Belediyeside her yıl SAYIŞTAY denetiminden geçer. Raporlar T.B.M.M’ne sunulur. Müfettiş ve belediye meclisi ‘denetleme komisyonları’ marifetiyle de denetimler sürekli yapılır. Raporlanır.Esas olan bunlardır.
Devlet çağırdığında yurttaşların boynu kıldan incedir. Devlet herkes için vardır.Sıkıntı yok.
Lakin hükümet çağırdıysa o zaman başka.Toplumun büyük çoğunluğunun ‘yargının siyasallaştığını düşündüğü’ bir ortamda bambaşka.Öyle olursa; Yağma Yok! Burası İzmit!Başkanlarını kimseye yedirmez!
Bu ayrımı unutmayalım.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/20/large/turgayseyis.jpg" length="208570" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>ŞİKAYET ŞEKAVETTİR</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28370570/turgay-seyis/sikayet-sekavettir</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28370570/turgay-seyis/sikayet-sekavettir</guid>
    <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Şikayet şekavettir.Şekavet haydutluk demektir.Ancak ve ancak yapacak hiçbir şeyi kalmadığına kanaat getiren insan şikayet eder. Yapacağı bir şeyi olan insan onu yapar.
Birçok insan bu söylediğimin farkında olmadan kendince büyük mücadelelerin içerisinde başka bir çokları ile birlikte uğraş sahibidir.Sürekli şikayet ettiğinin ve bunu yapmanın bir çare olmadığının farkında bile değildir.Kişilerin edimlerini tekraren konuşmanın zaman kaybı bir alışkanlığa dönüştüğünü düşünmez bile.
Hal böyle olunca;Bizim toplumumuzda dikkat ederseniz genel söylemler kişiler üzerine şekillenir. Herkesi ilgilendiren herkesin yaşamına bir haliyle tesir edecek olaylar ve olayları yönetecek oluşumlar belirlenirken sistemden önce kişiler değerlendirilir.
Yapılacak işe göre uygun karakterleri bulmak yerine önce kişiler belirlenir, bir ekip olunur ve sonra onlara uygun iş aranır ki bazen aranmaz da.İşte buna ‘adamcılık’ diyoruz.Herhangi birilerinin herhangi görevlerde olmalarına da ‘liyakatsizlik’ diyoruz.
Bu değerlendirmeler yapılırken genellikle olumsuzlama üzerine yürütülür.Öyle ki negatif söylemin daha hızlı ve tesir edici yayıldığını sanki herkes bilir gibidir ve negatif söylemin yayılmasının gerektiği konusunda hemfikirdir neredeyse herkes.
O kötü bu kötü şu kötü denirken;İyi olan kim belirsizdir!Ondan olmaz bundan olmaz şundan olmaz denirken;Kimden olur? Sorusunun cevabı belirsizdir.
Şikayet; dedikoduyu dedikodu; körlenmeyi ve yıkımı tetikleyerek malumun ilanına, başarısızlığa sürükler. Sonra bu başarısızlık bir alışkanlığa dönüşerek sürüp gider. Sonunda bir bakarsınız ki olması muhtemel bir çok şey düşünülmemiş ve hedefe varılamamış.
Oysa ki;Toplumsal olgu ve olaylar yeri ve zamanına göre oluşup değerlendirilirken; sistemler kazanıp sistemler kaybediyor.
Misyon; sistemin yapısınıVizyon ise; topluma geleceğe dair önerisini tanımlanıyor.Liderler; yönetim organizasyonun önemli bir parçası iken sistemin sahibi değiller.Yöneticiler ise; nitelik ve donanımları ile sistemin bütününü tamamlıyorlar.Ve tüm katılımcılarla ‘ortak hedefe’ rasyonel akılla yürünüyor.
Organizasyona destek veren herkesin az ya da çok mutlaka o organizasyona katkı sağlayacak bir özelliği vardır. Maharet;o özelliği bulup çıkartmak ve makul bir şekilde sisteme entegre etmeyi başarabilmek.
Ne kadar çok iş; ne kadar çok işin ehline verilebilirse sistem o kadar rahatlar, akışkan olur, hızlı işler ve başarılı olunur.
Kuvvetli sistemler kabul görüp toplam yönetim hakkını elde ederken; ortalama makul sistemler için ise yazımın başından belirttiğim şikayet motivasyonu kaçınılmaz oluyor. Makul olmayan sistemleri ise konuşmaya gerek kalmıyor.
Türkiye’de istisnalar kaideyi bozmaz her yurttaş iyi kötü bir siyasi partiyi destekler ve bir futbol takımına sempati duyar. Yüksek oranda ise ne o siyasi partiye ne de futbol takımına üye olmazlar. Destekleri yine yüksek oranda tanıdık tanımadık insanlarla yapılan sohbetlerin içerisinde haklı çıkmak düzeyinde kalır.
Yani ne demek istiyorum; Oynanan oyunu seyrederler. Oyuna hazırlık aşamalarına bir tesirleri olmadığı gibi oyunu kazanmaya da net bir katkıları yoktur. Bazen bir bilet alıp maça giderler ya da seçimlerde bir rey kullanırlar.
*Taraftar grupları ve siyasi parti üyelerini tenzih ediyorum. Pek tabii ki bu fasılda kastettiklerim onlar değil.
Bir de yazımı sıkıcı bulmuş olabilecek okuyucularım varsa onlar için; mutlu azınlık örneği vermek isterim;
İki kız kardeş yaşları da biraz geçkince, anne babaları yaşamını yitirdikten sonra onlardan kalan evde yaşıyorlarmış birazcık da asosyallermiş çok dışarıya çıkmazlarmış. Biri bir koltukta diğeri başka bir koltukta otururlarmış. Yaptıkları tek değişiklik arada bir koltuklar da yer değiştirmekmiş. Biri diğerine dermiş ki; ‘görüyor musun bak önce neredeydik şimdi nereye geldik‘. Şikayetçi değillermiş yani. Oturduğu koltuğu değiştirmek yeterli geliyormuş onlara demek ki. Yeter ki oturacak koltuk olsunmuş. Pek tabi evde oturan iki kız kardeş için makul bir durum sayılabilir.-Bu kısmı sanki bizim için tanıdık olan siyasetçilere benzedi-
Yazımı tamamlarken Özcümle;
Bizim ülkemizin çözüme muhtaç sorunları var ve çözüm üretilemediği de görülüyor.
Şikayet etmenin çözüme giden yola müspet bir katkısı yoktur.Esas olan küçükte olsa sağlam bir tuğla koymayı başarabilmektir.Memnun olmadığın düzeni değiştirecek güç kişilerde değil tercih edilecek doğru sistemin yapısında doğal haliyle vardır.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/19/large/turgayse.jpg" length="149144" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>Nicomedia! Entrikaların Şehri</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28360349/turgay-seyis/nicomedia-entrikalarin-sehri</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28360349/turgay-seyis/nicomedia-entrikalarin-sehri</guid>
    <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ 2737 senelik tarihi var bu şehrin. Megaralılardan Bitinyalılara Romalılardan Bizanslılara ve tabi Türklere kadar sahipleri olmuş bu şehrin.Astokoz’dan Nicomedia’ya İzmit’e kadar ismi var bu şehrin.I.Nikomedos’tan I.Konstantin’e sonra I.Justinianus’a Orhan Gazi’ye kadar hükümdarları olmuş, Gazi Mustafa Kemal gibi Paşası Cumhuriyet gibi felsefesi var bu şehrin.Kraliçeleri, Prensesleri, Sultanları olmuş ve/keza.Ne köleler abâd olmuş, ne krallar bedbaht olmuş bu şehirde.
Büyük Roma İmparatorluğunun İskenderiye, Roma ve Antakya ile birlikte 4.büyük kenti bu şehir Nicomedia. Doğu Roma’ya da başkentlik etmiş bir müddet.Anadolu’nun Avrupa’ya akışında köprüden önceki son çıkışın olduğu yer bu şehir bir adım ötesi İstanbul.
Büyük komutan Hannibal Diliskelesi’de intihar etmiş 1.Konstantin yine bu şehirdeki sarayında ölmüş eceliyle. Bilmelisiniz.
Depremlerle yangınlarla yıkılmış her daim yeniden kurulmuş bu şehir.
Yeşili var siyahı var bu şehrin. Gol olacak top direkten dönmez bu şehirde.Koşmadan düşersin ormandan denize.Rengarenk olursun tadın değişir.
Mustafa Kemal Paşa 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan ayrılmış Bandırma vapuruyla Anadolu’da Meclis kurmuş, Devlet Kurmuş, Cumhuriyet ilan etmiş bir daha 1927’de gitmiş İstanbul’a. Lakin bu süre içinde 6 kere İzmit’e gelmiş. Geri dönmüş Ankara’ya. İstanbul’a gitmemiş. İnkilaplarını İzmit’teki toplantılarda anlatmış İstanbul’lulara da Anadolu’ya da dünyaya da. İzmit’ten tanıtmış milletin egemenliği. Neden?-Araştırmanızı öneririm- Nicomedia‘da yaş 50 dersin 25 okunur,yaş 60 dersin 26 yaşanır.Başka yerde kebap yetmez de insana bu şehirde bir simit yeter adama.Bazen çocuğu adam gibidir bazen de adamı çocuk gibi oluverir.
Bu şehir kendi nefes alır kendi nefes verir lakin türbülansı derin olur. Her çilingir her kapıyı açmaz her maymuncukta her kapıya uymaz bu şehirde.
Tepelerden merdivenlerden inersin şehre merdivenlerden çıkarsın eve. Merdivenlerin şehridir.İnmek mi zordur çıkmak mı? Kim bilebilir.
‘Ne diyon boolum’la ‘kesiyon daa bizi’ ile sınırlı değil kelimeciliği bu şehrin daha ‘ayıkamadı cava’sı ‘lavuk ayağı’sı var ‘önce adam olucan’nı var. Sosyetesi de nazik mi nazik konuşur. Başka da var yalnız buralıların bildiği.
26 farklı etnik kökenden gelen yurttaş yaşar bu şehirde her inançtan insanla birlikte mazlumu var zengini var bu şehrin.
Özcümle Türk Milleti yaşıyor bir bütün, çalışıyor üretiyor bu şehirde 21. asırda.
Velhasıl;Öyle bizim insanımızla başlayıp torpille biten diasporacılıklar,İnanç ekseninde kurulan klik diasporacılıklar,Paranın dostu paradır bizim dediğimiz olur diasporaları az vakit neşelendirir de insanı, finalde ‘yemez’ bu şehirde.
Sokaktaki mazlum vekil eder de yüksek tepelere, karteldeki patron kurtaramaz, rezil eder adamı bu şehirde.
O işler öyle olmuyor derler, tilkiler.Ama sorsan da nasıl olduğunu demezler. Kendin öğrenirsin, bilmiyorsan.Ama ne kadar öğrensen de yine öğrenecek bir şeyler kaldığını da hissedersin.
Pişmaniye tel tel buralıysan, bilirsin.
Bu şehrin kalemi bir bıçak.O kemikte olan bıçaktan da değil.Tatar Ramazan’ın Abdurrahman çavuşa sapladığı bıçaktan da keskin bıçak.Kırıldı mı her çaba nahak.
İnsanlar bildiği kadarını yaşar da senin;
Nicomedia.Entrikaların şehri.Her halinle çok güzelsin, Aşk gibi aşksın.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/17/large/turgay.jpg" length="106715" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>CHP’li GENÇ OLMAK</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28346230/turgay-seyis/chpli-genc-olmak</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28346230/turgay-seyis/chpli-genc-olmak</guid>
    <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Siyaset niye yapılır? Gençlerin istikbalini sağlamak ülkenin geleceğini güvenilir bir şekilde çağdaş muassır medeniyet yönünde garantiye almak için.
Peki bugün bizim ülkemizde böyle mi?Adaletsizlik, liyakatsizlik, adamcılık her alanda almış başını gitmiş. Bebek olmak, çocuk olmak, kadın olmak, sokak canı olmak, ağaç olmak zor.-Otomobil direksiyonu olmak bile zor, mazota her zam geldiğinde küçük patron yumruğunu onun üzerine vururken büyük patron daha da zenginleşiyor.-
Genç olmak da zor.CHP’li genç olmak da en zor.
Etrafınıza bakın iktidar partili bir genç ile CHP’li bir gencin istikbalini kurma yolundaki zorluklarının aynı olmadığını arada devasa farklar olduğunu görürsünüz. İktidar partisine bağlı iseniz bir şekilde zorluklarınız aşılır. CHP’li iseniz işiniz zor. Dış şartların zorluğu yanı sıra iç şartların zorluklarıyla da karşılaşırsınız.
Oysa ki; Parti çalışmalarında kapı kapı evleri dolaşan, standlarda, elektrik direklerinin üzerinde, sokaklarda, mitinglerde, eylemlerde barikatların önünde her bedeli göze alarak onlar vardır.Salonlarda, sempozyumlarda, seminerlerde, eğitimlerde onlar vardır.
Onlar; her şartta ve koşulda ülke gerçeklerinin farkında siyasal altyapıya sahip, Atatürkçü Cumhuriyetçi Demokrasi inancı tam ‘TAVIRLI GENÇLİK’tir.
Vardırlar ama çok zor şartlarda vardırlar.Her şeyden önce her birey gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir gelire, bu geliri elde edecek bir işe ihtiyaçları vardır.
Kocaeli özelinde bir düşüncemi de bu vesile ile belirtmek isterim.CHP Kocaeli’nin 3 belediyesi var. Darıca’dan Körfez’den İzmit Belediyesinde İzmit’ten Derince Belediyesinde Gölcük’ten Karamürsel Belediyesinde çalışan gençler var. Bu kardeşlerimize her ne fasıldan olursa olsun bu istihdamlar analarının ak sütü kadar helaldir ve bu işleri yapmaya muktedir liyakatları da vardır. Bu konuda ki eleştiriler laf ü güzaftır. Baş aktör CHP’li siyasetçilere önerim şartları dahada zorlayarak daha fazla gence iş olanağı sağlamaya çalışmalarıdır. Bunu yaparken de gençlerin kendilerine gelmesini beklemek değil toplam CHP Kocaeli Gençliği üzerine planlama yapmaya çalışmalarıdır. ‘Talep mi vardı? söyleminin 2026 Türkiye siyasetinin hiçbir alanın da yeri yok, siz görmeyi ve çözüm üretmeyi başarabilmelisiniz’
Şunu da unutmayalım ki;Bir genci iş sahibi yapmanın nesi kötüdür,Bir genci iş sahibi yapamamanın nesi iyidir!
Lakin bu güzide gençlik bir yerde yoklar.Parlamentoda.Türkiye’de seçimlerde oy kullanma yaşı 18, milletvekili seçilme yaşı da 18.
Bu yasal hakka ve parti tüzüğünde belirtilmesine rağmen gençlik ve cinsiyet kotaları sözün özüne uygun uygulanmıyor. Belki listelerde sayılar tutturuluyor ancak büyük çoğunluğu seçilemeyecek sıralarda.CHP gençliğinin hakkı yeniyor.Hem de bir dönem değil her dönem bu böyle süre geliyor. Mesela 2023 Genel seçimlerinde toplam 600 kişi parlemontaya seçilirken, 30 yaş altı sadece 5 kişi milletvekili olabildi ve hiçbirisi CHP’li değil. İlginç.
Belki güç odakları tarafından unutuluyordur ben hatırlatayım; bugünün siyasetçilerinin CHP’li gençlere alan daraltmak gibi bir imtiyazı yok. Şöyle ki;
CHP Gençlik Kolları, Atatürk&#039;ün ‘&#039;Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor, bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak.&#039; sözünü temsil eden bugünün şartlarında da umut olan gençlik.
1951’de temelleri atılmış, 1954’te kuruluşu yapılmış, 1961’de ilk kurultayını yapmış partinin kapatıldığı zamanlar haricinde her daim varlığını korumuş, çalışmalarına devam etmiş. 2011 yılında Young European Socialists – YES (Genç Avrupalı Sosyalistler) ve 2012 yılında da International Union od Socialist Youth – IUSY (Uluslararası Sosyalist Gençlik Birliği) üyesi olmuş, uluslararası platformlarda da ülkesi için mücadele eden bir gençlik örgütü.
Pek tabii ki ülkemizde her şeyin en iyisini en güzelini varlığıyla ve çalışmalarıyla hakeden bir gençlik.
Yazımı bitirirken rahmetli Gülşah ve Tugay’ı minnetle anarken siyasi tutsak Utku’ya direnç ve sabır, Lâl’e kolaylıklar;Kocaeli Gençlik Kolları Başkanı Hayri nezdinde tüm Kocaeli Gençlik Kolları örgütüne, Kocaeli’yi Ankara’da temsil eden MYK Üyesi Özlem nezdinde tüm çalışma arkadaşlarına üstün başarılar diliyorum.
CHP’li genç olmak zor fakat ONURLU.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/15/large/turgay.jpg" length="114363" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>Erdem ARCAN Stratejisi mi?</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28335619/turgay-seyis/erdem-arcan-stratejisi-mi</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28335619/turgay-seyis/erdem-arcan-stratejisi-mi</guid>
    <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Bir soru sorarak başlayalım.Bu yolun sonu nereye çıkar?
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde siyasal yargı eliyle oluşturulduğu belli mutlak butlan garabeti ile birlikte büyük bir kaos çıkartıldı.
Bu kaos bütün ülke genelinde tüm örgütlere yansıdığı gibi Kocaeli örgütüde bundan payına düşeni aldı. Lakin Kocaeli örgütünün kendi kongreleri ve kurultaya katılımı da dahil süreçle ilgili hukuksal bir muhataplığı olmadığı göz ardı edilmemelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerinin başı illerde şartsız koşulsuz il başkanıdır.Milletvekilleri ve belediye başkanları il başkanına tabiidir. Dolayısıyla oluşan bu kaos ortamında krizi yönetecek olan, söylem birliğini sağlayacak olan, örgütü ve kent motivasyonunu parti adına ayakta tutacak olan sorumluluğuda taşıması gereken diğer partililerden önce tartışmasız il başkanı ve yönetimidir.
Günlerdir devam eden kaos ortamında kamuoyunun gördüğü CHP Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan’ın sadece seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel‘e fiziksel, yazılı ve görüntüsel destek verdiğidir. Lakin bu destek Kocaeli’de parti örgütünün iradesini tanımlayıcı, tatmin edici ve bir arada tutucu rasyonel bir planlamaya dönüşmemektedir.
Şöyle ki;
-Örgüt ikiye bölünmüş, büyük çoğunluğu Özgür Özel’i desteklerken bir kısmı da Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemektedir. -Oysa ki mesele kişiler değil parti üzerinde siyasallaşmış yargı tarafından oluşturulan baskıya karşı mücadele edebilmektir.-Hakarete varan sözler bölücü parçalayıcı davranışlar almış başını gitmiştir.-Kamuoyunda ve sosyal medya mecralarında karşı görüşte olanların yanı sıra hayal kırıklığıyla tarafsız görünen aslında mevcut toplam durumdan memnuniyetsizliklerini duruşlarıyla ortaya koyan partililer dahi menfaat bekleyiciliği ve hainlikle, seçilmişlerde daha farklı üzüntü verici handikaplarla itham edilmektedirler.-Bir şekilde önceki dönemde partide görev almış bazı partililer sanki kendilerine böyle bir görev verilmişcesine hain avına çıkmışlar, her davranışları ve söylemleri ile yangını körüklemektedirler. -Mutlak butlan yönetimi tarafından Erdem Arcan’ın iki ilçe komutanı Körfez ve Darıca ilçe baskanlari iki satır yazı ile görevlerinden uzaklaştırılmıştır. O ya da bu şekilde il başkanı iki ilçe başkanını koruyamamıştır. Görevden alınan iki komutanın durumuna yönelik il başkanının söylediği tek şey ilçe binalarmızı terk etmiyoruz olmuştur.-Mevcut milletvekili Profesör Dr. Muhip Kanko ile önceki dönem milletvekili şimdi mutlak butlanın MYK üyesi Tahsin TARHAN arasındaki söz düelloları boy boy gazeteleri süslemekte kamuoyunda kimin haklı olduğundan önce partinin Kocaeli’nde parçalanmışlığı izlenmektedir. Esas olan ve unutulmaması gereken; Darıca ilçesinde hangi CHP’li siyasetçinin üstün olduğu değil Partinin üstün ve iktidar olması gerektiği gerçeğidir.
Bana göre siyasi vefa; parti ve ülke için gösterilen çaba harcanan samimi emek ile ölçülebilir, kişilere biat sosyal demokrat düşüncede yer bulacak bir düşünce olamaz.
Bir enteresan durumda bu büyük kaos ortamında başka şehirlerde yapılıyor olmasına rağmen danışma kurulu toplanmamış örgütün iradesini açıkca ifade etme olanağı da sağlanmamıştır. -Hal böyle olunca bireysel tepkiler sosyal medyadan, cafe ve kıraathane sohbetlerinden yansıtılır olmuş bir kargaşada buradan çıkmıştır.- Bir şekilde doğal atmosferde aceleci kararlar alınmış, alınan kararlarla tavır belirlenmiş, tavır belirlendikten sonra sadece parti büyüklerinin görüşleri alınarak onlarla uyum sağlanmıştır. Örgütü ortaklaştıracak bir bütün mental süreç tercih edilememiştir. -Kadın Kolları Başkanı, Gençlik Kolları Başkanı ve İlçe Başkanları ile toplantılar yapılmıştır. Lakin onların uğradıkları net bir haksızlık karşısında duygu-durumlarının da göz önünde tutulması ve söylem birliği ile önce onları korunaklı alana çekip sonra hareket edilmesi sağlanamamıştır.
Tabii ki bir siyasi parti için süregiden bir hale gelirse anti-demokratik mutlak butlan uygulaması kabul edilebilir bir şey değildir. Her şartta demokrasinin yanında kalmak elzemdir. Ancak bu krizi Kocaeli’de en akılcı şekilde yönetmek ve örgüt bütünlüğünü korumakta il başkanının asli görevidir.
Uzun lafın kısası CHP Kocaeli il başkanı Erdem Arcan rüzgârın esişine göre başına ne geleceğini bekliyor görüntüsü vermektedir. -Oysa ki bu baş sadece kendi başı değil Kocaeli örgütünün başıdır- Bu yolun sonunda bu gidişatla kendisinin de görevden alınacağının büyük olasılık olduğu aşikardır. Bu durum gerçekleşirse neresinden bakarsanız bakın Kocaeli örgütü kötülük ve haksızlığa maruz kalmış olacaktır.
Pek tabii ki CHP Kocaeli Örgütünde kimse il başkanının görevden alınmasını istememelidir. İl başkanı da bu muameleye maruz kalmamak, örgütünü korumak için önlemlerini almalı örgütünü bir arada disiplinli bir şekilde tutmayı başarabilmelidir.
Henüz vakit tamamlanmış değildir süreç başından beri yapılmamış olan örgütünü toplayıp belki bir danışma kurulu belki de başka yol yöntemler üreterek; önce ‘koruyucu bir kanaat’ ortaya koyup sonra süreci en makul sonuçları hedefleyerek CHP Kocaeli örgütünü bir bütün halinde kaos ortamının yıkıcı etkilerinden muaf tutmayı başarabilmelidir.
Amasız, fakatsız, lakinsiz üç milletvekili ve üç belediye başkanının yanına alarak bir bütün halinde Kocaeli’nin tavrını net bir şekilde ortaya koymalı kaosun dışına çıkartmalı, süreci netleştirmeli, Kocaeli Örgütünü Ankara’daki gerilimin dışına çıkartmayı ve Kocaeli’deki seçilmişleri başta kendisi ve yönetimi olmak üzere korumayı başarabilmelidir. Kişisel siyasi triplerin tolere edileceği zaman değildir.
Aksi halde rüzgârın esişine göre müspet bir sürecin işlemediği ve işlemeyeceği merdiven altı diyaloglarla ilerlemesi muhtemel süreçte Kocaeli CHP’nin telafisi zor zararlar göreceği aşikârdır.
Yoksa görevden alınmayı beklemek başka parti kurmak seçenekleri zor sürecin kolaycı yaklaşımları olur.
Demokrasinin olmadığı yerde halk yararına bir şey olmayacağı gibi aynı kişilerle farklı bir yenilik önerisi ve/veya bölünürken artılacağını düşünmekte çok akla yatkın görünmemektedir.
Testi kırıldıktan sonra ne çare hayıflananların haline. Benim tahlil ve görüşlerim öneri, İl Başkanı ve yönetiminin stratejisi Kocaeli için belirleyicidir.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/13/large/erdem.jpg" length="105511" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>APTAL PUMA SENDROMU</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28327867/turgay-seyis/aptal-puma-sendromu</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28327867/turgay-seyis/aptal-puma-sendromu</guid>
    <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Belgesel seven televizyon izleyicileri şahit olmuşlardır; avını bekleyen puma hayvanı genellikle harekete geçtikten birkaç adım sonra duruyor.Bu davranışı defaten yapıyor. Bu hareketlenmelerde avından elde edeceği enerji ile onu yakalayana kadar harcayacağı enerjinin muhasebesini yapıyor. Yakaladığında 2 birim enerji kazanacağı avı için 3-5 birim enerji harcamıyor.-Çok akıllı- Elde edeceği enerjinin fazlalığına kanaat getirdiğinde var gücüyle koşup avını yakalıyor. Bazıları da hesabı yapamayıp 3-5-10 birim enerji harcayıp 2 birimlik enerji edineceği avı kovalıyor. İşte bu pumalara ‘aptal puma, bozuk motivasyona da aptal puma sendromu’ deniyor.
Genel bir anlatım olarak da;‘Aptal Puma Sendromu; elde edilecek sonucun harcanan emeğe, zamana ve paraya değmeyeceği durumlarda, kişinin ısrarla çabalamaya devam etmesi halini tanımlayan mecazi bir psikolojik kavramdır. Adını avlanırken harcadığı enerjiyi ve potansiyel kazancı hesaplayan pumaların zekice hareketlerinden alır.’ haliyle tanımlanıyor.
Gerçektende bizim ülkemizde bir ideale genç yaşta tutulan bireylerin; İdealine ulaşıncaya kadar çalışmak dışında birçok farklı unsurla da mücadele etmek zorunda kaldığı bir gerçek. Malumunuz ‘mülakatın olduğu yerde sübjektif değerlendirmeler’ kaçınılmaz. Torpil, iltimas, adamcılık.
Tüm bunlarla mücadele ederken ve/veya oyunu kuralına göre oynarken neredeyse tüm enerjisini tüketerek idealine ulaşan birey; geldiği noktada esas görevini ifa edecek enerjiyi bulamıyor. Diğer tarafında ise hedefine ulaşamayan bireylerinde kontrolsüz harcadıkları tüm zaman, enerji ve çaba boşa giderken hayatın başka alanlarına savruluyorlar. Her iki grupta da hedefe varsın ya da varamasın enerji zafiyeti çok yüksek oluyor. Sonrası motivasyon kayıpları ile gün yüzüne çıkıyor, fark ediliyor. Maalesef ‘aptal puma sendromu’ kaçınılmaz yaşanıyor.
Siyasetçilerin genelinde gözlemlenir; görünür olmak zorunluluğu ile düğün,cenaze, spor müsabakaları ve cemiyetleri kaçırmamaya çalışarak duyarlı olduklarını göstermeye çalışırlar. Oysa ki bu davranışlar normal insanların topluma karşı normal sorumluluklarıdır. Örneğin; bir tanıdığın düğününe gitmek nezaketli bir komşuluk görevidir. Bunu her yurttaş yapabilir.
Siyasetçilerin görevi kendilerini hiç tanımayan insanların yaralarına merhem olacak çalışmaları ortaya koymak ve onların yaşamını kolaylaştıracak çalışmaları planlamak ve hayata geçmelerine vesile olmaktır. Örneğin; Ekonomik zorluk yaşayan gençlerin evlenmelerine kolaylaştırıcı formüller oluşturmak siyasilerin görevidir. Bunu her yurttaş yapamaz.
İşte tüm bunlar toplumsal altyapı ve kişinin yetişirken hayalleri ile toplumsal rolüne uygunluğu, gündelik rollerin siyasal rollerle karıştırılmasıyla ilgili.
Oysa ki bireylerin kabiliyet ve donanımlarına göre sağlıklı gelişme ortamına sahip olmaları harcadıkları enerjiye denk bir kazanım elde edebilmeleri ideal toplum yapısı için bir gereklilik. Lakin; Bireyler için düzgün, tutarlı ve faydalı bir düzenek inşaası olmadığından sürekli enerjinin boşa aktığı, yerine ulaşan enerjininde bozulduğu bir yapı üzerine düşünmek zorundayız.
Özcümle; mesele hedefe ulaşırken harcanan enerji ve maliyeti hesap etmekte dolayısıyla kendini akıllı puma zannedenlerin sayıları çoktur da; gerçekten akıllı puma olanların sayısı yok denecek kadar azdır.
Tabi kastımız kişiler değil yamuklaşmış sistemler:Bir dostum; ülkemizdeki sistem sorununa dair şöyle diyor; ‘sorunları küçükken çözemediğimiz için büyüdüğünde kucaklayamıyoruz’ Çok haklı.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/12/large/aptalpuma.jpg" length="104646" type="image/jpeg"/>
      </item>
  
</channel>
</rss>
