<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">
<channel>
 
  <title>Yeni Kocaeli Gazetesi - Kocaeli Son Dakika Haberleri - Yeni Kocaeli Gazetesi</title>
  <link>https://www.yenikocaeli.com/rss/yazar/turgay-seyis</link>
  <description>Kocaeli&#039;nin yeni ve güncel yüzü Yeni Kocaeli Gazetesi ile en son dakika haberler, kent gündemi, siyaset ve ekonomi gelişmelerini anında takip edin.</description>
  <atom:link href="https://www.yenikocaeli.com/rss/yazar/turgay-seyis" rel="self" type="application/rss+xml"/>
  <language>tr-TR</language>
  <copyright>Copyright 2026, yenikocaeli.com</copyright>
  <category>News</category>
  <lastBuildDate>Wed, 15 Jul 2026 13:25:00 +0300</lastBuildDate>
  <ttl>1</ttl>
  
    <item>
    <title>CHP’li GENÇ OLMAK</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28346230/turgay-seyis/chpli-genc-olmak</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28346230/turgay-seyis/chpli-genc-olmak</guid>
    <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Siyaset niye yapılır? Gençlerin istikbalini sağlamak ülkenin geleceğini güvenilir bir şekilde çağdaş muassır medeniyet yönünde garantiye almak için.
Peki bugün bizim ülkemizde böyle mi?Adaletsizlik, liyakatsizlik, adamcılık her alanda almış başını gitmiş. Bebek olmak, çocuk olmak, kadın olmak, sokak canı olmak, ağaç olmak zor.-Otomobil direksiyonu olmak bile zor, mazota her zam geldiğinde küçük patron yumruğunu onun üzerine vururken büyük patron daha da zenginleşiyor.-
Genç olmak da zor.CHP’li genç olmak da en zor.
Etrafınıza bakın iktidar partili bir genç ile CHP’li bir gencin istikbalini kurma yolundaki zorluklarının aynı olmadığını arada devasa farklar olduğunu görürsünüz. İktidar partisine bağlı iseniz bir şekilde zorluklarınız aşılır. CHP’li iseniz işiniz zor. Dış şartların zorluğu yanı sıra iç şartların zorluklarıyla da karşılaşırsınız.
Oysa ki; Parti çalışmalarında kapı kapı evleri dolaşan, standlarda, elektrik direklerinin üzerinde, sokaklarda, mitinglerde, eylemlerde barikatların önünde her bedeli göze alarak onlar vardır.Salonlarda, sempozyumlarda, seminerlerde, eğitimlerde onlar vardır.
Onlar; her şartta ve koşulda ülke gerçeklerinin farkında siyasal altyapıya sahip, Atatürkçü Cumhuriyetçi Demokrasi inancı tam ‘TAVIRLI GENÇLİK’tir.
Vardırlar ama çok zor şartlarda vardırlar.Her şeyden önce her birey gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir gelire, bu geliri elde edecek bir işe ihtiyaçları vardır.
Kocaeli özelinde bir düşüncemi de bu vesile ile belirtmek isterim.CHP Kocaeli’nin 3 belediyesi var. Darıca’dan Körfez’den İzmit Belediyesinde İzmit’ten Derince Belediyesinde Gölcük’ten Karamürsel Belediyesinde çalışan gençler var. Bu kardeşlerimize her ne fasıldan olursa olsun bu istihdamlar analarının ak sütü kadar helaldir ve bu işleri yapmaya muktedir liyakatları da vardır. Bu konuda ki eleştiriler laf ü güzaftır. Baş aktör CHP’li siyasetçilere önerim şartları dahada zorlayarak daha fazla gence iş olanağı sağlamaya çalışmalarıdır. Bunu yaparken de gençlerin kendilerine gelmesini beklemek değil toplam CHP Kocaeli Gençliği üzerine planlama yapmaya çalışmalarıdır. ‘Talep mi vardı? söyleminin 2026 Türkiye siyasetinin hiçbir alanın da yeri yok, siz görmeyi ve çözüm üretmeyi başarabilmelisiniz’
Şunu da unutmayalım ki;Bir genci iş sahibi yapmanın nesi kötüdür,Bir genci iş sahibi yapamamanın nesi iyidir!
Lakin bu güzide gençlik bir yerde yoklar.Parlamentoda.Türkiye’de seçimlerde oy kullanma yaşı 18, milletvekili seçilme yaşı da 18.
Bu yasal hakka ve parti tüzüğünde belirtilmesine rağmen gençlik ve cinsiyet kotaları sözün özüne uygun uygulanmıyor. Belki listelerde sayılar tutturuluyor ancak büyük çoğunluğu seçilemeyecek sıralarda.CHP gençliğinin hakkı yeniyor.Hem de bir dönem değil her dönem bu böyle süre geliyor. Mesela 2023 Genel seçimlerinde toplam 600 kişi parlemontaya seçilirken, 30 yaş altı sadece 5 kişi milletvekili olabildi ve hiçbirisi CHP’li değil. İlginç.
Belki güç odakları tarafından unutuluyordur ben hatırlatayım; bugünün siyasetçilerinin CHP’li gençlere alan daraltmak gibi bir imtiyazı yok. Şöyle ki;
CHP Gençlik Kolları, Atatürk&#039;ün ‘&#039;Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor, bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak.&#039; sözünü temsil eden bugünün şartlarında da umut olan gençlik.
1951’de temelleri atılmış, 1954’te kuruluşu yapılmış, 1961’de ilk kurultayını yapmış partinin kapatıldığı zamanlar haricinde her daim varlığını korumuş, çalışmalarına devam etmiş. 2011 yılında Young European Socialists – YES (Genç Avrupalı Sosyalistler) ve 2012 yılında da International Union od Socialist Youth – IUSY (Uluslararası Sosyalist Gençlik Birliği) üyesi olmuş, uluslararası platformlarda da ülkesi için mücadele eden bir gençlik örgütü.
Pek tabii ki ülkemizde her şeyin en iyisini en güzelini varlığıyla ve çalışmalarıyla hakeden bir gençlik.
Yazımı bitirirken rahmetli Gülşah ve Tugay’ı minnetle anarken siyasi tutsak Utku’ya direnç ve sabır, Lâl’e kolaylıklar;Kocaeli Gençlik Kolları Başkanı Hayri nezdinde tüm Kocaeli Gençlik Kolları örgütüne, Kocaeli’yi Ankara’da temsil eden MYK Üyesi Özlem nezdinde tüm çalışma arkadaşlarına üstün başarılar diliyorum.
CHP’li genç olmak zor fakat ONURLU.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/15/large/turgay.jpg" length="114363" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>Erdem ARCAN Stratejisi mi?</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28335619/turgay-seyis/erdem-arcan-stratejisi-mi</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28335619/turgay-seyis/erdem-arcan-stratejisi-mi</guid>
    <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Bir soru sorarak başlayalım.Bu yolun sonu nereye çıkar?
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde siyasal yargı eliyle oluşturulduğu belli mutlak butlan garabeti ile birlikte büyük bir kaos çıkartıldı.
Bu kaos bütün ülke genelinde tüm örgütlere yansıdığı gibi Kocaeli örgütüde bundan payına düşeni aldı. Lakin Kocaeli örgütünün kendi kongreleri ve kurultaya katılımı da dahil süreçle ilgili hukuksal bir muhataplığı olmadığı göz ardı edilmemelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerinin başı illerde şartsız koşulsuz il başkanıdır.Milletvekilleri ve belediye başkanları il başkanına tabiidir. Dolayısıyla oluşan bu kaos ortamında krizi yönetecek olan, söylem birliğini sağlayacak olan, örgütü ve kent motivasyonunu parti adına ayakta tutacak olan sorumluluğuda taşıması gereken diğer partililerden önce tartışmasız il başkanı ve yönetimidir.
Günlerdir devam eden kaos ortamında kamuoyunun gördüğü CHP Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan’ın sadece seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel‘e fiziksel, yazılı ve görüntüsel destek verdiğidir. Lakin bu destek Kocaeli’de parti örgütünün iradesini tanımlayıcı, tatmin edici ve bir arada tutucu rasyonel bir planlamaya dönüşmemektedir.
Şöyle ki;
-Örgüt ikiye bölünmüş, büyük çoğunluğu Özgür Özel’i desteklerken bir kısmı da Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemektedir. -Oysa ki mesele kişiler değil parti üzerinde siyasallaşmış yargı tarafından oluşturulan baskıya karşı mücadele edebilmektir.-Hakarete varan sözler bölücü parçalayıcı davranışlar almış başını gitmiştir.-Kamuoyunda ve sosyal medya mecralarında karşı görüşte olanların yanı sıra hayal kırıklığıyla tarafsız görünen aslında mevcut toplam durumdan memnuniyetsizliklerini duruşlarıyla ortaya koyan partililer dahi menfaat bekleyiciliği ve hainlikle, seçilmişlerde daha farklı üzüntü verici handikaplarla itham edilmektedirler.-Bir şekilde önceki dönemde partide görev almış bazı partililer sanki kendilerine böyle bir görev verilmişcesine hain avına çıkmışlar, her davranışları ve söylemleri ile yangını körüklemektedirler. -Mutlak butlan yönetimi tarafından Erdem Arcan’ın iki ilçe komutanı Körfez ve Darıca ilçe baskanlari iki satır yazı ile görevlerinden uzaklaştırılmıştır. O ya da bu şekilde il başkanı iki ilçe başkanını koruyamamıştır. Görevden alınan iki komutanın durumuna yönelik il başkanının söylediği tek şey ilçe binalarmızı terk etmiyoruz olmuştur.-Mevcut milletvekili Profesör Dr. Muhip Kanko ile önceki dönem milletvekili şimdi mutlak butlanın MYK üyesi Tahsin TARHAN arasındaki söz düelloları boy boy gazeteleri süslemekte kamuoyunda kimin haklı olduğundan önce partinin Kocaeli’nde parçalanmışlığı izlenmektedir. Esas olan ve unutulmaması gereken; Darıca ilçesinde hangi CHP’li siyasetçinin üstün olduğu değil Partinin üstün ve iktidar olması gerektiği gerçeğidir.
Bana göre siyasi vefa; parti ve ülke için gösterilen çaba harcanan samimi emek ile ölçülebilir, kişilere biat sosyal demokrat düşüncede yer bulacak bir düşünce olamaz.
Bir enteresan durumda bu büyük kaos ortamında başka şehirlerde yapılıyor olmasına rağmen danışma kurulu toplanmamış örgütün iradesini açıkca ifade etme olanağı da sağlanmamıştır. -Hal böyle olunca bireysel tepkiler sosyal medyadan, cafe ve kıraathane sohbetlerinden yansıtılır olmuş bir kargaşada buradan çıkmıştır.- Bir şekilde doğal atmosferde aceleci kararlar alınmış, alınan kararlarla tavır belirlenmiş, tavır belirlendikten sonra sadece parti büyüklerinin görüşleri alınarak onlarla uyum sağlanmıştır. Örgütü ortaklaştıracak bir bütün mental süreç tercih edilememiştir. -Kadın Kolları Başkanı, Gençlik Kolları Başkanı ve İlçe Başkanları ile toplantılar yapılmıştır. Lakin onların uğradıkları net bir haksızlık karşısında duygu-durumlarının da göz önünde tutulması ve söylem birliği ile önce onları korunaklı alana çekip sonra hareket edilmesi sağlanamamıştır.
Tabii ki bir siyasi parti için süregiden bir hale gelirse anti-demokratik mutlak butlan uygulaması kabul edilebilir bir şey değildir. Her şartta demokrasinin yanında kalmak elzemdir. Ancak bu krizi Kocaeli’de en akılcı şekilde yönetmek ve örgüt bütünlüğünü korumakta il başkanının asli görevidir.
Uzun lafın kısası CHP Kocaeli il başkanı Erdem Arcan rüzgârın esişine göre başına ne geleceğini bekliyor görüntüsü vermektedir. -Oysa ki bu baş sadece kendi başı değil Kocaeli örgütünün başıdır- Bu yolun sonunda bu gidişatla kendisinin de görevden alınacağının büyük olasılık olduğu aşikardır. Bu durum gerçekleşirse neresinden bakarsanız bakın Kocaeli örgütü kötülük ve haksızlığa maruz kalmış olacaktır.
Pek tabii ki CHP Kocaeli Örgütünde kimse il başkanının görevden alınmasını istememelidir. İl başkanı da bu muameleye maruz kalmamak, örgütünü korumak için önlemlerini almalı örgütünü bir arada disiplinli bir şekilde tutmayı başarabilmelidir.
Henüz vakit tamamlanmış değildir süreç başından beri yapılmamış olan örgütünü toplayıp belki bir danışma kurulu belki de başka yol yöntemler üreterek; önce ‘koruyucu bir kanaat’ ortaya koyup sonra süreci en makul sonuçları hedefleyerek CHP Kocaeli örgütünü bir bütün halinde kaos ortamının yıkıcı etkilerinden muaf tutmayı başarabilmelidir.
Amasız, fakatsız, lakinsiz üç milletvekili ve üç belediye başkanının yanına alarak bir bütün halinde Kocaeli’nin tavrını net bir şekilde ortaya koymalı kaosun dışına çıkartmalı, süreci netleştirmeli, Kocaeli Örgütünü Ankara’daki gerilimin dışına çıkartmayı ve Kocaeli’deki seçilmişleri başta kendisi ve yönetimi olmak üzere korumayı başarabilmelidir. Kişisel siyasi triplerin tolere edileceği zaman değildir.
Aksi halde rüzgârın esişine göre müspet bir sürecin işlemediği ve işlemeyeceği merdiven altı diyaloglarla ilerlemesi muhtemel süreçte Kocaeli CHP’nin telafisi zor zararlar göreceği aşikârdır.
Yoksa görevden alınmayı beklemek başka parti kurmak seçenekleri zor sürecin kolaycı yaklaşımları olur.
Demokrasinin olmadığı yerde halk yararına bir şey olmayacağı gibi aynı kişilerle farklı bir yenilik önerisi ve/veya bölünürken artılacağını düşünmekte çok akla yatkın görünmemektedir.
Testi kırıldıktan sonra ne çare hayıflananların haline. Benim tahlil ve görüşlerim öneri, İl Başkanı ve yönetiminin stratejisi Kocaeli için belirleyicidir.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/13/large/erdem.jpg" length="105511" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>APTAL PUMA SENDROMU</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28327867/turgay-seyis/aptal-puma-sendromu</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28327867/turgay-seyis/aptal-puma-sendromu</guid>
    <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Belgesel seven televizyon izleyicileri şahit olmuşlardır; avını bekleyen puma hayvanı genellikle harekete geçtikten birkaç adım sonra duruyor.Bu davranışı defaten yapıyor. Bu hareketlenmelerde avından elde edeceği enerji ile onu yakalayana kadar harcayacağı enerjinin muhasebesini yapıyor. Yakaladığında 2 birim enerji kazanacağı avı için 3-5 birim enerji harcamıyor.-Çok akıllı- Elde edeceği enerjinin fazlalığına kanaat getirdiğinde var gücüyle koşup avını yakalıyor. Bazıları da hesabı yapamayıp 3-5-10 birim enerji harcayıp 2 birimlik enerji edineceği avı kovalıyor. İşte bu pumalara ‘aptal puma, bozuk motivasyona da aptal puma sendromu’ deniyor.
Genel bir anlatım olarak da;‘Aptal Puma Sendromu; elde edilecek sonucun harcanan emeğe, zamana ve paraya değmeyeceği durumlarda, kişinin ısrarla çabalamaya devam etmesi halini tanımlayan mecazi bir psikolojik kavramdır. Adını avlanırken harcadığı enerjiyi ve potansiyel kazancı hesaplayan pumaların zekice hareketlerinden alır.’ haliyle tanımlanıyor.
Gerçektende bizim ülkemizde bir ideale genç yaşta tutulan bireylerin; İdealine ulaşıncaya kadar çalışmak dışında birçok farklı unsurla da mücadele etmek zorunda kaldığı bir gerçek. Malumunuz ‘mülakatın olduğu yerde sübjektif değerlendirmeler’ kaçınılmaz. Torpil, iltimas, adamcılık.
Tüm bunlarla mücadele ederken ve/veya oyunu kuralına göre oynarken neredeyse tüm enerjisini tüketerek idealine ulaşan birey; geldiği noktada esas görevini ifa edecek enerjiyi bulamıyor. Diğer tarafında ise hedefine ulaşamayan bireylerinde kontrolsüz harcadıkları tüm zaman, enerji ve çaba boşa giderken hayatın başka alanlarına savruluyorlar. Her iki grupta da hedefe varsın ya da varamasın enerji zafiyeti çok yüksek oluyor. Sonrası motivasyon kayıpları ile gün yüzüne çıkıyor, fark ediliyor. Maalesef ‘aptal puma sendromu’ kaçınılmaz yaşanıyor.
Siyasetçilerin genelinde gözlemlenir; görünür olmak zorunluluğu ile düğün,cenaze, spor müsabakaları ve cemiyetleri kaçırmamaya çalışarak duyarlı olduklarını göstermeye çalışırlar. Oysa ki bu davranışlar normal insanların topluma karşı normal sorumluluklarıdır. Örneğin; bir tanıdığın düğününe gitmek nezaketli bir komşuluk görevidir. Bunu her yurttaş yapabilir.
Siyasetçilerin görevi kendilerini hiç tanımayan insanların yaralarına merhem olacak çalışmaları ortaya koymak ve onların yaşamını kolaylaştıracak çalışmaları planlamak ve hayata geçmelerine vesile olmaktır. Örneğin; Ekonomik zorluk yaşayan gençlerin evlenmelerine kolaylaştırıcı formüller oluşturmak siyasilerin görevidir. Bunu her yurttaş yapamaz.
İşte tüm bunlar toplumsal altyapı ve kişinin yetişirken hayalleri ile toplumsal rolüne uygunluğu, gündelik rollerin siyasal rollerle karıştırılmasıyla ilgili.
Oysa ki bireylerin kabiliyet ve donanımlarına göre sağlıklı gelişme ortamına sahip olmaları harcadıkları enerjiye denk bir kazanım elde edebilmeleri ideal toplum yapısı için bir gereklilik. Lakin; Bireyler için düzgün, tutarlı ve faydalı bir düzenek inşaası olmadığından sürekli enerjinin boşa aktığı, yerine ulaşan enerjininde bozulduğu bir yapı üzerine düşünmek zorundayız.
Özcümle; mesele hedefe ulaşırken harcanan enerji ve maliyeti hesap etmekte dolayısıyla kendini akıllı puma zannedenlerin sayıları çoktur da; gerçekten akıllı puma olanların sayısı yok denecek kadar azdır.
Tabi kastımız kişiler değil yamuklaşmış sistemler:Bir dostum; ülkemizdeki sistem sorununa dair şöyle diyor; ‘sorunları küçükken çözemediğimiz için büyüdüğünde kucaklayamıyoruz’ Çok haklı.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/12/large/aptalpuma.jpg" length="104646" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>Fatma Kaplan HÜRRİYET Mafya lideri mi? AYIP!</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28318428/turgay-seyis/fatma-kaplan-hurriyet-mafya-lideri-mi-ayip</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28318428/turgay-seyis/fatma-kaplan-hurriyet-mafya-lideri-mi-ayip</guid>
    <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Toplum içerisinde genelgeçer bir söz vardır;‘her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır’ derler.
İster bireysel isterse bir kamusal yapı içerisinde bireylerin olay ve olgulara karşı bakışı mutlaka farklılık gösterir.
Siyasi karakterlerin ve siyasi partilerin de buna göre bir süreç değerlendirme ve kültür biçimi vardır.Bugün ülkemizde iktidar partisinde adına ister biat deyin isterseniz başka bir şey deyin bir hiyerarşi sistemi var. Onlarda mesela iki adaylı ilçe,il,kurultay seçimleri yapılmaz. Hep tek aday kendilerine göre yöntemlerle belirlenir ve tek adaylı kongre yapılır.Cumhuriyet Halk Partisisi’nde ise çok seslilik adı altında parti içerisinde sert bir mücadele ve belirgin bir karşıtlık, ekip mücadelesi kültürü vardır. Genellikle ilçe,il ve kurultay seçimleri en az iki bazende daha çok adaylı yarışmalar şeklinde yapılır.
Fatma KAPLAN HÜRRİYET
Buradan hareketle İzmit Belediye Başkanımız Fatma Kaplan Hürriyet’in kendine münhasır parti içerisinde veya dışında acar, iddialı ve dirençli bir mücadele anlayışı var. İster tanıyın ister tanımayın, taraf olun tarafı olmayın, beğenin beğenmeyin, anlaşın anlaşamayın, sevin sevmeyin, haklı bulun ya da bulmayın; Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kamuoyuna sunulan inkar edilemez bir siyasi karakter olduğunu kabul edebilmelisiniz. Onun da yoğurt yiyişi böyle. Aslında anlaşmanın kolay lakin sürekli anlaşmanın zor olduğu bir karakteri var. Yola çıkan yolda kalmaz sora sora gideceği yere elbet varır der büyüklerimiz, yol uzun yolcuları çoktur.
Esas konumuza gelecek olursak son günlerde İzmit sokaklarında sürekli insanların ağzında şu var Fatma Başkan alınır mı? Fatma Başkandan sonra belediye başkanı kim olur?
Bu tür davranış ve söylemleri son derece yanlış ve rahatsız edici bulduğumu özellikle İzmit’te yaşayan bir yurttaş olarak ayrıca CHP’de insan hayatı için belki kısa siyaset için uzun sayılabilecek sürelerde görev yapmış bir partili olarak belirtmek istiyorum.
Kıymetli okuyucularım;
Türkiye’de 922 ilçe 30’u Büyükşehir olmak üzere 81 tane de İl Belediyesi var. Bu belediyelerin tamamı; devlet yönetim sistemi içerisinde Yargıtay içerisinde görülse de aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne karşı da sorumlulugu olan Sayıştay tarafından yılda bir kez denetime tabi tutuluyor. Sayıştay raporlarında belirtilen aksaklıklar düzeltilerek, devam eden aksaklıklar bir sonraki rapora tekrar yansıtılarak ve gerekli müeyyideleri uygulanarak çalışmaya devam ediliyor.
Yargının siyasallaşması
Ancak son dönemlerde yurttaşlarımızın büyük çoğunluğunun yargının siyasallaştığını düşündüğü bir ortamda onlarca belediye başkanı ve belediye bürokratlarının Sayıştay denetim raporları dışında kalan çoğunluğu subjektif olduğu düşünülen iddia ve suçlamalarla tutuklandığını görüyoruz. Bu durumun Türkiye demokrasisini de yaraladığı yadsınamaz bir gerçek.
Bu durumun ülkedeki genel muhalefete destek verenler tarafından hukuksuzluk olarak değerlendirildiğini görürken mevcut iktidar mensupları tarafından da kanaat getirilmiş bir yasallık olarak kabul edilmiş olduğunu düşünmüyorum. Siyasi erki elinde tutma çabasının adalet terazisini şaşırttığına şahit olurken toplum içerisinde oluşturulan algı ve bu algının normalleşmesinide son derece tehlikeli buluyorum.
Testi kırılmadan İzmit Belediyesi örneği.
CHP’li İzmit Belediyesi’nin içerisinde daimi müfettiş olduğunu ve sistematik olarak Sayıştay denetimden geçtiğini biliyoruz. Ayrıca belediye meclisininde içerisinde muhalefet partileri meclis üyelerinin de olduğu ‘Denetleme Komisyonu’ var. Bu yapıların hepsi inceledikleri belediye iş ve işlemlerini raporlara bağlayarak çalışıyorlar. -Bu sistemi unutmayalım. Esas budur. Diğer gelişmeler adli vaka, kişileri bağlayan konular olarak değerlendirilmeli-
Belediyede yapılan bazı iş ve işlemlerle ilgili mevcut dönemde çalışan görevlilerin önceki dönemlerde çalışmış olan görevlilerin belirli konularla ilgili yazılar yazmış bazı gazetecilerin belirli araştırmalar veyahut soruşturmalar içerisinde ifadeye veyahut bilgi paylaşımına çağrılmaları olağandır. Sonucu itibari ile kamu hizmetlerinde bilerek ya da bilmeyerek belki hatalar yapılmış olması da olasıdır. (Masumiyet karinesi de esastır. ‘Kişinin suçu ispat edilene kadar masumdur’)Lakin buradaki öncelikli dikkate alınması gereken usul Sayıştay ve müfettiş raporları. Onun dışındaki kişisel yapılmış olması olası hatalar hataları yapan kişileri hukuken bağlar. Suç ve ceza hükümleri de yasalarda bellidir.
İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet İzmitli yurttaşlarla yapılan araştırmalarla da ortaya konulduğu üzere birden çok kez görev memnuniyeti yüksek olan bir belediye başkanı. Çalışkanlığı yanısıra İzmit’e onun döneminde yapılan hizmetler de ortada. Yurttaşlarımıza fayda sağlanan bir sosyal demokrat belediyeciliğin hüküm sürdüğü de aşikar.
Hal böyle iken toplum içerisinde bilinçli ya da bilinçsiz algı yönetimlerine hizmet eden alındı mı alınacak mı sözlerini kullanmak ve/veya yaymak son derece yanlış bir tutum. Alınmak demek ne demek!
İzmit Belediye başkanı Fatma Kaplan Hürriyet mafya lideri mi ki alınsın?
Belki fikrine ve bilgilerine ihtiyaç duyulabilir onun da usulleri bellidir. Belki bir takım aksaklıklar olmuşsa usulüne uygun muhatabı ise değerlendirilebilir.
Ayrıca Fatma Kaplan Hürriyet o ya da bu sebepten görevinden mi ayrılmıştır ki yerine yeni bir belediye başkanı süreci konuşulsun. Bunu da son derece yakışıksız bulduğumu da ifade ediyorum.
Bu iki hususun İzmitimize bir faydası olmadığını bilen ve her daim Türkiye’de hukukun üstünlüğünün hakim olacağına inanmaya çalışan bir yurttaş olarak kamuoyu tarafından dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.
Bireysel ve siyasi mücadeleler başka hukuk başka bir şey! Testi kırıldıktan sonra ziyaretler ne çare!
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/10/large/fatmakaplan-a.jpg" length="112714" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>Tam Bağımsız Türkiye -Harun KARADENİZ</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28299772/turgay-seyis/tam-bagimsiz-turkiye-harun-karadeniz</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28299772/turgay-seyis/tam-bagimsiz-turkiye-harun-karadeniz</guid>
    <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) 1949’da kuruldu. Türkiye 1952’de Yunanistan’la birlikte üye oldu. Dönemin Cumhurbaşkanı Celâl Bayar Başbakanı Adnan Menderes’ti. Bugün NATO’ya bağlı 32 ülke var. Doğal olarak en güçlü ülke pozisyonunda olan A.B.D’nin dünya üzerinde çeşitli bileşkelerle 850 civarında askeri üssü olduğu biliniyor. Türkiye’de gizli tutulanlar hariç 28 NATO üssü var ve bu NATO üslerinin 11 tanesinde sadece Amerikan ve Türk askerleri olduğu biliniyor. A.B.D’nin Türkiye’ye ilgisi NATO’nun en güçlü 2. Ordusuna sahip olmasından da kaynaklanıyor. Ayrıca A.B.D savaş aracı üreten büyük firmalara da sahip, sektörün en güçlü ülkesi konumunda.NATO ya karşı Sovyetler’in liderliğinde 1955’te Varşova Paktının kurulduğunu ve 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılması sonucu lağvedildiğini de belirtelim.
Bugün 7 Temmuz 2026. Bugün ve yarın 36. NATO toplantısı Ankara’da yapılacak. Açık gündemler Savunma Sanayileri ve üretilen araçlar, uygun görüldüğü ölçüde bir fuar ortamında pazarlanacak silahlar.Kapalı gündemler Türkiye’ye özel jeopolitik önemi dolayısıyla Ortadoğu politikasında biçilecek yeni görevleri ve ‘Terörsüz Türkiye’ programına yönelik alınacak öneriler olacağını anlamak zor değil.Unutmayalım ki; Ukrayna-Rusya, İran-İsrail savaşları bir şekliyle devam ederken petrol çağı bitmeye yakın artık dikkat ederseniz otomobillerin bile çoğu elektrikli. Rusya-Çin-Hindistan gibi güçlü ülkelerle ilgili haberler televizyonlarda çok nadir yayınlanıyor. Dikkatinizi çekiyor mu?
*Bu kritik dönemeçte Türkiye’de muhalefetin sesinin ve fikrinin çeşitli yol ve yöntemlerle olabildiğince kesildiğini süreç dışı bırakıldığını da not düşmek gerekli. Bu durum antidemokratik.
A.B.D başkanı Trump’ın uçağını televizyonlar adım adım takip ediyor. Saat:14:00’te Türkiye’ye iniş yapmış olacak diyorlar. Bu andan itibaren matrak diyaloglarla popüler kültür alanını dolduracak görüntüleri izlerken arka planda artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyor olmalıyız.
Amerikan başkanlık seçimlerinde seçilen Başkanlar ilk olarak gözünü Orta Doğu veya Uzak Doğu’ya çevirir. Eğer seçilen başkan cumhuriyetçi ise ‘deniz piyadelerini’ demokratsa ‘barış kuvvetlerini’ bu bölgelere gönderir. Dünyanın öbür ucundan gelip -barış getirdiğini söyleyerek- diğer ucundaki yönetimleri halkın ızdırap, gözyaşı ve çığlıkları arasında mutlaka ölüm getirerek belirlemeye çalışırlar Ve öncesinde olduğu gibi sonrasında da kendi çıkarlarını dayatır genelde yaptırır bunu da A.B.D’nin çıkarları değil de insanlığın yararına yaptıklarını söylerler.
Halbuki insanlığın yararını düşündüğünü söyleyen bu zihniyet uzaya mekik gönderir ve edinilen bilgilerin çekilen görüntülerin sadece bir kısmını bilim dünyası ve kamuoyu ile paylaşır. Bilimi insanlık yararına değil kendi çıkarına kurgular ve saklar. -bu konuyu ayrıca araştırmanızı naçizane öneririm-
Türkiye’de 68 kuşağının halkçı öğrenci liderlerinden Harun Karadeniz şöyle diyordu:‘Amerikanın sınırları Kars’tan başlar diyen A.B.D başkanının askerlerine alkış mı tutmalıydık’Tutmadılar. 6. Filo geldiğinde Amerikan askerlerini denize döktüler. O gün Amerikalı askerlere çanak tutanlar bugün de unutulmuş değiller.
Yine Harun Karadeniz 1967‑1968 İTÜ Arı Yıllığınada şöyle yazmıştı:&quot;Öğrenciliği bitirip meslek hayatına atılacak olan biz mühendisler için iki yol vardır. Bu yollardan biri, kim için ve ne için üretim yaptığını düşünmeksizin egemen sınıfların yararına üretim yapmaktır. Kısaca, neden ve niçinini düşünmeksizin, bir miktar karşılığında üretim yapmak, yani robotlaşmak.İkinci yol ise, kim için ve ne için çalıştığını bilerek, emekçi halkın yararına üretim yapma olanaklarını aramaktır. Bir başka deyişle, ikinci yol küçük bir azınlığın yararına robotlaşmak değil, büyük çoğunluğun, yani toplumun yararına çalışarak insanlaşmak yoludur.&quot;
Halkı için üretenler barışı emperyalizm için üretenler savaşı temsil eder ve payende olur.
Başta Taylan Özgür’ü hatırlamakla birlikte Harun Karadeniz ve ‘Tam Bağımsız Türkiye’ idealini savunan tüm vatanperver insanları saygı ve minnetle anıyorum.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/07/large/tambagimsiz.jpg" length="106507" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>Ankara’nın yüksek tepeleri</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28291807/turgay-seyis/ankaranin-yuksek-tepeleri</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28291807/turgay-seyis/ankaranin-yuksek-tepeleri</guid>
    <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ 18. yüzyılda J.J. Rousseau ‘Toplum Sözleşmesi’ eserinde şöyle demiş ‘bir kalabalığı boyunduruk altına almakla bir toplumu yönetmek arasında büyük bir ayrım her zaman olacak’ Evet.Bugün dünyada ve Türkiye’de eşitliğe inanan her bir insan; özgür yurttaş-birey olmak, adil yapılar içerisinde yaşamak istiyor ve bu hakkın mücadelesini veriyor. Siyasette temel mücadele alanlarından biri.
Peki siyaset neye benzer?Siyasetin satranca benzediğini söyleyenler olur- belki öyledir bunu sonra mutlaka konuşalım- lakin daha çok bence futbola benzer siyasi partiler iktidar olma arzusunda mücadele ederken savunmada az adamla yakalanmamak hücumda da çoğalmak ve hızlı hareket etmek zorundadırlar öyle ya siyaset gündemi belirlemek üzerine ilerleyen bir kurumsal yapı ise güçlü bir kadro ile sistemli bir takım oyunu oynamak ve gol atmak zorundasınız. Gol yoksa iktidarda yok.- siz şampiyonluk yok da diyebilirsiniz-
Sisteminiz güçlü karakterli ve düşünüldüğü gibi oturmuş yapıya, idealist, güvenilir bir çerçeveye sahipse iktidar olmaya namzetsiniz değilse rakipleriniz tarafından kolayca sabote edebilmeye uygunsunuz demektir ki emin olun gerektiğinde bu durum gerçekleşir.
Bu düşünceden hareketle Türkiye’de CHP üyelerinin tamamı diğer yurttaşların da büyük çoğunluğunun ‘Yargının Siyasallaştığını düşündüğü’ bir ortamda -ki Dünya demokrasi endeksinde hibrit demokrasi olarak görülen bir ülkede bu da maalesef normal bir durumdur- sisteminizi ve yapılanmanızı bu durumu da göz önüne alarak sağlam tutmak mecburiyetindesiniz.
Bugün belli ki ‘Siyasallaşmış Yargı’ eliyle Cumhuriyet Halk Partisinde çıkartılan kaos aslında basit bir şekilde bertaraf edilebilecekken -biz büyük bir aileyiz sözü doğru ise çözüm basit- yukarıda belirttiğim uygunluk ortamından dolayı neredeyse içinden çıkılmaz gibi yaşanıyor ve bu durum tastamam iktidara yarıyor.
Resmi olarak olmasa da fiili olarak parti şu anda ikiye bölünmüş durumda. İlerleyen süreçte üçe dörde bölünmesi de olası .Yasal olarak erki elinde tuttuğu söylenenlerin meşruiyeti yok, meşrutiyeti olduğu söylenenlerin de yasallığı yok gibi görünüyor. Görünüyor diyorum çünkü neredeyse her şey herkes tarafından flu, gri ve muğlak gösteriliyor.Bu durumda neredeyse herkesin hemfikir olduğu ‘Siyasallaşmış Yargının’ gönderdiği bir kaç sayfa yazı ile gerçekleştirilebiliyor. İlginç değil mi?
Bu gidişat böyle sürerse maalesef en az iki parçalı yapı her biri ayrı ayrı 2028 genel seçimi ve 2029 yerel seçimlerinde bir iktidar olasılığının çok uzağında kalacaklardır. Sonuçta bu seçim sisteminde yüzde 50 + 1 oy oranını yakalamak gerekiyor. Kendi içinde parçalanan bir yapının hangi parçası olursa olsun kendine benzemeyenlerle nasıl bir ittifak kurupta başarılı olabilir?Tekrar ediyorum; durum tastamam iktidara yarıyor.
Peki neden böyle oldu? Vargücüyle sokaklarda ülkesi ve partisi için Cumhuriyet değerleri için mücadele eden Sosyal demokrat kadınların, sosyal demokrat erkeklerin ve sosyal demokrat gençlerin ülkelerinin geleceği için onur duyulacak mücadeleyi yürütenlerin bu durumda bir kabahatleri olmadığı aşikar. -Taraf olmayan bertaraf olur klişesi ile önlerinde sadece iki tane seçenek varmış gibi baskı altına alınıyorlar. Bu duruma mahalle baskısı deniyor. Aslında iki seçeneği de aynı anda seçmeye çalışmak ya da iki seçeneği de aynı anda reddetmek veyahut başkaca seçenekler arayışında olmakta bir taraflık değil midir?-
Öyleyse ilk önce partiyi dışarıdan öyle ya da böyle sabotajlara açık vaziyette yönetenlere dikkatli bakmak gerekir. Kanaatimce yaklaşık 16 yıldır genel merkezin 12. katında sözde telefon ve internetlerin çekmediği bir ortamda şehirlerin milletvekili ve belediye başkan adayı listelerini yazarak -tabi önce PM ‘den yetkiyi genel başkana verdirtiyorlar- dönemin genel başkanlarına imzalatan 8 + 1 kişilik komisyonun varlığını ve onların illerdeki şahsi destekçilerini dikkatli takipçilerin hepsi biliyor. - onlara Ankara’nın yüksek tepelerinde oturanlar denir- İşte orada alınan kararlar ve belirlenen listeler ve de en önemlisi uygulanan demokrasicilik yöntemleri parti yönetimlerinin bugün tabanından ve liyakattan olabildiğince uzak bir siyaset anlayışını hakim kılmasına ve her an dışarıdan ve içeriden farklı yol ve yöntemlerle sabote edilmeye açık bir vaziyete partinin sürüklenmesine sebep oldular. Yani demek istiyorum ki yönetim motivasyonunda sıkıntı olduğu ve adamcılık üzerine düzenlendiği çok açık. Bu durumun varlığını toptan reddetmek ve bertaraf etmek gerekirdi ki şimdi mecburen bertaraf edilmesi zorunluluk.-Ne yazık ki örgüt içinde önseçim umudu ile siyasete tutunan kabiliyetli karakterlerin sayısı o kadar çok ki onlara yapılan haksızlık çok büyük-Şimdi görüyoruz ki aynı komisyon üyeleri ve şahsi destekçileri bugün için en az ikiye bölünerek yine aynı 12. katın müdavimi olma mücadelesini yürütüyorlar. Buna da kimileri arınma kimileri ise seçilmişlik mücadelesi diyor. Zamanla göreceğiz ki belki de başka bir 12. kat daha kurulabilir. Tekraren bir kez daha söylüyorum ki bu tip yapılanmalar ve bizatihi kendilerinin - ikiye bölmüyorum topyekün tümünü kastediyorum- sebep olduğu bölünmeler tastamam iktidara yarıyor.
Olan da hiç hak etmedikleri halde karşı karşıya getirilen birbirlerine düşman edilen aslında partinin gerçek sahibi olan parti neferlerine oluyor. Aynı görüşten olmayan komşularına bile mahçup oluyorlar. -tabirimi bağışlayın kavgalı eve kız verilmez değil mi?- Daha ötesinde 86 milyon yurttaşın umutları kırılıyor.
Bir diğer dikkat çekilmesi gereken konuda oluşturulan bu kaos ortamında; seçimlerinde hiçbir usulsüzlük olmayan ve bir mahkemesi bulunmayan görev başındaki il ve ilçe başkanlarının doğal bir motivasyonla -ki bu da siyaset mühendisliğinin etki/tepki ürünüdür- mecburen taraf olmayı hissetmeleri ve bu tarafgirliğin sonunda ‘sandığı ve demokrasiyi koruma çabasıyla mücadele ederken disiplin suçlarına muhatap olmaları‘ yine yasal olduğu söylenen erk tarafından kullanılan disiplin kurallarına göre veyahut bir sayfa yazı ile direk görevlerinden alınmaları. Bu da ayrı bir haksızlık. Ankara’nın yüksek tepelerinde atlar tepişir şehirlerimizde çimenler ezilir misali. -karşı tarafa sövdün mü? Sövdüm ama hele bir sor niye sövdüm! Bu da işin trajedisi. Karşı taraf kim? Sövmeyin kimseye başta sövene yakışmaz. İlla da Sövecekseniz feleğe sövün onun Türk Ceza Kanununda cezası yok der Aziz Nesin ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ oyununda-
Peki ne yapılmalı?İvedilikle bu kaos ortamının bitirilmesi elzemdir. Muhakkak ki ayrımsız sorumluları bu kaos ortamını bitirmezlerse partinin gerçek sahibi olan emekçileri mutlaka bu kaosu bitireceklerdir belki parti içi sandıkta belki de genel seçim sandığında. Kanaatimce bu kaosa uygunluk ortamını oluşturan ve devamını tetikleyen hiçbir siyasiye ve sözde destekçilerine hiçbir sandıkta bir müspet netice de görünmüyor.
Umut nerede peki?Umut; yurttaşların sabrı yanında demokrasiyle birlikte yaklaşık 20 milyon yurttaşın imzaları ile Cumhurbaşkanı Adayı olarak kabul gören Ekrem İMAMOĞLU ile birlikte Silivri Cezaevinde siyasi tutsak.-Bu konu uzun yolda uzun konuşacağız-
İlgilerinin bilmediği bir şey söylemedim, hatırlatmak istedim.Öz cümle; herhangi bir boyunduruğun altına mı girilecek yoksa bir toplumu yönetmeye mi talip olunacak? Ankara’nın yüksek tepelerinde alınan statükocu kararlar mı uygulanacak yoksa yerelden Ankara’ya uzanan onurlu halkçı bir yol mu yürünecek ? Meselelerin özü bu. Zaman ise kısadır.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/06/large/turgay.jpg" length="117369" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>50 Kuruşluk Yazı</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28284270/turgay-seyis/50-kurusluk-yazi</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28284270/turgay-seyis/50-kurusluk-yazi</guid>
    <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Birkaç gün önce bir eğitim öğretim dönemi daha sona erdi. Kocaeli’de yaklaşık 1600 okulda 26.000 öğretmenimiz ile 430.000 öğrencimiz eğitim öğretim gördüler. Sürekli değişen müfredat, ÇEDES ve MESEM uygulamaları, atanamayan öğretmenler, norm kadro sorunları, özel okul öğretmenlerinin mağduriyetleri ve daha nice çözüme muhtaç konu gündemden düşmedi.Neden? Çünkü çözüm üretilemedi.
Öğrencilerimizin; temiz içme suyuna erişiminden okulların güvenlik görevlisi eksikliğine, barınma sorunlarından okullardaki hijyen sorununa kadar bir çok problemi yine yeterince çözülemeyerek bir dönem daha sona erdi. -Kocaeli ve Ankara’da eğitim ve eğitimcilerimizin sorunları ile ilgili protestolar halen sürüyor.-
Problemlerin büyük çoğunluğu Sayın Milli Eğitim Bakanı, Sayın Vali ve Sayın İl Milli Eğitim Müdürünün sorumluluğunda iken bir kısmı da belediyelerin kamu imkanıyla çözülebilirdi. Ne oranda çözüldüğünü öğrenciler, veliler ve öğretmenler yaşayarak gördüler.En önce temiz içme suyuna çocuklarımızın okullarda ücret mukabilinde kantinlerden ulaşmak zorunda kalmaları düşündürücü bir konu. Kimse evlerinden matara ile getiriyorlar demesin. Ayıbı örtmez. Okullarımızda çocuklarımıza bir şekilde en azından bir öğün yemek verilmesi temel ihtiyaç bunu görmekten ve çözüm üretmekten kaçmamak lazım.
Ummak istiyorum ki bir dahaki eğitim öğretim dönemine kadar bu konularla ilgili gerekli çalışmalar yapılır ve önlemler alınır.
Bugünkü yazımın başlığı ulaşım ücretleri ile ilgiliydi.
Buradan Sayın Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.Tahir Büyükakın’a küçük bir anekdotla açık bir çağrı yapıyorum.
Tramvay kullanımında indirimli biletler yani öğrencileri ve eğitimcileri de kapsayan biletler 20,50 TL. Lakin kentkart yükleme makinaları 5 ve 10 liralık kağıt paraları almıyor -makina hazneleri çabuk doluyormuş deniyor ancak makinalar enflasyon ile baş edemiyor da denilebilir- en düşük yatırılabilecek kağıt para 20 TL o da bir kez ulaşım sağlamaya yetmiyor yani bir kez ulaşım sağlamak için iki tane 20 TL’ye ihtiyacınız var. İki kez ulaşım sağlamak için de en az üç tane 20 TL’ye veya bir tane 50 TL’ye ihtiyacınız var.Bu sorunu çözebilmek adına Kocaeli Büyükşehir Belediyesi marifetiyle en azından indirimli kartlar için 50 kuruşluk bir indirim yapılması halinde bir adet 20 TL’lik kağıt para yüklenerek bir kez ulaşım yapılabilecek bu konuda hassas davranılarak indirimli bilet fiyatlarının 20 TL’ye çekilmesini istirham ediyorum.
Şimdi denilebilir ki 50 kuruşluk yazı yazdın. Evet. 50 kuruşu olsa da bu işi göremeyen 50 kuruş için öğrencilerimiz 3-5-8-10 kilometre yürümezse iyi olur diye yazdım.
(50 kuruşu hafife almayın Türkiye’de yaşayan 86 milyon yurttaşımızın her biri 50’şer kuruş verse bir seferde 43.000.000 TL. para toplanır. İnsanın aklına geliyor belirli dönemlerde elektrik faturalarına %2 eklenen TRT payıda ne alakaydı değil mi?)
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın.
Sonraki yazımın konusu:‘Ankara’nın yüksek tepeleri’ ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/04/large/50kurus-1.jpg" length="99963" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>Merhabalar</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28279338/turgay-seyis/merhabalar</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28279338/turgay-seyis/merhabalar</guid>
    <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Bizim toplumumuzda büyüyen insanlar hediye almayı severler ve tabii ki hediye vermeyi daha çok.Yeni Kocaeli gazetesi sahibi kıymetli gazeteci Merve DİŞLİ‘yi ziyaret ettiğimde kendisine bir çiçek hediye ederken kendisi de bana bu köşeyi hediye etmek istemişti. Memnun oldum müteşekkir kaldım.Konuşmak, anlatmak ve keza yazmak kendini ifade etmenin ve sağlıklı diyaloglar geliştirmenin en güzel yolları. Sözler çokça unutulsa da yazılar baki kalıyor bu anlamda yazmanın çok kıymetli bir şey olduğuna inandığım için okumanız dileğiyle yazıyorum.
Başlangıç için hoş olmasını dilediğim varlığımın göstergesi olarak bir şiirimi kabul etmenizi istirham ederim.
Güzel Şiir.güzel güzel yaşayan güzel insanlara bugünlerinden güzel yarınlardilerim.güzel sözcüklerle bezenmişgüzel çiçeklerin şarkılarını söylediği saksıları da güzel olsun dilerim.güzelliklerle dolugüzel bir zamanınrengi de güzel olsunsana benzeşirkendaha da dilerim kigüzelleşsin.
2026/İzmit
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.Hoşça kalın dostça kalın.
Önemli Not: Yazılarımı okurken bir kelimenin yanlış olduğunu düşünürseniz lütfen uyarın düzelteyim ancak bir kelimesinin yalan olduğunu düşünürseniz rica ederim okumayı o anda bitirin. Çünkü yalan söze insan vakit ayırmamalı. Hayat kısa.
Bir sonraki yazımın konusu:‘50 kuruşluk yazı’Ondan sonraki yazımın konusu:‘Ankara’nın yüksek tepeleri’ ]]></content:encoded>        <dc:creator>Turgay Seyis</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/03/large/qq-2.jpg" length="86482" type="image/jpeg"/>
      </item>
  
</channel>
</rss>
