<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">
<channel>
 
  <title>Yeni Kocaeli Gazetesi - Kocaeli Son Dakika Haberleri - Yeni Kocaeli Gazetesi</title>
  <link>https://www.yenikocaeli.com/rss/yazar/yemliha-gerek</link>
  <description>Kocaeli&#039;nin yeni ve güncel yüzü Yeni Kocaeli Gazetesi ile en son dakika haberler, kent gündemi, siyaset ve ekonomi gelişmelerini anında takip edin.</description>
  <atom:link href="https://www.yenikocaeli.com/rss/yazar/yemliha-gerek" rel="self" type="application/rss+xml"/>
  <language>tr-TR</language>
  <copyright>Copyright 2026, yenikocaeli.com</copyright>
  <category>News</category>
  <lastBuildDate>Fri, 17 Jul 2026 10:30:00 +0300</lastBuildDate>
  <ttl>1</ttl>
  
    <item>
    <title>Ticaret de Bir Aşktır</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28356908/yemliha-gerek/ticaret-de-bir-asktir</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28356908/yemliha-gerek/ticaret-de-bir-asktir</guid>
    <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Bir iş kurmak ile birine âşık olmak arasında sandığımızdan çok daha fazla benzerlik vardır.
İkisi de büyük bir heyecanla başlar. İlk günlerde kusurlar görünmez, hayaller gerçeklerden daha büyüktür. İnsan geleceği planlar, umut eder ve “Bu iş olacak.” der.
Ancak ne aşk, ne de ticaret sadece heyecanla yürümez.
Ben ticareti her zaman bir ilişkiye benzetirim.
İlk altı ay, tam anlamıyla bir flört dönemidir.
Bu dönemde birbirinizi tanırsınız. İşinizi tanırsınız, müşterinizi tanırsınız, sektörünüzü tanırsınız. Kazanç kadar kaybı da görür, güçlü ve zayıf yönlerinizi keşfedersiniz.
İşte bu yüzden yeni bir işletme açacak herkese aynı tavsiyeyi veriyorum:
İlk altı ayın tüm giderlerini daha en başından cebinizde hazır bulundurun.
Dükkan kirası, personel maaşları, faturalar, vergiler, stok maliyetleri, beklenmeyen harcamalar…
Bunların tamamını hesaplamadan yola çıkmayın.
İşinizi krediyle kurabilirsiniz; bunda bir sakınca yok. Ancak o kredinin ödeme planını da ilk altı ay boyunca karşılayabilecek güce sahip olmalısınız.
Çünkü ilk altı ay, işletmenin size gerçekten umut verip vermediğini gösteren en kritik dönemdir.
İlişkilerde de böyledir.
İlk zamanlar herkes en güzel hâlini gösterir. Asıl karakter zaman geçtikçe ortaya çıkar.
İşletmeler de aynıdır.
Altı ayın sonunda artık tablo netleşmeye başlar.
Geliriniz nedir?
Gideriniz nedir?
Müşteri sizi benimsedi mi?
Bu iş gerçekten yaşayacak mı?
İşte tam bu noktada, ilişkilerde ailelerin tanıştığı dönem başlar.
Artık çevrenize güvenle “Ben bu işi yapıyorum.” diyebilirsiniz.
Çünkü işiniz artık sadece bir hayal değildir; rakamlarla konuşan gerçek bir işletmeye dönüşmeye başlamıştır.
Sonraki altı ay ise benim gözümde nişan dönemidir.
Artık birbirinize güven oluşmuştur.
İşletmeye yatırım yapmaya başlarsınız.
Eksik ekipmanlar tamamlanır.
Personel sayısı artırılır.
Hizmet kalitesi yükseltilir.
Marka büyümeye başlar.
Çünkü artık ilişkinin geleceğine inanıyorsunuz.
Bir yılın sonunda ise sıra evliliğe gelir.
Artık bu işletme sadece bir deneme değildir.
Hayatınızın bir parçasıdır.
Onunla birlikte büyür, onunla birlikte risk alır, onunla birlikte geleceği planlarsınız.
Elbette her ilişki evlilikle sonuçlanmadığı gibi, her ticaret de başarıyla sonuçlanmaz.
Bazen yollar ayrılır.
Bazen yeniden başlamak gerekir.
Ama sağlam temeller üzerine kurulan her ilişki gibi, doğru planlanan her işletmenin de uzun ömürlü olma ihtimali çok daha yüksektir.
Çünkü ticarette en büyük sermaye para değildir.
En büyük sermaye, sabırdır.
Doğru planlamadır.
Ve zamana karşı gösterilen sadakattir.
Belki de bu yüzden başarılı işletmeler ile mutlu evliliklerin ortak bir sırrı vardır:
Hiçbiri aceleyle kurulmaz. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Yemliha Gerek</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/17/large/yemlihagerek.jpg" length="102261" type="image/jpeg"/>
      </item>
    <item>
    <title>Enflasyonun Gölgesinde İki Öğretmenin Ev Hikâyesi</title>
    <link>https://www.yenikocaeli.com/makale/28267109/yemliha-gerek/enflasyonun-golgesinde-iki-ogretmenin-ev-hikayesi</link>
    <guid isPermaLink="true">https://www.yenikocaeli.com/makale/28267109/yemliha-gerek/enflasyonun-golgesinde-iki-ogretmenin-ev-hikayesi</guid>
    <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
        <description><![CDATA[  ]]></description>
    <content:encoded><![CDATA[ Yıl 2012… Aynı okulda çalışan iki öğretmen arkadaşın ortak bir hayali vardı: Bir gün kendi evlerine sahip olmak.
Her ikisinin de cebinde 20 bin TL birikim bulunuyordu. Beğendikleri 2+1 dairelerin fiyatı ise yaklaşık 120 bin TL idi.
İlk öğretmen, borçlanmaktan çekiniyordu. “Biraz daha biriktireyim, sonra alırım” dedi. Maaşından her ay 2.500 TL ayırarak beş yıl boyunca para biriktirmeyi planladı.
İkinci öğretmen ise farklı düşündü. Elindeki 20 bin TL’yi peşinat yaptı, kalan kısmı için konut kredisi çekti. Onun da aylık ödemesi yaklaşık 2.500 TL oldu. Yani iki arkadaş da her ay aynı miktarda para harcıyordu; biri birikim yapıyor, diğeri kredi ödüyordu.
Aradan beş yıl geçti.
Bu süreçte ülkedeki enflasyon yükseldi, konut fiyatları arttı. 120 bin TL olan dairelerin değeri 220 bin TL seviyelerine ulaştı.
İlk öğretmen yıllarca biriktirdiği paraya rağmen ev fiyatlarının yükseliş hızına yetişemedi. Elindeki birikim yeterli olmayınca yine yüksek miktarda kredi çekmek zorunda kaldı.
İkinci öğretmen ise aynı beş yılın sonunda kredisinin büyük bölümünü ödemişti. Geriye kalan borcu oldukça azalmıştı ve evi artık 220 bin TL değerindeydi. Üstelik yıllar içinde maaşı artmış, ilk zamanlar bütçesini zorlayan kredi taksiti zamanla çok daha kolay ödenebilir hâle gelmişti. Enflasyon nedeniyle aynı taksit, gelirine oranla giderek küçülmüş, adeta günlük harcamalar seviyesine inmişti.
Sonuçta iki arkadaş da ev sahibi oldu. Ancak biri yıllarca birikim yapmasına rağmen yükselen fiyatların peşinden koşmak zorunda kaldı; diğeri ise varlığa erken sahip olarak enflasyonun etkisini kendi lehine çevirdi.
Bu hikâyenin verdiği mesaj basit:
Yüksek enflasyon dönemlerinde sadece para biriktirmek çoğu zaman yeterli olmayabilir. Çünkü birikim yapılırken varlık fiyatları da yerinde durmaz. Bazen önemli olan, fiyatlar yükselmeden önce doğru varlığa sahip olabilmektir.
Enflasyonun yüksek olduğu ekonomilerde zaman, çoğu zaman birikim yapanın değil; doğru yatırımı erken yapanın lehine çalışır. ]]></content:encoded>        <dc:creator>Yemliha Gerek</dc:creator>
            <enclosure url="https://static.daktilo.com/sites/1812/uploads/2026/07/01/large/retmenevi.jpg" length="119692" type="image/jpeg"/>
      </item>
  
</channel>
</rss>
