Özel Cihan Hastanesi
Zafer Mobilya
Bilnet Okulları Kompozit Kimya

» Feyzanur ULUDAĞ - TÜM YAZILARI

22.11.2017 Çarşamba - 13:30

Merhaba,

Her şeyden önce, sizlere çok teşekkür etmek istiyorum. Geçtiğimiz hafta boyunca öylesine çok tebrik mesajı, telefonu, yorumu aldım ki beni hem çok şaşırttınız hem de çok mutlu ettiniz. İyi ki dedim, iyi ki başladım yazmaya. Çünkü bana yazarak size nasıl ulaşabildiğimi gösterdiniz. Bu şekilde bana mesleğime adım atarken ihtiyacım olacak motivasyonu verdiniz, hepinize çok teşekkür ederim.

Bu gün geçtiğimiz hafta için anlamlı olan 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’ne ithafen konuşalım sizlerle.

Diyabetin nasıl bir hastalık olduğuna bakarsak, kandaki şeker oranının yükselmesiyle ilgili olduğunu söyleyebiliriz, buna ise kandaki şeker oranını düşüren insülin hormonuyla ilgili sıkıntılar sebep oluyor.

Günlük hayatta  ‘’şekerim var benim’’ diyen birçok insanla karşılaşmışsınızdır. Üzgünüm ama yapılan araştırmalar bu cümleyi daha çok duyacağımızı gösteriyor. Çünkü 1997’den 2010’a Türkiye’deki diyabet oranı nerdeyse 2 kat artmış. Her geçen gün de artmaya devam ediyor, 2017 yılında olduğumuzu hatırlarsak diyabet için ‘’Dünyanın en kalabalık 3. ülkesi’’ denmesini haklı buluyorum. Bu bize ne kadar önemli olduğunu anlatırken aslında hep yanıbaşımızda olduğunu da gösteriyor.

Aslında birçok çeşidi var diyabetin. Bir kısmı insüline bağımlı şekilde yaşıyor, çoğunluğu ise ilaç tedavisi görüyor. Ancak unutmamamız gereken, sağlıklı beslendiğimiz takdirde kan şekerini kontrol altına alabiliriz ve ortaya çıkabilecek kötü sonuçları önleyebiliriz. Fazla şekerli ve yağlı gıdalardan kaçınmak, gün içinde ana öğünlerimizin yanında mutlaka ara öğün yapmak bu konuda en büyük yardımcımız olacaktır. Ayrıca hareket etme süremizi arttırmak da fayda sağlayacaktır.

Diyabeti sadece 45 yaşından sonra ortaya çıkan, obezitenin de neden olduğu bir hastalık olarak değerlendirmemek gerek. İnsüline bağımlı olarak nitelendirdiğim grup çoğunlukla çocuklarımızdan, gençlerimizden oluşuyor.  Bu yüzden anneler, babalar, öğretmenler… Çocuklarınızı çok iyi gözlemleyiniz. Çok sık idrara çıkmaya, çok fazla su içmeye, kendiliğinden kilo vermeye başladığını fark ederseniz veya size ağız kuruluğu, fazla halsizlik ve yorgunluk yaşadığını söylerse lütfen bunları dikkate alın, diyabet olabileceği aklınıza gelsin ve hemen hekime başvurun.

Hiç kimse unutmasın ki diyabetli olmak bir son değil. Önemli olan diyabetle arkadaş olup birlikte yürümek; hayata gülerek, dert edip küsmek yerine barışmayı seçerek, hedefleri ve istedikleri için yılmadan çabalayarak devam edebilmek..  Her insanın sağlığı için kendisine dikkat etmesi gerekir. Sadece, bu süreçte sorumluluklarımıza birkaç tane daha eklemiş oluyoruz, tek fark bu.

Öylesine güçlü çocuklarımız var ki ara öğünleri dahi atlamayarak düzenli beslenip hangi öğünde ne kadar şeker aldığını bile hesaplıyor,  yanlarından insülin iğnelerini ayırmayıp bunları kendileri vuruyor, kan şekerlerini devamlı takip edip hayatı planlı yaşıyorlar. Sizi takdir ediyorum! Bu yüzden benim gözümde hep kendi hayatlarınızın kahramanlarısınız.

Çocuklarını çok seven değerli aileler, siz de bu süreçte daima destek olun ki; sevginiz ilaç, ilginiz en büyük moral kaynağı olsun. Sevgiler…

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 2 yorum bulunmaktadır.

Anonim

Bildiğimiz fakat bilinçlenemediğimiz diyabeti kaleminealarak bizleride bilgilendirdiğin için sağolasın farkındalık yaratan yazılarının devamını bekliyoruz

23.11.2017, 19:36
Hüseyin Çöygün

Çok güzel bir yazı

23.11.2017, 11:38








kurtkoy escort maltepe escort antalya konyaalti escort maltepe escort Kurtkoy escort
Enes Akbal Optik Karadizayn