uğur
Bilnet Okulları Kompozit Kimya Kompozit Kimya

» Yusuf KAÇAR - TÜM YAZILARI

09.10.2017 Pazartesi - 14:04

Yıllardır çok basit oyunlara maruz kaldık. Bunlardan bir tanesi de siyasetin ve siyasetçinin itibarının zedelenmesi oyunu.

Sanki birileri sahtekâr tüccarlar gibi almak istediği malı başkası almasın diye kötülercesine siyaseti kötüleyerek, bu ülkenin öz ve temiz evladını siyasetten uzak tutmaya çalıştı.

Toplumda siyaset yalan, siyasetçi de yalancı algısı oluşturulmaya çalışıldı. Siyaset ve siyasetçi bir şekilde gözden düşürüldü. Siyasetin aslında ne demek olduğu gereği gibi anlatılmadı.

Bundan dolayı “büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “doktor, mühendis, sporcu olacağım” diyen çıktı ama “siyasetçi olacağım” diyen çıkmadı. Evlat, siyasetten uzak yetiştirildi. Siyasete saf kalbiyle talip olan çok kimse kalmadı.

Menfaat düşkünü insanların siyaset yapması sonucu, mukaddesat sevdalısı insanlar siyasetten uzak durdu. Mukaddesat sevdalısı insanların siyaset yapmamaları sonucu da menfaat düşkünü insanlar siyasete daha çok girdi ve durum maalesef bu noktaya geldi.

Çevremizdeki mukaddesatına sevdalı insanların, mukaddesatını bu kadar yakından ilgilendiren siyasetten uzak durarak, adeta mukaddesatının bekçiliğini siyaseti nam, şan, zenginlik aracı olarak gören çıkar çevrelerine ve şer odaklarına bırakmalarına şahit oldukça şaşırıyorum. Özellikle, taşı sıksa suyunu çıkaracak olan arkadaşların ülkenin gidişatından, ekonomiden,  manevi ve ahlaki çöküntüden şikâyet etmeleri ve bu şikâyetlerini kahve köşelerinde, sanal ortamda ya da kötü gidişata en ufak tesiri olmayacak yerlerde sanki çaresizmiş gibi dile getirmeleri bizi hayretler içerisinde bırakıyor.

Siyaset meydan muharebesidir ve bizim bu muharebeyi kenardan izleme, dışarıdan yakınma, bu meydanı boş ya da menfaatçilere bırakma hakkımız yoktur. Çünkü mesele, bizim meselemizdir. Bizim meselemizle biz ilgilenmezsek, bizden olmayan ilgilenir. Bilmeliyiz ki, bu topraklarda halen sayısı hiç azımsanmayacak nüfusa sahip kriptolar mevcuttur. Bu kriptolar neler mi yapıyor? Karşılarına çıkıp siyaset yapmadıkça öğrenemeyiz, mücadele edemeyiz, değerlerimizi bunlara karşı koruyamayız.(http://www.milligazete.com.tr/makale/848350/mehmed-sevket-eygi/kriptolar) Televizyon dizilerinde çocuklarımıza ahlaksızlığı aşk diye yuttururlar anlayamayız.

Dolayısıyla aslında siyaset yapmak ve siyaseti iyi okumak keyfi bir durum değil, zaruri bir durumdur.

Hâlbuki toplumun algısında kısaca,

Siyaset; memleket meselesinin ta kendisi.

Siyasetçi; memleket meselesi için kendini adayan kişi olmalıdır.

Bu yüzden siyasetle gereği gibi ilgilenmemek;

Adaletin inancımıza uygun şekilde tecelli etmesinin teminatı olması gereken Adalet Bakanlığı,

Aile yapımızın ve sosyal hayatımızın korunmasının teminatı olması gereken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı,

İslam Birliği Bakanlığı’na dönüştürülmesi gereken ve kurulmasını tarihi bir hata olarak gördüğüm Avrupa Birliği Bakanlığı,

Yaşanabilir şehirlerin tesisinin teminatı olması gereken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,

Şahsiyetli bir dış politikayla, gönül coğrafyamızı ve tüm insanlığı kapsayıcı çalışmalar ortaya koyması gereken, dış ülkelerle münasebetlerinde ülkemizin izzetini, haysiyetini ve itibarını zedelemeyen yeryüzünün huzur ve refahının teminatı olması gereken Dışişleri Bakanlığı,

Yeni nesillerin iyi yetiştirilmesi ve meslek sahibi olup, sevdikleri meslekleri yapmalarının teminatı olması gereken Milli Eğitim Bakanlığı,

Ve diğer bakanlıklarımızca yürütülen helal kazancımızdan, ibadetlerimize ve namusumuza kadar genel olarak dinin, aklın, neslin, malın ve canın korunmasını sağlayan politikalar ve faaliyetler ile ilgilenmemek demektir.

Yani bir ülkenin, bir milletin ahvali ve idaresi beni ilgilendirmiyor demektir.

Derin düşünüldüğünde Allah muhafaza ilgisiz kalınması durumunda bu durum kişiye büyük veballer yüklemektedir.

Bu yüzden bugün acilen,

Siyaset meydanını hainlere ve gafillere bırakmayacak “Yiğit” ler lazım.

Vaktini ve parasını vatanı ve milleti için harcayacak “Mücahit” ler lazım.

Mukaddesatı uğruna zalimin karşısında dik duracak, hesap soracak “Mert” ler lazım.

Allah aşkı, Peygamber sevdası, Ümmet şuuruyla ter dökecek  “Mehmet” ler lazım.

Sevdiğini teşkilat toplantısına iftiharla uğurlayacak “Hacer” ler lazım.

Türlü sıkıntılara rağmen inancı ve ideali uğruna fedakârlık yapacak “Meryem” ler lazım.

Bugün,

Sana durmak, evde oturmak yakışmaz “Oğul bu dünya oturma yeri değildir!” diyen Hayme Ana gibi analar,

“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın!” diyen Şeyh Edebali gibi babalar,

“Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul’u alırım!” diyen Sultan Fatih gibi gençler,

 “Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş bir milletin topyekûn ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir!” diyen Cennet Mekân Abdülhamid Han gibi halifeler,

“Bir çiçekle bahar olmaz. Ama! Her bahar bir çiçekle başlar!” diyen “Prof. Dr. Necmettin Erbakan” gibi liderler lazım.

Velhasıl-ı kelam,

Kendinizi ve evladınızı siyasetten uzak tutmayın…

Çünkü bugün,

Siyasete, anaları tarafından “Vatana kurban olsun!” diye gönderilen “Kınalı Kuzular” lazım.

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

RAMAZAN NURAL ARSLAN

YAZINDAN DOLAYI SENİ TEBRİK EDERİM YUSUF KARDEŞİM
BELKİDE BULAMADIĞIMIZ NİCE KINALI KUZULAR VARDIR ARAMIZDA…

12.10.2017, 12:29







 https://www.yenikocaeli.com/
Enes Akbal Optik
hikmet