YAĞIZ KEBAP

» Yusuf KAÇAR - TÜM YAZILARI

02.04.2018 Pazartesi - 12:30

Zilzâl suresini 17 Ağustos depremini yaşayanlar iyi bilirler. O günlerde sureyi depremin habercisi ve işaretçisi olarak görenler oldu. Bu konu gerçekten çokça konuşuldu. Muhtemelen depremin unutulmasıyla birlikte Zilzâl suresi de depremi yaşayanların gündeminde eskisi kadar yer almıyor artık.

Yaradan karşısında kulluğumuzu iliklerimize kadar hissettiğimiz deprem unutuldu.

Ve yine dağların sarsıldığını korkuyla hissettiğimiz günlerden, küçük dağları ben yarattım tavırlarına büründüğümüz günlere geri döndük.

Ve bugün sanki Cenab-ı Allah’ın hitaplarına ihtiyacımız kalmamış gibi davranmaya devam ediyoruz.

Fakat Kuran’a olan ihtiyacımız hiçbir zaman bitmez. Biz Cenab-ı Allah’ın hitabına her zaman muhtacız.

Bu sefer farklı bir ihtiyaçtan dolayı Zilzâl suresinden bahsetme gereği hasıl oldu.  

Bugün bedenimizin bastığı zemin sarsılmıyor, itibarımızı ortaya koyduğumuz sosyal medya mecrası sarsılıyor.

Çoğumuzun bir sosyal medya hesabı var. Bu hesaplarımızdan paylaştığımız hayatımız, düşüncelerimiz ve fikirlerimiz var. Aynı mecrada, bizim gibi yaşamayanlar, bizim düşüncelerimize ve fikirlerimize sahip olmayan insanlar da var.

Dolayısıyla ister istemez sosyal medya mecralarındaki etkileşimle birlikte farklı hayatlar, düşünce ve fikirler arasında bir mücadele zemini oluşabiliyor.

İşte bugün maalesef bu zeminde itibar sarsıntıları yaşanıyor. Bu sarsıntıları tetikleyen önemli gördüğümüz unsurları yazarak konuya açıklık getirmiş olalım.

Siyasiler

Bazı siyasiler bir tabir var “balkondan balkona laf kavgasına tutuşmuş sokak insanları” gibi davranarak bu mecralardaki sarsıntıların en önemli tetikleyicisi haline gelmişlerdir. Dolayısıyla fikirler ve icraatler üzerinden değil de kişiler üzerinden siyaset yapanlar bu zeminlerdeki sarsıntının en büyük tetikleyicileridir. Hedef tahtasına kişileri ya da kurumları koyarak kavga siyaseti üzerinden nemalanmaya çalışanlar onları izleyen kitleleri de ahlaksızlıklığa sevk etmiş olmaktadırlar. Ve topyekûn itibar sarsma mücadelesi içine girerek toplumu kutuplaştırmakta, toplumsal bütünlüğü zedelemekte ve aile bağlarını yıkmaktadırlar.

Gazeteciler

İyi ya da kötü niyetle fark etmez, kesin bilgiye dayanmayan hatalı haberlerinden dolayı sosyal medyada kişilerin ve kurumların itibarını sarsma noktasında en önemli unsurlardan bir tanesi gazetecilerdir. Gazetecilerin “çarpıcı haber” yapmak ile “haber çarpıtma” nın aynı şeyler olmadığını bilmeden yaptığı haberler neticesinde kişiler ve kurumlar arasına fitne tohumları ekilmektedir. Takip sayısı uğruna nice haberler çarpıtılmakta, nice insanlar kavgaya tutuşturulmaktadır. Nice kişiler ve firmalar zor durumda bırakılmaktadır.

Troller

Kasıtlı itibar zedeleme çalışmaları yapan kimi paralı kimi gönüllü itibar katilleri troller, toplumsal sarsıntıyı tetikleme noktasında belki de en acımasız çalışmayı yapan kesimdir. Genellikle “kiralık itibar katilleri” olarak görev yaparlar. Onlar için sadece menfaatleri, hırsları ve bencillikleri önemlidir. İtibarını sarsmaya ve yıkmaya çalıştığı kişi ve o kişinin eşi, çocukları anne ve babası umurunda bile değildir. O hazırlanmış ve kendisine sunulmuş çamurları atar ya da oturur çamur hazırlar. Fakat çamuru atacağı kişinin haklı mı ya da haksız mı olduğuna, suçlu mu ya da suçsuz mu olduğuna bakmaz. Maalesef maskeleri normal insan sureti şeklindedir. Vicdanı olan insanlar tarafından tanınırlar. Fakat çamur atmayı sevenler maskesine ve kisvesine bakmadan bu insanların müşterisi olurlar.

Vatandaş

Özellikle aile terbiyesi görmemiş, iki satır bilgilendirici yazı okumadan fikir ve kanaat sahibi olan kişiler son halka olarak itibar sarsmak için meseleyi tetikleyen vatandaşlardır. Çünkü içinde bulunmuş olduğu ruh haline, sevdiği siyasetçiye, takip ettiği gazete ve dergiye, mensubu olduğu yapıya uygun olmayan ne varsa onun için hedef tahtasındadır. Hak hukuk gözetme nedir bilmez. Genellikle çamuru sevdiği siyasetçiden, takip ettiği gazeteden ve trollerden alırlar ve başlarlar kullanmaya. Her duyduğuna inanan ve işine geldiğini yayan bir anlayışla, hedef aldığı kişinin ya da yapının itibarını sarsmaktan keyif duyar.

Bugün bilgi sahibi olanların bile bir kişiye olan sevgisinden dolayı gözlerinin köreldiğini, mukayese kabiliyetlerinin kalmadığını ve sevdiği kişinin sözleri ve paylaşımlarıyla karşısındaki insana saldırdığını ve yalan haber yaydığını görüyoruz.

Bu olumsuz davranışlar kişilerin itibarını sarsmaya ve yerle bir etmeye yöneliktir.  Bu durumlardan dolayı hepimizin toplum adına sosyal medya zeminini sağlamlaştırması gerekmektedir.

Hak hukuk gözetmeden, itibar sarsma gayreti içerisinde olan siyasetçileri, gazetecileri, trolleri ve vatandaşları iyi tanıyın. Bunlara fırsat vermeyin. Bu yapıdaki insanlara destek olmak suretiyle sarsıntının şiddetini artırmayın.

Çünkü gün gelir hiç beklemediğiniz zamanda bir müfterinin iftirasıyla siz de sarsılabilir, sizin de itibarınız yerle bir edilmeye çalışılabilir.

Kesin bir bilgiye sahip olmadan karşındaki insana zanla attığın çamur “zerre” den çok fazladır.

Dolayısıyla Zilzâl suresinde Cenab-ı Allah’ın uyarısını tekrar can kulağıyla dinlemek gerekir.

“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür.”

(Zilzâl Suresi – 7-8. Ayet)

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.








 https://www.yenikocaeli.com/
hikmet
Enes Akbal Optik