Suriye’de Neler Oluyor? | Yeni Kocaeli Gazetesi
YAĞIZ KEBAP
YAĞIZ KEBAP

ANASAYFA l Suriye’de Neler Oluyor?

13.02.2017 Pazartesi - 9:43

Bir suredir Suriye’de yaşanan iç savaşı gerek ülke olarak ve gerekse de dünya olarak izliyoruz.Türkiye son dönemde yeniden yapılandırdığı dış politikasıyla olumlu bir ivme yakalayarak hem bölgede söz sahibi olduğunu dosta düşmana hatırlattı, hem de bölgedeki dost unsurlara (Türkmenlere ve ÖSO’ya) güven verdi.

Evet, Suriye gibi çetrefilli bir arazide kara harekâtına girmek elbette çok zor. Ancak Türk Ordusu, ilk bir hafta içerisindegeçekleştirdiğiüstün başarı ile birkaç yıldır peş peşe büyük bir darbeleralmış haliyle dahi, ABD ve Rusya ordularının cesaret edemediği bir alanda ve elbette kendi hinterlandındabüyük bir zafer kazandı.  Ancak ardından Batı’nınmüdahalesiyleharekâtgörüldüğükadarıylarölantiyealındı ve pazarlık sureci başladı. Zaten kayıplarımızda bundan sonra başladı veya arttı diyelim. IŞİD bırakıpkaçmaktaolduğu mevzilerine geri döndü ve El Babönünde durduk. Türkiye gibi bir süper güçiçin El Babbirkaç saatlik bir operasyondur. Ancak kapıönündebekledikçebize maliyet artmaktadır ve daha beklersek de artacaktır.

Türkiye’nin bundan sonra yapacağışey; gerek Rusyave gerekse de ABD ile ilişkilerde kararlı bir şekildeduruşsergilemesidir.

Bu anlamda Rusya’nınTürk tank birliğininkarargâhını‘yanlışlıkla’vurması ve 3 askerimizi şehit edip; 11’ini de yaralaması basit bir hata olarak algılanamaz. Hem de koordinatlarınsağlamasını yaparak verdiğimiz bir saldırı; ya ABD ile ilişkilerini eskisi gibi tekrar sıcak hale getirme uyarısıdır, ya da Hatay’da vurduğumuz Rus savaşuçağınınsoğutulmuşintikamıdır. Ve ne yazık ki her ikisi de Türkiyeiçin ciddi bir uyarıdır. Bu durumda Trump liderliğindeki NATO ittifakından destek ne kadar alınabilir ve\veya karşılığında ne istenir, iyi düşünülmelidir.

Bu nedenle FıratKalkanıharekâtında El Babtamamen ele geçirilmeden gecen her gün,Türkiye’nin aleyhine işlemektedir. Son sürat El Bab’ın alınması bu anlamda olmazsa olmaz haline gelmiştir…

FıratKalkanıharekâtınınbilinen 4 temel nedeni vardır:

1-Türkiyesınırlarınıngüvenliğinisağlayaraksınırdangerçeklesenterörsızmalarınınönünegeçmektir.

2-Suriye’de siviller için güvenli bölge oluşturarak Türkiye’ye olan yoğun göçü frenlemektir.

3-IŞİD’in elindeki yerleri kurtararak bölge insanına özgürlüğünü geri vermektir.

4-PKK’nin Türkiye’nin güney sınırlarını tamamen kapatarak ülkenin izole hale gelmesinin önüne geçmektir.

Şu an içinbunların hangisi birinci önceliklidir derseniz? Aslında hepsi de birbirinden önemlidir. Ama uzun vadede en önemlisi 4. madde olan,Türkiye’ningüneysınırlarının izole edilmesi sorunudur. Ve işin kötütarafı NATO ile çıkarçatışmasıyaşadığımız konu da; ne yazık ki budur…

Türkiye,eğer ABD ve diğer Batıülkeleri ile anlaşabilir ve Rakka operasyonunda ÖSO ile birlikte başıçekerse,hem PKK tehlikesini bertaraf edecek, hem de Batıdünyasında haksız bir şekilde bozulan imajınıdüzeltebilecektir. Ancak Rakka’ya girdikten sonra (tıpkı Barzani’nin Kerkük’ten çıkmaması gibi) çıkılmaması bunun en önemli şartıdır!

Aksi durumda El Bab’ı alsak dahi PKK bölgesininoluşumunuengellememiz şu konjonktürde zor görünmektedir.

Bu noktada,Türkdışpolitikası ile ilgili acı bir saptama yapmak ve ardından konuya devam etmek isterim.Şöyle ki; Türkiye’nin ve dahi duraklama döneminden itibaren Osmanlı Devleti’nin, tarihleri boyunca sürüncemedebırakıp da sonuçta hedefine ulaştığıhiç bir vaka yoktur. Bunun da yegâne nedeni, bunca devlet kurmamızarağmen“devlette devamlılıkesastır” kaidesini hayata geçirmememiz ve her yönetimle ve hatta hatta her bakanla birlikte dış politikada yeni bir maceraya yelken açmamızdır. (Elbette istisna olarak Hatay gibi bir kaç olay vardır. Ancak buna mukabil Musul, Kerkük, Kıbrıs, 12 Ada, Batum vb. yüzlercesini sayabiliriz…)

Hükümet değil, devlet politikası belirlememiz şarttır. Bu da ancak millîbilinç sahibi, koltuğundanönce milletini düşünen, kendini milletine vakfetmiş ve idealist devlet adamlarıylamümkün olabilir.

El Babve Suriye ile ilgili olarak konuya dönersek; Sayın Cumhurbaşkanımızın bir gazetecinin sorusu üzerine bugün söylediği:

“Şu anda El Bab gerek bizim, gerekse ÖSO tarafından dört bir yandan kuşatılmış durumda. Güçlerimiz merkeze inmiş halde. En önemli nokta biliyorsunuz hastahane tepesi. Orası alınmış durumda. Artık DEAŞ güçleri tamamıyla El Bab’ı terk etme sürecine girdi. Öyle sanıyorum ki bundan sonrası an meselesidir. El Bab’dan sonra durmak… Böyle bir şey yok. Orada bir iletişim sıkıntısı olabilir. Ama DEAŞ’ın asıl merkezi El Bab değil Rakka’dır. Nihai hedef de 5 bin km² bir alanı temizlemektir.” Sözleri yüreğimize su serpmiştir.

Rusya ile varılan mutabakat her ne kadar Suriye topraklarına bir miktar girmemizi sağlamış olsa bile devamını getirmekte yetersiz olacaktır. Türkiye’nin daha Obama yönetimi varken teklif ettiği ve Trump yönetimine de tekrarladığı Rakka plânı gerçekleşirse işte o zaman sınır güvenliğimiz sağlanır ve sayıları 5 milyonu geçen Suriye Türkmenleri de rahat bir nefes alabilir. Bunun için Sayın Cumhurbaşkanı’nın; “Bizim buradaki hedefimiz nedir? Biz bu bölgeyi terörden arındırmaya çalışıyoruz. Bundan sonraki süreçte doğuya yönelik Mümbiç ve Rakka olayı vardır. Şu anda ABD yeni yönetimi ve CIA ile düşüncelerimizi paylaştık ve bu düşüncelerimizin takipçisi olacağız. Hedef burada 4-5 bin km²’lik terörden arındırılmış bir bölgedir. Böylece bizim kamplarımızdaki insanları kendi topraklarına döndürmektir.” Sözleri, PKK (PYD) ve IŞİD tehlikesinin bertarafının olmazsa olmaz anahtarıdır.

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu yazıya yorum yapmak için yetkiniz yok.




 https://www.yenikocaeli.com/
hikmet
Enes Akbal Optik