Özel Cihan Hastanesi
ugur reklam
Bilnet Okulları Kompozit Kimya Efe tur

ANASAYFA l TÜRKİYE’DE “AYDIN” OLMAK

31.01.2018 Çarşamba - 15:11

Türkiye’de aydın meselesi sadece bu günün meselesi değildir. Osmanlının son dönemlerinde de bu toplum bir aydın sorunu yaşamıştır. Abdülhamid’in ilim tahsilini yapsın gelsin milletine ve devletine hizmet etsin diye Avrupa’ya gönderdiği öğrencilerin birçoğu, hain olarak geri dönmüşler ve  Abülhamid Han’a ihanet etmişlerdir. Bizde aydın denilen zümre o dönemden bugüne kadar her şey olmuş, her şeyi savunmuş; ancak bir türlü yerli ve milli olamamış, bir kez olsun bu aziz milleti savunamamışlardır. Millete, milletin tarihine, kültür ve medeniyet değerlerine rakı sofralarında küfretmeyi esas almış, hep tepeden bakıp burun kıvırmışlardır.

Aydın olmakla ilişkilendirebileceğimiz iki kavram vardır, “Bilgi” ve ‘’ Ahlak ‘’. Sokrates’in de dediği gibi doğru bilgi (episteme) insanı ancak ahlaklı davranışlarla doğru eyleme taşıyabilir. Sokrates’in bilgiyi erdemle özdeşleştiren ahlak kuramı, üzerinden yüzyıllar geçse de manasını asla kaybetmemiş ve günümüzün demokratik ülkelerinde kendini aydın olarak tanımlayan herkesin aklından bir an olsun çıkarmaması gereken bir belirleme olarak varlığını sürdürmektedir. Ayrıca Sokrates’in “bilgi ve ahlak birbirini dengeleyen terazinin iki kefesi gibidir” sözü de aydın olma kavramının içini doldurma hususunda oldukça anlamlıdır.

“Aydın demek bilmek demektir. Bilmek demek kıyas etmek yani karşılaştırarak hüküm vermek demektir. Bu yüzden aydınlarımız insafa gelip en azından kendi toplumumuzla diğerleri arasında mukayese yapabilecek kadar kendi milletinin yerli değerleri ve sosyolojik yasaları hakkında biraz bilgi sahibi olsunlar.” diyor Said Halim Paşa.

Aydın olmanın asgari şartı da budur zaten.

Böyle olmayınca ‘’bu aydınlar’’ kendi halkına yabancıdan çok yabancı olmaya başlarlar.

Gelgelelim Türkiye’de aydın ve sanatçı olmak o kadar da zor değildir esasen.

Azıcık taklit yeteneğin mi var? Kalemin kuvvetli mi değil? İyi besteler yapamıyor musun?

İşte sana işin sırrı:

-En yakın gazete bayiinden ‘’ kemalist dergi veya gazeteleri ’’ alıp üç günlük eğitimden geçtikten sonra soluğu ‘’ kemalistlerin ‘’ olduğu bir kahveden bozma barda alıp elinde bira şişesiyle yer ediniyorsun ve tartışmalara katılıp;

Ülkedeki insanların çok cahil olduğu,

Bu ‘’ koyunlar ‘’ yüzünden iktidarın ayakkabı kutularında paraları yürüttüğü,

Uzaya sırf bu adamlar yüzünden çıkamadığımızı,

Adalet, hukuk, insan haklarından yoksun olduğumuzu,

Devletin ülkenin bekası için yaptığı operasyonların aslında bir ‘’katliam’’ olduğunu,

Ülkeyi terk etme tehditlerini,

Adının başına yazılan Doç. Dr. Kavramlarını kullanarak bakın ben burada bir Doç. Dr. Olarak konuşuyorum.

naralarını her dört dakikada bir tekrarlaman gerekiyor.

Bitmedi.

Aydın olmak kolay mı sandın?

Moralini bozma ama; aldığın yetersiz üniversite eğitimi ile bir şey olamasan da sanatçı-aydın olabilirsin.

Laiklik ve Atatürk barındıran birkaç sloganik cümleyi twitlersin,

katıldığın galada bir de güzelleme yaparsan ‘’ devrimci, solcu, kemalist ve atatürkçü bir aydın ‘’olmak için doğru yoldasın demektir.

Cemil Meriç’in ifadesiyle Türkiye’de aydın, toplumun vicdanı olmalıdır. Oysa bizde aydın, toplumun vicdanını sızlatmayı tercih etmiştir.

Hemen hemen herkesin bildiği küçük bir hikaye vardır, bizlere küçükken ders olsun diye büyüklerimiz tarafından uzun uzun anlatılan.

Memleketin birinde tertemiz bir adamın şerefsizin önde giden bir oğlu varmış.

Sahtekar mı sahtekar..   

Vicdansız mı vicdansız..

Adamcağız oğluna hep “Sen adam olmazsın oğlum” dermiş..

Aradan yıllar geçmiş,

Bizim sahtekar, vicdansız genç bir şekilde üniversiteyi bitirmiş ve kendi ilçelerine Kaymakam olarak atanmış..!

Koltuğa oturur oturmaz ‘jandarma’ komutanını çağırmış!

Kaymakam oldu ya, caka satacak!

Demiş ki, “Şu adreste şu isimde bir adam var, onu bana getirin”!

Candarma komutanı nereden bilsin getireceği adamın Kaymakamın babası olduğunu.

Suçlu sanmışlar, adamı yaka paça sürükleyerek Kaymak’ın önüne atmışlar..!

Zavallı yaşlı adam sürüklenerek getirilmiş kaymakamın karşısına ya..

Tabii, Kaymakan olan oğul, böbürlenerek halının üstüne atılan babasının karşısına çıkmış..

“Bak gördün mü baba” demiş, fiyakalı fiyakalı..

“Sen bana, adam olmazsın derdin. Ama bak ben Kaymakam oldum de geldim” demiş!

Sürüklenerek getirildiği için üstü başı da yırtılan yaşlı adam oğluna şöyle bir bakmış!

“Oğlum” demiş,

“Ben sana Kaymakam olamazsın, demedim adam olamazsın dedim. Adam olsaydım babanı yaka paça getirtmezdin”

Kıssadan hisse,

Hayatta her şey olursunuz ama adam olmak bambaşka bir şeydir..

Hani derler ya,

‘’ Tahsil cehaleti alır, ama eşeklik baki kalır… ‘’

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.







kurtkoy escort maltepe escort antalya konyaalti escort maltepe escort Kurtkoy escort
Enes Akbal Optik
hikmet