Özel Cihan Hastanesi
Zafer Mobilya
Kesmar Marketler Zinciri
Bilnet Okulları Kompozit Kimya

» admin - TÜM YAZILARI

24.11.2016 Perşembe - 22:48

(Bundan sonra Yeni Kocaeli Gazetesi Bünyesinde sizlerle buluşacağım. Şahsımı Yeni Kocaeli Gazetesi bünyesine katmaya değer bulan yönetime teşekkür ediyorum. Daha öncesinde görev almış olduğum Mavi Kocaeli gazetesine de yazılarımıza hiçbir sansür uygulamadan özgürce çalışma imkanı verdikleri için teşekkür ediyorum.)

‘’Türkiye’de Engelli Olmak’’ söylemi size ne hatırlatıyor?

Gelin bugün sizlerle bu konuya değinelim.

Türkiye’de fiziksel engelli olmak,

Türkiye’de görme engelli olmak,

Türkiye’de Down Sendromlu olmak,

Türkiye’de İşitme engelli olmak zordur.

Peki şimdi o önemli soruyu soralım..

Zordur zor olmasına da neden zordur?

Engellilerin içinde bulunduğu psikolojik durumdan dolayı mı?

Toplumun engellilere yönelik bakış açısından mı?

Toplumda itibarsızlaştırılıyor olmalarından mı?

Ve ön önemlisi sosyal  yaşamda kamu tarafından yeterince ilgili olunmamasından dolayı mı zordur Türkiye’de engelli olmak..

Sizce en önemli faktör hangisidir?

Engellilerin en çok zorlandığı nokta yaşadığı rahatsızlıkla bire bir kaldığı durumlar oluyor.

Örneğin, fizik tedaviye başlayan bir engelli tedavi sürecinde yapılması gereken her şeyin eğitimci tarafından yapılıyor olmasında büyük bir psikolojik sıkıntı yaşamaya başlar..

İşte bu noktada bir engelli olmanın psikolojik travma durumu burada ortaya çıkar.

Bu durumun ortaya çıkması ile birlikte engelli bir bireyin kendi içerisinde yaşamış olduğu travmaya ek olarak topluma katılmaya başladığı dönemde yaşadıkları işi içinden çıkılmaz bir noktaya getirir.

Bu konu bazı engelliler açısından geçici olur birçok engelli içinse maalesef süreklilik arz eder. Neden diyeceksiniz..

Toplumun engelliyi kabullenebilme süreci aileden başlar.

Maalesef ki Türkiye’nin bir çok noktasında engelli birey bir ‘’hiç’’ olarak görülür..

Hiçbir şekilde varlığı önemsenmez,söyledikleri ‘’yok’’ hükmündedir.

Ancak ne mutlu ki son dönemde engelli bireylerin içerisinde bulunduğu aileleri bilinçlendirme noktasında yapılan çalışmalar bu durumu bir nebze de olsa azalmasını beraberinde getirdi.

Ailelerin engelli bireyin varlığını kabul edilmesi engellinin artık bir sonraki iki zorlu aşamaya geçiş sürecinin de başlangıç noktası olma özelliği taşıyor.

Artık aile içlerinde bulunduğu engelliyi dışlamanın doğru olmadığını ve çocuklarının da eğitime ve sosyalleşmeye gereksinime ihtiyaç duyduğunun farkındadır.

İşte tam da bu noktada engellinin sosyalleşme dönemi de başlamış olur.

Okul döneminde engelli birey iki çeşit eğitimden geçer..

Birincisi akademik eğitim ikincisi ise yazının başında ifade ettiğim psikolojik açıdan yaşanılan zorluğun tabiri caizse pişme aynı zamanda atlatılma noktasında önemli bir eşiktir.

Okula başlangıç döneminde engelli bireyin az yada çok yıpranma durumu aynı ortamda eğitim gören ve herhangi bir engeli olmayan çocukların ailelerinde engelli bireyinde toplumun bir parçası olduğu gerçeğini çocuklara aşılıyor olması gerekiyor.

Akademik eğitim noktasında engelli bireyin psikolojik açıdan yıpranmaması herhangi bir engeli olmayan çocuklara yerleştirilecek bilinç kadar engelli bireyin içerisinde bulunduğu sınıfın idarecisi yani öğretmenlerdir.

Bu noktada söyleyeceklerim lütfen yanlış anlaşılmasın.

Bu yazdıklarımı bire bir yaşamış biri olarak yazıyorum.

Öğretmenler engelli bireyin zarar görmesinin önüne geçmek adına diğer arkadaşlarının faaliyetlerinden uzak tutar.

Ama bu yaklaşım engelliye büyük zarar verir.

Hem akademik eğitime olan isteğini kırar hem de geleceğe karşı karamsar bir yaklaşım içerisinde olur.

Ailesi tarafından engelli bireye yaklaşım konusunda bilinçlendirilmemiş ve akademik eğitim döneminde engelli birey ile iç içe olmayan kişiler, toplumun engellilerin sosyalleşmesi noktasında karşısındaki en büyük problemdir.

Örneğin,bir alışveriş merkezinde asansör bekleyenlerin arasında fiziksel engelli birey olması ve önceliğin bu bireyde olmasına rağmen herkesin asansöre bir an önce binmek için çaba harcaması gibi.

Ve yazımızın sonunda engellilerin yaşadığı sorunların can alıcı noktası kamu idareciliği noktasıdır.

Kamu deyince engellilerin sıkıntılar ulaşım ve alt yapıdır.

Alt yapı problemlerinde ise ilk olarak akla kaldırımlara çıkış rampalarının yapılmaması ve yapılmış olsa dahi çıkışların önüne yapılan elektrik direkleri ya da ağaçların bulunuyor olmasını söylemek durumundayız. Bunun yanı sıra görme engelliler için yollarda sarı şerit uygulamasının kullanım alanının genişletilmesi ve ışıklandırma sistemlerinde seslendirmenin yapılmıyor olması engelli bireyin sosyalleşmesini kısıtlayan önemli bir faktördür.

Aynı şekilde ulaşım noktasında da büyük sıkıntıların var olduğunu göz ardı edemeyiz.

Örneğin engelli erişimlerine uygun özel halk otobüsü sayısının az olması ve sefer aralıklarının çok olması, ve engelli rampası bulunan küçük minibüslerde şoförlerin zaman kaybetmemek adına rampaların arızalı olduğunu söyleyip engelli bireyi mağdur ediyor olması yada görme engelliler için duraklarda sesli uyarı sisteminin olmaması en önemli mağduriyet sebeplerinin başında olduğunu söylemek gerek..

İşte anlattığım tüm bu durumlar neticesinde Türkiye’de engelli olmak değerli okurlar..

Bilinçli bir Türkiye olabilmek ümidi ile..

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu yazıya yorum yapmak için yetkiniz yok.







Karadizayn
Enes Akbal Optik