Enes Akbal Optik

» Yusuf KAÇAR - TÜM YAZILARI

26.02.2018 Pazartesi - 9:48

Enes Akbal Optik

Son yazımızda, devletimizin sınırları olduğu gibi insanların da sınırları olduğunu,

Vatan toprağının kutsal olduğu gibi topraktan yaratılan ve ruhumuza mesken olan bedenlerimizin de kutsal olduğunu ve korunması gerektiğini yazdık. 

Siyonizm’in kontrolündeki; teknolojik gelişmeler, sektörlere yön veren küresel firmalar, medya patronları ve moda tasarımcıları vasıtasıyla insanların nasıl kuşatıldığını,

Özellikle bir hususa dikkatlerinizi çekerek, kuşatmada genel olarak hedefte ve merkezde hep kadınların olduğunu yazdık.

Son yazımızın devamı niteliğinde olan bu yazımızda;

Ülkeler arasındaki duvarlarla bölünmüş tel örgülerle çevrilmiş sınırları askerlerimizin koruduğunu,

Vatandaş olarak bizlerin de ülke sınırları içerisinde inancımızı layıkıyla yaşama, aklımızı, ahlakımızı, irademizi ve namusumuzu muhafaza etme, helalinden kazanç, helal ve temiz gıda tüketme, gayreti içerisinde kendi sınırlarımızı korumaya çalıştığımızı,

Fakat en önemli sınır koruma vazifesinin siyasetçilerin sorumluluğunda olduğunu anlatmaya çalışacağız.

Evet! En kutsal sınır koruma vazifesi siyasetçilerindir.

Siyasetçilerin, kasıtlı ya da kasıtsız zarar göreceğimiz tüm eylemlere karşı vatan topraklarımızı ve milletimizi himaye etme, maddi ve manevi hassas sınırlarımızı gözetme gibi bir sorumluluğu vardır.

Bu sebepten dolayı siyaset yapan kişi “öz inancımızın ve medeniyetimizin sınırlarını” iyi bilmelidir.

Bilmeli ki sınırlarımızı;

  • Dünyaya hâkim olmaya çalışan güçlerin ve topraklarımız üzerinde gözü olan tüm devletlerin siyasi taarruzları karşısında,
  • Maneviyatçı bir millete maddeyi sevdirmeye çalışan kapitalist toplumların ekonomik taarruzları karşısında,
  • Hissiyattan yoksun, üretime ve sorgusuzca tüketime düşkün kültürlerin medya istilası karşısında,
  • Avrupa Birliğinin yıllardır kapısında bekleterek “şunu da yapın alalım sizi, bunu da yapın alalım sizi” diyerek dayattığı İslam toplumunun mukaddes yapısını değiştirmeye yönelik AB ve standartları karşısında,
  • Yıllar öncesinden içimize nüfus etmiş hainlerin ve bugün parayla satın alınmış gafillerin hile ve desiseleri karşısında,
  • Siyaseti şahsi ikballeri için yapan şahsiyetsizlerin gevşeklikleri yüzünden yaşanan zafiyetler karşısında,

Vatan topraklarını ve toprakların altında ve üstünde bulunan maddi ve manevi değerlerini korumak mecburiyetindedir.

Vatan evladının, fert fert, hane hane imanını, aklını, ahlakını, iradesini, rızkını, istikbalini korumak mecburiyetindedir.

Çünkü siyasetçiler bahsettiğimiz sınırları koruyamadıkları zaman bu sınırlardan gelen istilalara ve kuşatmalara maruz kalan millet inim inim inlemektedir.

Siyasetçilerin zaafları yüzünden karşılaşılan zorluklara karşı necip milletimiz kendi sınırlarını muhafaza etmeye çalışıyor, fakat edemiyor. Mümkün değil! Yapamıyor. Niçin? Çünkü sistem bozuk. Çünkü düzen bozuk. Çünkü siyasetçilerin koruması gereken yukarıda bahsettiğimiz sınırlar yıllarca yolgeçen hanına dönmüş. Siyasetçiler yeni bir düzen kurmak bir yana, bu bozuk sistemin parçası ve hamisi olmuşlar. Halen de vazgeçemiyorlar.

  • AB kapısında ecdadın kemiklerini sızlatan,
  • Başörtüsünden sebep kendi milletinin eğitim hakkını elinden alan,
  • Zamanında Amerika korkusuyla Kıbrıs’ta zulüm gören vatandaşlarına yardım etmekten çekinen,
  • Çocuklarının ders müfredatlarını yabancı komisyonlara bırakan,
  • İman ettiği esasları reel politik uğruna ihmal ederek faizsiz ekonomiden vazgeçemeyen,
  • Para uğruna komşusu olan İslam ülkesinin yalandan yere vurulmasına ses çıkarmak bir yana vurulması için hava sahasını açan,
  • Dün dediğini yalanlayan, bugün dediğini yarın yapmayan,

Siyasetçiler gördü ve görüyor bu ülke. Bu toplum sanki kendi celladını besliyor yıllarca.

Milletimiz yıllardır ajanların cirit attığı, ahlaki ve manevi sınırlarının tarumar edildiği, Avrupa ve batı hayranı yöneticilerin gafletle yönettiği bir ülkede yaşamış olmanın neticesini bugün acı bir şekilde görmektedir.

Bahsettiğimiz sınırlar İslam ülkelerinin siyasetçileri tarafından layıkıyla korunmadığı için, ülke sınırları bugün askerlerimiz tarafından canları pahasına korunmak mecburiyetinde kalmıştır.

Bu yüzden toplumun en inançlıları, en ahlaklıları, en akıllıları, en erdemlileri siyaset yapmalıdır.

Toplum, kendi içinden ilke ve ideal sahibi insanları ön plana çıkarmalı ve varıyla yoğuyla onları desteklemelidir. Hata yaptığında ise gereken tepkiyi ortaya koymalıdır.

Nasıl savaş zamanı en inançlı, en güvenilir, en vatansever, en cesur, an akıllı ve en güçlü askerler ön plana çıksın isteniyorsa.

Sulh zamanı da aynı özelliklere sahip, siyaseti ihlasla ve hikmetle yaptığına emin olunan kişilerin ön plana çıkması sağlanmalı ve desteklenmelidir. Aksi halde itibar edilmemelidir.

Siyasetçi yetiştirme, öne çıkarma ve destekleme borçtur, siyasetçi hata yaptığında engel olma borçtur.

En iyi şekilde ödenmelidir. Çünkü bu borç vatan borcudur.

(Ülke sınırlarını muhafaza etmek, sınırlardan gelecek tehlikeyi bertaraf etmek için sınır ötesi harekâtın içinde olan Mehmetçiğimizi Rabbim muvaffak kılsın, ailelerine sağ salim kavuşmayı nasip etsin.)

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.








 https://www.yenikocaeli.com/
hikmet