TÜRK SEDDİ

07 Eylül 2021 Salı - 16:32

1970 li yıllar doğu-batı (Amerika ve NATO ile S.S.C.B ve Varsova Paktı) arasındaki mücadelenin kıyasıya yaşandığı yıllar. O günün şartlarına göre olayları değerlendiren Prof. Dr. Muharrem Ergin Hocamızın 1973 yılında yayınlanan “Türkiye ‘nin Bugünkü Meseleleri” kitabından bazı bölümleri aktararak günümüz olayları ile bağlantı kurmaya çalışacağım.

Hocamızın Kitabından alıntı:

“Türk Seddi

Yer yüzünde ve dünya tarihinde bir kuzey-güney meselesi vardır.Kuzey soğuk, güney sıcaktır.Kuzey loş, sisli ve karanlık, güney açık, aydınlık ve güneşlidir. Kuzey verimsiz, güney bereketlidir. Kuzeyde teknolojik gelişme süratli olmuş, güney geri kalmıştır.Kuzey insanında bir atılganlık, dinçlik;güney insanında bir gevşeklik görülür. Bütün bu şartlar dolayısıyla güney adeta kuzeyin av sahası haline gelmiştir. Kuzey milletleri veya onların ihtirasları asırlardan beri güney istikametinde sefer halindedir.

Bu seferlerde Batı Avrupalı kavimlerin önüne mühim bir engel çıkmamış, kara yolu işlemeyince deniz hakimiyetiyle hedefe ulaşılmıştır.Fakat batıda deniz yolu zaten kapalı olan Slavların önüne bu seferlerde mühim bir engel çıkmıştır. Bu engel Türk seddidir.

Türkler Çin’den Balkanlar’a kadar uzanan orta kuşakta asırlardan beri Asya’nın bel kemiğini teşkil ederler.Türkler ne kuzey kavmi, ne güney kavmidirler. Bir orta kuşak ,mutedil iklim kavmi olarak kuzey ve güney arasında adeta bir istikrar unsuru durumundadırlar.

İşte bu istikrar unsuru başlangıçtan beri dünyanın kuzey-güney dengesinin geniş bir kesimde alt üst olmamasında ve böylece umumi dünya muvazenesinin büsbütün bozulmamasında çok büyük bir rol oynamıştır.Bugün kimsenin takdir edemediği bu hizmet güney istikametindeki Rus, Slav ihtiraslarını asırlarca durdurarak dünyanın huzurunu uzun  zaman korumuş, başka bir deyişle dünyanın bugünkü huzursuzluğunu asırlarca geciktirmiştir.

Gerçekten Slavlara ve bilhassa Ruslar’a güney yolunu kapatan, onların güney Asya’ya, Orta Doğu’ya  ve Afrika’ya nüfuz etmelerinin önüne geçen başlıca amil Çin’den Balkanlar’a kadar uzanan Türk seddidir.Eğer bu sed olmasaydı Rus emperyalizmi çoktan güneyin sıcak denizlerine çıkmış, güneyde geniş müstemlekeler kurmuş olurdu.

Bugün bu seddin büyük bir kısmı siyasi istiklal bakımından düşmüş ve Ruslar güneyle burun buruna gelmiştir. Fakat Türkler’in sayesinde bu çok geç olmuş ve güney bu tehlikeyle bir talih eseri olarak ancak bugünün koruyucu yeni nizamı çağında karşı karşıya gelmiştir. Öte yandan, siyasi istiklal bakımından düşmekle beraber, bu Türk seddinin düşen kısımları da henüz ehemmiyetini muhafaza etmekte, etnik ve coğrafi  varlığı ile Türk gerçeği bugün  de devam ederek bir istikrar unsuru olan Türk seddini yine ayakta tutmaktadır.

Bu Türk seddinin batı ucunu teşkil eden Türkiye ise tehlikeyi kendi kuzey hudutlarında tutmaya devam etmekte, fakat bu yüzden çok zorlanmaktadır.Ruslar deniz ve hava yolu  ile ve ideolojik köprübaşları kurarak bugün bir dereceye kadar Akdeniz’e ve güneye inmişlerdir.Fakat Türkiye perdesi ayakta durdukça hedef asla gerçekleştirilemeyecek ve bunlar bir gün  yarım kalan teşebbüsler olarak kalacaktır. Onun içindir ki Türk seddinin Türkiye ucunu da çökertmek kuzey ihtirasının başlıca hedefi halindedir.Bu yoldaki gayretlerin bugün çok keşifleştirilmiş olması da hala direnen bu parçanın, bu tek engelin de bir an önce işini bitirmek düşüncesine dayanmaktadır. Kaldı ki Türkiye ele geçirildiği takdirde, Rusya’nın yumuşak karnının en iyi müdafaa kalesini teşkil edecek bir mevki ve vasıftadır.

Dün olduğu gibi bugün de, yarın da Çin’den Balkanlar’a kadar uzanan Türk Seddi Asya’daki ve dünyadaki istikrarın temel bir unsuru olacaktır.Yalnız Türkiye ucunun değil, bütün Tük seddinin ehemmiyeti başta Amerika olmak üzere hür dünya tarafından kavranıldığı zaman, Komünist Rus tehdidi karşısında büyük bir müdafaa silahı keşfedilmiş olacaktır.Dünya anlamalıdır ki kuzey tehdidi ancak  bu Türk seddinde durdurulabilir. Asya’nın bu belkemiği kırıldığı takdirde bütün güney yolları açılmış demektir.Henüz dünya nizamındaki önemi layıkıyla kavranmamış olan Türkiye’nin ve Türklüğün cihandaki yeri artık takdir edilmeli, bunda gecikilmemeli, batılılar Türkiye’ye eski yanlış gözlükleri ile değil, bu gözle bakmaya çalışmalıdırlar.Bu jeopolitik durum ne ölen ne kalan, ne batan ne çıkan Türkiye değil, çok kudretli bir Türkiye ister.

Prof. Dr. Muharrem Ergin”

Bu yazı 1970 lerin komünist tehdidi dikkate alınarak yazılmış bir bölüm. Sonrasını devam ettirirsek 1990 lar geldiğinde doğun bloğu çöktü (S.S.C.B dağıldı). Ruslar bir miktar geri çekildi. Belli bir zaman sonra kendini toparlayan Ruslar geri döndü. Bu arada A.B.D.  batı rakipsiz kalınca dünyada hoyratça hareket ettiler ve bunun  sonucu emperyalizmin acı yüzü. Kavga alanları yeniden alevlendi. Baltık bölgesi, Orta Avrupa, Kırım, Kafkaslar,Afganistan,Orta Asya, Kore, Pasifik bölgesi, Ortadoğu ve Akdeniz.. Muharrem Ergin Hocamızın genel hatları ile işaret ettiği orta kuşak bölgesi.Bölge tarihi olarak milletimizin etkinlik alanı.En son Doğu Akdeniz, Kafkaslar ve nihayet Afganistan.Taliban’ın işgal ettiği merkezler söylendikçe isimler Gazne, Herat vs. Bunlar Selçukluların ve Gaznelilerin kurulduğu coğrafya. Bu coğrafya önce İngilizlerin işgal edip çekildiği, 1979 da Rusların işgal edip çekildiği, şimdi de 20 yıl sonra A.B.D. nin işgal edip çekildiği coğrafya. Herşey bitti mi? Hayır. Bölgeyle ciddi olarak ilgilenen Ruslar, Çin, İran ve vazgeçmeyen batı fırsat kollayacak.Tarihi misyonu gereği orta kuşak denge unsuru olan Türk Millet; nasıl doğu Akdeniz’de, Kuzey Afrika’da  ve Kafkaslarda, Suriye ve Irak’ta müdahaleleri ile dengeyi sağlama yolunda önemli adımlar attı ise, Afganistan’da da rolünü oynayacaktır.Afganistan’da ne işimiz var diyemeyiz. Bölgede akıllı politikalarla uzun vadeli çıkarlarımızı koruyan rolümüzü oynayamaz ise, en hafifinden ciddi bir göç sınırlarımızı zorlayabilir.Uzun vadede yeniden şekillenen uluslararası  dengelerde masa dışında kalamayız, kalmamalıyız.. Muharrem Ergin Hocamızın dediği gibi; Bu jeopolitik durum ne ölen, ne kalan, ne batan, ne çıkan Türkiye değil, çok kudretli bir Türkiye ister.. Tekrar görüşmek üzere..

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARIN TÜM YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET

  • Darıca Belediye başkanı Muzaffer Bıyık
  • Gebze Belediye başkanı Zinnur Büyükgöz
  • Çayırova Belediye başkanı Bünyamin Çiftçi
  • Dilovası Belediye başkanı Hamza Şayir
  • Körfez Belediye başkanı Şener Söğüt
  • Derince Belediye başkanı Zeki Aygün
  • İzmit Belediye başkanı Fatma Kaplan Hürriyet
  • Kandıra Belediye başkanı Adnan Turan
  • Başiskele Belediye başkanı Yasin Özlü
  • Kartepe Belediye başkanı Mustafa Kocaman
  • Gölcük Belediye başkanı Ali Yıldırım Sezer
  • Karamürsel Belediye başkanı İsmail Yıldırım