İSABETSİZ OKLAR
Yeni Kocaeli

Ayşenur Türegün

aysenurturegun@yenikocaeli.com

13 Mayıs 2019 Pazartesi - 09:26

Yazarın Tüm Yazıları

İSABETSİZ OKLAR

 “ Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda…” diye devam eder T.C. Anayasası.

 

Son cümle der ki... “O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda…”, yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin mottoları. Bildiğimiz üzere her bir ilke bir oku temsil eder. Bakalım bugünün CHP’si bu ilkelere ne kadar sadakat göstermiş ve uygulamış.

 

İlk ilke olan Cumhuriyetçilik ile başlayalım.

Cumhuriyetçilik, saltanatın kaldırılması ile yeni siyasi bir sistemin aranmaya başlamasıyla Lozan Antlaşmasından sonra uygulanmaya geçmiştir. Cumhuriyet bir hürriyet rejimidir ve genellikle demokrasi ile eş değer olarak kullanılır. Peki demokrasi nedir? Halkın, temsilcileri belirli aralıklarla özgürce seçtikleri bir yönetim biçimidir. Şimdi CHP demokrasi anlayışına bakalım. Bu son geçtiğimiz 31 Mart Yerel Seçimine. Seçim iptal edildi diye önce Yüksek Seçim Kurulu için güvendiğim tek kurum deyip, kendi istemediği sonuç çıkınca konuşmasını tam tersine döndüren, ‘sahur vakti de konuşmayı sevmem’ diye başlayan konuşması devamında oyları çaldılar denilmesi zoruna giden ama kendi mitinginde bu milletin seçtiği Başkan’ın yuhalatılmasına izin veren CHP zihniyetine bir bakalım. Oyların çalındığı kanıtlarla belgelendi bilindiği üzere. Ve eski Beylikdüzü Belediye Başkanı Sayın İmamoğlu da bunu kendi ağzı ile söylemişti, ‘bir hata olmuş olabilir’ diye. Buyurun biraz derin inceleyelim. Kanunla sandık görevlisi ve memur üye olması yasaklanan 19.742 tane memur görev aldı bu seçimde. 5.388 mühürsüz, 694 tane imzasız, 214 tane boş, 498 tane eksik, 919 tane rakam belirtilmemiş ve 1.135 tane sayı eksikliği olan sayım döküm cetveli tespit edildi. Bomboş binalara seçmen gösterilenleri, inekleri falan seçmen yapmalarını saymıyoruz bile. Hangi aklın ürünü acaba? Şeytan bile yarı yolda fark eder pabuçlarının ters olduğunu.

 

 Siz değil misiniz en çok hak hukuk demokrasi diyen. Peki, Sayın Yıldırım’ı seçen dört milyon küsur insanın hakkı hukuku ne olacak eğer seçim iptal edilmez ise? Zaten eğer mukadderatta var ise kim değiştirebilir ki sonucu öyle değil mi? Nedir bu telaş bu tedirginlik? İlk ilkeyi şöyle uyarlamışlar yani. İşimize geliyorsa demokrasi diyelim, eğer gelmiyorsa hukuka aykırı. İyiymiş.

 

İkinci ilke Milliyetçilik ilkesi. Askerlerimizi haince şehit edip, anneleri gözü yaşlı, evlatları yetim bırakan PKK’nın önde gelenlerinden Hozat; HDP, İmamoğlu’nu destekleyecektir diyor. İmamoğlu çıkıp, HDP genel başkanı Demirtaş’ın çizgisini beğenirdim diyor. Demirtaş’ta diyor ki; “buraya Apo’nun heykelini dikeceğim heykelini.” Yani anlatmaya gerek yok görüyorsunuz demek yeterli herhalde. Peki merak ediyorum. Bütün sosyal medya hesaplarından şehitlerimiz ile ilgili paylaşım yapanlarla, askerlerimizi şehit edenlerle el ele yürüyüp çizgisini beğenenleri destekleyenler aynı kişiler mi? Nasıl bir omurgasızlık ya hu. Şaşırtıcı.

 

Kurtuluş Savaşı’nda vatanının en ufak parçasından bile vazgeçmeyen, göğsünde imanı, elinde tüfeği; günlerce üzüm hoşafı ile beslenip, ayaklarında doğru dürüst ayakkabı bile olmadan kurtuluşa koşan atalarımızın kemiklerini sızlatıyorsunuz; vatanı bölüp ülkenin doğusuna Kürdistan’ı kurmak isteyenlerle el ele yürüyen sözde Halk partisi temsilcileri. Nerde sizin temsil ettiğiniz altı oktan biri olan Milliyetçiliğiniz? Ağır mı geldi. Öyle her şey güzel olacak demekle olmaz bu işler.

 

Üçüncü ilke Halkçılık. Halkçılık ilkesi Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik ilkesinin ortak sonucudur. İkisi ile bağdaşmayan doğal olarak halkçılık ile de bağdaşmayacaktır.

 

Kelime anlamı olarak ise Halkçılık; bireyler arasında hiçbir fark görmemek, topluluk içinde ayrıcalık kabul etmemektir. Bu yüzden şalvarlı insanlar senelerce Ankara Ulus’a sokulmamışlardır, medeni olmadıkları için, ileri gelenlere göre. Bu insanlardan biri de Aşık Veysel’dir. Ve bu yüzdendir ki herkes eşit olduğu için başı kapalı kızlar üniversitelere ve kamu kuruluşlarına alınmamışlardır, neredeyse geçtiğimiz altı yedi-yıla kadar. CHP genel olarak yüksek zümre partisi olmuştur zannımca. Bunu kafamızı ekranlara çevirdiğimizde görebilmemiz mümkün aslında. Nerde konserinden üç yüz beş yüz kazanan, her gösterisinde milyonlarca paralar kazanan, nerde dizi başı seksen doksan bin alan varsa patlatmış hemen ‘her şey çok güzel olacak’ diye. Ya hu sana zaten her şey çok güzel değil mi? Lüks evler arabalar tatiller, Coachella’lar. Bir de kalkıp teşekküre gelmişsin birkaç ay evvel. Oyunculuk tabi. Meslek hastalığı ne de olsa.

 

 Bakmayın siz şuan CHP halk içinde. Hepsi Reis sayesinde. Ya hu adamlar her gün Cuma namazı kılar hale geldiler, ya günde altmış-yetmiş iftar açmaya ne demeli? Ezan okununca konuşmalarını bile bekletiyorlar. Hayret. Helal olsun Reis.

 

Dördüncü ilke Devletçilik. Ülkenin sosyal politikasında izlenecek yol ve yöntemlerin belirlenmesi, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın devlet eliyle gerçekleştirilmesidir. Genellikle ekonomi dendiği zaman aklımıza Devletçilik gelirdi tarih derslerinde. Ülkeyi geziyle, darbeyle vs. ile yenemediler, şimdi ekonomi üzerine duruyorlar çokça. E son silah artık ekonomi. Diz çöktüremezlerse bir daha durduramayacaklar. Biz seçimi yeniliyoruz, onlar doları yükseltiyor falan. Hadi onlar Türkiye ilerlemesin istiyorlar. Ya bizim patates soğanı saklayıp çürüten vatan hainlerine ne demek lazım? Neyse Topunuz gelin diyelim. Ne de olsa “Küfür tek millettir”.(BakaraSuresi)

 

Ekonomi denilince hep bir ayşekadın fasulye falan aklımıza geliyor. Ama ihracatın yüzde 5.9 artıp 13 milyar dolar, ithalatın yüzde 27.2 azalarak 15 milyar dolar olduğunu görmüyoruz. Bu ne demek biliyor musunuz? Türkiye ihracatı, ithalatının yüzde 84’ünü karşılayabilecek kuvvette demek. Borç harçtan, batan SSK’dan, millet açlıktan kırılırken binlerce şapka ithal eden günden bu güne geldik. Nereden nereye diyor insan istemsizce. Öyle atıp tutması kolay yani her şeyi ithal ediyoruz demek. Dördüncü ok olan Devletçiliğe kim daha fazla uymuş tartışmaya kapalı gibi sanki.

 

Beşinci ilkeye gelelim. Laiklik. Genel anlamıyla din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması. Laiklik, dini sadece zihinlere ve kalplere indirgeyen, dini sadece kişisel ibadetlerden ibaret gören anlayış laiklikle uyumludur ancak Kur’an-ı Kerim ile uyumlu değildir. Çünkü Kur’an-ı Kerim, insanlara sadece kişisel yaşamlarıyla ilgili değil toplumsal ve kamusal yaşamları ile de ilkeler ve emirler sunmaktadır. Eğer laiklik doğru olsaydı Peygamberimiz de din ve devlet işlerini birbirinden ayırırdı muhakkak.

 

Ancak bazı kısımları uyumlu gözükür. İnsanın dini seçiminde özgür olması. Bu laiklikte de mevcuttur. Ama CHP zihniyeti laikliğinde; bir vekili sırf inancının gereği tesettüründen dolayı alkış tutarak meclisten kovmak, bindiği minibüste vatandaşın başörtüsünü çekip çıkartmak, gidilen ortak kafe de başörtülü kızlara “burası Arabistan mı?” şeklinde söylemlerde bulunmaktır, oğlunun yemin törenine bir iğneden dolayı almayıp saatlerce kapılarda ağlatmaktır CHP laikliği. 21. Yüzyılda ancak kaldırılabildi bu kural. Bir ömür vefa borcu sebebidir bu. Unutmayalım istedim.

 

Din ve vicdan özgürlüğüydü galiba laiklik? Eğer bu anlamını kullanacaksak eğer; gerici, yobaz, koyun diye nitelendirdiğiniz Ak Partililer mi daha laik, yoksa CHP zihniyeti mi?

 

Son olarak altıncı ilke; İnkılâpçılık. Her zaman yeniliği esas alan, yeniliklerle toplumun ihtiyacını karşılamayı hedefleyen ilke. Şimdi dönelim tekrardan CHP’ye. Dünyanın en büyük havalimanlarından biri olacak olan İstanbul Havalimanının yapımını iptal etmeye çalıştılar.

 

Marmaray’ı istemediler, köprüleri istemediler; yandaşları da ne gerek varmış canım altmış bin kişilik camiye dedi ya neyse. Tam muasır medeniyetler seviyesindeyiz diyoruz, paçamızdan aşağı çekmeye çalışıyor birileri.

 

Üretilen İHA’lar, SİHA’lardan, Jet Hücumbotlardan, Milli Atak Helikopterimizden, Altay Milli Tankımızdan, Milgem Milli Gemimizden, Anka insansız hava aracımızdan, Atmacamızdan, BMC Kirpimizden, Göktürk Milli Keşif uydumuzdan, onların zamanında komedi filmi yapıp dalga geçtiği, bizim baş tacı ettiğimiz Vecihi Hürkuş’a ithafen; Hürkuş Eğitim Uçaklarımızdan, F-16’larımızdan ve sayamadığım nice yüksek teknoloji ürünlerimizden bahsetmiyorum bile. Kim daha inkılapçı tartışmayalım yani.

 

Ve şöyle bir baktığımızda uzun bir yazı oldu ve gördük ki altı okun hepsi isabetsiz. Anayasada ne varsa uymuş mevcut iktidar. Gözler önüne sermek zor değil, yeter ki görmek isteyenler olsun. Açıp bakıp okumak lazım Türkiye ne yapmış ne üretmiş diye. Öyle tweetlere bakıp birilerinin aklıyla hareket etmek kolay veya oturduğun yerden Ak Parti ne yapmış ki diye sormak.

 

Sözün bittiği kısma geldik. Ramazanınızın mübarek olmasını diler. Son olarak da yakın zamanda Hakk’ın Rahmetine kavuşan Kadir hocamızın sözleriyle bitirmek isterim. “ Bu millet tüm küfre karşı milli mücadele yapmaktadır. Ama merak etmeyin. Yılanın başı koptu. Şu an titreyen kuyruğudur.”

 

Allah’a emanet olunuz.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

KOCAELİ NAMAZ VAKİTLERİ

İMSAK
GÜNEŞ
ÖĞLE
İKİNDİ
AKŞAM
YATSI
04:59
06:40
13:04
16:29
19:05
20:34

TARİHTE BUGÜN

23 Eylül 1983
Türk rap sanatçısı, Sagopa Kajmer(Yunus Özyavuz)'un eşi Kolera (Esen Güler Özyavuz) doğdu.