MAZBATA SAVAŞLARI
Yeni Kocaeli

Ayşenur Türegün

aysenurturegun@yenikocaeli.com

16 Nisan 2019 Salı - 12:58

Yazarın Tüm Yazıları

MAZBATA SAVAŞLARI

Bugün günlerden 15 Nisan, bitirdiğimiz son on dört gün gibi bugün de gündemimizde Ekrem İmamoğlu’nun, geçtiğimiz günlerde ilk defa görüntüsü yakalanan Kara Delik fotoğraflarının içine bile konacak kadar olay olan mazbatası olacaktır elbet. Ama günümüze gelmeden önce şöyle bir bakalım tarihe neler olmuş neler...
Mona Lisa, Vaftizci Yahya gibi dünyaca ünlü kült eserlerin sahibi Leonardo da Vinci’nin doğum günü bugün, aynı zamanda Mihrimah Sultan’a olan aşkıyla da tanıdığımız, inşa ettiği  iki külliyesinde, birinden Güneş batarken birinden Ay’ın doğuşunu izleyebildiğimiz, muhteşem eserlerin sahibi Mimar Sinan’ın da 530. yaş günü. Doğumlar kadar ölümler de var tabii ki. Mesela; ABD’nin  köleliği kaldıran başkanı Abraham Lincoln, izlemeye gittiği tiyatroda arkasından vurularak öldürüldü bugün, ve ‘Bulantı’ kitabı ile olay yaratan Jean Paul Sartre de.

Ve bugün; büyük bir söz söylenmişti bir kaptan tarafından “Bu gemiyi Tanrı bile batıramaz” diye. Sözün ardından saatler geçmişti ki Titanik,  bir buzdağına çarparak karanlık sularda yerini aldı.
Şeyh Sait’inde yakalandığı, Türk Tarih Kurumu’nun kurulduğu, Türkiye’nin Macaristan’ı güreşte 8-0 yendiği, sırf başı örtülü diye Ankara barosundan kaydı silinen bir kadının günüdür ayrıca 15 Nisan.

Son olarak ise, Ziya Gökalp’in Asker Duası şiiri ile hapse atılıp, muhtar bile olamaz başlıkları ile gazetelere manşet yapılan; İstanbul Belediye Başkanlığına seçildikten sonra, ilk toplantısına Fatiha Suresi’ni okuyarak başlayan Recep Tayyip Erdoğan’ın günü bugün.

Nereden nereye geldik tabi. Yıl 1994’tü. Reis İstanbul’u kokudan, susuzluktan, kuyruklardan, güvensizlikten kurtarmıştı. Ve yıl 2019, İstanbul’da çok şey değişti. Üç köprüsü olan, dünyanın en büyük havalimanlarından birine ev sahipliği ve daha nice güzellikleri içinde bulunduran, fethinin sahibi, Asrın Peygamber’i tarafından müjdelenen,  tarihteki en uzun soluklu imparatorlukların tarihçesini saklayan İstanbul; çeşitli usulsüzlükler, alicengiz oyunları, kaydırmalar ile çekeleye çekeleye, Kunut Dualarını ayet zanneden genel başkanından, her gün Cuma Namazı kılan eski Milletvekilinden örnek alarak kendini camii de bulan Cenab-ı Hak Partisi, İstanbul Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’na teslim edilmek üzere. Ya da edilmemek üzere.

Ya Ankara peki; bütün yolsuzlukları, bütün kirli defterleri tek tek gün yüzünde olan birileri geldi başa? Enteresandı bir de Ankara, neredeyse bütün ilçeler Ak Parti ama Büyükşehir CHP. Başkan farklı, meclis farklı ve bu fark gecikmeden kendini gösterdi. İlk meclis toplantısı kararı, reddedildi.

Ve Kocaeli’nin göz bebeği İzmit, PKK cenazesinden çıkıp gelen İlgezdi ile el ele kol kola açılışlar yapan, zamanında teröristleri cezaevinde görmeye giden, 2016 yılında gazetelerin terörist sevici tabiri ile,  Bakan Bozdağ’ın açıkladığı  yirmi dört vekilden olan, meclis üyeleri içine ittifak değiliz adı altında HDP’li meclis üyesi barındıranlara teslim ettik İzmit’imizi.

Tabi bunların yanı sıra yüzümüzü güldüren yerler oldu ülkemizin Doğu’sunda. Şırnak, Ağrı, Bitlis, Diyarbakır’da Çermi, Siirt’te Eruh ve Pervari, Van’da  Çatak ve Gürpınar, Hakkari’de Şendilli ve Çukurca gibi daha sayamadığım bir çok  doğu bölge halkı HDPKK’nın kalesini yıkıp, atanan kayyumlar sayesinde nefes alarak, ampulleri yaktılar. Bazılarının hayalleri vardı oysaki, hatta bir mikrofonun açık unutulması ile herkesin şahit olduğu hayaller. Ama bu millet sizin hayallerinizi en derin çukurlara gömmesini iyi bilir. Bildi de.

 

Aslında gerçeği görebilmek zor değil biraz saksıyı çalıştırınca, bir şekilde belediyeleri alacaklar, e tabi yalancının mumu yatsıya kadar yanacak ve belediyeler gerçek sahiplerine dönecekti; sonra ne olacaktı. Bizden belediyeyi geri aldılar deyip akılları sıra halkı sokağa davet edeceklerdi. Yoksa kırmızı yeleklere ‘İstanbul Gönüllüleri’ yazısı altında baskılar yapmaları, kimilerinin Twitter hesaplarında sekiz aylık emeği heba ettiniz yazıları, 14 seçim kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendinden emin bir şekilde İstanbul, Ankara, Adanayı  alacağız demesi, ya da Eş Başkan Temelli’nin, Yavaş ve İmamoğlu’na yaptığı uyarılar falan. Hiçbiri tesadüf değil. Ama yer mi Anadolu Çocuğu bunları?

Görmek isteyene o kadar çok şey var ki, ama biz bakıyoruz sadece görmüyoruz. Adam çıkıyor mesela Yeni Zelanda Katliamına İslam kaynaklı terör örgütü deyip, Müslümanlarda dönüp kendini bir sorgulasın diyebiliyor, İstanbul’un göbeğinde bir grup marjinal tarafından ezan sesi bastırılmaya çalışılıyor. Bunları bugün yapan gücü eline alınca neler yapmaz? Geçmişi çabuk unutuyoruz biz. Ama onlar unutmuyor. Çıkıp;  145 yıldır demokrasi mücadelesi veriyoruz diyor, Sultan Abdülaziz’in bilekleri kesilerek, intihar süsü verilip tahttan indirildiği seneyi kastedercesine.

Gerçi biz ne yapıyoruz. Görmüyoruz tüm bunları, mevsimi gelmemiş patlıcanı yiyemedik diye, yeğenimizin kayınçosu masa başında iş bulamadı diye, erkenden emekli olayım ama çalışmaya devam edeyim iki kat maaş alayım diye, beni belediye başkanı seçmediler diye,  gittik bu adamların ellerine teslim ettik belediyeleri. Aa ama tabi bir tokat çarpmak lazım değil mi?

Bizim; Peygamberimizden bu yana, Hz. Ebu Bekir’den, Hz Ali’den,  Selçuklu’dan,  Osman Gazi’den Kanuni Sultan Süleyman, Sultan Selim’den, Abdülhamit’ten, Vahdettin’den, Menderes’ten, Özal’dan, Erbakan’dan, Erdoğan’dan süre gelen bir davamız vardır. Oda İslam’dır. Bizim ezanlarımızı yıllarca Türkçe okutanlarla, Kur’an-ı Kerim’i toplatıp yasaklayanlarla, sırf tesettürlü diye yuhalayarak, alkış tutarak meclisten kovanlarla, Menderes’i idam ettirip, Özal’ı zehirleyenlerle, başörtüsü furuattır diyen zat ve takipçileriyle, dağlarda gezip ülkeyi bölmek isteyenlerle, 60 bin kişilik camiye ne gerek var diyenlerle işimiz olmaz, ve biz hiçbir şeyi Erbakan hocamızın darbe günü alnından süzülen o boncuk boncuk  tere, Tayyip Erdoğan’ımızın 4 ay 20 gün boyunca baktığı hapishane duvarlarına değişmeyiz. Unutmayalım, küçük şeylere bakıp, büyük resmi gözlerimizden kaçırmayalım. Bunların derdi hep aynı, sene ister Bedir Savaşı tarihi olan 624 olsun ister 145 yıl öncesi olan 1874 olsun,  ister 15 Temmuz 2016  ya da ister Milenyum Atom Çağı...

Son olarak mazbatalarımız savaşsın isterdim ama görüyorum ki silahsızsınız diyerek gündemi kapatıyorum. Hayırlı günler diler, bir bilgi kırıntısını bırakabildiysem mutluluk duyarım. Allah’a emanet olunuz.

 









YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

KOCAELİ NAMAZ VAKİTLERİ

İMSAK
GÜNEŞ
ÖĞLE
İKİNDİ
AKŞAM
YATSI
04:20
06:10
13:14
17:00
19:56
21:32

TARİHTE BUGÜN

23 Ağustos 634
İlk İslâm halifesi Ebu bekir vefat etti.