• 6.5375 TL
  • 7.2389 TL
  • 8.1000 TL
KOCAELİ 12°

TEK DİŞİ KALMIŞ YARASA

20 Mart 2020 Cuma - 13:42

2019 yılının son günlerinden itibaren ülkece her sabah yeni bir gündeme uyanmaya alışmış duruma gelmiştik. Giderek artan, sudan sebeplerle insanların öldürülmesi; yani ‘kolay ölür diye onu seçtim’ diyebilecek kadar insan hayatının basite indirgenmiş olması, art arda gelen doğal afetler; Elazığ’da şiddetli bir deprem, Van’da çığ felaketi. Ve yüreklerimizi en çok yangın yerine çeviren İdlib’de verdiğimiz 33 şehit. Rusya’nın saldırıları asla kabul etmemesi, mülteci sorunu sadece bizim sorunumuzmuş gibi davranan AB ülkeleri ve bizim kapıları sonuna kadar açtığımız, adı Umuda Yolculuk olan ama sonu Yunanlıların insanlık dışı tutumlarıyla karşılaşan Suriyeli vatandaşlar.

Tüm bunlar yaşanırken kimsenin hiç beklemediği bir olay oldu. Herkes ha savaş çıktı çıkacak derken. Çin’in Wuhan kentinden bir haber geldi. Tüm Dünyayı etkisi altına alan, Trump’n deyimi ile Çin Virüsü, hızlı bir şekilde yayılarak ilk önce Avrupa’ya daha sonra da her yere yayılıyordu. İtalya, İran gibi bölgeler tedbirlerde yetersiz kalırken, İngiltere tedbir almayı hiç gerek görmemiş. Biz ise bence en doğru stratejiyi götüren ülkeydik.

Çin’de 19 bin tane açık hayvan pazarı bulunmaktaydı, belki de zaten bu virüs kaçınılmaz olandı. Tabii milyonlarca kaos teorisi üretildi o ayrı bir konu. Dr. Oytun Hoca’nın deyimi ile ‘insan stres yaparsa uçuk çıkarırdı, bu da yarasanın uçuk çıkarmasıydı.’ Günümüzde çoğu virüsün başlama noktasının yarasalar olduğunu biliyoruz. Yarasalar birçok virüsü aynı anda vücutlarında yaşatabilen ama kendilerine bir şey olmayan canlılardı. Göz göre göre hayvanları yediler. Gerçi yarasa diğer yedikleri yanında yine masum kalır herhalde.

Evet bir hata yapıldı, bir çok hatalar yapıldı. Bu virüs Çin değil başka yerden de yayılabilirdi ya da virüs olmaz başka bir şey olabilirdi, ucu açık bir liste bu. Ama zaten insanlar mükemmel olsalardı insan olmanın bir anlamı olmazdı. O yüzden bizlerin en büyük özelliği olarak buradan da bir ders çıkarmak üzerimize düşen. Çünkü insan başına gelen bir olayda kaybetmez. Ya öğrenir ya da kazanır. Tüm dünya olarak aynı gemide olduğumuzu görürsek bu illetin altından da beraber kalkarız. Çünkü bu işin zengini fakiri, siyahisi beyaz tenlisi, yaşlısı genci yok, en önemlisi de şakası yok.

Ne olursa olsun keşke demeyip şükretmek ki bu virüs dünyanın yarısını yok eden veba virüsü gibi de olabilirdi. Çok daha hızlı ve acılı bir şekilde ölümlere sebep olan. Türkiye’nin yüksek oranda Müslüman bir ülke olduğunu düşünürsek, bizim inancımızda umutsuzluğa düşmek yoktur. Biz biliriz ki ölümün önünde ecel durur. Panik yapıp çok fazla abartmamak gerektiğini düşünüyorum çünkü panik hastalıktan daha kuvvetli, insanı oldukça yoran ve ilerisinde çıkmaza götüren bir durum.

Ve yine bizim kimliğimize, hastalık çıkar çıkmaz marketleri boşaltıp zula yapmak, ürünleri fahiş fiyatlara pazarlamak, klavye başında kaos yaratmaya çalışıp yalan yanlış bilgiler yaymak, devletin aldığı kararlara inatla karşı durmak yakışmaz.

Bize düşen tedbirli olmak ve oldurmak. Devletimize güvenmek. Unutmayalım ki tedbir bizden takdir ise Allah’tan. Bardağın dolu tarafından da bakacak olursak eğer; şuan tüm dünya dezenfekte olma yolunda ilerliyor. Maddi bir temizlik gibi görünse de umarım bu temizlik ile dünya tüm kirliliğinden uzaklaşır.

 Hayırlı cumalar dilerim. Sağlıcakla kalın…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARIN TÜM YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET