REKLAMI KAPAT
  • 6.8142 TL
  • 7.4310 TL
  • 8.3023 TL
KOCAELİ 23°

ORTA HASARLI BİNAMIZ VE GÜÇLENDİRME FIRSATI

06 Nisan 2020 Pazartesi - 16:27

17 Ağustos 1999 Asrın Felaketi olarak adlandırılan Gölcük Merkez Üstlü Deprem de binalar yerle bir olurken, yaklaşık 17 bin 480 kişi hayatını kaybetmiş, 23 bin 781 kişi yaralanmış ve 505 kişi de kalıcı sakatlık meydana gelmiştir.

Depremin ardından yaşanan süreçlerde, kamu da ve özel sektörde çalışan İnşaat Mühendislerince ve etkililerce hasar tespit çalışmaları yapıldı. Binalarımızın hasarsız, hafif hasarlı, orta hasarlı ya da ağır hasarlı gibi tespitler yapılarak sürece devam edildi. Ağır hasarlı binalara tamamen yıkılır iken, orta hasarlı ve hafif hasarlı binalarımız güçlendirilme çalışmaları yapıldı.

Tabi bu güçlendirme çalışmaları yapılır iken bazı yapılar da bu  güçlendirme faaliyetini resmiyete sokulması, yani belediyeden güçlendirme ruhsatı alınamaması gibi sıkıntılar da ortaya çıktı.

Bununla ilgili en belirgin örneği aslında ailecek bizde yaşadık; 17 Ağustos Depremi olduğunda, o dönemde ikamet ettiğimiz ailemize ait bina da yapılan hasar tespit çalışmalarında orta hasarlı olarak tutanağa geçti. Ardından 2000 yılı içerisinde  yapımızı güçlendirmek amacıyla aile büyüklerimiz harekete geçti. Binamız 4 katlı çift daire bir yapı, 1982 yılında dedem tarafından kaçak olarak herhangi bir mühendislik hizmeti alınmadan inşaa edilmiş. Binanın kaçak olarak inşa edilmesinin en belirgin nedenini araştırdığımda  parselin imara açık olmaması, hata ve hatta binamızın bulunduğu arsa o zaman, üzeri bina ile dolu olmasına rağmen  tarla statüsündeolması, bunun neticesinde ise daha önceden yapı ruhsatı, iskanı yada herhangi bir imar affından yararlanmamış bir yapının güçlendirme ruhsatı alması başvurusu da belediden red yemiş, ruhsat alamamış. Tabi buna benzer bir çok bina olmasına karşın bu binalar mevcut yönetmeliklere ve belediyenin imar durumuna uyması durumunda ( taban oturumu, kat adedi, çekme mesafeleri, binanın statik olarak dayanıklı olması gibi) Ruhsata Bağlama işlemi yapılabilir. Ancak bizim yapımız, bu koşulları da sağlayamadığı için belediyeden ruhsat alamadı.Ancak ,her ne kadar resmiyete halen dökülememiş olmasına rağmen  hayati endişelerde göz önünde bulundurularak o dönemde PM bürosu olarak adlandırılan bir İnşaat mühendisinden hizmet alınarak binamız güçlendirilmiş.

Gelelim bugüne, bu hasarlı yapıların takibini ülkemizde AFAD üzerinden yapılmakta, AFAD dönem dönem hareket geçerek özellikle kendi listelerinde halen güçlendirilmemiş görünen yada, yada güçlendirme ruhsatı almış ancak iskan almamış yapıların üzerine gitmektedir. Gelinen nokta da güçlendirme işlemi yapılmamış orta hasarlı binaların tamamının yıkılması gerekiyor, ancak yukarıda anlattığım gibi birde bizim gibi güçlendirme yapmış ancak resmiyete kavuşamayan birçok binanın halini de açıkçası ne olacak bilinmemekteydi.

Özellikle 2019 yılının yaz aylarından itibaren ve en son 24 Ocak 2020 tarihinde yaşanan Elazığ Depreminden sonra, AFAD bir kez daha harekete geçti. Bu süreçte yerel seçimleri atlatan bölgemizde de, tehlike arz eden birçok orta hasarlı bina belediyelerce yıkım işlemleri gerçekleştirildi.

Aslında 2020 yılı başları ülkemiz depremsellik açısından beşik gibiydi, her gün farklı coğrafyalardan deprem haberleri gelmekteydi.

Sonrasında ise; 7221 Sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 20.02.2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Peki, neydi bu kanun? 7221 Sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun yani torba yasa denebilir, bu kanunun özellikle 14. Maddesini incelersek ;

MADDE 14 – 3194 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 21 – Bu Kanunun geçici 16 ncı maddesi kapsamında yapı kayıt belgesi alınan yapılar ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 13 üncü maddesinin (b) fıkrasına göre, hasar görmüş olmakla birlikte ıslahının mümkün olduğu tespit edilmiş olan yapılarda, ilave inşaat alanı ihdas edilmemek şartıyla, 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre güçlendirme kararı alınarak güçlendirme yapılabilir. Bu yapılarda güçlendirme izni, bu Kanunda ve ilgili diğer mevzuatta öngörülen şartlara ve kısıtlamalara tabi olmaksızın, güçlendirme projesine istinaden ilgili idaresince verilir. Güçlendirilecek olan yapının üzerinde bulunduğu taşınmazın mülkiyetinin belediyeye veya Hazineye ait olması durumunda; taşınmaz satın alınmadıkça güçlendirme yapılamaz. Güçlendirilecek yapının üçüncü kişilere ait taşınmazlara tecavüzlü olması durumunda güçlendirme için taşınmazına tecavüzlü üçüncü şahısların muvafakati aranır.Bu madde kapsamında yapılacak güçlendirme iş ve işlemleri 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında yapı denetim kuruluşlarının denetimine tabidir. Yapı denetim kuruluşlarından bu madde kapsamındaki denetim görevini yerine getirmedikleri tespit edilenlere, tespit edilen fiil ve hâllerin durumuna göre, 4708 sayılı Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddesinde yer alan idari ve cezai müeyyideler uygulanır.

Kısaca özetlersek, yukarıda anlattığım, ailemize ait yapıdan da örnek verdiğim, orta hasarlı binalara ve imar barışı kapsamına girmiş yapı kayıt belgesi almış tüm yapılara güçlendirme fırsatı doğmuştur. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli aranan şart, yapıyı güçlendirirken ilave bir alan oluşturmamak, yani binayı güçlendirme bahanesi ile binayı büyütmeyin diyor kanun.

Peki ; bu kanun bize ne gibi kolaylık getirdi. Özellikle; mevcut imar koşullarına uymadığı için güçlendirilemeyen, yada imar barışına konu olan binaları da düşünürsek binaların güçlendirilmesine yönelik atılmış önemli bir adım.

Hali hazır da 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca devlet binalarımızı yıkıp yeniden inşa etmemizi desteklemektedir. Ancak kimse 5katlı bir binayı yıkıp yerine 3 katlı bir bina yapmak istemiyor. Bunun gibi bir çok örneği mevcut olup, bu kanun özellikle orta hasarlı ve imar barışına konu olmuş yapıların güçlendirilmesine fırsat vererek , ve bu yapılarında 2019 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğine göre güçlendirildiğini düşünürsek, olası bir büyük afet de (17 ağustos depremi gibi ) yapılarımız can güvenliğini koruyacak şekilde görev yapabileceği kanaatindeyim.

Bu kanunun ve yapılacak çalışmalar detaylandırılması gerekse de burada elimden geldiğince özetlemeye çalıştım, eğer daha detaylı bir bilgi almak ister iseniz yahut bu kanundan yararlanmak isteyeceğiniz bir yapınız var bu konuda bir inşaat mühendisi olarak size yardımcı olabilirim.

Sonuç olarak; Binalarımızın sağlamlığı, olası bir büyük afette bizlerin ve sevdiklerimizin can güvenliğini koruyacak şekilde tahliye edebilmesi için önemli. Bu kanunda ülkemizdeki konut stokunu da göz önünde bulundurursak fırsat niteliğinde, yararlanılması gereken bir kanun.

Esen Kalın , bir dahaki yazımda görüşmek dileğiyle..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARIN TÜM YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET