REKLAMI KAPAT
  • 6.8363 TL
  • 7.6021 TL
  • 8.4276 TL
KOCAELİ 22°

RAMAZÂN-I ŞERÎF

13 Mayıs 2020 Çarşamba - 16:14

Ramazan’ı Şerif-i değerli kılan; insanlık tarihindeki son ilahi mesajların bu ayda indirilmeye başlanmasıdır. Öyle ki ebedi aleme gidebilmek için aşmamız gereken “dünya sıratını”  ancak bu kutlu kitabı bilerek, anlayarak ve tatbik ederek gerçekleştirebiliriz.

 

Hal böyle iken davranışlarımıza Kur’an-ı Kerîm ile istikâmet vermeliyiz. Kur’an-ı Kerîm, amel edilsin diye indirildi; ne yazık ki insanlar onun sadece okunmasını amel edindiler.

 

Bu vesile ile bu kutlu kaynaktan birkaç yudum içerek başlayalım inşallah.

 

Rabbimiz Furkan Suresi’nde şöyle hitap etmiş bizlere;

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı (Kuranı) indiren Allah'ın şanı yücedir. (1)

Rahman’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selâm!" der geçerler.

Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.

Onlar, şöyle diyenlerdir: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir!" (63-65)

 

Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. (67)

 

Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.

Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.

İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.

Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! (73-76)

 

 

Rahmet, Mağfiret ve Tezkiye İklimi

Bir Hadis-i Şerif’te:

“Eğer kullar, Ramazan’ın faziletlerini bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederlerdi…” buyruluyor. (Heysemi, c. III, sf. 141)

 

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), kendisiyle gönderilen hidayet ve ilmi; yeryüzüne yağan bereketli bir yağmura benzetir. Bu yağmur bereketli topraklara yağarken meyveye, sebzeye, bitkiye can verir.

Allah Resulü tarifine şöyle devam eder:

Yağmurun yağdığı bir yer daha vardır ki, düz ve hiçbir bitki bitmeyen kaypak arazidir. Ne su tutar, ne de ot bitirir.

 

İşte ilki, Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim kendisine fayda veren, onu hem öğrenen hem de öğreten kimseye benzer. İkincisi de vahye başını kaldırıp kulak vermeyen, Allah’ın benimle gönderdiği hidayeti kabul etmeyen kimsenin benzeridir. (Buhari)

 

İnsan bu hadisi şerifin rehberliğinde ister istemez şöyle düşünüyor:

Bir rahmet ve mağfiret iklimi olan Ramazan ayında Cenabı Hakkın katından hidayet ve mağfiret yağarken ben ne şekilde istifade ediyorum? Ben hangi toprak grubuna giriyorum… Bereketli mi yoksa kaypak mı?

 

Mevlânâ Hazretleri buyurur:

“Ramazan geldi, artık maddî yiyeceklerden elini çek ki, gökten manevî rızıklar gelsin. Bu ay, gönül sofrasının kurulduğu aydır. Gönlün, bedenin hatalarından kurtulduğu aydır. Gönüllerin aşk ve iman ile dolduğu aydır.”

 

 

Mağfiret Mevsimi

Yine bir Hadis-i Şerif’te ; “Kim faziletine inanarak ve ecrini Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari)

Tabi kul hakları bunun dışındadır.

 

 

Takva İklimi

Oruç, sırf bir açlık veya perhizden ibaret değildir.

Cenabı-ı Hak:

“Ey iman edenler! Oruç, sizden önce gelip geçen ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılınmıştır. Umulur ki takva sahibi olursunuz.” (el-Bakara, 183) buyurarak, oruçtan gayenin “takvaya ermek” olduğunu beyan etmiştir.

 

Takva ise, Cenabı-ı Hakk’ın rıza ve muhabbetini kaybetme korkusuyla, O’nun razı olmadığı her türlü hâl ve davranıştan titizlikle sakınma hassasiyetidir.

 

 

Merhamet, Cömertlik ve Diğerkâmlık

Oruç ne kadar vicdanımızı temizliyorsa, cömertlik ve fedakârlığımızı ne ölçüde artırıyorsa, o kadar Allah indinde makbul olmuş demektir.

Bilhassa bu mübarek ayda -imkânımız nispetinde- yoksul ve kimsesizlere sahip çıkmalıyız. Zekât, fitre ve sadakaları, severek ve can-u gönülden vermeliyiz.

Malik bin Dinar Hazretleri’nin rivayetine göre:

“Musa (a.s.) Cenabı Hakk’a bir ilticasında;

«–Ya Rabbi: Seni nerede arayayım?» dedi.

Allah Teala buyurdu ki:

«–Beni kalbi kırıkların yanında ara!»” (Ebu Nuaym)

 

Unutmayalım ki bu dünyada fakir zengine muhtaç, ahirette ise zengin fakirin duasına muhtaç.

Hasta sağlama muhtaç, sağlam da hastanın duasına muhtaç…

 

 

Seherleri İhya

Ramazan-ı Şerif’te kazanılan sahur disiplini, aynı zamanda ömürlük bir seher alışkanlığı kazanma eğitimidir. Gecelerimizi teheccüd, zikir ve dualarla ihya etmeye gayret göstermek gerekir.

 

 

Kur’an-ı Kerîm ile Hemhâl Olmak

Arif bir zât şöyle demiştir:

Kur’an-ı Kerîm’i Cebrail (a.s.) indirdi, meleklerin en faziletlisi oldu.

Kur’an-ı Kerîm, Ramazan ayında indi. O ay, ayların en hayırlısı oldu.

Eğer Kur’an-ı Kerîm senin de kalbine ve hayatına inerse, insanların en hayırlılarından olursun!

 

 

Son Ramazan Şuuruyla…

Ramazan-ı Şerif, ömür takvimi üzerinde derin bir tefekkür vesilesidir. Düşünmeliyiz ki;

Geçen Ramazan ayında aramızda olan nice eş-dost ve akraba; bu Ramazan aramızda değiller. Geçen Ramazan, onların son Ramazan’ıydı. Biz de önümüzdeki senenin Ramazan’ında olacak mıyız, meçhul!

Dolayısıyla bu Ramazan’ı son Ramazan’ımız olabileceği şuuruyla, büyük bir ciddiyet içinde değerlendirelim ki, ebedî bir bayram huzuruna nail olalım inşallah.

 

Ramazan ayımızın; geçmiş tüm günahlarımızın affına ve geleceğimizin de takva ışığında inşa olmasına vesile olması dileğiyle..

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARIN TÜM YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET