REKLAMI KAPAT
  • 6.8741 TL
  • 7.7564 TL
  • 8.6619 TL
KOCAELİ 30°

TARİHİMİZİN DÖNÜM NOKTASI Nizamiye Medreseleri

27 Mayıs 2020 Çarşamba - 17:09

“Orduların mızrağı ancak bir mil öteye gider.

Eğitim ordusunun etkisi ise yüzyılları kuşatır.”

| Nizamü’l Mülk

 

Eğitim insanlık tarihinin başından itibaren var olagelmiş önemli bir kurumudur.

İslâm dünyasında Medine’de Suffa Mektebi ile başlayan eğitim serüveni  daha sonra Medine ve Şam’da âlimlerin hizmet verdiği ders halkaları ile devam etmiştir. Bu ders halkaları Müslümanlar arasında ilk okullaşma örnekleri olarak kabul edilmiş ve zaman içinde de kurumsallaşmış medrese ismini almıştır. Kurumsal anlamda bilinen ilk medrese, İmam Buhari (H. 150- 217) zamanında Buhara’da tesis edildiği bilinir.

1-431 (1040) tarihindeki Dandanakan Savaşıyla birlikte kuruldukları kabul edilen Selçuklular’ın kuruluşunda Tuğrul Bey ve Veziri, dönemin Şii ve Mutezile ekollerinden etkilenmiş olsa da; daha sonra yerine geçen yeğeni Malazgirt Fatihi Sultan Alparslan ve oğlu Sultan Melikşah zamanlarında Selçuklu Devleti Sünnî bir karakter kazanmış ve Sünnî İslâm dünyasının hâmiliğini üstlenmiştir. Selçukluların kültür, ilim ve medeniyet konusundaki bu adımlarında özellikle iki sultana da vezirlik yapan Nizâmülmülk’ün rolü büyüktür. 

Bu medreselerin kurulduğu tarihlerde İslâm dünyası, farklı devletler/halifelikler tarafından yönetilmekteydi. Fâtımîler Şiîliğin temsilcisi durumundayken, Abbâsîler ise Ehl-i Sünnet’in savunucusu konumundaydılar.

Fâtımîler’in mezhep çatışmalarını körükleyici Şiî inancını destekleyen faaliyetlerine karşı Ehl-i Sünnet akidesi çerçevesinde Müslümanların birlik ve beraberliklerini kuvvetlendirecek  medreselere ihtiyaç duyulmuş, bu amaçla ilk Nizâmiye medresesi Nîsâbûr’da inşa edilip kullanıma sunulmuştur. Nizâmiye medreselerinin açıldığı yerler arasında en meşhuru olan 1067 de açılan Bağdâd  Medresesi dışında, Belh, İsfahan, Musul, Kudüs, Halep, Dımaşk ve Konya gibi dönemin büyük şehirleri de bulunmaktaydı.

 

Nizâmiye Medreseleri’nde Eğitim

Dönemin ünlü alimelerine müderrislik teklifi edilir ve bu müesseseye dahil ettirilirdi. Taberî, Şîrâzî, Gazzâlî, İbnü’l-Arabî, Hatîb et-Tebrîzî ve İbn Berhân gibi alimler bu medresede görev yapan ünlü müderrisler arasında zikredilebilir.

Zamanının üniversitesi olarak değerlendirilebilecek olan bu medreseler; dershane, kütüphane, yatakhane, yemekhane ve hamamdan oluşan kompleks bir yapıydı. Medresenin inşa edildiği şehirler zenginleşen kütüphaneleriyle ilim merkezleri hâline getirilmişti. Bağdat kütüphanesinde yaklaşık 6000 cilt kitabın bulunduğu rivayet edilir.

Okutulan müfredatın içeriğinde; Dini İlimler yanı sıra, Hukuk, Edebiyat, Felsefe, Mantık, Tıp, Cerrahi, Geometri, Astroloji, Astronomi ve Coğrafya gibi dersler de mevcuttu.

Esasen Nizâmiye Medresesinin günümüzdeki hukuk, ilahiyat, edebiyat, fen ve siyasal bilgiler fakültelerinin fonksiyonunu üstlendiğini söylemek mümkündür.

 

Oğuzlar’ın İslâmiyeti benimsemesiyle göçebe hayat süren eğitimden uzak kalmış fakir öğrencileri okutma ve topluma kazandırmayı amaçlamakla birlikte devletin farklı alanlarda ihtiyaç duyduğu memurlar, müderrisler, bürokratlar yetiştirmek medresenin amaçları arasında önemli yer tutmaktadır.

Daha önceleri ilim öğrenmek için uzun yıllar farklı şehirleri dolaşmak gerekmekteydi. İlim öğrenmek isteyen öğrenciler için bu durum hem ekonomik hem de zaman kaybına neden olmaktaydı. Nizamiye Medreseleri eğitim ve öğretimdeki bu dağınıklığı ortadan kaldırmış ve ilk kez bütüncül bir yaklaşımla eğitim işlerini planlayarak, medrese öğrencilerinin farklı alanlarda uzmanlaşmalarına imkân tanımıştır.

Öğrenim gören öğrencilere mevkilerine göre burs ödemesinde bulunulmuş, öğrencilerin ihtiyaçları karşılanarak, bütün ilgilerini ilme vermeleri sağlanmaya çalışılmıştır. İbnü’l-Kalânisî, Nizâmülmülk’ün ilimle meşgul olan 12.000 öğrenciye maddî yardımda bulunduğunu eserinde kaydeder.

Nizamiye Medreseleri programlarında Türklerin eski savaşçı ve cihangir «alp» karakteriyle, İslam’ın «eren» anlayışını birleştiren “Alperen” bir insan modeli yetiştirmeyi amaçlamıştır. Bütün Nizamiye Medreseleri aynı tür eğitim programı uygulayarak Selçuklu ülkesinde ortak bir İslam kültürünün doğmasına zemin hazırlamışlardır.

Uyguladıkları eğitim yöntemleri ile Türk İslam dünyasında ilk defa planlı, programlı ve denetim mekanizmasına sahip örgün öğretim kurumları inşa edilmiş, ülkenin değişik bölgelerinde medreseler açılması da eğitimde fırsat eşitliğinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Selçuklu Devleti döneminde açılan bu medreseler, daha sonraki dönemlerde, Selahaddin Eyyübi, Nûreddin Zengi, Orhan Bey gibi yöneticiler tarafından örnek alınarak yeni medreslerin açılmasına da önderlik etmiştir. Modern dünyanın 19. yüzyılla beraber ulaştığı; öğrenimin bütünleştirici ve yapısalcı yaklaşımı, yurt ve burs imkanları, diploma sistemi vb uygulamaları kapsayan eğitimsel devrimin temelleri, 11. yüzyılda Nizamiye Medreseleri tarafından atılmıştır.

İslam medeniyetinin kurup geliştirdiği bu medreseler Batı’da da benzer kurumların kurulup yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Birçok araştırmacı tarafından Salerno, Paris ve Oxford gibi Batı’da kurulan üniversitelerin de Nizâmiye Medreselerinden etkilendiği ifade edilmiştir.

 

Sonuç Olarak

Tarihi bir köşe yazısına sığdırmak tabiki de mümkün değil. Burada amacımız bir farkındalık oluşturabilmek ve tarihimizi daha fazla araştırmaya sevk edebilmektir. Sözlerimi Şanlı Vezirimiz Nizâmülmülk’ün Siyasetnâme adlı eserinde Sultan Melikşah’a sunduğu şu tavsiyelerle noktalayalım.

“Din işlerini araştırıp farz ve sünnetleri korumak ve Allah’ın emirlerini yerine getirmek, din âlimlerine hürmet etmek padişaha vaciptir. Padişah, din âlimlerini haftada bir veya iki defa sarayına davet eder. Allah’ın emirlerini, Kuran’ı Kerim’in tefsiri ile Hadis-i Nebevi’leri onlardan işitir, münazara yapmalarını emreder. Bu durumda gönlü dünya gailesinden kurtulur. Böylece adalet ve cezada isabetli kararları artar. Elinden büyük işler gelir. Zamanında devletindeki fitne, şer ve fesat unsurları ortadan kalkar. Doğrular kuvvetlenerek bozguncular kaybolur. Dünyada iyi olarak anılır, ahirette kurtuluş bulur, derecesi yükselir ve sayısız nimetlere ulaşır. Zamanın insanları da ilim elde etmeye daha çok çalışır.”

 

Tarihimize hizmetleriyle nam salmış şanlı atalarımızın ruhları şad olsun.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARIN TÜM YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET