Erbakan hocamızı rahmetle anıyoruz..
Yeni Kocaeli

Mesut Şahin

mesutsahin@yenikocaeli.com

27 Şubat 2019 Çarşamba - 11:12

Yazarın Tüm Yazıları

Erbakan hocamızı rahmetle anıyoruz..

Milli Görüş hareketinin kurucu lideri ve Türk siyasetinin hocası Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vefatının 8'inci yıl dönümünde dualarla anılıyor.

 

'Yaşanabilir bir Türkiye', 'Yeniden büyük Türkiye' ve 'Yeni bir dünya' idealleriyle Türk siyasetine yeni bir anlayış getiren Erbakan, siyasi hayatı boyunca Türkiye öncülüğünde adil bir dünyanın kurulacağına inanarak çalıştı.

 

 “29 Ekim 1926 tarihinde doğup, 27 Şubat 2011 tarihinde ebedi yolculuğuna intikal eden Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın 85 yıllık yaşam mücadelesi belki de eşi ve benzeri olmayan mucizelerle dolu bir hayat yolculuğudur.

85 yıl yaşayan Milli Görüşün kurucu lideri, 28 Şubat’ta Başbakanlıktan istifa ettirilerek 14 yıl sonra aynı tarihe bir gün kala hayata veda etti.

Davası ve ilkeleri gibi hoca ve lider olarak gençlere örnek oldu. Milli görüşün babasıydı. İslamcı düşünceyi siyasete taşıdı. Kurduğu dört parti kapatıldı. İnandığı davada inatçıydı, yılmadı. Son nefesine kadar aktif siyasetin içinde kaldı.

 Öğrenmeyi ve öğretmeyi hayatının merkezine yerleştirmiş değerli bir ilim adamıydı. Ülkemize yaptığı büyük hizmetleri daima hatırlanacaktır. Milletimizin hatırasında daima rahmet ile yâd edilecektir.

 

Türk Milleti’nin Hocası Necmettin Erbakan’ın hafızalara nakşedilen birbirinden değerli sözleri;

Fırtınalara yön veren kelebeklerin kanat çırpışıdır.


Namaz dinin direği cihad ise zirvesidir. Biz siyaset değil cihad yapıyoruz.


Hakk’ı üstün tutmak her zaman saadet getirir.


Milli Görüş: Bu milletin inancıdır, tarihidir, kimliğidir, ruh köküdür.


İman varsa imkanda vardır, milli görüşçü asla vazgeçmez.


Bir çiçekle bahar olmaz ama, her bahar bir çiçekle başlar.


Irak’ta ölen bir tek çocuğun vebalinni yedi sülaleniz alnını secdeden hiç kaldırmasada ödeyemeyecektir.


Kelime-i şehadet getirip iman etmekle her işimiz bitmiyor, tam aksine, kulluk imtihanımız yeni başlıyor. Yani kelime-i şehadet, bir nev’i, Kur’an programıyla yapılan kulluk imtihanına, giriş belgesidir.


İslami tebligatta muhatabımız istisnasız bütün insanlardır. Öyle ise görüşü ve görüntüsü ne olursa olsun, davamız herkese anlatılmalı, davet her kesime yapılmalıdır. Tebliğ ve davet bizden, hidayet Allahtan'dır.


Cihad: Kur’an nizamını kurmak ve yürütmek için var gücümüzle çalışmaktır.


Mezheplerin birleştirilmesi fikri de, ırkçılık gibi, bir siyonist şeytan şırıngasıdır ve insanlarımızı ibadet disiplininden ve takva dairesinden koparmayı amaçlamaktadır.


İslâm bize ve zamana uymaya mecbur değildir. Ama herkes ve her zaman, İslam’a uymak mecburiyetindedir.


Yani, itikat ve ilmihal konularını öğrendiği ve bildiği bir kısım ibadetleri yerine getirdiği halde, ticaret, siyaset ve devlet hayatında müşrikler gibi düşünen, olayları batılı ve cahili ölçülerle değerlendiren bir kimse, hakikat nazarında Mümin sayılamaz.


Cennete girmek için, mutlaka Müslüman olmak gereklidir. Ancak bu dünyada, Adil bir düzen’in himayesinde, huzur ve emniyet içinde yaşamak için, sadece “insan” olmak yeterlidir.


Kabir suali bir nevi kimlik tespitidir. İnsanın gerçek kimliği ve kişiliği ise, tarafgirliği ile belirlenir. Bir insan Hakkın mı, yoksa Batılın mı safındadır? Sorusunun cevabı oldukça önemlidir.


Cenab-ı Hakkın en sevdiği insan, sorumluluğunu bilen ve kendi görevini en iyi şekilde yerine getiren insandır.” Görevini ciddiyet ve titizlikle yapmak “İhsan” makamıdır.


Biz, başkalarının değil, kendi muhasebemizi yapmak ve hesabımızı sağlam tutmakla mükellefiz.
Namaz dinin direği, cihat ise zirvesidir.


Şeytan, Allahın mevcudiyetini ve kudretini bildiği gibi, siyonist Yahudi de İslam’ın canının cihat olduğunu bildiği için, bütün gücüyle Müslümanların cihat ruhunu söndürmeye çalışmaktadır.
İslâm, ancak kendi orijinal kavramlarıyla anlaşılır ve anlatılır.


İslâmi cihat ise, yine İslâm’a göre olmak ve bir teşkilat düzeniyle yapılmak zorundadır. Bu da bir karargâha bağlılık ve itaati gerekli kılmaktadır.


Ordu demek, yapılacak işlerin belirlendiği, her işe göre münasip görevlilerin tayin edildiği ve eğitildiği, emir-komuta disiplini ve sorumluluk düşüncesi içerisinde, herkesin görevini en iyi şekilde yerine getirdiği cemaat ve teşkilât demektir.


Allahın rızası, ordu içindeki zahiri rütbe ve rağbete göre değil, üstlendiği görevi üstün bir gayret ve samimiyetle, canla-başla yapmaya bağlıdır.


Batıl tarafına ve düşmanlarımıza, bizden daha çok imkân ve fırsat verilmesi ve çok çeşitli cephelerden bize hücuma geçilmesi Müslümanlar için bir rahmet ve fazilet sebebidir.


Cüneydi Bağdadi Hazretleri ibadet ve hizmet yolunda, çeşitli zahmet ve zorluklarla karşılaştığında seviniyor ve Allah’a şükrediyordu.


Rabbım’ın, işlerimi zorlaştırmasını, daha çok gayret ve metanet göstererek, mükâfâtımın kat kat artmasını murad ettiğine işaret sayıyor ve teselli bulu-yorum diyordu.


Asıl marifet, yük altında ve hizmet esnasında sadık ve sağlam kalabilmektir. Yoksa, çay sohbetlerinde ve edebiyat kürsülerinde kahramanlık satmak kolaydır.


İslâmi cihatta aslolan şekil değil, mana ve maksattır. Zira Bedir Harbi de, müşriklerin usül ve metodlarıyla yapılmıştır.


İmanla küfür bir kalpte birleşmez ve barışmaz. Her gece en son kıldığımız vitir namazındaki kunut duasını okurken, Allah’a şu sözü vermeden başımızı yastığa koymuyoruz:
Ya Rabbi, facir ve fasık kimselerle bütün bağlarımızı kestik ve Senin dinini yıkmak isteyenleri terk ettik. diyoruz.


Türkiye’de farmasonluk, siyonistlik, komünistlik ve şahsiyetsizlik saltanatı mutlaka yıkılacaktır.
Siyasi ve iktisadi sömürüye, rüşvete ve adam kayırmaya, milli kültür düşmanlığına, zümre saltanatına, anarşiye son vereceğiz.


Avrupa kültürü ile er yada geç hesaplaşacağız. Bundan kurtuluş yok. Biz kararımızı bu hesaplaşmaya göre vermek durumundayız. Biz batılı değiliz. Biz avrupalı değiliz. O zaman hesabımızı ve çalışmalarımızı bu farklılık üzerine yoğunlaştırmak durumundayız.


Yeryüzünün en ideal insanlar, en aydın en ilerici insanlar şüphesiz müslümanlardır. Müslüman olmak zaten bu dünyadaki en büyük ayrıcalıktır.
İster batı, ister doğu, yani ister kapitalizm ister komünizm; hangi sistem olursa olsun artık ahir ömürlerini yaşamaktadırlar.


Bizim meşhur misalimizle heryerde söylediğimiz gibi ne yaparsa yapsınlar; hangi oyunları oynarlarsa oynasınlar hepsi yok olup gideceklerdir. Ve Allah nurunu onlar istesede istemesede tamamlayacaklardır.


Ben kesinlikle inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda bütün dünyada en gür sada hakkın ve hakka inananların olacaktır.


Bizlerin yapması gereken yalanla ve çirkinlikle uğraşmak değil, doğru ve güzel olanla uğraşmaktır.
İslam en yücedir ve ondan yüce hiçbir şey yoktur. Bu geçek peygamber hadisiyle ve Allahın kitabıyla hükümleşmiştir.


Bir milletin asıl gücü; topu, tüfeği yahut tankı değil imanlı ve inançlı gençliğidir.

Ölümünün 8’nci yıl dönümünde merhum Necmettin Erbakan Hocamızı rahmet ve duayla anıyoruz.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

KOCAELİ NAMAZ VAKİTLERİ

İMSAK
GÜNEŞ
ÖĞLE
İKİNDİ
AKŞAM
YATSI
05:14
06:55
13:19
16:45
19:22
20:51

TARİHTE BUGÜN

21 Mart 1857
Tokyo'da meydana gelen depremde 100.000'den fazla kişi öldü.