Her Bahar Bir Çiçekle Başlar “ ERBAKAN”
Yeni Kocaeli

Mesut Şahin

mesutsahin@yenikocaeli.com

29 Ekim 2019 Salı - 18:31

Yazarın Tüm Yazıları

Her Bahar Bir Çiçekle Başlar “ ERBAKAN”

“O bize hep: ‘Bir çiçekle bahar olmaz ancak baharı bir çiçek başlatır’ derdi.

 

Necmettin Erbakan Hocam baharı başlatan o tek çiçekti

Necmettin Erbakan Hocayı 1969 yılında seçim çalışmaları içinde Ermenek’e götüren Arif Ersoy, “Bomboş kahvehaneye konuşuyordu. Kimse yoktu o sanki karşısında yüz binler onu dinliyor gibi hitap ediyor, birden bir şey oldu, kahvehane hınca hınç doluverdi oturacak yer kalmamıştı, gözyaşlarımızı tutamıyorduk” diyor.

“O fanidir. Ama onun savunduğu davası bakidir. Biz de o davaya sahip çıkarak, hayatımızı Tevhid-i ve adalet inancı esasına göre tanzim ederek yaradılış gayemiz olan yeryüzünü imar ve ıslah görevimizi yerine getirmeye çalışmalıyız”

PROF. DR. ARİF ERSOY’un anlatımıyla Erbakan Hocamızı bir kez daha anlamaya çalışalım..

“Prof. Dr. Necmettin Erbakan hidayet ile ilmi birleştiren feraset sahibi bir rehberdi. O, milletimizin dünya görüşü, değer ölçüleri ve tarihi birikimini ifade eden “Milli Görüş Hareketi’ni” 1969 yılında bağımsız milletvekili seçildiği Konya’da başlattı. O, milletimize büyük hedefler gösterdi. Her şeyden önce Türkiye’nin “Yaşanabilir Bir Ülke” olması gerektiği anlattı. Milletin gücü ve enerjisi boş ve anlamsız çatışma ve kavgalarda harcanmaktaydı. Böyle bir dönemde Erbakan, milletimizin kendi dünya görüşü, değer ölçüleri ve tarihi bikrimi olan Milli Görüş’te birleşmeye davet etti. Ülkemizin sanayileşmesini, insan hak ve özgürlükleri öne çıkarttı. Türkiye’nin “Yeniden Büyük Türkiye” haline geleceğini her toplantıda ve ortamda dile getirdi. Milli kaynakların ve dinamiklerin nasıl harekete geçirileceğini kitlelere anlattı.

Erbakan, milletine güvenmekteydi. Onun temel hedefi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her alanda bağımsız, örnek ve önder bir devlet haline gelmesiydi. O Türkiye’yi merkez ülke kabul etmekteydi.

BASKILAR O’NU YILDIRAMAZDI

Çığır açan rehber olarak Necmettin Erbakan, hidayetle ilmi birleştirdiğinden ırkçı-tekelci mihrakların hile ve desiselerinin farkındaydı. O, bugün küresel emperyalizmin Türkiye’ye yönelik şer planlarını en iyi bilen ve tahlil eden bir liderdi.  O her yerde ve ortamda inandıkları doğruları hiçbir baskı ve dayatmadan korkmadan kitlelere dirayet ve metanetle anlatı. Bildikleri doğruları hayata aktarmak için yılmadan yoluna devam etti. Kınayanların kınamasına aldırış etmedi. Baskı, dayatma ve hileler onu asla yıldırmadı. O, sabır ve metanet sahibi mümin bir insandı.

HAREKET KONYA’DA BAŞLADI

Prof. Dr. Necmettin Erbakan, milletimizi kendi dünya görüşü ve değer ölçülerini rehber edinen “Milli Görüş Hareketi’ni” 1969 yılında Konya’da başlattı. Bu hareket salt bir siyasi hareket değildir. Bu hareket, kendi dünya görüşü ve değer ölçülerinden zorla ve hile ile uzaklaştıran bir milletinin yeniden diriliş hareketidir. Milletimiz, hak ve adalet merkezli “Milli Görüş” ile Malazgirt Zaferi’ni kazandı. Bu görüşle ufak bir göçebe beyliğinden adil bir cihan devleti kurdu. Bu görüşle İstanbul’u fethetti. Bu görüşle I. Dünya Savaş’ından sonra işgal edilen ana yurdunu müstevlilerin istilasından kurtararak dünyada ilk defe emperyalizme kaşı “İstiklal Savaşı’nı” kazandı. Milletimiz Milli Görüş ile hak ve adalet merkezli yeni barış (silm) medeniyetin kuracaktır.

ANADOLU’NUN SANAYİLEŞMESİNİ HEDEF HALİNE GETİRDİ

Ülkemiz, 1905 yılında dünyanın en büyük ilk dört ülkesinden biriydi. Avrupa’nın en uzun demir yoluna sahipti. Cennet mekân II. Abdülhamit Han döneminde tarihin en hızlı büyüme ve gelişmesi sağlamıştır. Teknolojide büyük hedeflere yönelmiştir. Siyonist mihraklar, ölçüsüz bir gurup gafili etkileyerek bu basiretli Hükümdarı iktidardan uzaklaştırdılar. İttihat Ve Terakki Fırkası hile ve desiselerle iktidara taşındı. Batı güdümlü bu iktidar ülkemizdeki sanayileşme girişimini durdurdu. Osmanlı Devleti’nin çöküşüne ortam hazırladı.

Abdülhamit’in başlattığı sanayileşme süreci Gazi Mustafa Kemal tarafından 1933 yılında tekrar başlatıldı. Daha sonra sekteye uğratıldı. Merhum Adnan Menderes, 1950-1960 yılları arasında ülkemizin sanayileşmesine yönelik bazı adımlar atmaya çalıştı. 27 Mayıs 1960 Askeri darbesiyle iktidardan uzaklaştırıldı.

1969 yılında Konya’da bağımsız milletvekili seçilerek parlamentoya giren Erbakan, ülkemizin gündemine “Ağır Sanayi ve İle Teknoloji” düşüncesini getirdi. 1970’lı yıllarda iktidar ortağı olur olmaz ülkemizde Ağır Sanayi ve İle Teknoloji hamlesi başlattı. Teknoloji üreten teknolojinin kalkınmak için hayatı öneme sahip olduğunu her ortamda vurguladı. Yaygın ve hızlı kalkınmanın gereğini anlattı. Organize sanayi bölgeleri ve sanayi sitelerinin kurulması gereğini, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’ni (ESAM) devreye sokarak milli bir strateji haline getirdi. Bütün engellemelere rağmen ülkemizi baştanbaşa dev fabrika projeleriyle donatmaya başladı. Bu projelerin yetmiş altısını gerçekleştirdi. Şayet ırkçı emperyalizmin tezgâhladığı hile ve tuzaklar olmasaydı, Türkiye bugün teknolojide ve gelişmede Almanya ve Japonya’nın ulaştığı gelişme düzeyine ulaşacaktı. 

İLK MOTOR ÜRETEN FABRİKAYI KURDU

Merhum Erbakan, Almanya’da Aahen Teknik Üniversitesi’nde doktora çalışması yaparken Türkiye’nin niçin geri kaldığı ve niçin sanayileşmediği ile ilgili zihnindeki sorulara cevap aradı. Doktorasını bitirdikten sonra Türkiye’ye döner dönmez ülkemizin ilk motor üreten fabrikayı kurdu. Ülkemizin sanayileşmesini engelleyenlerin başvurdukları hileleri öğrendi.  Anadolu sanayicilerini organize etti. Odalar Birliği’nin yönetimine seçilmesini başardı. Yasa dışı engellerle karşılaştı. Bu engelleri kaldırmak için siyasete atıldı.

SİYASİ KAVGANIN ANLAMSIZLIĞINI ANLATTI

Prof. Dr. Necmettin Erbakan, ülkedeki sağ-sol çatışmasının yanlış ve yapay olduğunu anlattı. İnsanlık tarihinde aslında mücadelenin ezenle ve ezilenler, doğru (Hak) ile yanlış (batıl) arasında cereyan ettiğini her ortamda dile getirdi. Geri kalmışlığın, yoksulluk ve sefaletin, kuvveti hak nedeni sayan ırkçı, tekelci ve sömürgeci zihniyete göre kurumsallaşan emperyalizmden ve onun düzeni olan Kapitalizm’den kaynaklandığını, halkın anlayacağı bir dil ve üslupla kitlelere anlatmaya çalıştı. Kitleleri hak ve adalette birleşmeye davet etti.

ADİL DÜZENİ GÜNDEME GETİRDİ

Necmettin Erbakan, bir ilim adamı olarak siyasi kavga ve didişmelerle ülke sorunlarını çözümlenemeyeceğini fark etmişti. 1983 yılında cezaevinden çıkar çıkmaz ülkemizin sorunlarına çözüm bulmak amacıyla ülkemizin ilim, din bilgini ve teknik insanlarından oluşan bir ekiple ilmi çalışmalara başladı. Hak ve aldat merkezli yeniden yapılanma modeli olan “Adil Düzen” projesinin geliştirilmesine aktif olarak katıldı ve yönetti. Türkiye’yi geri bırakmayı ve halkı yoksullaştırmayı gaye edinen ırkçı, tekelci ve sömürgeci dış mihraklar dâhili işbirlikçikleriyle onu iktidar yapmamak için her yola ve hileye başvurdular. Ama o, Haziran 1996’da 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Başbakanı olarak göreve başladı.  Bütün engellemelere rağmen 54. Erbakan Hükümeti, Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti oldu.

D-8’İ KURDU

Ülkenin makus talihinin yenilmesine yönelik büyük adımlar atıldı. Birçok hizmetlere imza atıldı. İktidarının son ayında 15 Haziran 1997 tarihinde “Yeni bir Dünyanın” kurulmasına yönelik ilk girişim olarak D-8 Teşkilatını, nüfusu 60 milyonun üzerinde olan 8 ülke ile kurmayı başardı.

Irkçı-tekelci şer mihraklar adeta yol kesen haramiler gibi Milli Görüş iktidarının yolunu kestiler. Akla hayale gelmeyen hile ve yalanlar ürettiler. Gayri meşru ve gayri ahlâki yollarla ülkemizin “Yeniden Büyük Türkiye” olma yolunu kapatmak için “Post-Modern” bir darbenin yapılmasına ortam hazırladılar. 54. Hükümetin istifasından sonra ülkemizde adeta “Post-Modern”  yalan ve talan düzeni kurmaya gayret ettiler.

O’NUN KURDUĞU HER ŞEYE DÜŞMANDILAR

Türkiye’nin birinci partisi olan Refah Partisi’ni sudan bahaneler ve hukuk dışı yöntemlerle kapattılar. Vicdan sahibi herkesi rahatsız eden ve hatta utandıran komplolar kurdular. Kitleleri yalan ve yanlış bilgilerle korkutmaya çalıştılar. Milleti kamplara böldüler. Koalisyon ortağını tehditle istifaya zorladılar. 54. Hükümeti’nin Başbakan’ı yalan vaatlerle istifa ettirildi. Hükümeti kurma görevi koalisyon ortağına verilmedi. Refah Partisi hukuki olmayan bir kararla kapatıldı. Türkiye’nin en büyük partisinin lideri siyaset yasağı cezasıyla cezalandırıldı. Milletin haklarını savunan bir lider, mahkemede “savunan bir adam” durumuna getirildi.

DİNDARLIĞIN MEZİYET OLDUĞUNU GÖSTERDİ

Türkiye doğrudan sömürgeleştirilemedi. Yedi düvele karşı dünyanın ilk İstiklal Zaferini kazanan bu milletin toprakları sömürgecilerin yönetimi altına girmedi. Bu büyük millet ülkesinin sömürgeleşmesine izin vermedi. Fakat zihnen ve kültür alanında ülkemiz bir dönem sömürgeci zihniyetin tahakkümüne maruz bırakıldı. Halkımız dini değerlerinden uzaklaştırılmaya gayret edildi. İnanç sahiplerine her çeşit baskı ve aşağılama reva görüldü. Halkımızın dini duyguları zayıflatılmaya çalışıldı. Negatif bir laiklik anlayışıyla adeta dinsizlik özendirildi. Böyle bir dönemde dindarlığın üstün bir meziyet olduğunu savundu.

Merhum Erbakan, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde öğrenci iken o dönemin meşhur ilim adamlarından İslam’ı öğrendi. Büyük tasavvuf rehberlerinden manevi dersler aldı. Kendisi ve arkadaşlarıyla İslam’ı yaşamalarının bir erdem olduğunu her ortamda sözleri ve hareketleriyle gösterdi.

MÜSLÜMANLARA SİYASİ TEŞKİLATLANMAYI ÖĞRETTİ

İslam coğrafyasında Müslümanlar birçok alanda bir araya geliyor, vakıf ve tasavvufi hareketler şeklinde teşkilatlanıyorlardı. Fakat siyaseten teşkilatlanarak iktidara talip olmayı düşünmüyorlardı. Kitleler siyasetin dışına itilmişlerdi. Hanedanlar, kral ve despotlar Müslümanların siyasi alanda teşkilatlanmalarını istemiyorlardı. Despotlara boyun eğmeyi bazı din adamları adeta teşvik ediyorlardı. İslam coğrafyasının geri kalmışlığının temel nedenlerinin başında Müslümanların baskıcı diktatörler tarafından yönetilmeleriydi.

Necmettin Erbakan Müslümanların siyasi açıdan teşkilatlanmaları gerektiğini, zulme, haksızlığa ve sömürgeciliğe karşı cihat etmelerinin inançlarını bir gereği olduğunu anlattı. Onlara siyasi teşkilatlanmayı öğretti. Bugün İslam coğrafyasında baskı ve diktaya ve Batı emperyalizminin hile ve tuzaklarına karşı halkın başlattığı kıyama Necmettin Erbakan’ın önemli katkısı olmuştur. Müslümanlar onun savunduğu ilkelere sahip çıkarak gelecekte hak ve adalet merkezli “Yeni Bir Dünya’nın” inşasında aktif rol oynayacaklardır. 

İSLAM İLE İLMİN ÇATIŞMADIĞI İSPAT ETTİ

Bir ilim adamı olarak o İslam ile ilmin çatışmadığını hem ülkemiz insanlarına, hem de dünya Müslümanlarına anlattı. Ona göre kâinattaki nizam ve düzeni kuran ve koruyan Allah’tır. Kur’an da Allah’ın kitabıdır. Kur’an ile ilim arasında çelişki olamaz.  

İslam ile ilmin çatışmadığını; bilakis ilmin insanları tevhidi ve adalete götüreceğini ve bu alanda İslam medeniyetinin büyük gelişmelere öncülük ettiğini her ortamda savundu ve ilmi konferanslarla kitlelere anlattı. Merhum Erbakan, hem ülkemizde, hem de İslam âleminde Batı’yı taklit ederek karşılaşılan sorunların çözümlenemeyeceği bir ilim adamı olarak anlattı ve uygulamalarıyla göstermeye çalıştı. Ona göre Müslümanlar tarihte Barış (İslam) Medeniyeti’ni kurarak ilimde, teknolojide, hukuk ve sanatta önemli gelişmelere hizmet etmişler, gittikleri yere barış ve adalete götürmüşlerdir. Müslümanlar kendi dünya görüşü ve değer ölçülerini esas alırlarsa yeni bir barış medeniyetini inşa edebilirler. Batılıları taklit ederek Müslümanlar hiçbir yere varmazlar. Ülkelerini Batılıların sömürgesine haline getirirler.

Merhum Erbakan bütün İslam âleminde tanınan bir liderdi. İslam dünyası ondan çok şey öğrendi. Bugün İslam coğrafyasında iktidarı devir almaya hazırlanan birçok parti ve liderleri Erbakan Hoca’yı örnek aldı. İslam ülkelerinin temsilcileri sık sık onu ziyaret eder ve onun tavsiyelerini alırlardı.

DAVAYA İNANCI

Necmettin Erbakan Hocayı 1969 yılında seçim çalışmaları içinde Ermenek’e götürdük. Ancak hiçbir kahvehane Erbakan ismini duyunca yerini bize kiralamaya yanaşmıyor. Bizden önce diğer partililer tehdit etmiş kahvehanecileri. Hocama rica ettik: “Kahvehane toplantısı yapmasak” diye. Kesin ve kati bir şekilde kahvehanede konuşacağını söyledi. Zar-zor kahvehaneciyi ikna ettik.Ama hiç kimse yok kahvede. Herkes dışarıda girmiyorlar. Bomboş kahvehaneye konuşuyordu. Kimse yoktu o sanki karşısında yüz binler onu dinliyor gibi hitap ediyor, birden bir şey oldu, kahvehane hınca hınç doluverdi oturacak yer kalmamıştı, gözyaşlarımızı tutamıyorduk.

Erbakan Hocamız her beşer gibi 27 Şubat 2011tarihinde, bir yıl önce rahmeti rahmana kavuşmuştur. Onu rahmetle anıyoruz. O fanidir. Ama onun savunduğu davası bakidir. Biz de o davaya sahip çıkarak, hayatımızı Tevhid ve adalet inancı esasına göre tanzim ederek yaradılış gayemiz olan yeryüzünü imar ve ıslah görevimizi yerine getirmeye çalışmalıyız. Esas olan ve önemli olan imtihan dünyasında imtihanı kazanmaktır. O baharı başlatan tek çiçekti O Necmettin Erbakan’dı.”

Ömrünü İslam ümmetinin huzur ve selametine adayan büyük fikir ve siyaset adamı Prof. Dr. Necmettin Erbakan doğumunun 93.sene-i devriyesinde rahmet ve özlemle yad ediliyorum..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

KOCAELİ NAMAZ VAKİTLERİ

İMSAK
GÜNEŞ
ÖĞLE
İKİNDİ
AKŞAM
YATSI
06:15
08:03
13:03
15:26
17:41
19:16

TARİHTE BUGÜN

07 Aralık 1999
Düzce,Türkiye'nin 81. ili oldu.