Zafer'in sebeplerine sahip çıkılsaydı! Kaybettiren nedenler aranmazdı!
Yeni Kocaeli

Mesut Şahin

mesutsahin@yenikocaeli.com

24 Haziran 2019 Pazartesi - 19:25

Yazarın Tüm Yazıları

Zafer'in sebeplerine sahip çıkılsaydı! Kaybettiren nedenler aranmazdı!

23 Haziran seçimlerinde 31 Mart’taki hukuki eksiklikler ve usulsüzlükler giderilmiş, millî irade sandığa yansımıştır.

23 Haziran seçimleri ayrıca Türkiye’de demokrasinin ne kadar ileri seviyelere geldiğinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkın iradesine ne denli önem verdiğinin, saygı duyduğunun en önemli göstergesi olmuştur. “Seçimi tekrarlatıyorlarsa kesin kazanacaklar” argümanı çürümüştür.

İstanbul seçimlerinde amasız, fakatsız, lakinsiz milletin dediği oldu ve irade sahibine teslim edildi.

Millet ittifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İMAMOĞLU’NU tebrik ediyorum.

***    ****    ***

Bu seçimin kazanı var mı? Bilmem ama kaybedeni olduğu kesin.

Seçim kazanıldığında kazandıran sebepleri bilmeyenler!

Kaybedildiği zaman da sebeplerini bilemezler..

17 yıldır beğenmedikleri bir lider önderliğinde her seçim sonucu yenilgi yaşayan CHP, 2019 yerel seçimlerinde hasret kaldıkları zafer ile sabrın mükâfatı aldılar.

İNANDILAR, MÜCADELE ETTİLER, İDEOLEJİLERİNİ ASLA TERK ETMEDİLER, YILMADILAR, PES ETMEDİLER, BİR OLDULAR, BİRLİK OLDULAR.

 

***     ****     ***

Küçüklük yaşlardan itibaren siyaset hep ilgi odağım olmuştur.

Savunduğum ve doğrularımın ağır bastığı siyasi hareketlerde uzun yıllar görev aldım.

Siyaset millete hizmet etmenin önemli araçlarından biridir.

Bizim gibi toplumlar güçlü liderlerin etrafında kenetlenirler. Liderle kurduğu gönül bağını onu hayal kırıklığına uğratacak bir şey yapılmadığı sürece devam ettirir.

Bu gönül bağı oy vermenin ötesinde büyük anlam taşır. Erdoğan’ın idarede istikrar sağlamasının ve siyasette uzun ömürlü olmasının temel nedeni milletle kurduğu güçlü gönül bağıdır.

Liderle halkın kurduğu gönül bağı, 15 Temmuz’da Erdoğan’ın çağrısıyla milyonlarca insanın ölümü göze alarak meydanlara çıkmasını sağlayan güçtür.

Gönül bağı kurmak için aynı dili konuşmanız gerekmez.

Bugün Pakistan’dan Lübnan’a, Azerbaycan’dan Katar’a, Kuveyt’ten Umman’a, Filistin’den Senegal’e kadar geniş bir coğrafya ABD’nin açtığı ekonomik savaşta yanımızda yer aldılar.

Bunun en önemli nedenlerinden biri “gönül coğrafyamızda” Erdoğan’ın uyguladığı gönül siyasetidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran seçimlerinden hemen sonra yapılan Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda da yerel seçimlerle ilgili önemli açıklamalar yapmıştı.

 Erdoğan, “Şayet 24 Haziran’ı doğru analiz edemez ve gereğini yerine getiremezsek her şeyden önce kendi ilkelerimiz ve geçmişimizle çelişmiş oluruz” diyerek AK Parti’nin oy kaybının nedenleri üzerinde durmuştu.

AK Parti’yi diğer partilerden farklı kılan ve 17 yıldır iktidarda tutan anlayışı ise şöyle ifade etmişti: “Hedefimize ulaşmışsak, çıtayı daha yukarı çıkardık. Hedefimize ulaşamamışsak sebeplerini tespit edip mümkünse tamir, değilse yeniden inşa yoluna gittik.” Bu tespitleriyle beraber 2019 yerel seçimlerine vurgu yaparak yeni dönemde belediyecilikte “gönül belediyeciliği seferberliği”, siyasette de “gönül siyaseti yapılması” çağrısı yapmıştı. Erdoğan, milletle olan ilişkisinde “gönül bağına” önem vermesi ve “sahici” siyasetçi olması nedeniyle millet sevgisine mazhar oluyor.

Bu iki vasfın siyasette oydan daha büyük bir anlam taşıdığını bildiği için her fırsatta gönül odaklı siyaset çağrısı yapıyor.

Seçmen tercihlerini etkileyen çok sayıda faktör var.

İnsanlara hangi nedenle oy verdiğini sorduğunuzda kolay cevap veremez. Bu nedenle seçmen davranışlarını herhangi bir kalıba dökmek zordur.

 Bizim gibi duygusal olan bir milletin oy tercihlerini etkileyen faktörlerin başında duygusal nedenler yer alır.

Milletimiz hizmetin yanı sıra kendisine değer verilmesini de bekliyor.

 Seçmenlere değer veren siyaset anlayışına sahip siyasetçiler bir fark oluşturur. Bir taraftan hizmet etmek diğer taraftan da gönül bağı kuracak işler yapmak gerekir. Millet için yaşadığı yerlere yol yapılması, park yapılması önemlidir. Ancak düğününde, hastalığında ve cenazesinde siyasetçinin yanında olması yapılan hizmetlerden daha önemlidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu gerçeğe dikkat çektiği bir konuşmasında “Yönettiği şehrin halkıyla beraber olmayan, gönülleri fethetmeyen, aşkla, şevkle, adaletle, akılla çalışmayan bir belediye başkanı bir eliyle yapıp diğer eliyle yıkan kişi gibidir. Ne kadar çok çalışmış olursa olsun döneminin sonunda geride sadece enkaz bırakır” diyerek siyasette gönül bağı kurmanın en az hizmetler kadar önemli olduğu vurgusunu yapmıştı.

Peki bu kadar önemli bir toplantının ardından girilen, 23 Haziran seçimlerinde bunun sağlanmadığını çok açık bir şekilde görmüş olduk.

Enkaz ile tabir edilen bu durumun ve vurdumduymazlığın elbette bedeli olacaktı.

 Erdoğan’ın milleti ile kurduğu gönül bağına tutunan halka kibir dağlarından bakan bürokratlar, siyasiler, en sonunda bu güçlü bağı zayıflatmayı başardılar.

Vicdanları sızlaya sızlaya millet, hayatında hiç oy vermediği ve vermeyi düşünmediği partilere oy verdi.

Milletin gönlünde taht kuran Recep Tayyip Erdoğan, tek başına her girdiği seçimde tercih sebebi olmaya yetmişti. Yaklaşan tehlikeyi fark eden ve “Gönül Belediyeciliği” ile önlem almaya çalışan Erdoğan, bu durumun bir bedeli olacağını biliyordu.

 Bulundukları makama emeksiz gelen ve “Nasıl olsa Erdoğan oyları topluyor” düşüncesiyle vatandaşın sesine kulak tıkayan, lüks ve israf düşkünlüğü ile vatandaşlarla arasına duvarlar ören bürokratların, siyasilerin vurdumduymazlıklarının faturası olacaktı.

Yanlış stratejiler, söylemler, kullanılan dil, değişen ve yenilenen Türkiye profiline uymayan propaganda, vatandaşın gözünden kaçmadı.

Bunun yanı sıra en önemli etkenlerden biri de!

Teşkilatlardan uzaklaştırılan samimi, dava edindikleri amaçları uğruna emek harcayan, milletin derdiyle dertlenen, küstürülenlerin yokluğudur. Milletin istediği, desteklediği isimlerin inatla geriye çekilmesi, vatandaşta karşılığı olmayan isimlerin tercih edilmeleri de bu etkenlerden biridir.

Bu gün görüyoruz ki!

Yukarıda saydığım özelliklere sahip gönül verenlerin yerlerine, ilk başarısızlıkta ulu orta partisini muhalefetin yapmadığı acımasızlıkla eleştirenler getirildi.

AK Parti zaferle müjdelendiği seçimlerde, onu zafere taşıyan etkenleri, faktörleri hep göz ardı etmiş sürekli önüne bakarak yoluna devam etmiştir.

İsim ve ikbal tartışması yapmak yerine dava şuuruna sahip çıkmalıyız. İstanbul seçimleri sonrası çıkarılacak onca mesaj ve birçok ders vardır.

Lakin!

Hiçbir şey değişmeyecek ve düzelmeyecek..

Neden mi?

Anlatayım..

17 yıldır her seçimden yenilgiyle çıkan, üstelik! Parti içinde lideri kabul görmemiş ve başarısız bulunan bir Genel Başkan’a rağmen asla partilerine zarar vermeyen bir muhalefet izledik.

Bugün ise Yerel seçimlerde yaşanılan başarısızlık ve yenilgi sebebiyle 17 yıldır başarının nimetlerinden yararlananların ihanetlerine şahit oluyoruz.


AK Parti 23 Haziran seçimlerine dönük elbette öz eleştiri de içeren çalışma yapacaktır. Bunun en önemli 2 göstergesi şudur: Cumhurbaşkanı’nın her zaman kendini geliştiren ve yenileyen siyaseti ve AK Parti’nin bir kitle partisi olmasıdır.

 

AK Parti!nin iktidara geldiği 2002'den, oy oranını 2007'de yüzde 46,5'a çıkardığı ilk dönem.

Yine 2007'de Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün 11'inci Cumhurbaşkanı da seçilmesiyle AKP'nin devletin tüm yürütme organlarında söz sahibi olmasından, partinin 2011'de ilk kez yaklaşık yüzde 50 oy olmasına giden süreci içeren ikinci dönem.

2011'den, Recep Tayyip Erdoğan'ın 2014'te Türkiye'nin halkoyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olmasına uzanan üçüncü dönem.

Ve Erdoğan'ın partili cumhurbaşkanlığından (ki bu süreçte AKP 2015'te TBMM'deki çoğunluğunu önce kaybetti, sonra yine kazandı; 15 Temmuz 2016'da bir darbe girişimi yaşandı ve 16 Nisan 2017'de referandumda yüzde 51 oyla cumhurbaşkanlığı sistemine geçildi) bugüne kadar olan dönem.

Göz önünde bulundurulduğunda başarıdan başarıya koşan ekiplere ne oldu da şimdi bu sonucu aldık? Sorusunu da akıllara getiriyor.

806.426 oy farkıyla İstanbul’u kaybetmenin bedelini sadece İl Başkanını görevden almakla üstünü kapatacak mıyız?

Teşkilat içerisinde devam eden bozuk düzenin, adamcılık, memleketçilik, seçmenin ve tabanın sesine kulak tıkmanın önüne geçilmediği müddetçe bu işi düzeltmiş olmayız.

 Teşkilatlarda “Parası olmayan siyaset yapamaz” algısını yayanlara “Gönlü olan herkes siyaset yapabilir” diyerek samimi insanları kucaklamalıyız.

İşsizlere görev verilmediği ve öcü gibi bakıldığı,  Belediye de ve kamu da çalışan taşeron işçisi olduğu için partisine aktif görev yaparak hizmet etmek isteyenlerin önü açılmalı. Yönetimlere alınacak insanlarda ELİT bir görüntü aranmamalı. Ticeret yapıyor olması, zengin olması, cebinde para olması, en önemli etken olmamalı.

 Milletin kolundaki bileziği vererek kurulan bir partinin taban ile yöneticiler arasında bu tepeden bakmaya yol açacak sebepler kaldırılmalı.

Sokaktan geçeni kucaklamaya muhtaç olunduğu gerçeği asla unutulmamalı!

AK Parti’nin kuruluşuna uzak, o ruhu taşımayanlar asla bu partiyi kuruluş ayarlarına döndüremez.

AK Partililer, 17 yıldır yenilgiyle bütünleşen CHP’nin duruşunu örnek almalı!

Partilisini kontrol edemeyen ve yeri geldiğinde partilisine sahip çıkmayan, teşkilatını bütünleştiremeyen siyasiler Erdemlilik yaparak kenara çekilmeli.

Vallahi de billahi de bu vebalin altından kalkamazsınız..

İyi gün dostlarına değil! Kötü gün dostlarına yer açın!  

17 Yıldır inanmışlıkla AK Parti’yi seçim kazandıran sebeplere sahip çıkmak kaybettiren sebepleri boşuna aramaktan iyidir.

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

KOCAELİ NAMAZ VAKİTLERİ

İMSAK
GÜNEŞ
ÖĞLE
İKİNDİ
AKŞAM
YATSI
03:34
05:42
13:18
17:15
20:32
22:22

TARİHTE BUGÜN

24 Temmuz 1923
Günümüz Türkiye'sinin sınırlarının çizildiği Lozan Antlaşması imzalandı.