REKLAMI KAPAT
  • 6.8741 TL
  • 7.7564 TL
  • 8.6619 TL
KOCAELİ 30°

ÖZBENLİK DİYE DİYE ÖZÜMÜZÜ UNUTTUK

29 Mayıs 2020 Cuma - 13:50

Nedir ki bu özbenlik birçoğumuz ne olduğunu bile bilmiyoruz ama bir tutturmuşuz özbenliği yüksek bireyler diye. Öz saygı, özgüven, özyeterlilik öz öz öz... Ne kadar da özümüze dönükmüşüz meğer! Özbenlik aslında Yunus Emre’nin “Beni bende demen, ben de değilim Bir ben vardır bende, benden içeru” dizelerinde ki ‘ben’ dir. Ne kadar güzel özetlemiş kendine has üslubuyla.

   Biz klasik tanımını da verelim. Özbenlik kişinin; insanlara, hayat, nesne ve varlıkla karşı duyduğu üstünlük, yeterli ve etkin olma duygusudur. Yani kısacası özbenliğimiz, eğer iyiye kullanmazsak başkalarını kırıcı bir yapıya sahip egomuzdur aslında. Özbenliği geliştirmek için yapmamız gerekenler de çok küçüklükte başlar. Kendi yapabileceği işlerde sürekli engellenen çocuklar ileride de her işte başkasına ihtiyaç duymaya başlarlar. Özbenliğin zayıflığı özgüven eksikliğini de beraberinde getirir. Yani bildiğimiz şeyler aslında, ne yazık ki sadece icraatımız yok. Benim değinmek istediğim konu ise çok farklı.

   Bugün gençlerimize, çocuklarımıza baktığımda şunu görüyorum. Özbenlikleri tavan ama özlerine duyduğu ilgi yayan. Çoğunda bir Avrupa, Amerika özentiliği. Sözde cesur hayatların cazibeliği. İçki, parti, dans zırvalıkları. Paranın, lüksün ve tüketimin limitsizliği... Liste uzar da gider. Peki hiç düşündük mü bu gençler neden böyle şeylere özenir oldu? Sorunun cevabı belli, elbetteki ilk hedef anne baba. Yanlış anlamayın ebeveyn düşmanı değilim. Ama takdir edersiniz ki bu çocuklarda saksıda yetişmiyor, vermek istediğimiz kadar su verelim istediğimiz kadar güneşte bırakalım. Biz ne isek onlarda o. Bizden görmediyse bayıla bayıla önüne oturduğumuz o koca ekrandan muhakkak görmüşlerdir. Önce bu gerçeği suratımızda biraz hissedelim. Sonra düşünelim. Ne yaparsak biraz olsun özüne dönük gençler yetiştirebiliriz?

Evvela gençlerimize, çocuklarımıza varlık nedenimizden bahsetmeliyiz, gerçek öz bu değil midir? Zâriyât Suresi’ndeki “Ben cinleri ve insanları ancak ve yalnız bana ibadet etsinler diye yarattım” ayetini her başları sıkıştığında, her dara düştüklerinde hatırlatıp senin özün yalnız Allah’a kulluktur deyip sabır ve tevekküle davet etsek fena mı olur? Elbette ufak çocuklar için cinler kısmını atlamanız yerinde olur zira akıllarına birçok soru gelir ve cevap bulamazlarsa ne yazık ki internetin kötü kollarında bulabilirler kendilerini.

Evvela üzerinde çalışmamız gereken budur işte varlığımızın özü. Bir gencin kalbine ihlas oturmuşsa o gencin özüne kim ve ne zarar verebilir ki? Hangi plan projeler, hangi acımasız sistemler, hangi ahlaksız ekoller...

Sonra bizi biz yapan özlerle işe koyulmalıyız. İçlerinden İslam’la bağdaşmayan hurafeleri süzerek geleneklerimizi, göreneklerimizi, kültürel miras ve değerlerimizi öğretmeliyiz. Öğretmeliyiz ki Batı’nın aşılarına bağışıklık kazanabilsinler. Atalarımızı dedelerimizi anlatmalıyız. Saçma sapan kültürümüzde yeri olmayan sahte kahramanlardan ziyade; hilafeti Anadolu’ya getiren Yavuz Sultan Selim Hazretlerini, İstanbul’un fatihi Fatih Sultan Mehmet Hazretlerini, Osmanlı’yı şaha kaldıran Kanunî Sultan Süleyman Hazretlerini, siyasi deha Sultan 2. Abdülhamid Han Hazretlerini ve daha nicelerini anlatmalıyız...

Şuan süper güç diye gördükleri Amerika’nın ne sömürgeci bir devlet olduğunu, medeniyetin merkezi sandıkları Avrupa’nın medeniyeti bizden öğrendiğini, her türlü özgürlük, eşitlik, adalet gibi kavramları kullanarak hangi amaca hizmet ettiği belli olmayan kuruluşların gerçek yüzlerini ve İslam’ın tek kurtuluş olduğunu anlatalım ki iyice akıllarında ve hayatlarında yer edindirsinler.

Oyun kuranlar oyunlarını öyle güzel oynuyorlar ki... Biz el atmamaya devam edersek ellerimizden kayıp gidişlerini de izlemek mecburiyetinde kalırız. Herkes vazifesini yapmalı, onlar vazifesini pek ala yapıyorlar ki bugün gençlerimizin hali ortada.

Sözün özü şu, üzerimizde benliğimize aykırı ne pislik çamur varsa silkeleyip, hep birlikte özlük orucuna niyet edelim. Niyetlerimizde ihlas ve samimiyeti azık bilelim. Ve Şeyh Edebali’nin şu çok manidar sözünü kulağımıza küpe edelim: “Ey Oğul! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.”

Fahr-i Kainat Efendimiz’in Hadis-i Şerif’lerine nail olan, İstanbul’un Fatihi Fatih Sultan Mehmet Hazretleri’nin RUHU ŞAD OLSUN.

 

YORUMLAR

  • Toplam 2 yorum

Yazan: Neslihan Cançeker

Çok gerekli olan özlü konuya parmak basmışsınız Genç ebeveynlerin mutlaka okuyup ilham alması ve uygulaması gerekir.ki geç kalmadan ....

0 Beğendim
0 Beğenmedim

Yazan: Fatma Yurttaş

Çok kıymetli çok manalı bir yazı olmuş emeklerinize sağlık ecdadımızı bizlere öğrettikleri yanlış tarih yüzünden kendi atalarına düşman cellatlarına ise aşık bir nesil meydana gelin muhakkak ki bunun çözümü evlatlarımıza Osmanlı dedelerimizi anlatmaktır bilinçli müslüman ebeveynlerle inşallah geleceğimiz parlayacak yeniden...

0 Beğendim
0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARIN TÜM YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET