• 7.5796 TL
  • 8.8341 TL
  • 9.6667 TL
KOCAELİ 28°

ŞEFKAT YORGUNLARI

25 Temmuz 2020 Cumartesi - 13:09

Ebeveynler olarak birçoğumuz evlatlarımıza karşı şefkat yorgunuyuz. Bu terimin açıklaması şöyledir: Bakım verici rolünde çalışan pro-fesyonellerin strese verdiği yanıt. Ne kadar tıbbi bir terim olsa da ben bu terimi annelerin yaşadığı duruma çok benzetiyorum. Hani evlatlarımız için her şeyin en doğrusunu yapmak isteriz ya ama farkında olmadan çoğu kez yanlış yaparız. Fazla şefkat duyarız ve bu fazlalık karşısında yaptığımız hatalardan fazla yoruluruz. Mesela hiçbir anne daha temiz olsun diye çocuğunun ellerini çamaşır suyuyla yıkamaz. Ama farkında olmadan elini, yüzünü, ruhunu öyle çok şeylerle yıkıyoruz ki çamaşır suyundan beter! Yedirdiğimiz, içirdiğimiz katkı maddeli gıdaları bir kenara bıraktım, içinde ne olduğunu bilmediğimiz prospektüsünü okumaya dahi tenezzül etmediğimiz nice ilaçlar, aşılar, kimyasallar...

Aslında bu öyle bir konu ki, hani deriz ya denizi bilmeyene denizi nasıl anlatırız diye veya bir rengi bilmeyene o rengi nasıl anlatırız diye. Bu konuda tamda bu misal. İnsan doğru bildiğini bazen karşısındakine haykırmak istiyor ama maalesef şu meşhur söz varya hani, anlatabildiğimiz karşımızdakinin anladığı kadarla kalıyor diye aynen de öyle.

Geçenlerde eş-dostla otururken keşke dedim keşke şifacılık diye bir bölüm olsa! Tabi bu ruhsal şifacılık değil elbette, manası onu içersede benim bahsettiğim nebattaki şifayı bulup çıkaran. Sonra dedim hatta devlet bünyesinde Lokman Hekim diye bir üniversite kurulsa! Eskiden yok muydu şifacılık sanki, çooook eskiden. Eskiden bu kadar aşı ilaç mı vardı, bu kadar kimyasal mı vardı? Boşuna demiyorlar eski toprak diye. İşte şifre tamda burada gizli! Toprakkk!!! Biz topraktan geldik, topraktan yaratıldık yine toprağa döneceğiz. Ama şifayı topraktan bitenlerde değil de nerede arıyoruz bir düşünsenize! Hoşşş! Elimizde, avucumuzda toprak mı bıraktılar! Adı üstünde ESKİ TOPRAK! Şimdiki böceklerden arınsın diye binbir türlü ilaçla zehirlenen topraktan hayır mı gelir? Yani hamurumuz olan toprağımız bile ellerimizden kayıp gitti. Bizde şifayı laboratuvar ortamında Allah’u Te’ala’nın “dilsiz kullarım” buyurduğu hayvanlara, türlü işkencelerle denettirilmiş ve çoğu o işkenceler sonucu ölmüş ama nihayetinde ‘insan sağlığı için’ denettirilmiş kimyasal ilaçlarda arıyoruz. İçim acıyor okudukça araştırdıkça karşıma başka başka şeyler çıkıyor. Düşünüyorum nasıl çıkacağız bu işin içinden diye! Ya kendi çözümlerimizi kendimiz deneye deneye bulacağız, tıpkı ilaçlarda olduğu gibi her önümüze gelen ‘bak bu şuna faydalıymış’ denen şeyi çocuğumuza içirip acaba ne tepki verecek diye tırnaklarımızı kemire kemire bekleyeceğiz ya da gerçekten birileri bu işe el atacak. Elbette işin manevi boyutunu da unutmayalım. Kur’an’a ve Rahmet Peygamberi’mizin sünnetlerine sımsıkı sarılmak her daim vazifemiz. “Kur’an’dan şifa aramayana Allah şifa vermesin” buyurmuyor mu En Sevgili’miz? Yine başka bir Hadis-i Şerif'lerinde "Biri bal, diğeri Kur'an olan iki şifaya sarılın" buyuran Rasulüllah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emrini unutmak mümkün mü hiç?

Sonra dedik bu işi de kesin sağlık ticaretine dönüştürürler diye. Öyle ya hacamat da sünnet hemde ne güzel bir sünnet, bütün sünnetler gibi hiç terk edilmemesi gereken. Üstelik günümüzde bu kadar pisliğe çamura batmışken ne de iyi geliyor kirleşmiş nefsimize! Ama ne oldu o çıktı hacamatçıyım dedi, bu çıktı böyle kan çıkartıyorum dedi. Sanki çok kan akıtmak bu işte marifetmiş gibi işin sırrını bilmeden. Araştırmadan soruşturmadan her önüne gelene güvenen insanların sağlıklarıyla, modern tıbbın oynadığı gibi birde onlar oynadı.

O yüzden diyorum ya Lokman Hekim diye bir üniversite açılsa ama meslek kısmına gelince ücreti öyle çok da matah bir şey olmasa hani! En azından sırf maaşından dolayı cezbedici olmayacak kadar. Sizce çok kişi tercih eder mi, etmez değil mi? Etmesinde zaten, gerçekten bu işe gönül verenler gitsin oraya, kendisine hikmet verilen Lokman Hekim misali insanlara faydam dokunsun diyebilecek tıynette insanlar gitsin. Hangi bitki neye şifadır? İnsan fıtratına uygunluğu nedir? Allah hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Her nebatın muhakkak bir işlevi vardır. Bitkilerin dilinden anlasalar, insana faydasını bulsalar, hepimizi bu ilaç bataklığından kurtarsalar ya ne güzel olur...

Tabi sonra ne olacağı belli, bi bakmışsınız alacağınız bir avuç sinemaki, udi hindi, ekinezya vesaire tavan yapmış. Bu hep böyle mi gider? Bir kere olsun insanlığa fayda sağlayacak şeyler hemen kolay ulaşılır olamaz mı? Olmuyor maalesef. Çoğu ilaçlar neden bu kadar ucuz? Çünkü zehirleniyoruz farkında değiliz. Ama günden güne zehirleniyoruz tencerede kaynayan kurbağa misali. Hani diyorlar ya bilim çok ilerledi diye, evet bilim insanı bitirme konusunda gerçekten çok ilerledi. Peki alternatif tıbba insanlar niçin yöneldi? ‘Yüce’ bilimde bulamadığını alternatif tıpta mı arıyorlar? Hani bilim çok iyiydi? Dün bilim değil miydi ‘sigara sağlığa yararlıdır için’ diye teşvik eden? Yine aynı bilim 'günde bir kadeh kırmızı şarap sağlığa iyi gelir' dememiş miydi? İşte bu böyledir deneme yanılma biz de modern kobaylar. Siz sadece Afrika’daki insanların mı kobay olduğunu zannediyorsunuz?

O çok sevdiğimiz bilim çıkıpta paket gıdalar sağlığa zararlıdır diyebilir mi mesela? Diyebilirler mi, çıkartırlar mı o insanları o televizyonlara? Yapamazlar çünkü rant var rant! Para var işin ucunda! Sağlıkta neymiş? Bugün paket gıdaları allayıp pullayarak satanlar, içi kimyasal dolu ilaçlara zararlı der mi? Dedirtirler mi?

Sudan’da yanan El-şifa fabrikasına noldu, niye yandı o fabrika, nasıl yandı? Nerde insan yararına bir şey var puff ortadan uçuveriyor. Bizlerde kör alternatiflerimize yanalım. Oturup kaldığımız yerden kolamızı yudumlayalım! Aman canımm bilim varken şifacılık da neymiş! Modernliğimizle gurur duyalım. Böyle modernlik yerin dibine batsın. Dört bir yanımız kimyasallaşmışken, içimizi çıkartıp yerine ne olduğunu bilmediğimiz binbir türlü zehir zerk etmişlerken ne modernizmi ne özgürlüğü! Özgürlük mü kaldı ellerimizde, daha önce de demiştim hepimizin ipleri birilerinin elinde! Ve bizde halimizden pek memnunuz.

Bir de şu çip meselesi var tabi...Evet hep gündemdeydi ama bu kadar çabuk insanlar arasında yaygınlaşabileceğini düşünmedim. Düşünmek istemedim. Bazı ülkelerde 4.000 kişiyi aştı eline yapay çip taktıranların sayısı. Ne var ki bunda diyebilir miyiz şimdi buna da? Yani mesele sadece ‘ohh kredi kartım artık avuçlarımda, ayy anahtarımı evde unutmuşum' derdinin bitmesi falan mı sizce? Peki oyun kuranların avuçlarında ne var? Allah’u Te’ala’nın kıymet verdiği insan aklı var! “Allah katında tek ve gerçek din İslam’dır” ayetinde ki Allah’ın İslam’la şereflendirdiği şerefli insanoğlu var. Peki çipli insanlar mı sahip çıkacak şimdi İslam’a? Önce kendilerine sahip çıksınlar.

Ağla dünya! Düşünen insan neslinin tükenmesine az kaldı. Belgesellere konu olacak cinsten. Artık dört bir yanın duyguları sökülüp alınmış, fıtratı yağmalanmış, kadın erkek ortadan kalkmış tek tip insan modeli ‘yaratılmış’ robot misali insanlarla sarılacak. Hem ne bekliyordun ki! Alemlere Rahmet Peygamber'im bile senden gitmişken, sonun gelmişken, kıyamet kopmak için sana bu kadar yaklaşmışken, daha güzel bir dünya olmayı ne hakla bekliyordun?

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARIN TÜM YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI