CÜNEYT ÖZKÜRKÇÜGİL VE SOL
Cüneyt hocayla İzmit Belediye başkanlığı aday adaylığı sürecinde şahsen tanıştık.Öncesinde kayınpederi rahmetli Ömer Türkçakal'la yine belediye başkanı aday adayı iken,beraber çalışmamıza rağmen, hiç karşılaşmadık. Hiçbir siyasi süreçte beraber de olmadık.Sadece bir merhabadan ibaretti tanışıklığımız. Zaman içerisinde oturup konuşma imkanımız oldu,hastalarımız oldu sağ olsun hiçbirisini geri çevirmedi ve elinden gelen tüm desteği verdi ve anlamaya çalıştık birbirimizi.
Bir gün çay bahçesinde otururken aslında beni çokta üzen bir soru sordu.
Dedi ki neden daha sol bir partide değilsin,sosyalist birisin,neden CHP desin.
Onun gibi alçakgönüllü bir profesörden bunu duymak o an için öyle zordu ki anlatamam.
Düşündüm ve dedim ki;
Hocam memleketin nereye doğru gittiğini görüyorsunuz değil mi, 12 mart, 12 eylül silindir gibi geçti sosyalistlerin üzerinden.
Şimdi sıra sosyal demokratlarda,ortanın solunda ve cumhuriyet tehdit altında ülkenin tüm değerleri yağmalanıyor,devletin tüm kurumları cumhuriyet düşmanları tarafından ele geçiriliyor ve çağdaş demokratik Türkiye Cumhuriyeti tarih olacak ülke elden gidiyor. Biz sosyalistliği bir kenara bırakalım da eldeki cumhuriyeti kaybediyoruz farkında olmadan.
Ve bu durumda her yurtsever insanın birincil görevi cumhuriyeti, çağdaşlığı ve demokrasiyi korumak adına CHP'si çatısı altında buluşmak olmalıdır ve bizim gibi düşünenlerinde burada olmasından gurur duymalısınız dedim,birazda sinirlenerek...
Bana baktı ve bu samimiyetinden dolayı seni kutluyorum dedi.
Böylelikle birbirimize olan inancımız sağlam temeller üzerine oturmuş oldu samimiyet ti aslolan yani.
Cüneyt Özkürkçügil e aslında ortanın solu diyebileceğimiz halkın muhafazakar kısmının yani bizim coğrafyada manav köylerinin (akrabalık ilişkilerde önemli tabi) yakınlık duyabileceği, Anadolu sosyal demokrat tipi diyebiliriz.
Çok öyle soldan bakmamasına rağmen dünyaya ,üniversiteden atılan öğretim görevlilerine verdiği ani ve haklı destek beni çok şaşırttı,saygı uyandırdı.Oysa okulda daha solcu geçinen birçok isim varken ve çoğu susarken (solcu bile değil dediğimiz Cüneyt hocanın), haykıran, yanlış yapıyorsunuz diyen Cüneyt hocanın tavrı çok değerliydi ve önemliydi benim için.
Ve aslında önemli olan şeylerden biride şuydu;
Bu şekilde keyfi olarak insanların düşüncelerinden dolayı mahkemesiz, yargısız infazlara maruz kalmaları, ülkeyi çok tehlikeli bir yere götürecektir, kaosa sürükleyecektir. Sanıyorum Cüneyt hocanın en çok rahatsız olduğu durum buydu.Hukuksuz bir hukuk devletinde yaşamak yarın her alanda farklı boyutlarda bir kavganın içinde yaşamak zorunda kalmak demektir.
Yapılan bu hukuksuz davranış kentte, bilime ve üniversiteye vurulmuş siyasi bir darbedir.
Hocalarımızı desteklemek hukukun işlemesini sağlamaya çalışmak her yurtsever yurttaşın görevidir ve öyle olmalıdır.
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek yapılan haksızlıklara göz yummak veya nasıl olsa bizden değil iyi olmuş banane demek, mağdur olanı kimliğiyle,düşüncesiyle sınıflandırmak asil bir davranış tarzı değildir.
Gazetemizde Cüneyt hocanın vatan haini profösörler adlı yazısını yayınladığımızda ,kendisiyle bir röportaj yapmaktı amacım ama bu olanlardan dolayı kentten uzaklaşmayı uygun buldu ve sonraya bıraktık bu konuyu. ama yazmadan da edemeyeceğim bir konuydu yazmam gerekiyordu ve yazdım.
Ülkenin uçuruma sürüklendiği bu günlerde tüm yurtsever güçlerin bir arada demokratik bir cumhuriyetin varlığını sürdürebilmesi adına artık yeter deyip mücadele başlatma günüdür.
Demokrasi,hukuk herkese eşit oranda uygulandığında anlamlıdır.Ancak egemen olanların kendilerine göre uyarladığı bu olguların şimdiki haline Diktatörlük denir ki bu ülkenin nereye geldiğinin açık göstergesidir.
Bu olayların ortaya çıkaracağı toplumsal refleksi örgütlemekte Cumhuriyetin ve hukuk devletinin geleceği açısından CHP'nin birincil görevidir.
Bu nedenden dolayıdır ki Cüneyt hocanın bu çıkışını değerli buluyorum,önemsiyorum ve diyorum ki toplumun tüm kesimleri solun neresinde olurlarsa olsunlar ortak bir dil üzerinden kimseyi dışlamadan kucaklayarak haksızlığa,yolsuzluğa,hukuksuzluğa,cehalete ve savaşa karşı birleşip,cumhuriyetin temel ilkeleri üzerinden barışı inşa etmelidir.Bu hepimizin üzerine düşen tarihsel bir görevdir.
VE TARİH YARIN YAPMADIKLARIMIZDAN DOLAYI HEPİMİZİ YARGILAYACAKTIR